

Ebubekir SOFUOĞLU
4.5K posts




Osmangazi Köprüsü’nde hayatına son veren sosyal medya fenomeni Kübra Karaarslan’ın, Ümraniye’deki Hz. Yusuf Camii İmam Hatibi Osman Şevket Karaarslan’ın kızı olduğu öğrenildi. Günay Aylan:"Babası defalarca uyardı ama feminist yasalar yüzünden adam hiçbir şekilde müdahale edemedi. Eli kolu bağlı kaldı.Hatta kızı ve çevresi tarafından yobaz baba damgası bile yedi. Şimdi ise o özgürleşme masalının en ağır faturasını, elleri kolları yasalarla bağlanan o baba kızını toprağa vererek ödüyor. Kıza kendi hayatını yaşa diye gaz veren modern sistemin alkışçıları ortada yok, acıyla baş başa kalan yine aile oldu.

⚠️ Eğitim Bir-Sen'e önemli çağrımızdır! Bu paylaşım, Ramazan Hoca zulmünü sosyal medyadan takip edip klavye başında milleti suhulete davet eden Eğitim Bir Sen isimli sendikaya yardımcı olmak amacıyla yapılmaktadır! Manisa’da 10 kız öğrenciyi organize edip Felsefe Öğretmeni Ramazan Avuşmak’ı “Atatürk’e hakaret etti” iftirasıyla tutuklattığı iddia edilen müdür yardımcısını yakından tanıyın; Okuldaki Ramazan ayı etkinliklerine öfke kusan, azılı İslam Karşıtı, İsrail ve CHP propagandıcısı, LGBT savunucusu, azılı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Ak Parti Düşmanı, takıntılı Feminist olarak çevresince bilinen ve sosyal medyada paylaşılan Aynur İstanbul isimli şahısı araştırın ve olayın peşine düşün! 5816 zırhını kuşanarak mütedeyyinlere zulüm ve zorbalık yapan bu ve bunun türevi sözde eğitimcilerin daha fazla "28 Şubat"vari zulümler yapmalarını önüne geçin ve bu gibi varlıklarla mücadele edin, beklemeyin hemen şimdi harekete geçin! Sendikacılık sadece aidat toplamak, ve pankart sallamak değildir! Halka size işini öğretmesine müsaade etmeyin! @EgitimBirSen #ramazanhocayaözgürlük


Ramazan arasından sonra ilk Sohbetümiz bugün (25 Mart 2026 Çarşamba) Saa: 19:00'da olacaktır. Aile içi tartışmaların kaynaklarından bir tanesi de doğru konuşma üslubu taşımamalarıdır. Niyetler kötü olmasa da kullanılan yanlış üsluplar, karı-koca, arkadaşlık, Ana-Baba-Evlat vs arası başta olmak üzere tüm dostluklara zarar vermektedir. Bu noktada SORU YÖNLÜ KONUŞMANIN dostluklar arası ilişkileri güçlendiren sağlam bir katkısı vardır. Bu hafta sohbetimizde bu konuyu konuşacağız. Sohbetimizde ele aldığımız çözüm tekniklerimizi bir deneyin güzel sonuçlarını göreceksiniz İnşaAllah. Bu da hiç tahmin edemeyeceğiniz bir şekilde aile içi ilişkilerinize, arkadaşlık, akrabalık, komşuluk irtibatlarınıza ciddi faydalar sağlayacaktır İnşaAllah. Bu bağlamda aile içi konuları işlediğimiz NESLİ MÜDAFAA sohbetimiz her zaman olduğu gibi bu akşam da (26 Mart 2026 Çarşamba) saat 19:00'da Hayder Kültür Merkezi'nde icra edilecektir. Hanım kardeşlerimize müsait yer ayrılmıştır.














