Nazım Taban أُعيد تغريده
Nazım Taban
1.4K posts

Nazım Taban
@NazTaban
Pozitif. Hayatı olduğu gibi algılayan ve önüne bakan. Her zaman sevmek ve mutlu olmak.
انضم Kasım 2021
161 يتبع23 المتابعون
Nazım Taban أُعيد تغريده

@kamo19177 Lenin yoldaş esnemeseymiş iyi olurmuş. Belli ki karşı hamleden sıkışmış.
Türkçe
Nazım Taban أُعيد تغريده

6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
Etkili Haber@etkilihaberyeni
Kızı HKG'yi 6 yaşında evlendirmesi nedeniyle cinsel istismar suçundan 19 yıl hapis cezası alan Yusuf Ziya Gümüşel tahliye edildi. Gümüşel'i cemaat mensupları coşkuyla karşıladı.
Türkçe
Nazım Taban أُعيد تغريده

📌 Komün ve onur
▪️ Bazen Sub Kumandan Marcos geliyordu. Sıkça gelmeye başlayınca Borges’in sokağa inmiş tanrıları gibi muamele görüyordu. ‘Ah yine mi onlar’ deniyordu...
🖊 Metin Yeğin
yeniyasamgazetesi9.com/komun-ve-onur/

Türkçe
Nazım Taban أُعيد تغريده
Nazım Taban أُعيد تغريده

🇨🇳 China logra un gran avance tecnológico: domina la producción masiva de silicio-28 ultrapuro, material clave para chips cuánticos.
Por primera vez, investigadores chinos han producido silicio-28 con una pureza isotópica superior al 99,99%.
Este material reduce drásticamente el ruido cuántico ambiental, lo que acelera el desarrollo de computación cuántica de próxima generación.
Además, este avance beneficia la fabricación de chips avanzados, navegación de alta precisión y tecnologías de medición.
China ya ha desarrollado 26 isótopos estables de 12 elementos diferentes, aplicables en medicina nuclear, aviación y exploración espacial profunda.
Este hito marca un paso importante en la autosuficiencia tecnológica china y la reducción de dependencia de importaciones.
¿Qué opinas de este avance chino en materiales cuánticos?
Español
Nazım Taban أُعيد تغريده

China 🇨🇳 demostró que no son necesarios los multi millonarios en la sociedad: Ren Zhengfei, CEO de la empresa tecnológica Huawei, posee un porcentaje ínfimo de la empresa, ya que la misma está en poder de los trabajadores.
La Burguesía no crea riqueza, sino la clase obrera.


César KMP 🇵🇸@C354R23
Hay alguien que piense realmente que los multi millonarios son necesarios en la sociedad? Quiero debatir
Español
Nazım Taban أُعيد تغريده

