Av. Mehmet Gün

8K posts

Av. Mehmet Gün banner
Av. Mehmet Gün

Av. Mehmet Gün

@M_Gun

Istanbul lawyer @gunpartnerstr @dahaiyiyargi @ISTAtahkim @turkonfed @tusiad #RefahiçinHukuk

Istanbul, Turkey Beigetreten Kasım 2009
1K Folgt11.9K Follower
Angehefteter Tweet
Av. Mehmet Gün
Av. Mehmet Gün@M_Gun·
#Turkey has given me everything I have – my home, my education and my successful career in #law. My books tell this story – recording my gratitude and my hopes for Turkey’s future. I have set out steps to improving the #judiciary and #democracy for the whole of Turkish society.
Av. Mehmet Gün tweet media
English
18
8
102
0
Av. Mehmet Gün
Av. Mehmet Gün@M_Gun·
Normal şartlarda, suçların soruşturulması coğrafi yetki kurallarına göre belirlenir. Yani bir suç nerede işlenmişse, soruşturmasına o yerin savcılığı yetkilidir. Ancak örgütlü suçlar söz konusu olduğunda bu kurallar esnetilebilmektedir. 
Eğer bir suç örgütü birden fazla şehirde faaliyet gösteriyorsa, soruşturma tek bir merkezden yürütülebilir. Bu nedenle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Adana veya Antalya’daki bazı soruşturmaları da üstlenebilmektedir.
 Ancak burada önemli bir sorun ortaya çıkmaktadır: Bir savcılığın kendisini “örgütlü suç soruşturuyorum” diyerek yetkili kılması halinde, bunu denetleyen ve bir savcılığın başka bir savcılığın yetki bölgesindeki yetkisine müdahale edebilmesi için haklı ve doğru bir sebep olup olmadığını denetleyen etkili bir mekanizma bulunmamaktadır. Bu durum, savcılıkların başka savcılıkların yetkisini gasp etmesi gibi kötüye kullanılabileceği yönünde eleştirilere yol açmaktadır.   Öte yandan, bu tür durumlar yarattığı dezavantajlar nedeniyle adil yargılanma hakkı bakımından sorunlara yol açabilir.
 Bu nedenle, örgütlü suçlara ilişkin yetki düzenlemelerinin daha açık ve denetlenebilir hale getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. @medyascope #RefahiçinHukuk programının yeni bölümünü izlemek için:
Medyascope@medyascope

📌 Yargının siyasallaşması ve araçsallaşması ❓ İBB davasında neler oluyor? 🎙️ Gamze Elvan soruyor, Mehmet Gün değerlendiriyor ⏰ Refah için Hukuk 21:00’de Medyascope’ta! 🔗 Youtu.be/soAklBycQOk @gamzelvaan | @M_Gun

Türkçe
0
1
3
815
Av. Mehmet Gün
Av. Mehmet Gün@M_Gun·
Silivri’de görülen davalar, uzun süredir siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor. Daha önceki örneklerde de gördüğümüz üzere, soruşturma süreçleri, tutuklama kararları ve yargılamanın yürütülüş biçimi tarafların hiçbirini tatmin etmiyor. Yargılanan kişiler, bu davaların siyasi nitelikli olduğunu düşünüyor; diğer tarafta ise farklı bir değerlendirme söz konusu oluyor. Sonuç olarak mahkemeler, hukuki bir zeminden ziyade, siyasi mücadelenin sürdüğü alanlar olarak algılanıyor. Bu algı oluştuğunda da kimse yargıya tam anlamıyla güvenemiyor. Oysa mahkemeler, doğru ile yanlışı ayırt eden, suçlu ile masumu belirleyen, tarafsız kurumlar olarak görülmelidir. Bu nedenle, yargının siyasallaştığı yönündeki algı —doğru olsun ya da olmasın— son derece yıkıcıdır. Bu algıyı ortadan kaldırmak hepimizin sorumluluğudur. Yargı sürecine dahil olan herkesin, bu süreci siyasi bir mücadele alanı olmaktan çıkarıp hukuki bir zeminde yürütmesi gerekir. Bu noktada mahkemelerin yapması gereken, hızlı ve doğru kararlar vererek bu algıyı ortadan kaldırmaktır. Mahkeme, somut olayda suç olup olmadığını açıkça gerekçeli olarak ortaya koyarak siyasi bir araç olmadığını gösterebilmelidir. @medyascope #RefahiçinHukuk programının yeni bölümünü izlemek için:
Medyascope@medyascope

