
CHP'NİN ARPALIKLARI "KİT" LER..
ŞEKER FABRİKALARI GERÇEĞİ...
Eskiden KİT'ler (Kamu İktisadi Teşebbüsleri) vardı. Bunlar adeta siyasi partilerin arpalığına dönüşmüştü. İktidara gelen her parti kendi kadrolarını buralara doldurur, bir kişinin yapacağı işi yirmi kişiye yaptırırdı. Gerçekte çalışan bir kişi olur, geri kalanlar maaş almakla yetinirdi.
Verimsizlik had safhadaydı. Bir liralık iş yüz liraya mal edilir, zarar eden kurumların faturası ise milletin sırtına yüklenirdi. Devletin kasasından çıkan para, vatandaşın cebinden çıkan para demekti.
Bugün geçmişe dönüp "Her şey satıldı" diye slogan atanların, önce o dönemin nasıl bir israf ve verimsizlik düzeni olduğunu hatırlaması gerekir. Asıl soru şudur: Devlet, milletin vergileriyle zarar üreten kurumları sonsuza kadar finanse etmek için mi vardır; yoksa vatandaşına daha kaliteli hizmet sunmak için mi?
KİT'lerin tamamı kusursuz değildi, özelleştirmelerin tamamı da kusursuz değildir. Ancak geçmişteki siyasi kadrolaşmayı, verimsizliği ve zarar düzenini görmezden gelip sadece sloganlarla konuşmak da gerçeği yansıtmaz. Önemli olan, devletin kaynaklarının milletin yararına en verimli şekilde kullanılmasıdır.
CHP'li tosunlar sürekli "AK Parti şeker fabrikalarını sattı" diyerek siyaset yaptıklarını sanıyorlar. Peki meselenin arka planını da anlatıyorlar mı? Elbette hayır.
Eskiden birçok KİT (Kamu İktisadi Teşebbüsü) siyasi partilerin adeta arpalığı haline gelmişti. İktidara gelen kendi adamlarını dolduruyor, bir kişinin yapacağı işi yirmi kişi yapıyordu. Gerçekte çalışan birkaç kişi olurken, geri kalanlar maaş almaya devam ediyordu.
Sonuç neydi?
Verimsizlik, zarar ve israf...
Bir liralık iş yüz liraya mal oluyor, oluşan zarar ise milletin vergileriyle kapatılıyordu. Yani vatandaşın cebinden çıkan para, siyasi kadrolaşmanın faturası olarak geri dönüyordu.
Şeker fabrikalarının önemli bir kısmı da yıllarca bu anlayışla yönetildi. AK Parti döneminde yapılan özelleştirmelerin temel gerekçelerinden biri de zarar eden, verimsiz çalışan işletmeleri ekonomiye kazandırmaktı.
Bugün özelleştirilen fabrikalar üretim yapmaya devam ediyor, çalışan istihdam ediyor, yatırım yapıyor ve devlete vergi ödüyor. Eskiden zararları bütçeden karşılanan işletmeler, şimdi vergi veren işletmelere dönüşmüş durumda.
Elbette özelleştirmelerin nasıl yapıldığı, hangi şartlarda yapıldığı tartışılabilir. Ancak "AK Parti şeker fabrikalarını sattı" deyip konuyu tek cümleye indirgemek, gerçeğin tamamını anlatmak değildir.
Önemli olan slogan atmak değil, şu soruya cevap vermektir:
Milletin vergileriyle sürekli zarar eden işletmeleri ayakta tutmak mı daha doğru, yoksa üretmeye, yatırım yapmaya ve vergi vermeye devam eden işletmeler oluşturmak mı?
İşte asıl tartışılması gereken konu budur. Siyaset sloganlarla değil, rakamlarla ve gerçeklerle yapılır.
Haluk Cangökçe

Türkçe