FAŞİZM NEDİR?
"Faşizm, düşünce, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel hakları kapsayan siyasal özgürlükleri yadsıyan gerici, baskıcı bir devlet biçimidir. Her devletin özünde baskı vardır, burjuva demokrasisi de, tekelci burjuvazinin emekçilerindeki diktatörlüğüdür. Ancak Faşizm, tekelci burjuva egemenliğinin en gerici, en terörist, en kanlı biçimidir.
Faşizm, herhangi bir zamanın değil, kapitalizmin son aşaması olan Emperyalizm çağının bir ürünüdür. Faşizm, tekelci burjuvazinin sömürüsünün baskıyla, zorla sürdürülmesinin bir ifadesidir; tekelci burjuvazinin kriz ortamında başvurduğu gerici bir silahtır.
Sonuç olarak Faşizm, tekelci burjuvazinin, krizin sonuçlarını halk kitlelerine yıkmak üzere uyguladığı baskıcı ve terörcü yönetim biçimidir.
Faşizm ilk olarak İtalya’da 1922-27 yılları arasında iktidar oldu. Ardından da bir dizi Doğu Avrupa ülkesinde ve Almanya’da iktidarı ele geçirdi. İşçi sınıfı ve halkın tüm demorkatik haklarını en vahşi şekilde çiğneyen bu rejimlerin dış politikası da halklara düşmanlık ve yeni bir dünya savaşı tezgahçılığı idi.
Yüzbinlerce insan faşist terörün kurbanı oldu; işkencehanelerde, sokak ortalarında, toplama kamplarında, darağaçlarında can verdi. Öteki emperyalist devletlerin göz yumması ve kışkırtmasıyla faşist blokun çıkardığı 2. Dünya savaşında on milyonlarca insan hayatını kaybetti. Nazi faşizmi, esas olarak Sovyetler Birliği’nin darbeleri altında yıkılmış olsa da, faşist diktatörlükler ve faşizm tehlikesi bugün de hem ülkemiz hem dünya halkları için güncel bir uygulama, bir tehlike olmaya devam etmektedir."
KOMİNTERN FAŞİZMİ NASIL TANIMLADI?
"Belirli tarihi koşullarda burjuva-emperyalist gericiliğin; bu saldırı süreci, faşizm biçimini alır. Şu türden koşullar söz konusu: kapitalist ilişkilerin istikrarsızlığı; toplumsal bakımdan deklase (sınıfından kopmuş-ç) öğelerin hatırı sayılır miktarda bulunması; kentlerdeki geniş küçük-burjuva ve aydın tabakalarının yoksullaşması; kırsal küçük-burjuvazinin hoşnutsuzluğu; ve nihayet, proleter kitle eylemlerinin yarattığı sürekli tehlike. İktidarını daha kalıcı ve sağlam kılmak için, burjuvazi, parlamenter sistemden, partiler arasındaki ilişkilerden ve kombinasyonlardan bağımsız olan faşist yönteme geçmeye giderek daha fazla zorlanmaktadır. Faşizm, dolaysız burjuva diktatörlüğü yöntemidir ve ideolojik bakımdan “ulusal topluluk” (“Volksgemeinschaft”) ve “mesleki kol”lara göre temsil (yani aslında egemen sınıfın değişik gruplarının temsil edilmesi) düşüncelerinin ardına gizlenmiştir.
Faşizm, kendine özgü bir toplumsal demagoji (anti-Semitizm, ara sıra tefeci sermayeye yöneltilen saldırılar, parlamenter “gevezeler meyhanesi”ne beslenen öfke) aracılığıyla, küçük-burjuva, aydın vb. kitlelerinin hoşnutsuzluğunu sömüren bir yöntemdir. Faşist mücadele birlikleri, faşist parti aygıtı ve faşist bürokrasiden oluşan kapalı, paralı bir hiyerarşi inşa ederek, rüşvet dağıtma yöntemidir. Faşizm, aynı zamanda, işçilerin hoşnutsuzluklarından, sosyal-demokrasinin pasifliğinden vb. yararlanıp en geri tabakalarını kazanarak işçi sınıfı içinde de var olmaya çalışmaktadır. Faşizmin ana görevi, işçi sınıfının devrimci öncüsünü, yani proletaryanın komünist kesimlerini ve onun önder kadrolarını yok etmektir. Toplumsal demagoji ve parayla satın alma, aktif beyaz terör ve öte yandan dış politikada emperyalist saldırganlığın en üst noktaya dek yükseltilmesi, faşizmin karakteristik çizgileridir. Burjuvazi için özellikle kritik olan zamanlarda faşizm, anti-kapitalist bir terminoloji kullanır; fakat iktidarını güven altında görür görmez, büyük sermayenin terörist diktatörlüğü oldu-ğunu gittikçe daha fazla gösterir ve üzerindeki anti-kapitalist maskeyi fırlatıp atar."
(Stalin Eserler, 11. Cilt, Sf: 175-176)

Türkçe

@Tekyolbilim "Ahlaksızlık" para ediyorsa insan niçin ahlaksız olmasın ki? İdeal da neymiş? Tam da sağ ideolojinin tanımlanması.
Türkçe
Nazım Taban أُعيد تغريده
Nazım Taban أُعيد تغريده

