Felsefeli

1.5K posts

Felsefeli banner
Felsefeli

Felsefeli

@felsefeli_kitap

📚Felsefe, Sosyoloji, Psikoloji ve Bilim alanındaki kitaplara dair özetlerimi paylaşıyorum. 🎓Boğaziçi Uni. Alumni

Turkey انضم Ağustos 2018
469 يتبع1.7K المتابعون
تغريدة مثبتة
Felsefeli
Felsefeli@felsefeli_kitap·
Birkaç yıldır okuduğum felsefe, sosyoloji, psikoloji kitaplarını özetliyorum. Fark etmeden 100’den fazla özet olmuş; resmen mini bir özet kütüphanesi oldu. Kolay keşif için hepsini kronolojik bir dizinde toparladım. İyi okumalar.👇
Türkçe
12
9
121
325.1K
Felsefe Parrhesia
Felsefe Parrhesia@Fparrhesia·
Doğal adaletin tek mahkemesi vicdandır. Thomas Hobbes | Leviathan
Felsefe Parrhesia tweet media
Türkçe
2
24
161
6.5K
Gelincik🥀🩺💍 (yeni hesap)
"İşte orada duruyor ve gülüyorlar. Beni anlamıyorlar, ağzımdan çıkan sözler bu kulaklara göre değil." Friedrich Nietzsche | Böyle Buyurdu Zerdüşt
Gelincik🥀🩺💍 (yeni hesap) tweet media
Türkçe
1
1
64
223
Ferit Hanım
Ferit Hanım@ferithanim·
“Özel mülkiyete son vermek istememiz karşısında dehşete kapılıyorsunuz. Oysa sizin bugünkü toplumunuzda özel mülkiyet, halkın onda dokuzu için şimdiden yok edilmiş bulunuyor. Özel mülkiyetin bir avuç insan için var olmasının tek nedeni, o onda dokuz için hiç var olmamasıdır. Demek ki siz bizi ancak ve ancak toplumun çok büyük çoğunluğunda olmaması koşuluyla var olabilen bir mülkiyet biçimine son vermek istemekle suçluyorsunuz. Uzun sözün kısası bizi sizin mülkiyetinize son vermek istemekle suçluyorsunuz. Tam üstüne bastınız, bizim istediğimiz işte tam da bu.” Marx & Engels, Komünist Manifesto
Ferit Hanım@ferithanim

Komünizmle mücadele retoriğinde mülkiyet hakkı yalnızca bir rıza tuzağıydı. Sonuçta asıl mülk sahibinin halk olduğu her rejimin karşısında konumlandığı anlaşıldığında iş işten geçti.

