Alican Baydar

1K posts

Alican Baydar banner
Alican Baydar

Alican Baydar

@009Alico

Solidarizm (politik) ve bilimsel realizm (ontolojik/epistemolojik), @DizginDergisi

Katılım Nisan 2021
983 Takip Edilen851 Takipçiler
Alican Baydar
Alican Baydar@009Alico·
Bu hayatta insanoğlu için birincisi görünenler, ikincisi bunları şekillendiren olaylar, üçüncüsü de en altta nedensel güçler vardır; Bhaskar’cı bir yaklaşımla bakarsak. Altta yatan tatsız mekanizmaları anlamaya çalışmaktan ziyade görünenlere sığınmak veya mizahi hipotezlere sarılmak, “escapism”den başka bir şey değil. Wishful thinking yani.
Türkçe
0
2
7
808
Alican Baydar retweetledi
E. Haktan Altın
E. Haktan Altın@altinhaktane·
Pierre Leroux, Avrupamerkezci kibri sık sık eleştirmiştir. Avrupalı Cizvit misyonerlerin Çin'e gidip insanlara nasıl "İncil ahlakını" öğretmeye kalktıklarını anlatır: Hristiyanlığın o "altın ahlak kurallarını" Çinlilere büyük bir aydınlanma gibi anlatmaya kalktılar. Oysaki bu kurallar Hristiyanlıktan yüzyıllar önce Konfüçyüs tarafından zaten yazılmıştı. Avrupa'nın kibri, başkasının bin yıllık felsefesini ona "yeni bir ahlak" gibi sunacak kadar narsistik ve kördü.
E. Haktan Altın tweet mediaE. Haktan Altın tweet media
Türkçe
0
1
8
592
Alican Baydar
Alican Baydar@009Alico·
Film noir’de bir sonraki durak John Dahl. Yönetmenin The Last Seduction (1994) filmi burada ilk olarak incelenmeye değer; çünkü bir kırılmanın da örneği. Bilindiği gibi noir; Soğuk Savaş başlarında sinemaya hâkim olan karanlık bir stil (Schrader) veya motifler dizisi (Naremore). Söz konusu bu görsel imgeler; çoğu kez farklı suretlerde işlenen suç ve yozluk ile bir bütünlük içindedir. Bhaskar’cı bir eleştirel realist dil kullanacak olursak görünürdeki bu insan deneyimleri; daha altta ahlaki belirsizlik, anomi, yabancılaşma gibi görünmeyen eğilimlere/mekanizmalara dayanır. Bir diğer ifadeyle bu nedensel güçler, kader olarak suçlularda/günahkarlarda zuhur eder. Film noir, fenomenal unsurların yanında çoğu zaman bu derin ontolojik yapıyı da izleyicisine hissettirir. The Last Seduction ise ilk bakışta “çıtır çerez” veya “pulp” izlenimi vererek gelenekten ayrışmıştır; eleştirmen Jonathan Rosenbaum’un da değindiği gibi bahsi geçen nedensel yapılar yoktur. Suç burada sadece suçtur, sıralı dişliler şeklinde hareket ederek gerçekleşir ve biter.  Öte yandan senarist Steve Barancik’in de ifade ettiği gibi ana karakter, salt çekiciliğiyle büyüleyerek değil git gide artan entrikalarıyla kurbanı da işe dâhil ederek emellerine ilerliyor. Eleştirmen Joshua Katzman bu hususu biraz daha açmış: kadın karakter masumiyete asla yer vermiyor ve Double Indemnity (1944)’nin koyduğu femme fatal standartlarının ötesine geçiyor. Bu rolü oynayan Linda Fiorentino’nun gerçek hayatta böyle bir kadın görmediğini ama böyle birçok erkek olduğunu söylemesi ile filmin büyük sırrı (esas oğlanın eşinin trans olması) arasında bir bağ olabileceğine dikkat çekmiş psikanalist Lynda Hart. Gayet ilginç ve araştırılmaya değer bir nokta.
Alican Baydar tweet mediaAlican Baydar tweet mediaAlican Baydar tweet mediaAlican Baydar tweet media
Türkçe
1
0
4
231
Alican Baydar retweetledi
Dizgin
Dizgin@DizginDergisi·
"İşte böyle anlarda, [ancak] ihtilâl haklarını kullanan milletlerdir ki, yaşama ve yaşatma davasını güdebilirler." Kutlu olsun!
Dizgin tweet media
Türkçe
0
15
110
1.7K
Alican Baydar
Alican Baydar@009Alico·