🔴 Rus sunucu Vladimir Solovyov:
“6 milyon Yahudi hayatını kaybetti; ancak onları özgürleştirmek için 27 milyon Sovyet insanı da can verdi.
Onların kanı bizimkinden daha mı kutsal?
Dünyayı kim kurtardı? Sovyet askeri.
Yahudiler, soykırımı tanımlama konusunda tekel sahibi değildir; hele Zelenskiy halkımın katillerinin önünde diz çökerken sessiz kalıyorlarsa.
İsrail, varlığını kelimenin tam anlamıyla Sovyet askerlerine ve Stalin’e borçludur.”
Türkçe
Nazım Taban أُعيد تغريده

🇨🇳 Viajar en China en 2015 vs 2026
2015: Comprabas el billete de tren en una taquilla con fila de 2 horas
Pagabas todo en efectivo y esperabas cambio
Usabas mapa de papel o preguntabas en la calle
Tardabas 12 horas en ir de Beijing a Shanghai
2026: Compras el billete en 8 segundos con la cara (sin tocar nada)
Pagas todo con el móvil en 1 segundo
El tren de alta velocidad te lleva en 4 horas y media
La app te avisa del andén, te guía con realidad aumentada y te abre la puerta del vagón
China no mejoró el transporte.
Directamente saltó de siglo.
¿Cuál ha sido tu momento más “esto es otro nivel” al viajar o vivir en China?