📌 Yargının siyasallaşması ve araçsallaşması ❓ İBB davasında neler oluyor? 🎙️ Gamze Elvan soruyor, Mehmet Gün değerlendiriyor ⏰ Refah için Hukuk 21:00’de Medyascope’ta! 🔗 Youtu.be/soAklBycQOk @gamzelvaan | @M_Gun

Türkçe
0
0
4
488
Av. Mehmet Gün retweetet
Daha İyi Yargı
Daha İyi Yargı@dahaiyiyargi·
📌Yargıda #bağımsızlık istiyoruz fakat #sorumsuzluk, #hesapvermezlik ve keyfilik olmasını, yargının bağımsızlık kisvesi altında hesapvermez bir #kast olmasını istemiyoruz. #Hesapverir olmadığı için yargıyı bağımlı kılmayı tercih etmek zorunda kalıyoruz. ⚠️Yargının bağımsız kalabilmesi hesapverir olmasına bağlı ama yargıdaki "#idari kararları" kimse denetlemiyor! ⚠️Yargısal mesleklerde atamalar, tayinler ve disiplin süreçleri kapalı kapılar ardında mı kalmalı? Kapalı kapılar ardında kalırsa #yargı bağımsızlığını koruyabilir miyiz? ✅"#Adalet Yüksek Mahkemesi" kurulması önerimiz tam da bu sorunu çözmeyi hedefliyor. 📌Yargı’nın idare eden kurumlarının ve kararlarının yargısal denetime açılması şarttır. 🔑Bunun için #hâkim, #savcı, #avukat ve #noter mesleği mensuplarının ortak temsiliyle oluşan 52 üyeli #uzman bir #mahkeme kurulmasını öneriyoruz. 🔑90 günde karar veren, #şeffaf ve hesapverir bu uzman yüksek mahkeme ile yargı hizmetlerinin kalitesini artırmayı amaçlıyor, dahası, her türlü işleminin sadece ilgililerin değil, her vatandaşın denetimine açık olmasını öneriyoruz. 📌Bu mahkeme ile yargıdaki her türlü işlem, sadece ilgilisi tarafından değil, her vatandaş tarafından denetlenebilir! 🔎Adalet Yüksek Mahkemesi dahaiyiyargi.org/wp-content/upl… #DahaİyiYargı #YargıReformu #RefahiçinHukuk
Türkçe
0
1
1
519
Av. Mehmet Gün retweetet
Daha İyi Yargı
Daha İyi Yargı@dahaiyiyargi·
Anayasamız, hukuk düzeninin genel çerçevesini çizer. Hangi davranışların suç sayılacağını ise kanunlarımız belirler. Bir fiilin gerçekten suç olup olmadığına ise ancak mahkemeler karar verir ve bu karar kesinleştiğinde hukuki anlamını kazanır. Bu bölümde üyelerimiz Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun ve Av. Burhan Uyan, hukuk devletinin vatandaşlara sağladığı önemli bir güvence olan bu kurgu ve günlük tartışmalarda sıkça duyduğumuz “anayasal suç” sözü üzerine söyleşiyorlar. Yeni bölümü Youtube'da izlemek, Apple Podcast veya Spotify'da dinlemek için: linktr.ee/dahaiyiyargi
Daha İyi Yargı tweet media
Türkçe
0
1
3
244
Av. Mehmet Gün
Av. Mehmet Gün@M_Gun·
18 Mart 1915 günü, Çanakkale Boğazını denizden geçmeye çalışan düşmanı yenen ecdadımız bizlere sonsuza kadar övünebileceğimiz şahane bir deniz zaferi hediye etti. Ardından Gelibolu Yarımadası'na tarihin en büyük çıkarmalarından birisi yapıldı. Bir metre cephe için manga manga askerin şehit düştüğü, pimi çekilen bir el bombasının birbirinden 2 metre uzak siperler arasında bir kaç kere gidip geldiği, birbirlerine silah atanların arada yiyecek de attığı kanlı Centilmenler Savaşını da kazanamayıp çekip gittiler. Düşman 38.000 asker kaybetti; biz ise 250.000 civarı şehit verdik. O kadar küçük toprakta o kadar çok kan aktı ki, aradan 100 yıl geçti ama Gelibolu toprakları hala şehit kanıyla kızarır... Köyümüzün eskileri o zamanları "Bir şehidin selası bitmeden, diğer bir şehidin evinden ağlamalar yükselirdi.." diye anlatırdı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve şehitlerimizi saygıyla ve minnetle anıyoruz. Bütün şehitlerimizin ruhları şadolsun! Öğretmen Okulu'muzun şehitlik ziyareti sırasında