Ebubekir SOFUOĞLU

4.5K posts

Ebubekir SOFUOĞLU banner
Ebubekir SOFUOĞLU

Ebubekir SOFUOĞLU

@Ebsofuoglu

Prof. Dr.

Beigetreten Ekim 2014
86 Folgt343.8K Follower
Ebubekir SOFUOĞLU retweetet
Serdar Arseven
Serdar Arseven@sarseven·
📌 Sayın Aile Bakanı'nın da dediği gibi sokaklarda çocuk görmek zorlaşıyor, nüfusumuz hızla yaşlanıyor... Peki ne yapmamız lâzım? Kadın çalışan oranını ve kadın tır şoförü sayısını hızla arttırmamız lâzım. Başka çaresi yok bu işin. "Kadın tır şoförü meselesi memleket meselesi."🇹🇷🇹🇷 "Beka" meselesi🇹🇷🇹🇷 🔻🔻🔻 Bu değerlendirmeme katılanlar, katılmayanlar yazsın lütfen... 🔻🔻 Kafayı yiyoruz burda😠😠😠 🤪🤪
Serdar Arseven tweet media
Türkçe
210
193
693
9.3K
Ebubekir SOFUOĞLU
Ebubekir SOFUOĞLU@Ebsofuoglu·
Bu kaçıncı intihar, bu kaçıncı cinayet, bu kaçıncı solan genç insanların hayatı? Özgürsün dilediğini yapabilirsin bedenin senindir kararı sen verirsin yobazların aklına mı uyacaksın çağdaş yaşamı sürdürmen gerekir eskinin düşünceleriyle artık yaşam sürdürülmüyor dilediğin gibi hayat yaşa vs vs vs türü cümlelerle gençlerimizin yakalandığı kaçınılmaz sonlardan bir tanesi. Ezik muhafazakar tenekeler de bu konulara hiç dikkat çekmez. Onlar, hep baskıcı anne baba, zorlayan anne baba, çocuklarına nefes aldırmayan anne baba şeklinde suçlamalarla gavur tayfanın değirmenine su taşırlar bu enikler. Hatırlayın lütfen, ben sayamıyorum sanırım siz de sayamazsınız solan hayatlar kaç oldu böyle. İntihar edenler alkol komasında ölenler uyuşturucu bağımlısı olanlar internet kumarı batağına çekilenler yasak ilişki ile yakalananlar deşifre olanlar. Neydi bunların söylediği isim: "Çağdaş Türk kadını" Sizin çağdaş türk kadını diye tanımladığınız kadın portföyü, hayatı bu sonlarla solan insanlar mı olmak zorunda? Dizin dayattığınız, Müslümanları yobazlar diye suçlayarak, yobazlara teslim etmeyeceğiz dediğiniz kadınlar, ya hayatları soluyor ya da kara toprağa giriyor. Ezik muhafazakar tenekelerin de bu konularda ağzını bıçak açmıyor. Siz ne ezik, aşağılık kompleksli pisliklersiniz. Ama bir Müslümanın iftiraen sebep olduğu bir cinayet olsa, güya bizim taraftan da olsa bak nasıl eleştiriyoruz dercesine gavur tayfanın en önünde siz koşarsınız. Fakat bu şekilde solan hayatlardan zerre miskal bahsetmezsiniz. Siz aşağılık kompleksli kendini bulamamış ezik pislikler sürüsüsünüz. Bir kısmınız bunun farkına varıyor. İnşallah daha fazlınız varır ve daha erken varır. Yazık bu çocuklara! Bu çocukların binlercesi hala bu tuzaklara düşüyor hala aileleriyle kavgalılar hala ailelerinden kopup gidiyorlar. Siz ezik tenekeler ağzınızı yine açmıyorsunuz. Aslında açmayın tabii çünkü ağzınızı açtığınızda siz, anne babayı, Müslümanları, İslamı suçluyorsunuz. Bir daha söyleyeceğim, siz kendinizi beğendirmek için yarıştığınız gavur tayfa için çırpınan: EZİK PİSLİKLERSİNİZ.
HALİD İKBAL@Halid2070

Osmangazi Köprüsü’nde hayatına son veren sosyal medya fenomeni Kübra Karaarslan’ın, Ümraniye’deki Hz. Yusuf Camii İmam Hatibi Osman Şevket Karaarslan’ın kızı olduğu öğrenildi. Günay Aylan:"Babası defalarca uyardı ama feminist yasalar yüzünden adam hiçbir şekilde müdahale edemedi. Eli kolu bağlı kaldı.Hatta kızı ve çevresi tarafından yobaz baba damgası bile yedi. Şimdi ise o özgürleşme masalının en ağır faturasını, elleri kolları yasalarla bağlanan o baba kızını toprağa vererek ödüyor. Kıza kendi hayatını yaşa diye gaz veren modern sistemin alkışçıları ortada yok, acıyla baş başa kalan yine aile oldu.