Español
Nazım Taban أُعيد تغريده

Devrimci Bir Subayın Gözünden 15-16 Haziran Direnişi|
15-16 Haziran Direnişi sırasında devlet işçi sınıfının büyük direnişini engellemek adına kolluk kuvvetlerini yeterli bulmamış, Gebze’den Kadıköy’e yürüyen işçilerin önüne polisin yanı sıra askerler de dikilmişti. Direniş sırasında Kara Kuvvetleri Devrimci Subaylar Örgütü üyesi olan Atilla Özsever’in “Mesele Teslim Olmamakta” kitabında yazdığı 15-16 Haziran hakkında izlenimlerini, hem o dönem sosyalist kesim içinde birçoğu düşünürün devrimci özne rolünü oynayabileceğini düşündüğü ordunun direnişe nasıl baktığını hem de bir devrimci subayın çelişkili durumunu yansıtması adına burada paylaşmaya uygun gördük.
“15-16 Haziran 1970 tarihinde meydana gelen işçi olaylarında görev yaptığım askeri birliğin bizzat yer alması, beni çok daha fazla etkiledi. Zamanın Demirel hükümeti, sendikal örgütlenmeyi ve özellikle Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun (DİSK) örgütlenmesini engellemek için bir yasa hazırlamıştı. Bu yasaya karşı 150 bine yakın işçi, iki gün boyunca İstanbul ve Kocaeli’de yürüyüşe geçti, fabrikalar işgal edildi.
Bölük komutanı 1965'li Üsteğmen Faruk Tanrıverdi'nin Doğu Anadolu bölgesine tayini çıkması nedeniyle bölüğü devir teslim alıyordum. 15 Haziran günü, Tugay'ın Ankara asfaltına bakan tarafında işçi ve öğrencilerle Emniyet güçleri arasında taşlı sopalı bir çatışma çıkmıştı. Polisler iri yarı bir işçiyi yakalayıp nizamiye kapısına getirdiler.
Kapıda sivil polisler ile binbaşı, yarbay rütbesinde subaylar vardı. Polisler işçiyi hırpalarken içlerinden bir sivil polis, "Ulan, Stalin’den aldığın rubleleri ne yaptın?" diye sordu. Stalin 1953'te ölmüş, yıl ise 1970'ti; öte yandan Rus para birimi olan "ruble"yi işçi nereden bilebilirdi. Nitekim işçinin verdiği cevap oldukça ilginçti: “Ben Türk'üm ve Müslüman'ım…”
İşçiye yapılan kötü muamele karşısında çaresiz bir şekilde üzüntülü bir durumdaydım. O sırada tanıdığım ve benden daha yaşlı olan bir astsubay başçavuş, nizamiyede beni kenara çekerek teselli etmeye çalışmıştı.
15 Haziran günü öğleden sonra Kartal'da bulunan Haymak Demir Döküm Fabrikası'nı işçilerin işgal ettiği ve makinelere zarar verdikleri haberi geldi. Haymak Fabrikası zamanın Başbakanı Süleyman Demirel'in kardeşi Şevket Demirel'in ortağı olduğu bir fabrikaydı.
14 zırhlı personel taşıyıcısı (kariyer) ile fabrikaya doğru giderken işçiler bizi alkışlayıp “Ordu işçi el ele”, “Demirel istifa”, “Ordu millet el ele” şeklinde sloganlar atıyorlardı.
Bilindiği gibi 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinden sonra orduya karşı bir sempati söz konusuydu. Sosyal ve sendikal hakları tanıyan yeni bir anayasa yapılmıştı. Ancak bizim birlik fabrikaya gelince etrafı çevirdik, güvenlik tertibatı aldık, işin rengi değişti. Daha sonra üst rütbeli subaylar ve Emniyet yetkilileri içeri girdi, işçi temsilcileriyle görüşme yaptılar.
Bu arada fabrikanın etrafını kariyerlerle çevirdiğimiz sırada genç bir işçi, büyük bir çeviklikle zırhlı personel taşıyıcının üstüne fırladı, göğsünü açtı, "Biz hak mücadelesi veriyoruz. İnanmıyorsan vur beni" diye bağırdı. Ben de kendisine, "Sizin gibi düşünüyorum ancak burada emirleri uygulamak. zorunda yım. Kariyerden inin, sakinleşin" dedim.
Bizim Zırhlı Tugay'ın diğer Piyade Taburu'nda görevli sınıf arkadaşım Teğmen Rıfat Kılıç'ın bölüğü de Haymak. Fabrikası'na sevk edilmişti. Teğmen Kılıç, başından geçenleri şöyle anlattı:
‘Askerlerimi fabrikanın etrafına süngülü bir vaziyette dizdim. İşçiler giriş kapısını zorladılar. Yaşlı bir işçi, “Niçin içeri girmemize izin vermiyorsunuz? Burası Başbakan Demirel'in kardeşinin fabrikası diye mi? Aslında sizler de onlara hizmet ediyorsunuz” şeklinde konuşmaya başladı. İşçiler de, “Satılmış Teğmen” diye slogan attılar. Sonra fabrikanın yan tarafından içeri girmelerine izin verdim.’
Akşam bizim birlik kışlaya döndü. Ben de askerleri topladım. “Arkadaşlar! İşçiler, hakları için eylem yapıyorlar. Yarın bir gün siz de işçi olabilirsiniz. Belki de eylem yapanların içinde ağabeyleriniz, kardeşleriniz, yakınlarınız olabilir. Bir çatışma, ateş etme gibi olaylardan kaçınacağız” diye bir konuşma yaptım. Ertesi günlerde bu işin devam edeceğini seziyorduk, müdahaleler olabilirdi. Askerden de işçiden de herhangi bir zayiat olmasını istemiyordum.