mihmandarımız, Conk Bayırı'ndan aşağıları eliyle işaret ederek "şuraya Avusturalya ve Yeni Zelandalılar (Anzaklar), buraya Gurkalar çıkmıştı" diye anlatırken gözlerim dolmuş; o zamanki kısa tarih bilincimle "Dünyanın taa öbür ucundaki insanların bizimle ne derdi vardı da binlerce kilometre uzaktan gelerek toprağımıza çıkıp bizimle savaşmışlardı!" diye sormuştum? Gelibolu savaşı bize Mustafa Kemal Atatürk'ü kazandırdı. O genç kumandan, "Size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum!" komutuyla kaçışan askerleri ve düşmanı yere yatırarak Conk Bayırının elden gitmesini ve savaşın kaybedilmesini önledi. 18 Mart Çanakkale Zaferi'miz kutlu olsun!
Av. Mehmet Gün tweet media
Türkçe
0
3
9
238
Av. Mehmet Gün retweetet
Daha İyi Yargı
Daha İyi Yargı@dahaiyiyargi·
Bu bölümde, anayasa okur-yazarlığının toplumlarda barış kültürünün kökleşmesi ve küresel çatışmaların önlenmesindeki kritik rolünün altını çiziyoruz. Anayasamız dahil tüm çağdaş anayasalar evrensel hukuku ve insan haklarını temel alırken anayasamızın başlangıcında özellikle yer verilen ve devlet geleneğimizin özü olan 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesinin, barış odaklı anayasal duruşumuzu küresel ölçekte saygın bir konuma taşıdığını vurguluyoruz. Bu vizyonla şekillenen Anayasamızın, ülkemizin ve milletimizin bütünlüğünü korurken vatandaşlarının onurunu ve haysiyetini nasıl her zaman birincil öncelik olarak kabul ettiğini inceliyoruz. Yeni bölümü Youtube'da izlemek, Apple Podcast veya Spotify'da dinlemek için: linktr.ee/dahaiyiyargi
Daha İyi Yargı tweet media
Türkçe
0
1
1
289
Av. Mehmet Gün
Av. Mehmet Gün@M_Gun·
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkan Donald J. Trump’ın yönetimi ele almaya teşvik ettiği İran halkının bir kısmının, memnun olmasa da devletinin yanında durmak yerine, ülke içinde ve dışında ABD ve İsrail’in saldırısını kutlaması, millî birliğin bir ülkenin bekası için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Ülkesi petrol zengini olmasına karşın ekonomik krizle boğuşan, katı dini uygulamalar nedeniyle halkın önemli bir kısmının yönetimle ayrıştığı İran’da, devletin birlik modelinin halkı fakirleştirdiği, ülkeyi zayıflattığı ve hatta bölünmesine neden olabileceği görülüyor. Bu durumdan ders çıkarmamız, millî birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirerek önümüzdeki günlerde kritik gelişmelerin beklendiği bölgemizde duruşumuzu daha da sağlamlaştırmamız gerekiyor. Türkiye için en kritik mesele, birliği hukuk üzerinden oluşturmaktır. Her alanda, herkese ve her kesime karşı hukukun üstünlüğü sağlanarak Türkiye’de birlik, daha da güçlendirilebilir. Bir yandan devlet güçlerinin etkin kullanılmasını sağlayan, diğer yandan toplumsal güveni güçlendirerek dayanışmayı güçlendirirken yargı, en kritik devlet kurumudur. Yargının, olağan işlevini sağlıklı olarak gösterebilmesi, bağımsız ve hesapverir olması, yürütmenin aracı olmadığı gibi kendi içinde kapalı bir kast da olmayan demokratik bir kurum haline gelmesi gerekir. Bu, kanun önünde eşitlik ilkesinin istisnasız olarak gerçekleştirilmesi için de şarttır. Bu nedenle yargı reformu ve kamu görevlilerinin hesapverirliği, Türkiye’nin en temel birlik meselesidir. @Gazete9Eylul yeni yazımı okumak için: dokuzeylul.com/kimlik-birlik-…
Türkçe
0
0
1
353
Av. Mehmet Gün retweetet
Gün + Partners
Gün + Partners@gunpartnerstr·