Türkçe
17
101
425
21K
Ebubekir SOFUOĞLU
Ebubekir SOFUOĞLU@Ebsofuoglu·
Ramazan hoca tahliye oldu diye olayı bu halde bırakmak gelecekte Ramazan Hocaya yapılan benzeri vakalara davetiye çıkarır. Bu hadisede kimin payı varsa, yasal yollardan sonuna kadar deşifre edilmeli ve sonuç kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Böylelikle de bir daha bu tür kumpaslara başvuracaklara ders verilmelidir. Sendika üyeliğimizin sebeplerinden birisi de budur. Eğer Sendika bu konuda sessiz kalacaksa, üyeliğimizin devam etmesinin de bir anlamı yoktur.
Misvak Caps@misvakcaps

⚠️ Eğitim Bir-Sen'e önemli çağrımızdır! Bu paylaşım, Ramazan Hoca zulmünü sosyal medyadan takip edip klavye başında milleti suhulete davet eden Eğitim Bir Sen isimli sendikaya yardımcı olmak amacıyla yapılmaktadır! Manisa’da 10 kız öğrenciyi organize edip Felsefe Öğretmeni Ramazan Avuşmak’ı “Atatürk’e hakaret etti” iftirasıyla tutuklattığı iddia edilen müdür yardımcısını yakından tanıyın; Okuldaki Ramazan ayı etkinliklerine öfke kusan, azılı İslam Karşıtı, İsrail ve CHP propagandıcısı, LGBT savunucusu, azılı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Ak Parti Düşmanı, takıntılı Feminist olarak çevresince bilinen ve sosyal medyada paylaşılan Aynur İstanbul isimli şahısı araştırın ve olayın peşine düşün! 5816 zırhını kuşanarak mütedeyyinlere zulüm ve zorbalık yapan bu ve bunun türevi sözde eğitimcilerin daha fazla "28 Şubat"vari zulümler yapmalarını önüne geçin ve bu gibi varlıklarla mücadele edin, beklemeyin hemen şimdi harekete geçin! Sendikacılık sadece aidat toplamak, ve pankart sallamak değildir! Halka size işini öğretmesine müsaade etmeyin! @EgitimBirSen #ramazanhocayaözgürlük