Sondan geriye gidecek olursak, Figgis’in yönetmen ve senarist koltuğunda oturduğu bir diğer film 1988 yapımı Stormy Monday. Yine çok yoğun bir noir stili kullanımı söz konusu ve kurulan atmosfer, özellikle eleştirmenleri etkileyen başat unsur olmuş. Roger Ebert’e atıfta bulunursak; bazen her şey susar; durumlar karşısındaki bakışlar, ışıkların yüzeylere düşüşleri, dekorasyonlar ve hatta jaluzi perdeler, çizgili fonlar konuşur. Senaryonun zayıflığına yönelik bazı eleştiriler olmuş. Ancak Brendan isimli gencin (Sean Bean), yanında yeni işe başladığı caz kulübü patronu Finney’ye (Sting) duyduğu sadakat ve masumiyeti, kirli olaylarda herhangi bir parmağı olmamasına rağmen kendini buralara konumlandırması ve Amerikalı gangster Cosmo’yu (Tommy Lee Jones) bile buna inandırması bence çok şey anlatıyor. Aynı şekilde aşık olduğu eskort Kate’in (Melanie Griffith) de “Nasıl bir belaya bulaştım bilemezsin” nevinden düşünceleri de benzer doğrultuda. Ama bu rollenmeler öyle bir noktaya geliyor ki kendi kendini gerçekleştiren kehanete (self-fulfilling prophecy) dönüşüyor. Hayat da bazen böyledir; insanların kendilerine veya başkalarının onlara atadıkları önem, zamanı gelir gerçekliğin kendisi olur.
Alican Baydar tweet mediaAlican Baydar tweet mediaAlican Baydar tweet mediaAlican Baydar tweet media
Türkçe
1
0
1
109
Alican Baydar
Alican Baydar@009Alico·
Lynch’ten sonra noir ihtiyacını gidermenin yollarını ararken soluğu Mike Figgis’te aldım. Leaving Las Vegas (1995), sinematografik açıdan yüksek kontrast ve neonun bolca kullanıldığı bir film. İzlediğim en melankolik ve tesir edici yapımlardan biriydi. Sıfırı tüketmiş bir alkolik ile seks işçisinin; geleceksizliğin barizliğine rağmen birbirine sıkı sıkıya tutunmasının hikayesi. Roger Ebert’in tabiriyle bu bağ, acıya karşı son bir sığınak. Filmin çekiminin öyküsü de filmin kendisi kadar trajik.
Alican Baydar tweet mediaAlican Baydar tweet mediaAlican Baydar tweet mediaAlican Baydar tweet media
Türkçe
1
1
6
536
Alican Baydar retweetledi
Kemalist Yön Hareketi
Kemalist Yön Hareketi@kemalistyonh·
1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde, ana vatanlarından koparılarak hayatını kaybeden tüm Kırım Türklerini rahmetle ve saygıyla anıyoruz.
Kemalist Yön Hareketi tweet media
Türkçe
1
5
19
6.1K
Alican Baydar retweetledi
E. Haktan Altın
E. Haktan Altın@altinhaktane·
Geleneksel bağların koptuğu modern toplumlarda yalnız kalan birey, "mutluluğa nasıl ulaşacağını" bilemediği için çözümü sürekli başkalarının arzularını taklit etmekte bulur. Ve bunun sonucunda herkesin herkesle acımasızca rekabet ettiği, "o yapıyorsa/alıyorsa ben de yapmalıyım" krizinin yaşandığı bir topluma dönüşülmüş olunuyor. Kutsanan o "bireycilik", özünde en büyük taklitçiliktir. (görsel: golconda, rené magritte, 1953.)
E. Haktan Altın tweet media
Türkçe
3
13
68
3.7K
Alican Baydar retweetledi
E. Haktan Altın
E. Haktan Altın@altinhaktane·
Balıkesir Kaynak Halkevi Dergisi, 1937. Görsel hiyerarşisi ve orantısal kesinliği ile en nitelikli bulduğum tasarımlardan biri. Art Deco tipografinin yanında dekoratif bordür olarak sık sık kullanılan lotus motifleri. Kapakta gördüğünüz tunç madalyondaki yüz ise artık fani Mustafa Kemal değil, Cumhuriyet'imizin kurucusu, ebedi lideri Halaskargazi Mustafa Kemal Atatürk.
E. Haktan Altın tweet media
E. Haktan Altın@altinhaktane

Zonguldak Karaelmas Halkevi Dergisi, 1938. Herhalde fark etmişsinizdir, özellikle erken Cumhuriyet tasarımlarında Art Deco'ya çok sık başvuruluyordu. Burada tipografik açıdan buna sadık kalınırken iliustrasyonda Art Deco sentezi tercih edilmiş.

