angela
1.2K posts


ne epey zamanını aldı?

#BirYanlışınAnatomisi 3. Bölüm… İnsan en çok da kendisini kaybettiğini fark ettiği yerde sessizleşiyormuş. Bir süre sonra kavganın karşıdaki insanla olmadığını anlıyor insan. Çünkü mesele artık kimin haklı olduğu, kimin daha çok sevdiği ya da kimin daha çok kırdığı olmaktan çıkıyor. Asıl savaş, insanın kendi zihninin içinde başlıyor. Geceleri uyumadan önce susturamadığı düşüncelerle… Aynaya baktığında gözlerinin içine yerleşen o yabancılıkla… Eskiden olduğu kişiyle, şimdiye dönüşen hali arasındaki uçurumla… Çünkü bazı insanlar seni yormaz sadece… Seni kendinden uzaklaştırır. Eskiden net düşündüğün şeylerden şüphe etmeye başlarsın. Kendine güvenin sessizce azalır. Sürekli “Acaba ben mi abartıyorum?” diye düşünürsün. Çünkü insan, uzun süre duygusal gelgitlerin içinde kaldığında gerçeklik duygusu da yavaş yavaş aşınır. Bir gün sana sevildiğini hissettiren şey, ertesi gün cezaya dönüşür. Ve sen neyi nasıl davranırsan huzurun bozulmayacağını hesaplamaya başlarsın. İşte insanın ruhunu çürüten şey tam olarak budur: Sevgi için sürekli kendinden kısmak. Bir süre sonra kendi sesini unutursun. Neye kırıldığını… Neye sustuğunu… Neyi içine attığını… Hatırlayamaz hale gelirsin. Çünkü sürekli karşı tarafın ruh haline göre yaşamaya başlamışsındır. Onun öfkesi senin korkuna, onun sessizliği senin huzursuzluğuna dönüşür. Ve insan fark etmeden kendi iç dünyasını terk eder. Kendisi olmaktan çıkar; sadece ortamı sakin tutmaya çalışan birine dönüşür. Ama hiçbir insan, kendi ruhundan vazgeçerek bir başkasını mutlu edemez. İnsan bunu en geç, en çok yorulduğu anda öğreniyor. Bir sabah uyanıyorsun… Ve artık savaşacak gücün kalmadığını hissediyorsun. Ne kendini anlatmak istiyorsun ne haklı çıkmak. Çünkü bazı yorgunluklar uykuyla geçmiyor. Ruhun dinlenmek istiyor sadece. Kimsenin seni suçlamadığı, manipüle etmediği, eksik hissettirmediği bir sessizlik istiyorsun. İşte insan bazen o noktada değişiyor. Eskiden “kaybetmekten korktuğu” şeyi, şimdi sadece bitmesini ister hale geliyor. Çünkü sevgi insanı büyütmüyorsa, içindeki yaşam enerjisini söndürüyorsa, orada aşk değil; yavaş yavaş insanın ruhunu tüketen bir savaş vardır. Ve insan bazı savaşlardan galip çıkarak değil… Sadece içindeki son parçayı da kaybetmeden çıkmaya çalışır. Belki büyümek de budur zaten: Bir gün dönüp kendine, “Ben bunu hak etmemiştim.” diyebilecek kadar uyanmak. Çünkü insanın en büyük kırılma anı, sevdiği kişiyi değil… O kişi uğruna kendisinden vazgeçmiş halini fark ettiği andır...... #BirYanlışınAnatomisi

Eğer bir AKREP SENİ SEVİYORSA: Bunu herkesin anlayacağı şekilde belli etmeyebilir çünkü Akrep etkililer için sevmek, önce kontrolü kaybetme ve zarar görebilme ihtimalini göze almaktır. Birini gerçekten sevdiklerinde onu sadece beğenmez; onu izler, çözer, kokusundan, ruh haline kadar beynine kaydederler. (Evet dışarıdan biraz sapık gibi göründükleri doğrudur.) Akrep etkililerin sevgisi özellikle başlarda yoğun ve boğan bir ilgi gibi değil, sessiz bir takip hali gibi başlar daha çok. (Evet birazdan daha fazla sapık gibi göründükleri de doğrudur.) Senin neye güldüğünü, nerede kırıldığını, hangi cümlenin, duygu durumunun arkasına saklandığını fark ederler ve seni tavlama stratejilerini buna göre belirlerler ama en büyük işaret kesinlikle şudur: Akrep sana kendi isteğiyle kendi karanlığından küçük bir parça gösterdiyse, seni kesinlikle yüzeyde tutmuyordur.


hayır senden annesinin performansını beklemiyor. annesi ev hanımıydı, senden annesinin verdiği hizmet + maaş bekliyorlar.