Türkçe
49
1K
2.9K
33.9K
Ebubekir SOFUOĞLU
Ebubekir SOFUOĞLU@Ebsofuoglu·
Ramazan arasından sonra ilk Sohbetümiz bugün (25 Mart 2026 Çarşamba) Saa: 19:00'da olacaktır. Aile içi tartışmaların kaynaklarından bir tanesi de doğru konuşma üslubu taşımamalarıdır. Niyetler kötü olmasa da kullanılan yanlış üsluplar, karı-koca, arkadaşlık, Ana-Baba-Evlat vs arası başta olmak üzere tüm dostluklara zarar vermektedir. Bu noktada SORU YÖNLÜ KONUŞMANIN dostluklar arası ilişkileri güçlendiren sağlam bir katkısı vardır. Bu hafta sohbetimizde bu konuyu konuşacağız. Sohbetimizde ele aldığımız çözüm tekniklerimizi bir deneyin güzel sonuçlarını göreceksiniz İnşaAllah. Bu da hiç tahmin edemeyeceğiniz bir şekilde aile içi ilişkilerinize, arkadaşlık, akrabalık, komşuluk irtibatlarınıza ciddi faydalar sağlayacaktır İnşaAllah. Bu bağlamda aile içi konuları işlediğimiz NESLİ MÜDAFAA sohbetimiz her zaman olduğu gibi bu akşam da (26 Mart 2026 Çarşamba) saat 19:00'da Hayder Kültür Merkezi'nde icra edilecektir. Hanım kardeşlerimize müsait yer ayrılmıştır.
Ebubekir SOFUOĞLU tweet mediaEbubekir SOFUOĞLU tweet media
Türkçe
3
5
40
3.9K
Ebubekir SOFUOĞLU retweetet
Serdar Arseven
Serdar Arseven@sarseven·
RT LÜTFEN. DESTEĞINİZ ÖNEMLİ❗️ 📌 Eğitim-Bir-Sen Ramazan Hoca olayı hakkında uzun bir açıklama yaptı... O uzun açıklamanın özeti: "Ramazan Hoca'ya Ramazan Etkinliklerinin Yapılması Gerektiğini Söylediği İçin Kumpas Yapıldı!" Kumpasın varsa... Bu kumpasın içinde kimler var, hangi çevreler var❓️ Bu konu çok uzayacak, çok❗️ Peşini bırakmayacağız❗️ #ramazanhocayaözgürlük
Serdar Arseven tweet media
Türkçe
309
4.2K
8.6K
89.7K
Ebubekir SOFUOĞLU
Ebubekir SOFUOĞLU@Ebsofuoglu·
Rabbim Ehli sünnet çizgisine hücum edenlerin, böyle böyle gerçek karakterlerini ortaya koyuyor. Daha nerelere düşecek acaba? Kendisine Kur'an dostu diyordu bu durumda Kur'an'ı yalanlamış olmuyor mu? Kur'an-ı Kerim Hz Musa AS''dan överek bahsediyor. Hz Yusuf AS'dan överek bahsediyor ama bu, adeta Kur'an-ı Kerim'in tam tersine Hz Musa AS'ın saraydaki zamanını adamdan saymıyor, Kur'an'ı yalanlamış oluyor. Cezaevinden çıktıktan sonra hep sarayda olan Hz Yusuf AS'ı da sarayda olduğu için bu durumda hiç adam yerine koymuyor. Dolayısıyla yine Kur'an-ı Kerim'i yalanlamış oluyor. Bu durumda haşa sümme haşa Allah'a da had bildirmiş olmuyor mu? Bunu nasıl yapıyor? Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de kıssalarla bize örnek insanları sunuyor fakat haşa sümme haşa beceremeyip adam olamayan Hz Musa AS'ı ve Hz Yusuf AS'ı örnek göstermiş oluyor. Bu durumda Allah'tan da daha iyi bildiğini ifade etmiş olmuyor mu? Ehli sünnete bulaşanları Allah bu durumlara düşürür. Bir de iki peygamberden bahsediyor. İkisinin de isminin önünde ve arkasında edep, saygı ifadeleri kullanmıyor. Sanki asker arkadaşından bahsediyor. Ayeti kerimede ve kıssalarda ASA diye geçen Musa Aleyhisselam'ın asasına da SOPA diyerek aşağılıyor. Rabbim bunun sonundan muhafaza eylesin. Şu pervasızlığa bakın! Rabbim muhafaza eylesin(bunu değil) Ehli sünnete ittiba edenleri muhafaza eylesin.
Türkçe
33
109
364
15.7K
Ebubekir SOFUOĞLU retweetet
Şevki Yılmaz
Şevki Yılmaz@Sevkiyilmaz·
Allahaşkına, Lillah aşkına bu mazlum öğretmenimize sahip çıkalım?! Milli Sendikalarımız ve STK larımız nerede? Açık ve net iftiralarla kendisine komplo kurulduğu ayân olan Muallim kardeşimize yapılanlar, Vallahi Billahi Tallahi Gayretullah'a dokunmadan başımıza büyük bela ve musibetler gelmeden acele hatta bu gece tahliye edilmelidir! habervakti.com/vicdanlari-yar…
Türkçe
452
1.9K
5.4K
57.9K
Ebubekir SOFUOĞLU
Ebubekir SOFUOĞLU@Ebsofuoglu·
Tıpkı sanatçı olursun, futbolcu olursun, aktör olursun der gibi milyonlarca gencin hayatının boş bir heves peşinde karartılması gibi. Ressam olursun diyerek de elleri hassas, muazzam yeteneklere sahip çocuklar ressam olma hevesi peşinde ziyan edilmektedir. Ressam olsa ne olur, kaç tane resim satabilir, kaçı resim satarak hayatını sürdürebilir ama bunlar hiç söylenmiyor. Muazzam hayal kırıklıkları. Her çalışma kutsaldır, kesinlikle hafife almıyorum ama hayaller yukarılarda çıtalandırılırken 3 harfli marketlerde görev alabilirlerse iyi, onlar da olmayınca gelsin sanal kumarlar, kolay yoldan para kazanma alternatifleri, bir yolunu bulup Avrupa'ya gitme hayalleri, Allah korusun emekli-yaşlıları dolandırmalar ya da alkol, uyuşturucu, dijital teknoloji bağımlılıkları vs vs vs. Gençlere sunacak ne güzel medeniyetiniz varmış ya sizin böyle??? Böyle yetenekli çocukları resme yönlendirip hayatlarını neden karartıyorsunuz. Gelebilecekleri dünyada en zirve nokta işte Van Gogh'un hayatı: Tabloları şu kadar fiyata satılıyor diyerek gençleri boş bir heves peşinde koşturmalar. Aynı şekilde Messi olursun, Ronaldo olursun der gibi milyonların, futbol peşinde boşu boşuna hayatlarını zindan etmeler gibi. Resim bir işe yarasaydı dünyanın en iyi ressamı Van Gogh'un hayatını sürdürmesine faydası olurdu. Bakın hayatını sürdürmesini diyorum, lüks bir hayat yaşamasını demiyorum. Sokaktaki herhangi bir insanın bile yapabildiği sıradan şeyi bile yapamadı, becerip hayatını sürdüremedi, intihar etti, hayatına son verdi. Bu tür gençlerin de ne yazık ki ulaşacakları son bu. Elbette hepsi intihar edecek demiyorum ve İnşallah olmaz ama onlar da büyük idealler peşinde hayatı ziyan olur, gider. Resmi bütünüyle reddetmiyorum ancak dünyada çok az kişi, meşgul olduğunda, meşgul olana hayatını sürdürme imkanı sağlayabilir. Van Gogh hayatını sefalet içinde sürdürdü. Neden intihar etmek zorunda kaldı? Arkasından, eserlerinin önemli bir kısmı Kara Para aklamanın aracı haline getirildi. Dışarıdan bakanlar da Van Gogh'un tabloları milyonlarca dolarlara satılıyor algısına kapıldı? Arkasında bir sürü soru işareti ve becerip sürdürülemeyen sefil bir hayat bırakarak gitti. Halbuki çocuğun eli yatkınsa onu önce teknik beceriye yönlendirmek gerekir. Belli ki mahareti var, siz resimle onun hayatını köreltirseniz çok büyük yazık edersiniz. Tabii bu da küresel şirketlerin yaptığı bir yönlendirme: Eli hassas, yetenekli çocukları resme yönlendirip, dijital dünyadan, teknolojiden, mühendislikten, tıptan vs uzak tutmak.