Eşitlikle Güçlenen Bir Gelecek ! Türkiye, dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alma hedefini sürdürmektedir. Bu hedefin gerçekleşmesi ise; nüfusun yarısını oluşturan kadınların, ekonomik yaşama tam ve eşit katılımına bağlıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği yalnızca sosyal adaletin bir gereği değil, aynı zamanda makroekonomik performansın ve uzun vadeli kalkınmanın stratejik bir unsurudur. Literatürde, kadınların ekonomik haklara ve işgücüne eşit erişiminin, ekonomik büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif etkiler yarattığı güçlü biçimde ortaya konmaktadır. Yapılan çalışmalar, kadınların işgücüne katılım oranındaki artışın, o ülkedeki toplam üretim kapasitesini genişlettiğini, istihdam düzeyini yükselttiğini ve gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde olumlu etkiler yarattığını göstermektedir. Eşit işe eşit ücret ilkesi, işe alım ve terfi süreçlerinde ayrımcılığın önlenmesi, çalışma seçimi özgürlüğü ve ekonomik karar alma mekanizmalarına erişim gibi hakların, kurumsal düzeyde sağlanması ve korunması, ekonomik büyümeyi pozitif yönde etkilemektedir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının 5 numaralı başlığı, “Kadınları ve kız çocuklarını güçlendirmenin çarpan etkisi yarattığını ve ekonomik büyümeyi hızlandırdığını” söylemektedir. Kalkınmanın kadınsız olamayacağı bir gerçektir. Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliği performansı gerilemiş, atılan adımlar ise yeterli iyileşmeyi sağlayamamıştır. İstinaf mahkemesinde görevli bir kadın hâkimin, görev yaptığı adliye binası içerisinde, bir erkek tarafından silahlı saldırıya uğraması, kadına yönelik şiddet ve adli koruma mekanizmalarının yetersizliği gerçeğini gözler önüne sermiştir. Türkiye, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda attığı en önemli adımlardan biri olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiştir. Meclis tarafından onaylanmış uluslararası bir sözleşmeden Cumhurbaşkanı kararıyla çekilme işlemi hukuka aykırı olmasına rağmen Danıştay tarafından iptal edilmemiştir. Bu geri adım, kadınların eşit hak mücadelesi, hukukun üstünlüğü ve demokrasimiz için büyük bir kayıptır. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre Türkiye, bir önceki yıla göre 6 sıra gerileyerek 135. sırada 146 ülke arasında yer almıştır. Bu sıralama, Senegal, Fildişi Sahili Cumhuriyeti, Umman, Nijerya ve Gambiya gibi ülkelerin gerisindedir.  Kadınların ekonomiye katılımı kriterine baktığımızda ise Türkiye, 133. sırada, Tacikistan, Etiyopya ve Nikaragua’nın gerisinde kalmıştır. Kadınların ekonomik hayata tam ve eşit katılımının eksik olması, sadece bireysel mağduriyetler yaratmakla kalmamakta; aynı zamanda ülkenin potansiyelini de sınırlamaktadır. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasını sağlamak için, tüm kamu programlarının toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadın ile kız çocuklarının güçlenmesini temel alan bir perspektiften hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Kadınların aktif katılımı olmadan ne ekonomik büyüme ne de toplumsal refah mümkün olabilir. Ancak hep birlikte atılacak adımlarla, Türkiye daha eşit, daha güçlü ve daha sürdürülebilir bir geleceğe ulaşabilir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun! #8Mart bildirimimizin tamamını okumak için: gun.av.tr/tr/haberler-ve…
Türkçe
0
1
1
500
Av. Mehmet Gün retweetet
Daha İyi Yargı
Daha İyi Yargı@dahaiyiyargi·