…
…16 Haziranda Kadıköy Yoğurtçu Parkı Kurbağalıdere mevkiinde çatışmaların olduğu söylendi. Bizim birliğe talimat verildi, öğle saatlerinde Tugay’dan hareket edip Ankara asfaltı yoluyla Kadıköy’e oradan da Kurbağalıdere bölgesine gittik.
İşçiler de Maltepe’den Bağdat Caddesi yoluyla Fenerbahçe Stadı’nın olduğu yere kadar gelmişti. Onlar Fenerbahçe Stadı'nın önünde, biz de Kurbağalıdere Köprüsü'nün üzerindeydik, üç tane kariyeri köprünün önüne koyduk, askerler de kol kola girmiş biçimde işçileri bekliyorlardı.
Fenerbahçe Stadı önünde “Otosan” pankartlı işçiler vardı, yani oradaki işçilerin bir kısmı Otosan fabrikasının işçileriydi. Kadın işçiler de ön tarafta saf tutmuştu.
O sırada Birinci Ordu Kurmay Başkanı Vahit Güneri Paşanın binbaşı rütbesindeki emir subayı bana dedi ki, “Teğmenim, işçilerin kariyerleri aşıp Kadıköy vapur iskelesine inmesini istemiyoruz, vapur iskelesinden karşıya geçip Levent veya Eminönü'ndeki diğer işçi gruplarıyla buluşacaklar. Bu durumu engelleyelim.” “Tamam, komutanım” dedim.
İşçilerin Kurbağalıdere Köprüsü'nde kurduğumuz barikata yaklaşması üzerine binbaşı manevra mermisi kullanmanın gerekli olduğunu söyledi. Manevra mermisinin öldürme riski yoktu ama 50 metreye kadar yaralayıcı bir etkisi vardı. Ben, herhangi bir çatışma çıkmadan işçileri engellemeyi ya da işçilerin kol kola giren askerlerin arasından geçip gitmelerini istiyordum.
Binbaşıya, manevra mermisinin kullanılması halinde bunun hakiki mermi gibi de algılanabileceğini ve ciddi bir çatışmanın çıkabileceğini ifade ettim. Emir subayı ısrarcı olunca manevra mermilerinin bulunduğu kariyeri arama bahanesiyle zaman kazanmak ve durumu oyalamak istedim. İşçilerle aramızda 100 metreden az bir mesafe kalmıştı, bir an önce bizim barikatı aşmalarını arzu ediyordum. Yoğun bir işçi kalabalığı olduğu için kısa bir süre sonra bizim barikatı aşıp geçtiler.
Bizim bölüğün asteğmenini coşkuyla omuzlarına aldılar. Yoğurtçu Parkı'ndaki polis arabasını da ters çevirip tekmelediler. Buradan da işçinin asker ve polise karşı olan tavrını değerlendirebiliriz. Bu arada önlem olarak vapur seferleri iptal edilmişti. İşçiler Kadıköy bölgesinde kaldı. Olaylar böyle cereyan ederken akşam sıkıyönetim ilan edildi. Sıkıyönetimin ilanından sonra işçi liderleri ve temsilcileri tutuklanmaya başladı.
16 Haziran akşamı, bizim birlik Fenerbahçe Orduevi önüne gönderildi. Orada subay lojmanlarını korumakla görevlendirildik. Daha sonraki günlerde benim ve olaylarda görev alan diğer subayların ifadeleri alındı. Bu ifadelerde olaylarla ilgili gözlemlerimizi aktarmıştık.
Bu olayların sonucunda ilk kez işçi sınıfı ile karşı karşıya kalıyordum. İşçilerin sendikal haklarının kısıtlanmasına karşı gösterdiği tepki, bu sınıfın sorunlarına ve sosyalizme olan ilgimin daha da yoğunlaşmasına neden oldu.
Öte yandan o zamana kadar ordu içinde işçi sorunlarına sempati duyan Kemalist kesimin 15-16 Haziran olaylarından sonra bu sınıfın sorunlarına sıcak bakmadığını söyleyebilirim. Hatta binbaşı ve daha üst rütbedeki kimi subaylar, bu hareketi bir "ayaklanma" olarak değerlendirip DİSK'e ve eylemlere katılanlara karşı daha sert önlemlerin alınmasını savunuyorlardı.
Binbaşı ve daha üst rütbedeki subaylar, bilirkişi göreviyle işgal edilen ve olayların meydana geldiği fabrikalara gittiler, orada işverenlerin de yönlendirmesiyle "fabrikadaki makinelerin, araç ve gerecin tahrip edildiği" yönünde raporlar hazırladılar. Bu durum ve raporlar, birçok ordu mensubunu etkiledi, işçi kesimine karşı olumsuz bir görüşe sevk etti. Ben ve benim gibi sosyalist kimliği ağır basan subaylar ise böyle düşünmüyorduk. Aksine işçi sınıfına olan sempatimiz daha da artıyordu.
…
15-16 Haziran direnişi, sermaye sınıfını ürküttü. Ordunun temsilcisi olan Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç da, "Sosyal uyanış, ekonomik gelişmeyi aştı" sözüyle bir durum tespiti yaptı. Ve özgürlüklerin, sosyal hakların kısıtlandığı 12 Mart askeri müdahalesine gidişin de işaretleri gözükmeye başlamıştı…”


