Tweet Disematkan
Senem Balaban
4.4K posts

Senem Balaban
@SenemBalaban
https://t.co/lhEak28puK
Eskişehir, Türkiye Bergabung Şubat 2011
376 Mengikuti457 Pengikut
Senem Balaban me-retweet

Toplumumuzdaki evliliklerin çoğunda önemli bir sorun şu;
İletişimde bir yetişkin dili değil ebeveyn ya da çocuk dilini kullanmak.
“Gün boyu evdesin başka ne işin var sanki. Sürekli şikayet ediyorsun.”
“Sorun çocuklarda değil sende.”
“Zaten işte yoruluyorum, bir de evde bu sorunlarla uğraşıyorum.”
Bu cümlelerin yetişkin versiyonu zor değil. Sadece konfor alanından çıkıp sorumluluk alacaksınız. Eşinizle “rakip”değil “ekip” olacaksınız.
Sürekli reels kaydırmak, sabırsız olmak, küsmek, surat asmak…
Bi Bak!@haberebibak
Bir anne, çocuk büyütme konusunda eşiyle yaşadığı anlaşmazlığı anlatarak sosyal medyada dikkat çekti. Eşinin işten geldikten sonra çocuklara karşı tavrını sürekli eleştirdiğini söyleyen anne, “Bütün gün süreçte yoksun ama sonuç için konuşuyorsun.” dedi. Çocuklarla tüm gün tek başına ilgilendiğini anlatan anne, akşam yaşadığı yorgunluk sonrası eşinin yorumlarına sinirlendiğini ifade etti. “Hepsi mi böyle bilmiyorum ki.” sözleri özellikle ebeveynler arasında geniş yankı uyandırdı.
Türkçe

🙌🏽
Pitingo - Quisiera Amarte Menos youtu.be/hJOLg_5S6tg?si… @YouTube aracılığıyla

YouTube

Mütevazı davrandığım her yerde pişman oldum. Neysen o'sun. Ben bir kraliçeyim, ve bir daha bazı zavallı ezikler kendilerini daha iyi, daha konforlu hissetsinler diye tacımı çıkarıp eski püsküleri giymeyeceğim. Sarayıma soysuzları, iyilik adı altında, belki feyz alırlar, belki neşelenirler, belki iyileşirler diye almayacağım. Strandartlarımı arkadaş, eş, dost, aile farketmeksizin ne zaman düşürsem ve onlar kısa hissetmesin diye ben eğilsem pişman oldum. Egomla, öz saygımla problem yaşayan ağlayarak günlüğüne yazabilir.
Kendini sevmeyen, yetersizliği, değersizliği derinden hisseden ve bunu yönetemeyen insanlar kadar tehlikeli ve habis ruhlu kimseyle karşılaşmadım. Her ışık gözlerini yakıyor, her parıltıdan nefret ediyorlar, herkesle sidik yarıştırıyorlar.
Türkçe

Well-played: I checked out my first song, top listens, and all-time hits since my first day on Spotify, 1/17/16. Find yours at Your Party of The Year(s)! open.spotify.com/presents/party…

English
Senem Balaban me-retweet

Sigarayı bırakmak mı istiyorsun? İşte yöntemi :P
tespitstop.com/post/sigara-out
Türkçe
Senem Balaban me-retweet

Narsist, duyguları hissetmez; onları çok ama çok başarılı bir biçimde taklit eder. Maskeleme yapar. Kara delik gibi yutar maddi ve manevi kaynaklarınızı. Manipülatiftir, direkt konuşamaz, retorik sever, kelime oyunları sever, sizi kendi sahasına çekmeden konuşmaz. Sorduğunuz sorulardan size suçlayıcı sorular sorarak, ithamlarda bulunarak kaçar. Asla konuşmak istediğiniz şeyi konuşamaz, sağlıklı bir iletişim sürdüremezsiniz.
Her şeyi eğip büker, dünyayı eğip büker, inanılmaz yargılayıcıdır.
Dark empat yemiyor tabi bunları, en fazla aptal rolü yapıyor narsistin bütün kartlarını görebilmek için..
(Aslında Jung'un böyle bir arketipi veya tabiri yok, ama popüler psikoloji içeriklerinde sık rastlayoruz, ben de severek kullanıyorum bu tabiri)
batu@astroturcom
Her narsistin sonunu güçlü bir empat yazar.
Türkçe
Senem Balaban me-retweet

Bugün doktora, öğretmene, okumuşa gösterilen "saygısızlık",
geçmişte okumuşa gösterilmiş "fazla" saygının sonucudur.
İngiltere'de öğrenciyken ilk garip meselelerden birisi okumuşa, hocaya, doktora vs. gereksiz bir saygı gösterilmemesiydi.
Hatta Hocam John Street, kendisine Sör dediğimde
"bana sör deme, ben sör değilim, sadece John de" diye uyardı.
Mr. Street diyorum, adam yok diyor illa John diyeceksin.
Ofis saati kapı açık, sohbet ediyor hatta hastalandığımda anlı şanlı profesör bana doktora gitmemde vs. yardımcı oluyor...
Aynı tavır doktorda da devam ediyor...
Türkiye'de yeni mezun genç doktor bile "hocam, paşam" muamelesi beklerken, orada doktor sadece işini yapıyor.
Türkiye'deki gibi "siz" diye hitap ettiğiniz kişi dönüp size "sen" diye üstten konuşmuyor.
Rektör otobüs kuyruğunda benimle beraber aynı sıraya giriyor...
Rektöre gösterilen saygı otobüs şoförüne gösterilen saygıdan az da değil, fazla da değil!
O zaman anladım ki Türkiye'de okumuşa gösterilen ekstra "saygı" ile okumuşa gösterilen ekstra "saygısızlık" aynı paranın iki farklı yüzünden ibaretmiş meğer!
Bir yerde idealizasyon, diğer tarafta devalüasyon...
Oysa hepimiz eşit derecede saygıdeğer olduğumuzu kabul etsek, ne kavga olacak ne öfke.
Ne de bir ünvan alabilmek için milyonlarca genç, gereksiz yere üniversitelerde kendilerini heba edecekler!
Herkes sevdiği, para kazanabildiği işi, insan gibi yapacak!
Ama yok, Türkiye'de zihniyet halen "ben değerliyim, sen değersizsinim ötesine geçemiyor"...
Türkçe
Senem Balaban me-retweet






