
Kaya Ulusay
3.6K posts

Kaya Ulusay
@kayaulusay
🎧Devinimler Podcast (Spotify, Apple) 📚Doku Uyuşmazlığı ve Zamansız kitaplarının yazarı 📱Co-Founder @ Toddi App



Dosyalarda, İran'da su üzerinde dört UFO'nun hareket ettiği belirtilen görüntüler yer alıyor.




Introducing our brand new, intelligent Search box — totally reimagined with AI. This is the biggest upgrade to our Search box in 25 years and it’s starting to roll out today. Designed to anticipate your intent, the new Search box helps you formulate your question with AI-powered suggestions that go beyond autocomplete. It will offer nuance that you might not have even thought to add — helping you ask the exact question on your mind with ease. Plus, you’ll be able to search across modalities — with text, images, files, videos and even Chrome tabs. #GoogleIO

!! "Children who learn to read and write on tablets often cannot tell letters like b and d apart, because they have never physically felt with their bodies what it takes to actually produce those letters on a page."

Kastamonu'nun Azdavay ilçesinde bir çeşmenin oluğuna girerek serinlemeye çalışan ayı, cep telefonu kamerasıyla görüntülendi





Çok ciddi bir soru sormak istiyorum. Cevaplayan olursa da sevinirim. Neden "küçük insanların sıradan hikayelerini" okumaya bir eğiliminiz var (var ise tabii) Bundan ne gibi bir sanatsal, felsefi, düşünsel haz ya da fayda duyuyorsunuz?




Türkiye'de adım başı kahveci (coffee shop ya da modern kahveci) açılmasının derinleşen sosyo-ekonomik kriz ile direkt ilişkisi olduğunu düşünüyorum. 2026 verilerine göre Türkiye'de toplam 25.000'den fazla kahveci var. 3.000'den fazlası ise meşhur zincirlerden oluşuyor. Ekonomik kriz korkunç bir hale gelmesine rağmen her sokakta ikişerli, üçerli kahveci açılıyor. Aslında kriz derinleştikçe kahveci sayısı da eksponansiyel şekilde artıyor: 1) Orta sınıf ve altı kesimin artık dışarıda vakit geçirmek için harcayacak parası yok. Öğrenciler zaten felaket bir dar boğazda. O yüzden 100 - 200 TL arası bir parayı kahveye verip nispeten "nezih" diyebileceğimiz kahvecilerde sosyalleşmek, şu an için en makul çözüm. 2) Amerikan kahve zincirleri ile yerleşen "kahveni al ve istediğin kadar otur" yaklaşımı artık her modern kahvecide mevcut. Cebinde parası olmayan vatandaş, ortalama 200 TL'ye bu fırsatı değerlendirmeye çalışıyor. 3) Türkiye'de bir meydan kültürü yok. Kamusal alanda vakit geçirme kültürü ise hiç yok çünkü vakit geçirilmesi için tasarlanan kamusal alanlar mevcut değil. Cumhuriyet'in ilk yıllarında getirilmeye çalışılan Avrupa-i kamusal alan yaklaşımı 1950'lerde terkedildikten sonra Türkiye bu konuda bir daha iflah olmadı. İnsanların para harcamadan vakit geçirebileceği, sosyo-kültürel aktiviteler yapabileceği, halk ya da sokak müzisyenlerinin konserlerini dinleyebileceği meydanlar ya da mekanlar yok. Şehirler zaten çirkinlik abidesi. Dışarıdaki bir banka oturup gözlerinize estetik banyosu yaptıracağınız bir tane yapı bırakılmadı, hepsi ranta kurban edildi. O yüzden insanlar adımlarını dışarı attıkları an "vakit = nakit" gibi bir zorunluluğun içinde buluyorlar kendilerini. Durum böyle olunca kahveciler, bu yoksunluğu karşılayan istasyonlara dönüşüyor. Dizaynı, kamusal alanın çirkinliğini perdeleyen mekanlarda ucuza ve görece sınırsız şekilde sosyalleşebiliyorlar. 4) Alkollü içecekler ve alkollü içecek kültürü üzerinde kurulan siyasi tahakküm de kahveci konusunu harlıyor. Alkollü içecekler, yaklaşık 9.000 yıldır insanların en önemli sosyalleşme araçlarından biri. Modern dünyada ise güzel bir yemeğin iyi bir eşlikçisi aynı zamanda. Alkollü içecek bir kültür meselesidir. Bu kültürün içinde damak tadı, eşlikçi yemek kalitesi, toplu şekilde müzik dinleme, eğlenebilme ve yeni insanlarla tanışabilmek gibi sayısız element mevcut. Alkollü içecek kültürü, toplumun yaşam zevkini de katmanlı ve kaliteli hale getiren bir faktör. Alkollü içeceklerin üzerindeki vergi baskısı, insanların bu sosyalleşme aracına ulaşmasını da engelliyor. Gidip bir bara, ucuza bira içip müzik dinleyip sosyalleşebilecekken mecburen bir kahveciden diğerine mekik dokuyarak dışarıda vakit geçirmeye, sosyalleşmeye çalışıyorlar. 5) 2000'lerin başına kadar canlı müziğe ulaşmak çok da zor değildi. Lokal barlarda ve konser mekanlarında bile her hafta bir etkinlik olurdu. Dev stadyum konserlerini saymıyorum bile. Şu an ekonomik kriz, müzikle sosyalleşebilme imkanını da insanların elinden almış durumda. Canlı müzik dinlemek yerine akşam 20:00'den 23:00'e kadar kahvecilerde oturmak durumunda olan sayısız öğrenciyi görüyoruz. 6) İşletme sahipleri ya da işletme kurmak isteyenler için de bu krizde belki de en makulü kahveci "olmak". Kahve fiyatları global durgunluktan ve iklim krizinden dolayı dalgalı seyretse de iyi yemekler yapan bir restoran ya da alkollü mekanların üstüne karabasan gibi çöken vergilerle uğraşmaktan çok daha idare edilebilir bir seviyede kahveci işletmek. Tabii ekonomik krizden dolayı el mecbur kahvecilere mahkum edilen kitleyi de düşününce 80 milyonluk ülkede ciddi bir müşteri sirkülasyonu da cabası. Bu da ülkedeki yeme/içme konusundaki çeşitliliği ve kaliteyi de olumsuz etkiliyor çünkü herkes birbiri yanına açılan eczaneler gibi kahveci açmak istiyor.



İstanbul'da bir sokak müzisyeninin yaşadığı diyalog: "Kimden izin aldınız bu işi burada yapıyorsunuz?"


Ozzy Osbourne at the White House Correspondents' Dinner in 2002