Türkçe

@Tekyolbilim Zavallı. Bir insan ne idim dememeli, neyim ve ne olmaktayım diye sormalı. Yaşlandıkça bunama belirtileri normaldir ama ideolojik olarak bu noktaya gelmek mide bulandırıcı. Zileli'nin bütün külliyatı Lenin'in tek bir makalesi, bütün hayatı tek bir dakikasına denk düşmez.
Türkçe

Eski solcu, Marksist, sosyalist Gün Zileli:
"Sol artık bitmiştir. Kirlenmiş berbat bir şey. 100 yıllık tarihi dökülüyor. Bu gün sol iddia etmek biz solcuyuz demek boştur.
Biri sol diye çıksa insanlar enayi değil, yaşanmış şeyler var.
Parti kursam hiç soldan bahsetmem. Başta Lenin olmak üzere, bu işin savunulacak tarafı yoktur. Bırakın solu artık."
Türkçe

@dolareurovelira Ölüm Orucu yitirdiğimiz devrimci Erkut Direkçi'nin babası da askerdi.
Türkçe

soldaki korgeneral nazif oka, sağdaki de tkp-ml ve tikko’da yer almış oğlu cemil oka.


🌟@danysreddoor
@dilfspecter acaba babası asker olup solcu olanlar var mı hiç tanımadım şu ana kadar
Türkçe
Nazım Taban أُعيد تغريده

Çin’de, dünyanın en uzun köprüsü olan Jiaozhau Köprüsü'nden geçen Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz:
Jiaozhau Köprüsü:
-Uzunluğu tam 42.5 km.
-Maliyeti 1.5 milyar dolar.
-Devlet tarafından yapılmış.
Osmangazi köprüsü:
-Uzunluğu 2.9 km.
-Hazineye maliyeti
12.5 milyar dolar! (O da şimdilik)
-Yap İşlet Devret modeliyle yapıldı.
Peki nasıl oluyorda Çin; Osmangazi Köprüsü’nün 15 katı büyüklüğündeki bir köprüyü, Osmangazi’nin 10’da biri fiyatına mal ediyor!
Biri çıkıp bu hesabı bu millete anlatabilir mi?"

Türkçe

@ali_pasacik @shairnn Doğu Türkistanlılar bırakın Kürtleri, Türkiye'deki Türklerden daha iyi yaşıyor ve geleceklerine daha güvenle bakıyorlar. Faşistlerin (ve kapitalistlerin) kuramda bile bir topluma sunabileceklerinden daha fazlasını Doğu Türkistanlılar fiili olarak yaşıyorlar. CIA ajanları hariç.
Türkçe
Nazım Taban أُعيد تغريده

🇨🇳 🇺🇸 China ha denunciado que Estados Unidos opera alrededor de 336 laboratorios biológicos en más de 30 países, incluyendo 26 en Ucrania.
Beijing exige inspecciones internacionales transparentes y plena rendición de cuentas sobre las actividades que se desarrollan en estas instalaciones.
Este reclamo se enmarca en una larga controversia internacional sobre programas biológicos militares y de investigación, donde distintos países han acusado a otros de falta de transparencia.
La cuestión de los laboratorios biológicos en el extranjero ha generado preocupación por posibles riesgos a la seguridad global, especialmente en zonas de conflicto.
¿Qué opinas sobre las acusaciones de China respecto a los laboratorios biológicos estadounidenses?
Español
Nazım Taban أُعيد تغريده

"Dokunulmazlık kime gereklidir; bu sorunun cevabı, kısa tarihimizde vardır.
Çok partili sisteme girildikten sonra, bir kez, zamanın en muhalif milletvekillerinden Osman Bölükbaşı'nın dokunulmazlığı kaldırılmış ve meclisten alınmış ve hapse konulmuştur.
Türkiye İşçi Partisi'nin en atak milletvekillerinden olan şimdi halkımızın büyük utancı, Çetin Altan'ı ise, hapse girmekten, İsmet Paşa kurtarmıştır.
Son olarak da, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Kürt kökenli milletvekilleri Hatip Dicle, Leyla Zana, Orhan Doğan ve Selim Sadak, dokunulmazlıkları kaldırılmış ve hapse konmuştur. Hala zindandadırlar.
Demek, dokunulmazlık, yalnızca muhalif milletvekillerine gerekli olan bir düzendir."

Türkçe