Türkçe
3
7
43
4.2K
Volkan
Volkan@mandrafilozofu_·
"Düşünüyorum o halde varım" ı kim demişti ? Descartes mi, Dekart mı? İkisi de aynı kişi miydi ? Konuşmaya konuşmaya Latince'm zayıfladı. Descartes zaten Fransızca mıydı ??
Türkçe
0
0
2
61
Okşan Ocaktürk
Okşan Ocaktürk@Oksan_ocakturk·
Henri Bergson’un “Süre” (Durée) KavramıBergson’un süre (durée) kavramı, 20. yüzyıl felsefesinin en özgün ve etkili fikirlerinden biridir. Mekanik bilime eleştirisi, özgür irade savunusu ve yaşam ile yaratıcılık metafiziğinin temelini oluşturur.Temel Ayrım: Gerçek Süre vs. Mekânsallaştırılmış ZamanBergson, zaman hakkında düşündüğümüzde genellikle iki farklı şeyi karıştırdığımızı söyler:Mekânsallaştırılmış zaman (saat zamanı, temps): Bilim, saat, takvim ve günlük pratik hayatta kullandığımız homojen, nicel, bölünebilir zamandır. Bunu bir çizgi, ayrı noktalar veya eşit birimlerle (saniye, dakika) temsil ederiz. Anlar birbirinin dışında, uzaydaki nesneler gibi yan yana durur. Bu, ölçme, tahmin ve eylem için faydalıdır ama Bergson’a göre gerçekliği çarpıtan bir soyutlamadır. Gerçek süre (durée réelle veya yaşanmış zaman): Bilincimizde gerçekten deneyimlediğimiz zamandır. Sürekli, bölünmez, niteliksel bir akıştır. Ayrı “şimdi”lerden oluşmaz; geçmiş, şimdi ve (kısmen) geleceğin sorunsuz bir şekilde birbirine nüfuz ettiği bir bütündür. Anlar uzaydaki nesneler gibi yan yana değildir; birbirlerini değiştirir ve iç içe geçer. Hiçbir iki an aynı değildir çünkü her yeni deneyim, öncekilerin birikmiş ağırlığını taşır. Bergson bu kavramı ilk önemli eseri Zaman ve Özgür İrade (1889) ile tanıttı ve Madde ve Bellek, Yaratıcı Evrim, Süre ve Eşzamanlılık gibi kitaplarında geliştirdi. Ünlü sözü: “Bilimsel zaman sürmez” — analiz edildiğinde hareketsizdir, oysa gerçek zaman saf hareket ve oluş halidir.Sürenin Temel ÖzellikleriNiteliksel çokluk (nicel çokluğun karşısında): Uzayda ayrı ve sayılabilir şeyler vardır (örneğin bir sürü koyun). Sürede ise yan yana olmadan heterojenlik vardır — bilinç durumları birbirine karışır, nüfuz eder ve dinamik bir bütün oluşturur. En iyi örnek melodi: Notaları ayrı atomlar olarak değil, her birinin öncekilerin yankısını taşıdığı akıcı bir birlik olarak deneyimleriz. Süreklilik ve bölünmezlik: Süreyi kesip parçalara ayırmaya kalkarsanız onu mekânsallaştırmış ve çarpıtmış olursunuz. Bellek ve geçmişin yaşaması: Geçmiş “geride” değildir; aktif olarak şimdiye işler ve geleceğe doğru genişler. Bergson’un ünlü ifadesi: “Süre, geleceğe doğru ilerlerken onu kemiren ve genişleyen geçmişin sürekli ilerleyişidir.” (Yaratıcı Evrim). Bilinç temelde bellektir — geçmişin şimdide korunması ve uzatılmasıdır. Heterojenlik ve değişim: “Aynı kalmak” bile ince bir varyasyon içerir. Süre, statik varlık değil, yaratıcı oluş halidir. Bergson, sürenin nihayetinde tarif edilemez olduğunu ve ancak sezgi (intuition) ile kavranabileceğini söyler. Sezgi, semboller ve analizden öte, şeye doğrudan ve sempatik bir şekilde girmektir.Kullanışlı (ama kusurlu) imgeler:İki makara: Biri çözülürken (bellek birikimi), diğeri sarılırken (geleceğe doğru yaşlanma). Renk spektrumu (heterojenlik) — ama mekânsal yan yana olmadan. Gerilen lastik bant (hareketin saf eylemine odaklanmak). Felsefi SonuçlarıÖzgür irade: Determinizm, zamanı mekânsallaştırmaktan kaynaklanır (durumlar dışsal nedenlerle birbirini izler). Saf süre içinde böyle mekanik nedensellik yoktur. Özgürlük, yüzeysel alışkanlıklardan değil, kişiliğimizin derinliğinden hareket ettiğimizde yaşanır. Zeka vs. Sezgi: Zeka pratik ve mekânsallaştırıcıdır (bilim ve hayatta kalma için iyidir). Sezgi ise doğrudan süreye girmemizi sağlar. Evrim ve Yaşam: Yaratıcı Evrim’de süre, élan vital (yaşamsal atılım) fikrinin temelidir. Yaşam, mekanik bir açılım değil, yaratıcı ve öngörülemez bir süreçtir. Evrimde gerçek yenilik vardır. Bellek ve zihin-beden: Madde ve Bellek’te süre, saf algı (şimdi) ile bellek (geçmiş) arasında köprü kurar ve zihnin beyin fonksiyonundan daha fazla olduğunu gösterir. Etkisi ve MirasıGilles Deleuze, Bergson’dan çokça yararlandı (özellikle sinema kitaplarında). Bergson’un fikirleri fenomenoloji, süreç felsefesi (Whitehead), hatta görelilik kuramının bazı yorumlarıyla yankılanır. Günümüzde öznel zaman deneyimi, akış durumları, nörobilimdeki indirgemecilik eleştirileri, mindfulness ve değişmiş bilinç halleriyle ilgili tartışmalarda hâlâ canlıdır.Özetle: Bergson’un süresi, alışkanlık haline gelmiş pratik düşünme tarzımızı tersine çevirir: Zamanı mekânsal olarak temsil etmeyi bırakıp, yaşanmış deneyimin akıcı, yaratıcı gerçekliğine dalmamızı ister. Bu yalnızca bir zaman teorisi değil; metafizik, etik ve daha canlı bir varoluş çağrısıdır.Daha derin okumak isterseniz: Zaman ve Özgür İrade konusunu @Melis_U_B sayesinde yeniden okumuş oldum. Teşekkürler 🌸
Melis U.B@Melis_U_B

