Freq
4.1K posts










Esselamu aleyküm hocam, Hocamın cevabını dikkatle okudum. Gerçekten fıkhi açıdan önemli bir mesele; tağrîr, sıdk ve kul hakkı gibi kavramlar üzerinden çok net bir tahlil yapmışsınız. Ancak aklıma Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci @EkremBEkinci hocamızın “Dârülislâm-Dârülharp” konulu videoları ve fetvaları geldi. Kendisinin Osmanlı ve İslâm hukuku kaynaklarına dayalı açıklamalarını referans alarak bu meseleyi biraz daha farklı bir perspektiften değerlendirmek istedim. Amacım itiraz etmek değil, meseleyi derinleştirmek. Ekinci hocamız, klasik Hanefî kaynaklara (İmam-ı Azam, İmam Muhammed ve İbn Âbidîn başta olmak üzere) dayanarak şöyle buyuruyor: *Bir belde, ahkâm-ı İslâmiyye tatbik edilmiyorsa (kısas, diyet, miras gibi şer’î hükümler uygulanmıyorsa) orası dârülharb hükmündedir. Ezan okunması, cami açılması veya Müslümanların çoğunlukta olması yetmez. Günümüzde Türkiye’de de şer’î hukuk tatbik edilmediği için bu statü geçerlidir (bkz. Ekinci hocanın “Dârülislâm Dârülharp” videosu ve kendi sitesindeki ilgili sual-cevaplar). *Dârülharp’te fasid akid caizdir. Harbîlerden (dârülharp idaresi ve vatandaşlarından) rızalarıyla fasid yollarla mal çekmek, fâsid bey’ (satış) yapmak İmam-ı Azam ve İmam Muhammed’e göre câizdir. Hatta bankaya para yatırıp faiz almak bile câiz görülmüştür; ancak faiz vermek veya zarar etmek câiz değildir. Buradaki tapu işlemi, fiilî satış bedeliyle rayiç bedel arasında fark yaratılarak resmi beyanda bulunulması, klasik dârülislâm’da tağrîr ve kul hakkı ihlali olsa da, dârülharp statüsünde “fasid akid” kategorisine girmektedir. Taraflar (alıcı-satıcı) kendi aralarında gerçek bedel üzerinden mutabık kalırken, tapu dairesine (dârülharp idaresine) yapılan beyan fasid bir beyan olmaktadır. Bu, harbî mercilerle yapılan muamelede Hanefî mezhebine göre mübah görülmüştür. Ayrıca Ekinci hocamız haksız vergi/haraç konusunda da İbn Âbidîn’den naklen der ki: “Haksız yere vergi istenirse, kendine düşeni vermek câizdir; vermeyip def etmek daha iyidir. Çünkü zulme yardım sayılır.” Tapu harcının rayiç bedel üzerinden düşük gösterilmesiyle eksik ödenmesi, bazı âlimlerce “haksız tahsilâtın def edilmesi” olarak da değerlendirilebilir (şartıyla, yolsuzluk veya zulüm kastı taşımamalıdır). Netice itibarıyla: *Dârülislâm’da hocamın dediği gibi bu işlem caiz değildir. *Ancak dârülharp statüsünde fasid akid mübah hale gelmekte, dolayısıyla rayiç bedel üzerinden işlem yapmanın fıkhi bir mahzuru kalmamaktadır. Tabii ki bu, gönül rahatlığı ve maslahat açısından her zaman en ideal yol olmayabilir. Ekinci hocamız da “Müslüman her yerde güzel ahlak numunesi olmalıdır” buyurur; yolsuzluk kastı taşıyan hile câiz değildir. Ama fıkhi hüküm açısından dârülharp gerçeği meseleyi değiştirir. Hocamın ve Ekinci hocamızın görüşlerini bir arada değerlendirmek isteyenlere Ekinci hocanın YouTube’daki “Dârülislâm Dârülharp” ve “Türkiye Dâru’l-Harp midir?” başlıklı sohbetlerini ve ekrembugraekinci.com sitesindeki ilgili sualleri tavsiye ederim. Allah hepimizi ilimde ve amelde muvaffak eylesin. Vesselam.