Bu söyleşilerinde üyelerimiz Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun ve Av. Burhan Uyan, Anayasamızın kuvvetler ayrılığı ve denge-denetim ilkeleri çerçevesinde başkanlık sistemine göre cumhurbaşkanının yürütme içindeki konumuna, yasama ve yargı ile ilişkisi üzerinden değiniyorlar. Siyasal güç ile anayasal sınırlar arasındaki ilişkiyi sade ve anlaşılır bir dille değerlendiriyorlar. Yeni bölümü Youtube'da izlemek, Apple Podcast veya Spotify'da dinlemek için: linktr.ee/dahaiyiyargi
Daha İyi Yargı tweet media
Türkçe
0
1
4
383
Av. Mehmet Gün
Av. Mehmet Gün@M_Gun·
Türkiye’de demokrasi neden geriledi? Buna “cumhuriyetin gelişimi sürecinde süregelen askeri vesayet, devlet yönetiminde istikrarsızlık, ekonomik krizler ve onlara paralel seyreden yaklaşık 10 yıllık dönemlerde yaşanan darbe, kırılma ve sağa sola savrulmalar, sorumsuz siyaset ve siyasetçiler, halkın yönetimde adil temsilini kısıtlayan antidemokratik siyasi partiler ve sorunlu seçim yasaları ile uygulamaları, devlet gücünü gayrimeşru yöntemlerle ele geçirme çaba ve çatışmaları, yargının görevini yaparak hukukun üstünlüğünü sağlamasına kendi içinden ve dışından gelen engeller, adalet inancı zedelenen toplumun yargıya sahip çıkmaması, yargının yürütme gücüne (siyasilere) karşı bağımsızlığını ve dolayısıyla tarafsızlığını kaybetmesi” ve benzeri birçok sebep sayılabilir. Bunların bir kısmı diğerlerinin sebebi iken bir kısmı da diğerlerinin doğrudan veya dolaylı sonuçları. Hangilerinin sebep hangilerinin sonuç olduğunu bulmaya çalışırken “yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar” açmazına düşmek kaçınılmaz. Bir açıdan, ekonominin toplumun ihtiyacına yetecek kadar kaynak üretememesi diğer sorunların kök sebebidir denilebilir. Fakat diğer bir açıdan bakıldığında bu sorunların olduğu yerde ekonominin kolay güçlenmeyeceğini, halkın refahının kolay artmayacağını da kabul etmek gerekir. @Gazete9Eylul yeni yazımı okumak için: dokuzeylul.com/cozum-demokras…
Türkçe
0
0
5
402
Av. Mehmet Gün
Av. Mehmet Gün@M_Gun·
Bianetteki habere göre: “AB, Gümrük Birliği güncellemesini "yargı bağımsızlığı" ve "hukukun üstünlüğü"ne çıpalamış.” Oldukça eski bir tarihte internet, cep telefonu ve sosyal medyanın olmadığı zamanlarda yapılan, günümüz şartlarına uymayan AB - Türkiye Gümrük Birliği anlaşmasının modernizasyonu için çok geç kalındı. Anlaşma her gün, Türk iş dünyası aleyhine işliyor. AB'nin yeni serbest ticaret antlaşması imzalaması ve kendi içinde "Made in Europe" inisiyatifleri ile durum Türkiye aleyhine daha da kötüleşiyor. Hem Gümrük Birliği'nin bir an önce güncellenmesi, hem de Türkie'nin "Made in Europe" kapsamına alınması şart. AB'nin bu konularda gerekli adımları bir an önce atması gerekiyor. Öte yandan Türkiye’nin tam üyeliğinin önünde en büyük engel olarak gösterilen yargı ve temel haklar konusundaki 23 ve 24 no’lu fasılları AB’nin müzakereye açmamış olması anlaşır ve doğru değil. Bu iki fasılın da kapalı olmasının her iki tarafa da bir faydası yok. Kaldı ki Türkiye’nin demokratikleşmesine önemli bir katkı sağlayacağı için bu fasılların açılması diğer fasıllardan çok daha önemli. AB ile Türkiye arasında, Akdeniz havzasını dünyanın önde gelen üç güç merkezinden biri haline getirmeyi amaçlayan uzak görüşlü bir ortak bir hedef belirlenmesi halinde AB ile Türkiye arasındaki pürüzlü konuların hızla ortadan hızla kalkacağına inanıyorum.
bianet@bianet_org