Ebubekir SOFUOĞLU tweet media
Türkçe
1
17
63
3.4K
Ebubekir SOFUOĞLU retweetet
Gıda Dedektifi
Gıda Dedektifi@gidadedektifiTR·
Ülker Ece markasıyla satışa sunulan fındıklı dolgulu beyaz çikolata içeriğinde %8 oranında bütün fındık bulunuyor. Ürün içeriğinde ayrıca sırasıyla; Sofra şekeri, Palm yağı, Palm çekirdeği yağı, Tam hidrojenize palm çekirdeği yağı, Yağı azaltılmış kakao tozu, Emülgatörler ve içeriği beyan edilmeyen aroma vericiler yer aldığı görülüyor. gidadedektifi.com/gonderiler/det…
Gıda Dedektifi tweet media
Türkçe
110
230
1.4K
104.7K
Ebubekir SOFUOĞLU
Ebubekir SOFUOĞLU@Ebsofuoglu·
Ailemizi ve çocuklarımızı günden güne, hiç ara vermeksizin istikrarlı bir şekilde eritiyorlar...
Türkçe
9
88
237
5K
Ebubekir SOFUOĞLU
Ebubekir SOFUOĞLU@Ebsofuoglu·
Öncelikle İlber Ortaylının ailesinin acısını paylaştığımı ifade edeyim. İlk olarak; İlber Ortaylının vefat haberini duyduğumda arkasından mesaj veya hiçbir görüş paylaşmadım. Fakat Fatih Camii haziresine defnedileceğini duyunca hiçbir hakaret vs işlemeden sadece görüşümü beyan ettim. Fatih Camii, ecdada bir anlamda kamuya aittir. Nasıl, onun Fatih Camii haziresine defnedilmesini isteyenler bu konuda görüş beyan edebiliyorlarsa, biz de gömülmesini istemediğimizi beyan etme hakkına sahibiz. Onlar görüşlerini ifade edecekler fakat biz İfade edemeyeceğiz öyle mi? Böyle bir şey olabilir mi? Fatih Camii haziresine gömülmesi haberine kadar hiçbir şekilde görüş beyan etmedim, bu haber çıkmasaydı görüş de beyan etmeyecektim. Ömründe camiye girmemiş adam diyerek Allahlık (haşa) taslamışım, Allah adına karar vermişim gibi gerçekten uzak ve kimi it sürülerinin (afedersiniz) hakaret dolu sözleriyle karşılaştım, Bunun üzerine bir sürü, benim yanımdaydı, önümdeydi, arkamdaydı vs şeklinde bir sürü camiye girdiğine ilişkin şahitlikler sıralandı. Bunlar çok güzel fakat bunlar yeterli değildir. Bunun da kararını Allah adına ben vermiyorum. Yine onun Elçisi, Efendimiz SAV'in bizzat kendisi veriyor. İslamın 5 şartından ikincisi namazdır, ilk iki şart hiçbir şekilde kişiden sakıt olmaz. Mali gücünüz yerinde değilse ve sıhhatiniz el vermiyorsa (ki bunu İslami hassasiyeti olan bir Hekim söylemeli) oruç, zekat, hac sizden sakıt olabilir (ancak orucun diyetini ödersiniz). Ama mali gücünüz, sıhhatiniz olsun-olmasın Kelime-i Şehadet ve Namaz hiçbir şekilde sakıt olmaz. Göz ucuyla bile olsanız namaz farzdır, kılmanız gereklidir. O namaz da bir-iki kere değil ömür boyu ve günde 5 keredir. Kim, onun için, beş vakit namazındaydı, cumaları hiçbir şekilde kaçırmazdı diyebilir? Zira 3 cumaya üst üste gitmeyenin kalbi mühürlenir. İlber Ortaylı bütün cumaları ve 5 vakit namazı takip eden birisi miydi? Namazsız ve cumasız dini bütünlük olur mu? Onun namaz kıldığını ben gördüm diyerek bir-iki kere gördüğünü söyleyip, ona sürekli namaz kılıyormuş gibi şahitlik yapmışlarsa vay onların haline. Bakalım Allah katında bu şahitliğinizin hesabını nasıl vereceksiniz. Çünkü buradaki mevzu bir-iki kere camiye gitti gitmedi değil, günde 5 vakit ve ömür boyu namaz kılıyor mu kılmıyor muydu meselesiydi? Dini bütünmüş belli etmek istemiyormuş gibi açıklamalar yapıldı. Öyle bir şey de olamaz: Mesela Kelimei şehadet getirilirken sadece içinden iman etmek yetmiyor, dışarıdan da dil ile ikrar etmeniz gerekir. Yani açığa vurmanız şarttır. Kelimei şehadetteki şart gibi namazı camide kılmak da vacip derecesinde kuvvetli bir sünnettir. Efendimiz SAV Sahabisine, üstelik sabah namazı için sürünerek de olsa mescide geleceksin şeklinde sıkı uyarılarda bulunmuştur. Yani namaz, geçerli mazeret olmadıkça camide, açıktan kılınır, herkes görür. Kimsenin bilmesini istemezdi diye bir mesele burada kişilerin tercihine bırakılmamıştır. Bir de kemalistliğini açıkça ifade eden kişi dindarlığını neden göstermekten kaçınır ki? Bunun için Yağmur Tunalının alıntıladığım tweette, ibadetlerini gizlemek bir yana Müslümanlara karşı nasıl mesafeli olduğunu, Müslümanları DİNDEN GEÇİNEN TAİFE, CAHİL vs diye nasıl suçladığını kendi gözlerinizle okuyun. Onun için, falancaların arkasından dualar ederdi, hatimler okuturdu da denildi. Bu iyilikler, Türkiyede haziresi önemli 5-10 camiden birisine defnedilme hakkını ona vermez. Öte yandan Sultan Fatihin, Ayasofyanın cami olarak kalma konusundaki ısrarının hatta bedduasının bilinmesine rağmen onun müze olarak kalması mücadelesini veren bir kişiyi Sultan Fatihle kabir arkadaşı yapmak Fatihe zûl değil midir? Hem Sultan Fatihe içki içti iftirasında bulunacak hem Ayasofyanın müze olmasını savunacak hem de onun Fatih Camiine defnedilmesi istenecek ama biz de buna karşı hiçbir şey söyleyemeyeceğiz öyle mi? Anıtkabire ya da çalıştığı üniversitelerden birine ya da herhangi bir mezarlığa defnetseydiniz hiçbir şey söylemezdim.
Ebubekir SOFUOĞLU tweet media
Aykırı@aykiri