"Ne olursa olsun, Bergson'un yaptığı devrim görülüyor: Biz şimdiden geçmişe, algıdan anıya gitmeyiz, geçmişten şimdiye, anıdan algıya gideriz." (Deleuze, Bergsonculuk)

Türkçe
2
0
2
143
sanrısalsancılar
sanrısalsancılar@heceninsonu·
“Eğer sadece kendi seçimlerimizin kontrolündeki şeyleri iyi ya da kötü ola rak değerlendirirsek, o zaman tanrıları suçlamak ya da başka larına kötü davranmak için bir nedenimiz kalmaz” Marcus Aurelius iyi bir lider olduğu kadar sağlam felsefeciymiş yalnız, etkilendik vallahi.
Türkçe
0
0
6
107
Albayım.
Albayım.@albayimm001·
Bizi 70 yıl önce uyardı ve neredeyse hiç kimse gerçekten dinlemedi. Hannah Arendt, insanlar düşünmeyi bıraktıklarında ne olacağını biliyordu. Kötüleştiklerinde değil, inandıklarında değil, gerçeği yalandan ayırt etmeyi bıraktıklarında değil. 1906'da Hannover'de doğan Arendt, Yahudiydi. Nazilerden kaçtı, Fransa'da yaşadı, orada tutuklandı ve sonunda ABD'ye sığındı. Hayatta kaldı ama gördüklerini asla unutmadı: eğitimli ve kültürlü bir halkın nasıl karanlığa gömülebileceğini. Ve böyle bir şeyin nasıl mümkün olduğunu anlamak istiyordu. 1951'de en önemli eseri "Totalitarizmin Kökenleri"ni yayınladı. Bu eserde, bugün bile hala korkutucu derecede güncelliğini koruyan bir şey yazdı: "Totaliter yönetimin ideal öznesi, inanmış bir Nazi veya inanmış bir Komünist değil, gerçek ile kurgu, doğru ile yanlış arasındaki ayrımın artık var olmadığı insanlardır." Bunu iki kez okuyun. Totaliter iktidarın amacı insanları inandırmak değil, hiçbir şeye inanmayana kadar şüpheye düşürmeye çalışmaktır. Her şey eşit derecede doğru ve eşit derecede yanlış göründüğünde, her haber bir görüşe dönüştüğünde, kime güveneceğinizi artık bilemediğinizde, pes edersiniz. Yorulursunuz. Alaycı. Kayıtsız olursunuz. Ve Arendt'in korktuğu şey tam da burada başlar: Artık neyin gerçek olduğunu bilmediği için düşünmeyi bırakan bir toplum. Daha sonraki "Gerçek ve Politika" (1967) adlı makalesinde, yalanların yalnızca yanlış hikâyeler yaymadığını, daha derin bir şeyi yok ettiğini açıklamıştır: Gerçeğin olasılığına olan güveni. Her gerçek inkâr edildiğinde, her argüman "haklı görüş" olduğunda, gerçek gücünü kaybeder. Ve bununla birlikte adalet, ahlak ve onur da yok olur. Arendt bunu 1930'larda şöyle görmüştü: Naziler sadece yalan söylemekle kalmadı; dünyayı o kadar çok yalanla boğdular ki, insanlar sonunda gerçeği aramayı bıraktılar. Kötü niyetten değil, bitkinlikten. Bunu suçlamak için değil, bir uyarı olarak yazdı. Çünkü biliyordu: Bu her yerde olabilir. Başlangıçta tanklarla değil, düşüncelerimizin yavaş yavaş aşınmasıyla. "Zaten kimseye güvenemezsin" veya "Herkes yalan söylüyor" gibi ifadelerle. Arendt'e