
Zigdar
360 posts











Bursa'da kullandığı plaka nedeniyle 140.000 TL ceza yiyen bir adam, yediği cezanın neredeyse aracının piyasa değerinden daha fazla olduğunu acı bir tecrübeyle öğrendi.






Trendyol vb. Pazaryerlerinde Taksitli Satış Caiz midir? Bu soru geçenlerde kafamızı karıştırmıştı. Pazaryerinin malın maliyeti dışında kalan kısmı alması meselesi tartışılmıştı. Konuyu iyice araştırdım, sonuca vardım. Bu vesileyle durumu netleştirelim. Bir pazaryerinde satılan bir ürünün peşin fiyatı ile vadeli fiyatı arasında fark bulunması ve bu farkın satıcıya değil de başka tarafa gitmesi, Hanefî fıkhına göre hükmü değiştirmez. Belirleyici olan husus, bedelin kime gittiğinden ziyade satışın hangi bedel üzerinden ve ne şekilde yapıldığıdır. Bu tür satışlarda ürün, peşin alındığında 300 TL, altı taksitle alındığında ise baştan 360 TL olarak sunulmaktadır. Alıcı, alışveriş esnasında bu iki seçenekten birini seçmekte ve akit, seçilen bedel üzerinden kesinleşmektedir. Dolayısıyla ortada önce 300 TL’lik bir borcun doğması, ardından bu borca vade karşılığında fazlalık eklenmesi söz konusu değildir. Satış, en baştan vadeli fiyat olan 360 TL üzerinden kurulmaktadır. İmam Serahsî’nin el-Mebsût’ta açıkça ifade ettiği ilkeye göre, “iki vade ile satış” ancak bedel kesinleştirilmeden akit meclisinden ayrılınırsa caiz olmaz. Taraflar, akit esnasında peşin veya vadeli bedelden birini kesinleştirirlerse satış caizdir. Bu durumda belirlenen bedel tek ve bağlayıcı bedel olur. Bedelin daha sonra satıcı, pazaryeri veya başka bir hizmet sağlayıcı arasında paylaşılması, akdin fıkhî vasfını değiştirmez. Bu sebeple pazaryerinde vadeli satış sebebiyle oluşan fark faiz sayılmaz. Çünkü bu fark, kesinleşmiş bir borca sonradan eklenen bir artış değil; satış anında kabul edilen vadeli fiyatın bir parçasıdır. Fıkhî açıdan mesele vadeli satış ve hizmet bedeli kapsamında değerlendirilir. Bu kanaat, Serahsî’nin ortaya koyduğu klasik satım ilkeleriyle uyumludur. (Serahsî, el-Mebsût, Kitâbü’l-Büyûʿ, “İki ayrı vade ile yapılan satış”, c. 13).


Merhaba @hepsiburada, bir noktayı netleştirmek istiyorum. Kredi kartına vadeli/taksitli satışlarda oluşan fiyat farkı: 👉🏻Satıcının müşteriye sunduğu alternatif bir vadeli satış fiyatı mıdır, 👉🏻Yoksa bu fark banka tarafından tahsil edilen ve bankaya aktarılan bir bedel midir? Müşteri hizmetlerinden aldığımız bilgiye göre vade farkı bedeli banka tarafından alınmaktadır. Bunu resmi olarak teyit eder misiniz? Özellikle şu soruya açık cevap rica ediyorum: 👉 Taksitli satışlarda peşin fiyata göre oluşan fark, satıcıya mı yoksa bankaya mı ödenmektedir? Teşekkürler.

Promosyon yerine faizsiz kredi kullanılması caiz midir? Ve aleykümselâm ve rahmetullah. Sorunuzda ifade edilen uygulamayı esas alarak mesele şöyle değerlendirilebilir. Konuyu fıkhî açıdan doğru zemine oturtmak için de bazı hususları netleştirmek gerekir. Türkiye’deki mevzuata göre banka promosyonu, maaş ödemenizden bağımsızdır ve bankanın memura peşin olarak ödemek zorunda olduğu bir alacaktır. Yani söz konusu 100.000 TL krediyle ilişkisi olmayan, zaten hak edilmiş ve bankanın kendi malı olmayan bir meblağdır. Bu durumda banka şöyle bir tercih sunuyorsa: "Promosyonu alma, onun yerine promosyon + 250.000 TL faizsiz kredi toplamı olarak 350.000 TL vereyim. Sonra da 350.000 TL’yi geri alayım." Bu uygulama görünüşte “faizsiz kredi” gibi sunulan bu işlem olsa da: ❌Banka 250.000 TL borç vermekte ve müşterinin hakkı olan 100.000 TL promosyonu ise fiilen “borç alma şartı” hâline getirmektedir. ❌Böylece müşterinin kendi alacağı olan 100.000 TL bankaya geri dönmekte, banka neticede 250.000 TL verip 350.000 TL almaktadır. Bu 100.000 TL, bankanın kredi vermesi sebebiyle kendisine dönen bir menfaat hâline gelir. Bu iş fıkhın, "Borç ilişkisi sebebiyle borç verene sağlanan her türlü menfaat ribâdır" kaidesine doğrudan temas eder. Promosyon sizin de kaçındığınız üzere şüpheli bir kazanç olarak tartışılırken, bu parayı krediye erişmenin bedeli hâline getirmek, şüpheyi aşarak açık ribâya dönüşmektedir. Çünkü banka, ödemesi zorunlu olan 100.000 TL’yi “faizsiz kredi” kurgusuna ekleyerek borç ilişkisinden menfaat sağlamış olmaktadır. Bu nedenle: ❗ Bu işlem fıkhen caiz değildir. Promosyonun krediye ulaşmanın şartı hâline getirilmesi faiz yasağının tam kapsamına girer. Müşteri, kendi yasal hakkı olan 100.000 TL’yi kredi almak uğruna bankaya “bırakmış” olmaktadır. Bu açık bir menfaattir. Dosya masrafının 3–4 bin TL olması hükmü değiştirmez. Zira işlem kökten sakattır. İşlem meşru olsaydı bu dosya masrafında da sorun olmazdı. En doğru olan öncelikle promosyonu almaktır. Sonrası promosyon ile ilgili itibar ettiğiniz görüşe göre tasarruf etmektir. En doğrusunu Allah bilir. Vesselam MFC




@mfcanbaz Öyle hocam ama fıkıh buraya kadar da maslahat ve zaruret sebebiyle müsaade etmedi mi? Şu an bu kural yatırımcı açısından olağanüstü zor bir şartı diretiyor. Zekâtın bile 4 katı. Ya kendi gidip hisselerde yem olacak ya da fonlar aracılığıyla azımsanamayacak oranını >>>













