
Sayın Mehmet Salih Canbal, @TUSIAD @MUSIAD @iloankara @TOBBiletisim @Tisk_kurumsal @diskinsesi @hakiskonf @turkiskonf @ATOkurumsal @ASOKurumsal @EUDelegationTur @deikiletisim @itokurumsal @ist_sanayiodasi @RHisarciklioglu @B_Palandoken @iztokurumsal @Kayseriso @ebsoorgtr @Kayserito @TCCBHPK @cbfinans @cbsbb @sgksosyalmedya @tcbestepe @tcmeb @ilo @iloankara @ILOACTRAV @EUDelegationTur @UNGeneva @undpturkiye @UNYouthAffairs @unicefturk @UNESCO @EU_Commission @deikiletisim @IMEP_VET4JOB @OECD @etfeuropa @expertisefrance @EU_Social @AFD_France Övgü dolu sözleriniz, sahanın gerçekleri ve yaşadığımız derin hak kayıpları karşısında maalesef temenniden öteye geçemiyor. Bir meslek liseli gencin özgüveni, sadece sırt sıvazlamayla değil; emeğinin, alın terinin ve hayatının devlet güvencesi altına alınmasıyla inşa edilir. Sizin ifadenizle “birilerini kıskandırmak” istiyorsak, bakmamız gereken yer Almanya’dır. Zira aslında kıskandığımız, oradaki sistemdir. Almanya’da bir stajyer, çırak işbaşı yaptığı an sosyal güvenlik şemsiyesinin tam korumasına girer. Orada çıraklık ve staj süresi, düşük primli de olsa sigorta başlangıcı sayılır; emeklilik, sağlık, işsizlik ve bakım sigortaları eksiksiz işler. Çırak, sosyal güvenlik şemsiyesi altında geleceğini inşa eder. Bizde ise sistem, yoksul ailelerin çocuklarını işletmelere “maliyetsiz işgücü” olarak sunan bir yapıya dönüşmüştür. İşveren, SGK primi, işsizlik fonu, kıdem tazminatı ve yıllık izin gibi yükümlülüklerden muaf tutularak işgücü maliyetinde yüzde 40-50 avantaj sağlar. Üstelik bu ucuz emeği kullanırken devletten vergi indirimi ve prim desteği de alır. Peki ya genç? İşsiz kaldığında maaş alamayan, kıdem hakkı doğmayan, malullük ve ölüm gibi uzun vadeli sigorta kollarından yoksun, geleceği çalınmış bir figür haline getirilir. İş kazaları ise asla birer istatistik değildir. Ağır çalışma koşulları ve yetersiz denetimler altında, hayatının baharında tezgâh başında can veren çırak ve stajyer kardeşlerimizin acısı yüreğimizdeyken bu tabloyu “pırıltılı” olarak nitelemek mümkün değildir. Kazaya uğrayan ya da meslek hastalığına yakalanan bu gençler, sistemin en savunmasız halkası olarak yalnız bırakılmaktadır. Tüm bunların temelinde derinleşen yoksulluk döngüsü yatmaktadır. Ekonomik kriz nedeniyle pek çok aile, çocuğunun bedensel bütünlüğü ve uzun vadeli geleceği pahasına, bu sistemi bir “eğitim fırsatı” olarak değil, haneye girecek üç kuruşluk ek gelir kapısı olarak görmeye mecbur kalıyor. Bu, toplumun geleceği adına trajik ve kırılması gereken bir döngüdür. Sayın Canbal, bizler bir çok üretim alanında,hizmet sektöründe küçücük yaşta çalışmış, yıllar sonra hak aramaya itilmiş insanlarız. Beklediğimiz süslü cümleler değil, hak teslimidir. Beklentimiz nettir: İlk işe giriş tarihimiz, uzun vadeli sigorta kolları için tescil tarihi olarak kabul edilmelidir. Çocuk yaşta bir çok yükü omuzlamış, iş kazası riskiyle fiilen üretim yapmış bu gençlerin hakları iade edilmeden mesleki eğitimde başarı hikâyesi yazılamaz. Gençlerimizi güvencesizliğe mahkûm ederek değil, anayasal hakları olan sosyal güvenceyi vererek koruyun. Unutmayın: Hak teslimi yapılmayan emek, alkışlarla büyümez; sadece sömürüyü besler. Avrupayı Kıskanıyoruz #StajyerÇırağaTamSigorta