Yağmur Tunalı, İlber Ortaylı’nın bilinmeyenlerini anlattı: İlber Hoca, bugün ikindi namazından sonra uğurlanacak. Tesbihlerle, tekbirlerle, tehlillerle uğurlanacak. Çok az kişiye söylemiştir, bilenler bilir, böyle uğurlanmak isterdi. Annesinin dindarlığından bahsederken "teşhirci olmamak kaydıyle çok dindardır" derdi. Kendisi de öyleydi. Dindarlık görüntüsünden kaçardı. Bunun belki bir istisnası söylenebilir: Kendi kendisiyle yaşadıklarını kimse bilemez. Açık olanlardan birini söyleyeyim: Ankara Kalesi çevresindeki Selçuklu Camilerinin devamcıları, hocaları, çevre esnafı Hoca'yı çok iyi bilir. Ankara yıllarında şimdiki büyük şöhretinde değilse de epeyce meşhurdu. Her Cuma Aslanhane'ye bir grup arkadaşımızla giderdi. Sonra Boğaziçi lokantasında yemek yenirdi. Ona devamlı eşlik edenler on kişiyi bulacak bir ekibin içinden insanlardı. Bunlarla sınırlıydı. Başka yerlerde konuşulmazdı. Tasavvuf muhitlerine karışmak istemesi de bu yıllardaydı. Merakı aşan bir dikkatle görüştü. İmrenerek, hayran olarak bahsettikleri olurdu. Dar bir çevrede anlatırdı. Yılmaz Öztuna'nın "Osmanlı hayatının merkezinde tasavvuf vardır" fikrine hararetle katılırdı. Bu da ilim ve entelektüel bakışının sonucuydu. Objektif bir görüş olarak dile getirir ve gerekçelerini söylerlerdi. Ateist Celâl Şengör'le dosttu. Celâl Şengör de dünya çapında bir değerimizdir. Kimsenin, dini dinsizliği kimseyi ilgilendirmez. Bakacağı bilgidir, bilgisini nasıl kullandığıdır. Memlekete ve insanlığa faydasıdır. Memleket sevgisinde, Türklük aşkında buluşmaları da önemlidir. Celâl Hoca'yla dostlukları böyledir. Büyük iştir ve eğer düşünürsek ancak alkışlanır. Herkesle görüşür, konuşurdu. He kesime yakın olduğunu paylaşımlardan, fotograflardan gördük. Bu genişlik kolay bulunmaz. Dinden geçinen taifeyle ve bölücülerle mesafeliydi. Tanrı adına konuşma tekeli elde ettiğini zannedenlerle yakınlaşmazdı. Onlarla bu konuları değil, hiçbir konunun görüşülemeyeceğini bilir ve söylerdi. "Cahille sohbeti kestim" dediği en başta onlardı. Çünkü dini hassasiyet bu cıvıklığa cevaz vermezdi. Hoca konuşmadı ama onlar her zamanki ölçüye sığmaz sözlerle gidişi üzerinden de Allahlık etmeye kalkmaya devam ettiler. Fatih Camii haziresine gömülmesine itiraz edenler onun Müslüman olmadığını söyleyecek kadar azdılar. Evet azdılar. Dinin kimseye vermediği hakkı kendilerinde var zannettiler. Allah'ın Allahlığını kimseye bırakmayacağını düşünmeyen bu azgın klikler, iktidar gücüne yaslanmanın şımarıklığıyla saldırdılar. Ondan görünmenin hesapsız özgürlüğünde Cumhurbaşkanı'na "Onu oraya gömdürme!" demek için başvururken iftirayı aşan sözler ettiler. İyi ki dinlenmediler. Dinlenmeyecekler. Kamu vicdanında bu konuda karşılıkları yoktur. İlber Hoca'nın samimiyeti, millet fedaisi oluşu karşısında erimeyecek buzdağı yoktur. İlmini bilenler konuşsun. Biz, insan olarak çizdiği olağanüstü portreyi görüyoruz. Türk milleti, bu büyük Türk'ün yalnız Türkiye'de ve Türklük için yaşamak ülküsüne bağlılığını biliyor. Kendisinden olduğunu görüyor ve biliyor. Onun için seviyor. Bu millet kendisi için yaşayanı unutmaz! İstanbul ve Fatih bugün müstesna günlerinden birini yaşayacak. Türkiye göz ve gönül coşkunluğuyla katılacak. Ülkenin, dünyanın her yerinden seven gönüllerle İstanbul dışından olanlar da uğurlayacak! Büyük Türk'ün aziz, lâtif, kutlu rûhu şâd olsun!

Bu hadiseye şahit olanlardan biri de hocam Prof. Dr. Mehmet İpşirli’dir. İpşirli Hocamız şahit olduğu töreni şöyle anlattı: “İlber, Saray’a müdür tayin edildiğinde Ramazan ayında bir gün beni aradı. Akşam hatim duası yaptıracağını ve duayı da benim yapıp yapamayacağımı sordu.

Erhan Afyoncu: "İlber Ortaylı, Topkapı Sarayı müdürüyken her cuma ağalar ve cariyeler için hayır yapar, Kur’an okur ve okuturdu."

Yusuf Kaplan ya da Aydın Ünal zihniyetinin anlamadığı/anlamak istemediği şu... Hiç bir medeniyet kinin, nefretin üzerine yükselmez. Bir bilim insanını Allah'ın size vermediği yetkiyle/kinle yargılıyorsunuz, haddinizi aşıyorsunuz. Bu yaptığınız eleştiri değil. İlber Ortaylı hocası Halil İnalcık gibi Osmanlı medeniyetinin döneminin en ileri medeniyetlerinden biri olduğunu, Avrupa hatta dünya tarihinin Osmanlı olmadan yazılamayacağını, Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkan insanların da Osmanlı geçmişleriyle gurur duyabileceğini gösterdi. Başta Sultan II.Abdülhamid olmak üzere önyargılarla inşa edilmiş Osmanlı tarih anlatısını eleştirdi. Sizin kafanızdaki "ya siyah ya beyaz" anlayışına tersti bu. Kininiz, nefretiniz buna. Sizin mantığınıza göre bir insan Osmanlıyı seviyorsa Atatürk'ü, İstiklal Harbini, Cumhuriyeti karalamalı. Tabi ki eleştirileri/hatalı tesbitleri vardır. Görüşlerini eleştirenler olacaktır. Filistin konusunda da hatalı bir değerlendirme yapmış olabilir. Ama "Filistin cephesinden Türk ordusu kurşun atmadan kaçtı, İngilizlerle anlaştı" diyen bir zihniyet bu konuda özeleştiri yapmadan hiç ağzını açmaması lazım. Edeb ya hu!