AB, Gümrük Birliği güncellemesini "yargı bağımsızlığı" ve "hukukun üstünlüğü"ne çıpalıyor AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Kos ve Dışişleri Bakanı Fidan, gümrük birliğinin güncelleştirilmesi çalışmalarına devam konusunda anlaştıklarını açıkladılar. bianet.org/haber/ab-gumru…

Türkçe
0
0
4
916
Av. Mehmet Gün
Av. Mehmet Gün@M_Gun·
İbretlik bir eser tanıtımı, son paragrafına kadar özenle okumaya değer derin bir analiz…
C. Cengiz Çevik@jimithekewl

Frederick W. Frey'in The Turkish Political Elite kitabı (The M.I.T. Press, 1965) eski Türkiye'ye dair çok şey söylüyor, bununla birlikte değişebilir veya değişmez siyasal durumlara dair de düşündürüyor. Kitabın tamamı önemli ama detaylı sonuç bölümü bilhassa düşündürücü. Yazarın temel tezi, siyasal sistemlerde biçimsel otorite ile toplumsal prestij arasında düzenli ve karşılıklı bir ilişki bulunduğudur. Bu ilişki tek yönlü değildir. Prestijli kişiler üst konumlara daha kolay yükselirken, otorite konumuna gelenler de zamanla prestij kazanırlar. Frey bu ilişkiyi yalnızca kurumsal değil, psikolojik bir mekanizmayla da açıklar: Bireyler üzerlerinde güç sahibi olan kişiyi meşrulaştırmak ve güç ilişkisini katlanılabilir kılmak için onu "saygın" olarak algılama eğilimindedir. Böylece güç ve prestij birbirini yeniden üretir. Yazara göre, insanlar, üzerlerinde güç sahibi olan bir başkasının varlığını psikolojik olarak itici bulurlar. Dolayısıyla yönetim şeklinden ve reelde olan bitenden bağımsız olarak, "İğrenç biri ve beni yönetiyor" düşüncesine katlanmak, "saygın biri ve beni yönetiyor" düşüncesine katlanmaktan daha zordur. Avam, güç ve prestij arasındaki ilişkiye dair, katlanılabilir bir senaryo üretir, gerçek bambaşka olsa bile. Frey bu durumu şöyle anlatıyor: "Etkileyenin gücünü ortadan kaldırarak ya da azaltarak benlik algısını bir etki olarak yeniden ayarlamak genellikle oldukça sınırlı ölçüde mümkündür. Nesnel güç durumu çoğu zaman köklü biçimde değiştirilemez; değiştirilmeye çalışılması istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Ancak etkilenin başvurabileceği üçüncü bir uyum yolu daha vardır. İlişkinin kendisini değiştiremiyorsa, onu algılayış biçimini değiştirebilir. İlişkinin kabulünü psikolojik bakımdan daha katlanılabilir hâle getiren mekanizmalara yönelir. Bu amaca ulaşmanın en yaygın yollarından biri, güç sahibini, onun üstün konumunu haklı kılan özel bir değere sahip biri olarak algılamaktır. Etkileyenin değerli olduğuna dair algıyı kolaylaştıran önemli bir etken, başkalarının ona atfettiği değerdir ki bu da onun prestijine gönderme yapmanın başka bir yoludur. Toplum bir bireye ne ölçüde değer atfederse, onun kendisi üzerinde orantısız güç kullandığını kabul etmesi o kadar kolay olur. Prestijli kişi, yalnızca işi daha etkili biçimde yapabileceğine inanıldığı için yetki sahibi kılınmaz; prestijli olduğu için yetki sahibi kılınır. Ona atfedilen özel değer, güç kullanımının tanınmasını daha az incitici kılar; çünkü bu güç kullanımı, prestijsiz bir bireyin gücüne kıyasla, onun işi başarma varsayılan yeteneği ya da örneğin soylu köken saflığı gibi niteliklerle rasyonelleştirilebilir. Toplumsal olarak yerleşik, açıkça daha yüksek statüde biri tarafından etkilenmek, bir eş tarafından etkilenmeye kıyasla daha az benlik zedeleyici ve daha az kısıtlayıcıdır. Yine, eğer prestijsiz bir birey bir yetki konumuna gelirse, varsayımıma göre, etkilenen kişi bu bireyi yeniden algılama yani onu daha prestijli sayma yönünde bir eğilim gösterecektir; en azından etkilenen, bu ilişkiden kaçamayacağını ya da ilişkinin kapsamını köklü biçimde daraltamayacağını hissettiği sürece. Yetki ile prestij birbirine doğru hareket etme eğilimindedir ve her ikisi de dinamik unsur olabilir." Frey'e göre, 60'lara kadar Türkiye örneğinde siyasal elitin toplumsal arka planı genel nüfustan belirgin biçimde ayrışır; milletvekilleri ve özellikle kabine üyeleri daha yüksek eğitimli, profesyonel ve kentli kökene sahiptir. Bu durum, siyasal otoritenin belirli sosyal kesimlerde yoğunlaştığını ve güç dağılımının toplumsal yapıdan bağımsız olmadığını gösterir. Frey ayrıca siyasal gelişimi, gücün önce yoğunlaştığı, ardından dağıldığı aşamalar halinde kavramsallaştırır. Ulusal kimliğin oluşumu ve bağımsızlık mücadelesi gibi dönemlerde güç merkezileşirken, demokratik açılımla birlikte karşılıklı ve yatay güç ilişkileri artar. Ancak yeni uluslarda sık görülen vesayetçi modelde elit içi karşılıklılık sınırlı, kitlelerin sisteme katılımı zayıftır ve modernleşme hedefleri merkezî bir güç yoğunlaşmasıyla yürütülür. Modern demokrasiye geçiş, Frey’e göre, bilhassa kırılgandır. Vesayetçi liderlerin gücü kalıcılaştırma eğilimi ya da geçiş sürecinde elit içi çatışmaların artması sistemi yeniden otoriterliğe sürükleyebilir. Bu nedenle kalıcı bir modern demokratik düzen için gerekli olan temel özellik "güç esnekliği"dir: Sistem kriz dönemlerinde gücü yoğunlaştırabilmeli, kriz sonrasında ise yeniden dağıtabilmelidir. Türkiye deneyimi, elitler arası güç paylaşımı ile kitlelere güç devrinin neredeyse eşzamanlı gerçekleşmesi nedeniyle bu açıdan karmaşık ve öğretici bir örnek sunar. Frey'in kanaati bu yönde. Frey kitabın sonuç bölümünü şöyle sonlandırıyor, üzerinde düşünmek lazım: "Türk deneyiminin hâlen çözümlenmemiş ve çeşitli yönlere gidebilir oluşu da bu nedenle son derece ilgi çekicidir. Eğer Türkler, siyasal gerçekçilik konusundaki derin birikimleri ve özverileriyle, mevcut sıkıntılar bataklığından sıyrılıp siyasal özgürlük ve etkililik yolunda örnek bir biçimde ilerlemeyi sürdürebilirlerse, yalnızca kendilerine değil, gerçekten bütün dünyaya hizmet etmiş olacaklardır."

