
CHP ile ilgili mutlak butlan kararının yoğun gündemi dolayısıyla en az bu karar kadar vahim olan Bilgi Üniversitesi’nin kapatılması kararı ile ilgili düşüncelerimi bugün paylaşıyorum:
Bugün toplumumuzu bekleyen en büyük tehlike dünyanın zihni anlamda devrimsel dönüşümler geçirdiği bir dönemde statik bilginin ve sloganların egemenliğine mahkûm olunmuş olunmasıdır.
Son yıllarda ülkemizde üniversitelerin bir gece yarısı kararnamesi ile kapatılır hale gelmesi siyasi otoritenin gücünü değil, zaafını ortaya koymaktadır. Düşünce kendisinden korkanı önce insanlığın zihni akışının sonra da tarihin dışına iter.
Üniversiteler de hukuka tabiidir. Ancak, hukuka aykırı bir durum varsa yapılacak şey bellidir: Bu hukuka aykırılığa sebep olan yöneticiler cezalandırılır, kamuoyuna gerekli açıklamalar yapılır, devlet teminatıyla buraya kayıt olmuş öğrencilerin ve burada çalışan akademisyenlerin herhangi bir mağduriyete uğraması engellenir ve üniversite kurum olarak yaşatılır.
Bilgi Üniversitesi’nin bir gece yarısı kararnamesiyle kapatılmasında bunun tam aksi yapılmıştır. Çoğu iktidara yakın aracıları üzerinden yapılan devirlerle önce üniversitenin özü zaafa uğratılmış, sonra bu gerekçeyle kayyım atanmış ve yasal gereklilikler yapılmadan bir gecede faaliyetine son verilmiştir.
Bu kararı alan iktidar birçok yanlışı aynı anda işlemektedir:
1. Gerekçeleri şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmayan böylesi bir kararın kendisi şaibe doğurmuştur.
2. Öğrencilerin geleceğini belirleyecek final sınavına hazırlandıkları günlerde alınan böyle bir karar idari bir tasarruf değil, öğrencilere ve velilerine yapılan bir zulümdür.
3. YÖK’ün bir üniversiteyi sınav kılavuzuna koyması o üniversiteye verilen bir devlet teminatıdır. Bu teminat ile üniversitelere kaydolan öğrencilerin haklarını korumak devletin asli görevidir; bu görevin ihmali devletin ciddiyetini ortadan kaldırır, devlete olan güveni sarsar ve bir devlet zaafı haline gelir.
4. Yine TBMM kararıyla ve devletin teminatı altında açılan bir üniversitede görev yapan öğretim üyelerinin ve çalışanlarının bir gecede belirsizliğe sürüklenmesi akademik çalışma şartları açısından izah edilemeyecek bir durumdur.
5. Bu örneklerin diğer üniversitelerde oluşturduğu baskı akademik iklimi yok eder ve üniversiteleri geleceği belirsiz kırılgan yapılara dönüştürür.
6. Bilgi Üniversitesi’nin hami üniversitesi konumundaki Mimar Sinan Üniversitesi’nin kapatılan Bilgi Üniversitesi’nden öğrenci sayısı itibarıyla çok daha küçük olması Mimar Sinan Üniversitesi’nin de yapısını ve özgünlüğünü olumsuz yönde etkiler.
7. Bu üniversitelere kaydolan yabancı öğrencilerin karşı karşıya kaldığı mağduriyetler üniversitelerimizin uluslararası itibarını yok eder, nitelikli öğrencilerin ve akademisyenlerin gelmesine engel olur.
Bu bağlamda ilgili yetkililer aşağıdaki soruları cevaplandırmak zorundadırlar:
- YÖK tarafından atanan kayyımlar tarafından yönetilen İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin kapatılmasını gerektiren hangi hukuki şartlar ortaya çıkmıştır?
- Kayyım yöneticiler, YÖK ve garantör üniversite olan Mimar Sinan Üniversitesi yönetimi arasında kapatma kararını Cumhurbaşkanlığına bildiren yazışmalar yapılmış mıdır?
- Kapatmayı gerektiren hukuki gerekçeler nelerdir?
- 20.000'e yakın öğrencinin final haftası öncesinde yaşadığı travmanın sorumluları kimlerdir?
- Mali sürdürülebilirliğinde sorun olmayan bir üniversitenin kapatılmasıyla ortaya çıkacak kamu zararına ilişkin bir hukuki değerlendirme yapılmış mıdır?
Sayın Cumhurbaşkanına ve YÖK yetkililerine Türk üniversitelerine güveni sarsan, düşünceyi boğan, kurumların sürekliliğini yok eden bu tür adımlardan kaçınmaları çağrısında bulunuyorum.
Türkçe