göre tam o anda, "yargı gücünün yok oluşu" dediği şey başlar ve bu, herhangi bir propagandadan daha tehlikelidir. Peki ne yapılabilir? Arendt, panzehirin düşünmek olduğuna inanıyordu. Fikirlerin toplanması, sloganların tekrarlanması değil, gerçek ve bağımsız düşünce. Soru sormak. Çelişkilere katlanmak. Merak etmekten asla vazgeçmemek. Şunu yazdı: "En radikal devrimci bile devrimden sonraki gün muhafazakâr olacaktır." Bununla şunu kastediyordu: Eleştirel düşünmeyi bırakan kişi -sevdiği veya inandığı şeyler hakkında bile olsa- çoktan kaybetmiştir. Totalitarizm sessizce başlar. Şiddetle değil, yorgunlukla. Sadece başka tarafa bakma isteğiyle. Hannah Arendt, 1975'te New York'ta öldü. Yine de sesi bugün her zamankinden daha yüksek: Düşünme kapasitenizi koruyun. Soru sorun. İnceleyin. Fark edin. Gerçeği umursamayı bıraktığınız an, önemli olan her şeyi kaybedersiniz........ #alıntı
Albayım. tweet media
Türkçe
3
1
23
675
cezanne’ın dağı
cezanne’ın dağı@welcomehomesunn·
yeni çalışmaya başladım şimdi göz ve tin 9u izleyebilirim
cezanne’ın dağı tweet media
Türkçe
1
0
19
320
Felsefe Parrhesia
Felsefe Parrhesia@Fparrhesia·
"İşte orada duruyor ve gülüyorlar. Beni anlamıyorlar, ağzımdan çıkan sözler bu kulaklara göre değil." Friedrich Nietzsche | Böyle Buyurdu Zerdüşt
Felsefe Parrhesia tweet media
Türkçe
3
24
133
6.5K
Tapınak Sahaf
Tapınak Sahaf@tapinaksahaf·
Kendini ölmüş biri olarak düşün. hayatını yaşadın. Şimdi geriye kalanı al ve onu layıkıyla yaşa. Marcus Aurelius. . İkinci kez yaşıyormuşsun ve ilkinde yanlış davranmışsın gibi yaşa. Victor Frankl
Türkçe
1
8
72
1.6K
DENİZ 📚⛵️🐧📖☕️💦
"Havaya fırlatılan bir taş, yarı yolda bilinç kazansa kendi iradesiyle yükseldiğini sanır..." Spinoza #Günaydın 🕊🤍💦☕️
DENİZ 📚⛵️🐧📖☕️💦 tweet media
Türkçe
1
1
35
166
Kenan Çamurcu
Kenan Çamurcu@Kenancamurcu·
Friedrich Nietzsche, "Böyle Buyurdu Zerdüşt" kitabında "Ölüm Üzerine Vaazlar"da demişti ki: "Mükemmel hale gelen, olgunlaşan her şey ölmek ister. olgunlaşmamış her şey yaşamak ister. bütün acı çekenler yaşamak ister, böylece belki olgun ve neşeli ve arzulu olabilirler." Ölümün, bedenin dünyadaki yolculuğunun sonu olduğu, ama yolculuğun devam ettiğine inanmayan için dünyadaki tatmin, ölümü korkutucu olmaktan çıkarabilir. Fakat bu dogmayı yaralayacak en küçük tereddüt korkuyu geri çağıracaktır. Korku iyidir ama anksiyete korkuyu tahripkâr yapar.
Türkçe
1
1
17
870
Emre
Emre@Emre_Kabartas·