Yağmur Tunalı, İlber Ortaylı’nın bilinmeyenlerini anlattı: İlber Hoca, bugün ikindi namazından sonra uğurlanacak. Tesbihlerle, tekbirlerle, tehlillerle uğurlanacak. Çok az kişiye söylemiştir, bilenler bilir, böyle uğurlanmak isterdi. Annesinin dindarlığından bahsederken "teşhirci olmamak kaydıyle çok dindardır" derdi. Kendisi de öyleydi. Dindarlık görüntüsünden kaçardı. Bunun belki bir istisnası söylenebilir: Kendi kendisiyle yaşadıklarını kimse bilemez. Açık olanlardan birini söyleyeyim: Ankara Kalesi çevresindeki Selçuklu Camilerinin devamcıları, hocaları, çevre esnafı Hoca'yı çok iyi bilir. Ankara yıllarında şimdiki büyük şöhretinde değilse de epeyce meşhurdu. Her Cuma Aslanhane'ye bir grup arkadaşımızla giderdi. Sonra Boğaziçi lokantasında yemek yenirdi. Ona devamlı eşlik edenler on kişiyi bulacak bir ekibin içinden insanlardı. Bunlarla sınırlıydı. Başka yerlerde konuşulmazdı. Tasavvuf muhitlerine karışmak istemesi de bu yıllardaydı. Merakı aşan bir dikkatle görüştü. İmrenerek, hayran olarak bahsettikleri olurdu. Dar bir çevrede anlatırdı. Yılmaz Öztuna'nın "Osmanlı hayatının merkezinde tasavvuf vardır" fikrine hararetle katılırdı. Bu da ilim ve entelektüel bakışının sonucuydu. Objektif bir görüş olarak dile getirir ve gerekçelerini söylerlerdi. Ateist Celâl Şengör'le dosttu. Celâl Şengör de dünya çapında bir değerimizdir. Kimsenin, dini dinsizliği kimseyi ilgilendirmez. Bakacağı bilgidir, bilgisini nasıl kullandığıdır. Memlekete ve insanlığa faydasıdır. Memleket sevgisinde, Türklük aşkında buluşmaları da önemlidir. Celâl Hoca'yla dostlukları böyledir. Büyük iştir ve eğer düşünürsek ancak alkışlanır. Herkesle görüşür, konuşurdu. He kesime yakın olduğunu paylaşımlardan, fotograflardan gördük. Bu genişlik kolay bulunmaz. Dinden geçinen taifeyle ve bölücülerle mesafeliydi. Tanrı adına konuşma tekeli elde ettiğini zannedenlerle yakınlaşmazdı. Onlarla bu konuları değil, hiçbir konunun görüşülemeyeceğini bilir ve söylerdi. "Cahille sohbeti kestim" dediği en başta onlardı. Çünkü dini hassasiyet bu cıvıklığa cevaz vermezdi. Hoca konuşmadı ama onlar her zamanki ölçüye sığmaz sözlerle gidişi üzerinden de Allahlık etmeye kalkmaya devam ettiler. Fatih Camii haziresine gömülmesine itiraz edenler onun Müslüman olmadığını söyleyecek kadar azdılar. Evet azdılar. Dinin kimseye vermediği hakkı kendilerinde var zannettiler. Allah'ın Allahlığını kimseye bırakmayacağını düşünmeyen bu azgın klikler, iktidar gücüne yaslanmanın şımarıklığıyla saldırdılar. Ondan görünmenin hesapsız özgürlüğünde Cumhurbaşkanı'na "Onu oraya gömdürme!" demek için başvururken iftirayı aşan sözler ettiler. İyi ki dinlenmediler. Dinlenmeyecekler. Kamu vicdanında bu konuda karşılıkları yoktur. İlber Hoca'nın samimiyeti, millet fedaisi oluşu karşısında erimeyecek buzdağı yoktur. İlmini bilenler konuşsun. Biz, insan olarak çizdiği olağanüstü portreyi görüyoruz. Türk milleti, bu büyük Türk'ün yalnız Türkiye'de ve Türklük için yaşamak ülküsüne bağlılığını biliyor. Kendisinden olduğunu görüyor ve biliyor. Onun için seviyor. Bu millet kendisi için yaşayanı unutmaz! İstanbul ve Fatih bugün müstesna günlerinden birini yaşayacak. Türkiye göz ve gönül coşkunluğuyla katılacak. Ülkenin, dünyanın her yerinden seven gönüllerle İstanbul dışından olanlar da uğurlayacak! Büyük Türk'ün aziz, lâtif, kutlu rûhu şâd olsun!

