Müjdat Ataman
4.4K posts

Müjdat Ataman
@ataman_mujdat
Güçsüzle güçlü ɑrɑsındɑki çelişkiye kɑyıtsız kɑlmɑk tɑrɑfsızlık değil, güçlünün yɑnındɑ olmɑktır. Paulo Freire

Bülent Uygun: “Olay sosyal ahlakla alakalı. Okan Buruk şu an Antalyaspor'da olsa, Galatasaray'ın bu 11'ini görse 'yazıklar olsun' derdi.”


Derya Alabora, ebeveynlerin hitap şekillerinden ötürü çocukların kimlik bunalımı yaşandığını iddia etti: “‘Evladım, çocuğum’ gibi kelimeler yerine anne babalar artık ‘Annem, anneciğim, babam, babacığım’ diyorlar. Bu çocukta müthiş bir kimlik bunalımı yaratıyor ve bu durum gittikçe çoğalmaya başladı.”


Domenico Tedesco, Samandıra’dan ayrılırken gözyaşlarını tutamadı.


“Türkiye Cumhuriyeti Kadın ve Çocuk Esaretini Lağvetmelidir.” Bir yanda Gülistan Doku bir yanda Urfa’da, Maraş‘da katliamlar yaşarken önüme Resimli Ay dergisinin 101 yıl önceki kapak yazısı düştü. Bir asırda arpa boyu yol gidemediğimizin çok acı tablosunu bu sarsıcı yazıda gördüm. Genç Cumhuriyete bu toprakların kurtuluşunun kadın ve çocukların mahkum bırakıldığı düzenin değişmesi çağrısını yapa tarihi bir yazı. Cumhuriyet henüz kurulalı 2 yıl olmuş. “*Türkiye Cumhuriyeti Kadın ve Çocuk Esaretini Lağvetmelidir.* Medeniyetin mümeyyiz vasıflarından birisi de esareti lağv etmiş olmasıdır. Avrupa ve Amerika kendi memleketlerinde vatandaşların insan olduğu sıfatıyla hürriyetini tanıyınca, hiçbir insanın diğer biri tarafından esir edilemeyeceğini kabul etmiştir. Hattâ Amerika bunun için bir de harp yapmıştır. Medenî âlemde esaret çoktan lağv edilmiştir. Bizde kadın ve çocuk, Yunan ve Roma medeniyetlerindeki kölelere muadil bir vaziyettedir. *Türk kadını parasız bir köledir.* Erkek, kadını isterse alır, isterse bırakır, dilerse sokağa atar. Kadın Anadolu'da tarlada çalışan bir köledir. Çiftçi onu sa'yi için alır, işe yaramadığı gün bırakır. Erkek, kadını dövebilir. *Kadın erkeğin mutlak istibdadı altında yaşayan bir köledir.* Erkek onu isterse evine hapseder, isterse fabrikada çalıştırır, isterse sefalet içinde süründürür. Çocuğun vaziyeti kadınınkinden farklı değildir. Dükkânlarda çalışan çocuklar, kölelerin bile tahammül edemeyeceği şerâite tâbidirler. Çocuklara sa'yilerine mukabil para verilmez. Çocukları işletmek için onları okumak hakkından mahrum ederler. Çocukları dövmek caizdir. *Hülâsa çocuk, Türk cemiyetinin en mazlum esiridir.* *Türk Cumhuriyeti bizi Garp medeniyetine götürmek istiyorsa evvelâ, medeniyetle telifi kabil olmayan bu esaretleri lağvetmelidir. Türkiye'de kadın esir değildir. Türkiye'de çocuk esir değildir. Bir sesle bunu ilân etmeli ve bunu kanunla şiddetle tatbik etmelidir.*” Resimli Ay, Numro: 11 - 23 | Kânûn-ı Evvel 1341 | Cild: 2 (Aralık 1925)

Dost demek Ankara demektir. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Sıhhıye ve Kızılay’ın kaldırımlarına bıraktığım gençliğimin en güzel yıllarını demektir, arkadaşlarım, anne evi demektir. Konur sokak Karanfil sokak demektir.

Dost demek, Ankara demektir ve daha özel olarak bir kitabevinin ötesinde, Kızılay'ı ana kolon gibi taşıyan bir kültür merkezidir Dost. Merakla beklediğim belgeselin, bu bakımdan sadece 49 yıllık bir geçmişin değil, geleceğin de hikâyesi olacağını düşünüyorum.





