
ABD, artık Avrupa'yı korumayacağını belli ettikten sonra eski kıtada ciddî bir zihin değişikliği süreci başladı. Bu süreç, Türkiye açısından tarihsel sonuçlar doğurabilir. Çünkü Avrupa’nın stratejik yeniden yapılanması Türkiye’nin jeopolitik önemini artırıyor. Karadeniz güvenliği, enerji koridorları, savunma sanayii, göç yönetimi ve Orta Doğu dengeleri düşünüldüğünde Türkiye artık yalnızca birliğin “aday ülkesi” değil; Avrupa güvenlik mimarisinin fiili parçalarından biri olmaya aday. Fakat burada büyük bir paradoks bulunuyor: Türkiye, coğrafi olarak Avrupa için vazgeçilmez hale gelirken, siyasal olarak Avrupa’nın normatif evreninden ?değerler sisteminden) uzak duruyor. Bu durum, doğan fırsatların yanında risk üretiyor. Çünkü jeopolitik önem tek başına sürdürülebilir güç yaratmaz. Kurumsal kalite, hukuk devleti, bilimsel kapasite, ekonomik öngörülebilirlik ve toplumsal güven olmadan stratejik değer, kalıcı etkiye dönüşemez. Yeni dünya düzeninde yalnızca coğrafyası önemli olanlar değil; kurumları güçlü olanlar belirleyici olacaktır.