Türkçe
2
5
38
2.1K
Alican Baydar retweetledi
Dizgin
Dizgin@DizginDergisi·
2027'de Stuttgart’ta düzenlenmesi planlanan “Atatürk, Die Legende Von Mustafa Kemal” isimli operayı iptal ettirmek için yürütülen iftira ve yalan kampanyası kabul edilemez! Sosyal medyada yürütülen bu örgütlü karalama kampanyası sayesinde operanın maalesef "dikkate alacağız" diyerek ciddiye aldığı yorumlar; Şeyh Sait gibi vatan hainlerini mağdurlaştıran, Sabiha Gökçen üzerinden asılsız masallar uyduran ve Türk tarihini “barbarlık” gibi gösterip Ermeni soykırımı iddiasını savunan bir lobiye sahip kitleler tarafından yapılmaktadır. ​Almanya Büyükelçiliği'ni ve Dışişleri Bakanlığı’nı, bu diplomatik ve kültürel saldırıya karşı Türkiye Cumhuriyeti’nin onuruna yaraşır karşılığı vermeye davet ediyoruz. Türk milletinin kırmızı çizgisi olan Ulu Önder Atatürk’e yönelik bu rezil karalama kampanyası düzenlenecek olan bu operayı ne iptal ettirebilmeli ne de opera bu iftira kampanyası yüzünden içeriğini değiştirmelidir.
Dizgin tweet media
Türkçe
2
58
200
6.8K
Alican Baydar retweetledi
E. Haktan Altın
E. Haktan Altın@altinhaktane·
Zonguldak Karaelmas Halkevi Dergisi, 1938. Herhalde fark etmişsinizdir, özellikle erken Cumhuriyet tasarımlarında Art Deco'ya çok sık başvuruluyordu. Burada tipografik açıdan buna sadık kalınırken iliustrasyonda Art Deco sentezi tercih edilmiş.
E. Haktan Altın tweet media
E. Haktan Altın@altinhaktane

Çanakkale Halkevi Anafarta Dergisi, 1937. Bugün devasa bütçelerle yönetilen yayınevlerinin ortaya koyamadığı estetik vizyonu, 1937 Çanakkale’sinde bir halkevi dergisi bize tek bir kapakla öğretiyor.

Türkçe
5
14
78
7K
murаt kgirgin
murаt kgirgin@muratkgirgin·
Türkiye'nin çıkaracağı ilk ders, Çin'i bugün dünyanın ve gelecek 50 yılın en üretken refah ülkesi yapan şeylerin en önemlilerinden birinin, 1925-1940 arasında Türkiye'de uygulanan Kemalist/Sosyalist ekonomik modelden aldığı ilham olduğunu anlamaktır. Bağımsız ve özgür Genç Türkiye deneyimi, Çin'in ekonomi-toplum ve bilim politikasının çekirdeğindedir. 1938 yılında, Türkiye'den, 3000 yıl önce tarihte ilk aşıyı bulan Çin'e gönderilen kolera 'aşıları' da kelimenin tüm anlamlarında birer aşıdır. Bunu Sun Yat-Sen'den, Mao'ya, Deng'ten, Xi'ye kadar ki tarihsel süreklilikte görebilirsiniz. Türkiye'nin çıkaracağı diğer ders; unuttuğu kamuculuğa yani halkçılığa, devletçiliğe, devrimciliğe, cumhuriyetçiliğe, laikliğe ve Kemalizmin Ulusçuğuna dönüp bir daha bakmasıdır. +
Nurettin Akçay@akcay_nurettinn

x.com/i/article/2039…

Türkçe
10
77
275
15.7K
Alican Baydar
Alican Baydar@009Alico·
Zamanın ötesinde bir tweet.
Türkçe
0
0
9
343