Türkçe
213
128
722
88.2K
Ebubekir SOFUOĞLU retweetet
Nejdet GÖK / Diplomatika
Sayın Mehmet İpşirli hocam, İlber Ortaylı hoca Topkapı Sarayı’nın onursal başkanıydı sadece. Sarayın resmi imza yetkisi olan müdürü bir vali arkadaşımızdı. Ayasofya ve Türk İslam Eserleri Müzesi’nin de başkan ve müdürleri ayrıydı. Dün sistemi açıklamıştım ama birilerinin gözünden kaçmış anlaşılan. MÜDÜRLÜK VE BAŞKANLIK MESELESİ Bu noktada çok yaygın olan bir yanlışı daha düzeltmem gerekiyor sanırım: İlber ORTAYLI hoca Topkapı Sarayı’nın Müdürü değildi. Hiç bir zaman da olmadı. Sadece sembolik bir başkandı. Müdürü ise önceleri Nurullah adında bir vali arkadaşımızdı. Sonra bir başkası oldu. Merhum Haluk DURSUN hoca da Ayasofya’nın onursal başkanıydı. Oranın müdürü de ayrıydı. Mahmut Erol KILIÇ hoca da Türk İslam Eserleri Müzesi’nin (TİEM) onursal başkanıydı. Aynı günlerde; bendeniz de önceleri İstanbul Telif Hakları ve Sinema Bölge Müdürü, sonra da İstanbul Müzeleri Şube Müdürü olmuştum. Daha sonra da Ankara’ya, bakanlık merkezine nakil yaptırmıştım. Zaman zaman biz müdürler, İstanbul İl Kültür Müdürlüğü’nde buluşur, karşılaşır, sohbet ederdik. Bakanımızın baş müşaviri de merhum Kenan IŞIK idi. Sohbetine doyum olmazdı. Kültür ve Turizm Bakanımız önceleri Sn. Atilla KOÇ, sonra da Sn. Ertuğrul GÜNAY olmuştu. @ErtugrulGunay Tüm bu saray ve kurumların resmi sorumluları, imza yetkileri olan müdürleriydi. Başkanları değildi. Vefat edenleri rahmetle, yaşayanları saygıyla anıyorum.
Mehmet İpşirli@mehmetipsirli