"Biz, birinci kuşak yaşlı Bolşevikler teorik olarak çok sağlamdık. Kapital'i sayfa sayfa bilirdik, özetler çıkarır, tartışmalar yapar, birbirimizin bilgisini ölçerdik. Bu bizim gücümüzdü ve bu çok işimize yaradı. İkinci kuşak daha az hazırlıklıydı. Pratik sorunlar ve sosyalist inşayla meşgullerdi. Onlar Marksizmi kitapçıklardan öğrendi. Üçüncü kuşak ise satirik makaleler ve gazete makaleleriyle yetişiyor. Derin bir kavrayışları yok. ... Çoğunluk Marx ve Lenin okuyarak değil, onlardan yapılan alıntılarla yetişiyor. İşler bu yönde daha da ileri gitmeye devam ederse insanlar yakın zamanda yozlaşacak. Amerika'da insanlar şöyle diyor: 'bizim dolara ihtiyacımız var, teori nemize gerek?' Bizde de insanlar benzer şekilde düşünebilir: 'sosyalizmi inşa ederken Kapital nemize gerek?' Bu bizim için bir tehdittir; yozlaşmadır, ölümdür." (Stalin, Sovyet Ekonomistleriyle Beş Görüşme, 1950)
Emre tweet media
Türkçe
8
79
326
7.4K
Hoca İle Borsa
Hoca İle Borsa@HocaileBorsa·
🧠Piyasa düşerken neden satıyoruz? Beyin iki modu: → Kazanç: Yavaş dopamin → Kayıp: Ani kortizol patlaması 🔸Kayıptan duyulan acı, kazancın sevincinin 2 katı güçlü. (Kahneman & Tversky) Bu yüzden %10 düşüşte satıp, %30 yükseldikten sonra geri alıyoruz. 👇Kendi portföyünüzde bu hatayı yaptınız mı? (Dürüst olun) #borsa
Hoca İle Borsa tweet media
Türkçe
2
0
3
3.4K
♃
@Kismetse0nur·
Jung’un Kırmızı Kitapı aslında sıradan bir psikoloji kitabı değil; onun kendi bilinçdışıyla yaptığı uzun ve sarsıcı bir yüzleşmenin kaydıdır. 1913’te Jung, kendi iç dünyasını gözlemlemeye, rüyalarını, imgelerini ve fantezilerini takip etmeye başlar. Bu süreç yıllarca devam eder ve 1930’a kadar sürer. Önce bu içsel deneyimleri “Kara Kitap” denilen defterlere yazar; sonra bunları gözden geçirir, düşünceler ekler ve kırmızı ciltli büyük bir kitaba, kaligrafik bir yazıyla aktarır. İşte bu eser zamanla Kırmızı Kitap ya da Liber Novus adıyla bilinir. Kitabın ilginç tarafı, Jung’un daha sonraki psikoloji anlayışının büyük ölçüde buradan beslenmesidir. Yani arketip, gölge, ruh, bilinçdışı ve bireyleşme gibi kavramların arkasında sadece teorik okumalar değil, Jung’un bizzat kendi iç dünyasında yaşadığı deneyimler vardır. Bu yüzden Kırmızı Kitap, onun düşüncesinin gizli çekirdeği gibi durur.
♃ tweet media
Türkçe
3
2
36
1.7K
Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche@friedrch1844·
İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor. —Sabahattin Ali (Kürk Mantolu Madonna) Saatler boyunca, başka saatleri bekleriz. —Cioran (Çürümenin Kitabı)
Friedrich Nietzsche tweet media
Türkçe
1
0
25
353
edebiyat kapısı
edebiyat kapısı@EdebiyatKapisi·
Çünkü insanın çekileceği en güzel yer kendi içidir... Marcus Aurelius
Türkçe
1
2
126
1.3K
Emre Şan
Emre Şan@jnpatocka·
Göz ve Tin, 11. Seminer, 24 Haziran Çarşamba saat 10:00'da olacak. Kitabın 3. bölümündeyiz, Matisse ve renklere gidiyoruz: youtu.be/2CnlXhXDDak?si…
YouTube video
YouTube
Türkçe
2
2
25
3.1K