Bu hadiseye şahit olanlardan biri de hocam Prof. Dr. Mehmet İpşirli’dir. İpşirli Hocamız şahit olduğu töreni şöyle anlattı: “İlber, Saray’a müdür tayin edildiğinde Ramazan ayında bir gün beni aradı. Akşam hatim duası yaptıracağını ve duayı da benim yapıp yapamayacağımı sordu.

Türkçe
4
6
24
11.1K
Ebubekir SOFUOĞLU retweetet
Nejdet GÖK / Diplomatika
MÜDÜRLÜK VE BAŞKANLIK MESELESİ Bu noktada çok yaygın olan bir yanlışı daha düzeltmem gerekiyor sanırım: İlber ORTAYLI hoca Topkapı Sarayı’nın Müdürü değildi. Hiç bir zaman da olmadı. Sadece sembolik bir başkandı. Müdürü ise önceleri Nurullah adında bir vali arkadaşımızdı. Sonra bir başkası oldu. Merhum Haluk DURSUN hoca da Ayasofya’nın onursal başkanıydı. Oranın müdürü de ayrıydı. Mahmut Erol KILIÇ hoca da Türk İslam Eserleri Müzesi’nin (TİEM) onursal başkanıydı. Aynı günlerde; bendeniz de önceleri İstanbul Telif Hakları ve Sinema Bölge Müdürü, sonra da İstanbul Müzeleri Şube Müdürü olmuştum. Daha sonra da Ankara’ya, bakanlık merkezine nakil yaptırmıştım. Zaman zaman biz müdürler, İstanbul İl Kültür Müdürlüğü’nde buluşur, karşılaşır, sohbet ederdik. Bakanımızın baş müşaviri de merhum Kenan IŞIK idi. Sohbetine doyum olmazdı. Kültür ve Turizm Bakanımız önceleri Sn. Atilla KOÇ, sonra da Sn. Ertuğrul GÜNAY olmuştu. @ErtugrulGunay Tüm bu saray ve kurumların resmi sorumluları, imza yetkileri olan müdürleriydi. Başkanları değildi. Vefat edenleri rahmetle, yaşayanları saygıyla anıyorum.
Pusholder@pusholder

Erhan Afyoncu: "İlber Ortaylı, Topkapı Sarayı müdürüyken her cuma ağalar ve cariyeler için hayır yapar, Kur’an okur ve okuturdu."

Türkçe
14
11
48
30.8K
Ebubekir SOFUOĞLU retweetet
Nejdet GÖK / Diplomatika
Tarihe not düşmek açısından, yakın şahidi olduğum bir hususu açıklamak zorundayım: HALİL İNALCIK VE İLBER ORTAYLI Doktora danışmanım ve 13 yıl beraber çalışıp Bilkent Tarih Bölümünü kurup geliştirdiğimiz, yüzden fazla öğrenciyi, dünyanın en seçkin üniversitelerine birlikte talebe ve hoca olarak yolladığımız Halil İnalcık hocam, gerek İlber Ortaylı’yı gerekse onun popüler, faydacı ve fırsatçı tarih anlayışını hiç beğenmez ve her fırsatta eleştirirdi. Ancak oldu bittiye getirilen TV çekimleri veya programlarında, başkalarının yanında, kimseyi kırmak istemez, öfkesini içinde saklar, program bitince de çoğu zaman içini bana boşaltırdı. Bu oldu-bitti programların yapımcısı olan Murat Bardakçı vb. gazetecileri de gıyaben çok kızar ve bölüme sokmamamızı tembih ederdi. Halil İnalcık şov yapmaktan ve gösterişten nefret eden bir tarihçi idi. O yüzden tüm ısrarlara rağmen Bilkent Tarih Bölümü kadrosuna almadı Ortaylı hocayı. Daha fazla baskı yapılınca istifa edip gideceğini bile söylemişti bana. Sabancı ve Koç üniversiteleri çok cazip tekliflerle davet etmişti hocayı o günlerde. Çok ciddi bir kriz çıkmıştı yani. Diğer itiraz ettiği hoca ise Yahudi asıllı Stanford Shaw idi. “Onlar gelirse ben giderim Nejdet!” demişti bana. Hatta İlber Ortaylı’nın soy ve sopu ile ilgili bazı şeyler de söylemişti ama buraya kaydetmek istemiyorum. Çünkü araştırmış değilim. Bazı zinde güçlerin ısrarı devam edince; ara bir çözüm yolu olarak İlber Ortaylı’yı ve Shaw’ı tarih bölümüne değil de, uluslararası ilişkilere almışlardı. Orada da sadece bir dönem ders verebilmiş ve tekrar Galatasaray Üniversitesi’ne dönmüştü. Öğrenciler ve üniversite yönetimi de memnun kalmamıştı. Bazı derslerine ben de girmiştim. (Tarihe not) Birilerinin İlber ORTAYLI’yı ısrarla Halil İNALCIK’ın devamı gibi göstermesi tamamen ideolojik, etnik ve siyasi bir çabadır. Onun tarih anlayış ve zihniyetini hiç sevmediği için, yıllar önce, Chicago’da hoca olarak kalmasını da istemediğini, bu yüzden İlber Ortaylı’nın kendisine kırgın ve kızgın olduğunu ancak bunu belli etmemeye çalıştığını söylerdi Halil İNALCIK hocam. Fener Rum Patriği’nin ekümenik olduğunu tv’lerde ve vs. yerlerde ısrarla savunması yüzünden, bir seminer dersinde İlber Hocayı çok fena payladığını, benim doktora tezim olan patriklik beratlarından kendisine yolladığını bir çok kez paylaşmıştım buralarda. İnalcık’a göre Patriğin ekümenik olduğunu savunmak vatana ihanetle eş anlama geliyordu. Patriğe Ekümeniklik sıfatı vermek, ona devlet başkanlığı statü kazandırmaktı. Bir adım ötesi ise Fatih semtinin göbeğinde, VATİKAN benzeri yeni bir Haçlı devleti kurmak idi. Velhasıl; Halil İNALCIK’la, İlber ORTAYLI’nın tarih anlayış ve zihniyeti bir birinden çok farklıydı. En küçük bir benzerlik olsa İnalcık o kadar ısrar ve baskıya karşı direnmez, bendenizi ve başka hocaları olduğu gibi bölüme bizzat davet ederdi. Bu arada; İlber Hocanın son yıllarda, bazı İnalcık kitaplarını (Fatih kitabı gibi) yeni kapak ve görünümle yayınlayıp, kendisini onun devamı gibi göstermeye çalışması da bana göre, birilerinin etnik, siyasi ve ideolojik işgüzarlığı idi sadece. Eski bir doktora öğrencisi ve meslekdaşı olarak; Tarihe not düşmeyi insani ve vicdani bir görev kabül ettiğim için, birilerini üzmek istemediğim halde bu satırları yanlışlara itiraz babında mecburen yazmak zorunda kaldım. Emaneti teslim eden hocalarımızı rahmet ve minnet, yaşayanları ise saygı ile anıyorum.
Tuncay Yılmazer@gelibolu2015

Yusuf Kaplan ya da Aydın Ünal zihniyetinin anlamadığı/anlamak istemediği şu... Hiç bir medeniyet kinin, nefretin üzerine yükselmez. Bir bilim insanını Allah'ın size vermediği yetkiyle/kinle yargılıyorsunuz, haddinizi aşıyorsunuz. Bu yaptığınız eleştiri değil. İlber Ortaylı hocası Halil İnalcık gibi Osmanlı medeniyetinin döneminin en ileri medeniyetlerinden biri olduğunu, Avrupa hatta dünya tarihinin Osmanlı olmadan yazılamayacağını, Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkan insanların da Osmanlı geçmişleriyle gurur duyabileceğini gösterdi. Başta Sultan II.Abdülhamid olmak üzere önyargılarla inşa edilmiş Osmanlı tarih anlatısını eleştirdi. Sizin kafanızdaki "ya siyah ya beyaz" anlayışına tersti bu. Kininiz, nefretiniz buna. Sizin mantığınıza göre bir insan Osmanlıyı seviyorsa Atatürk'ü, İstiklal Harbini, Cumhuriyeti karalamalı. Tabi ki eleştirileri/hatalı tesbitleri vardır. Görüşlerini eleştirenler olacaktır. Filistin konusunda da hatalı bir değerlendirme yapmış olabilir. Ama "Filistin cephesinden Türk ordusu kurşun atmadan kaçtı, İngilizlerle anlaştı" diyen bir zihniyet bu konuda özeleştiri yapmadan hiç ağzını açmaması lazım. Edeb ya hu!

Türkçe
139
245
741
200.2K
Ebubekir SOFUOĞLU
Ebubekir SOFUOĞLU@Ebsofuoglu·
Hangi yalanlarını sıralayalım ki! 12 Ada Uşi Antlaşması'nda İtalyanlar tarafından geri verileceği zaman Osmanlı Devleti, Balkan Savaşı sebebiyle bir de oraları korumak zorunda kalmayayım diye Balkan Savaşı sonunda geri almak üzere adaların italyanlarca Osmanlı'ya verilişini erteletmişti. Uşi anlaşmasında 12 adanın italyanlara geçici olarak bırakılması meselesi budur. Osmanlıyı esir alan ittihatçı idare 12 adanın üzerine gitmeyince 12 ada, Lozan Antlaşması'na kadar geçici olarak italyanların elinde kaldı. İşte bu 12 Ada Osmanlı'nın hakkı olmasına rağmen Lozan Antlaşması'nda da İsmet İnönü eliyle italyanlara verildi. Anlaşma maddesine Türk Tarih Kurumunun resmi web sitesinden de ulaşabilirsiniz. Biraz tarih ilmine sadakati olan bu yalanı gizlemez...
Türkçe
296
367
1K
117K