Türkçe
0
0
7
2.6K
Av. Mehmet Gün retweetet
Daha İyi Yargı
Daha İyi Yargı@dahaiyiyargi·
Bu bölümde, milletvekili dokunulmazlığının ne olduğu, neyi amaçladığı ve hangi durumlarda kaldırılabildiğini sade bir dille ele alıyoruz. Youtube'da izlemek, Apple Podcast veya Spotify'da dinlemek için: linktr.ee/dahaiyiyargi
Daha İyi Yargı tweet media
Türkçe
0
1
4
382
Av. Mehmet Gün
Av. Mehmet Gün@M_Gun·
“İstinaf” Arapça kökenli bir kelimedir ve “yeniden başlamak” anlamına gelir. Yani bir mahkemenin yaptığı yargılamanın, daha üst bir mahkeme tarafından yeniden değerlendirilmesini ifade eder. Ancak Türkiye’de uygulanan istinaf sisteminin anlamı kelime anlamından farklıdır. İlk derece mahkemesi bir davayı baştan sona inceler, delilleri değerlendirir ve hüküm verir. Eğer taraflardan biri verilen kararın hatalı olduğunu düşünürse, bu karara karşı istinaf başvurusu yapar.   Türkiye’de istinaf mahkemeleri hem yeniden yargılama yapan hem de bazı durumlarda Yargıtay gibi karar veren bir yapıdadır. Bazı dosyalarda eksik inceleme yapıldığını tespit eder ve dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderir. Bazı durumlarda ise kararı bozarak yerine yeni bir karar verir. Ancak uygulamada bu görev dağılımı net değildir. Bu nedenle istinaf mahkemeleri zaman zaman Yargıtay’ın görev alanına giren içtihat oluşturma fonksiyonunu da üstlenmektedir.   Benim görüşüme göre Türkiye’de böyle bir ara mahkemeye ihtiyaç yoktu. Türkiye’deki davalar, birçok gelişmiş ülkeye kıyasla daha basittir. Bu nedenle davalar arasına yeni bir mahkeme eklenmesi gereksiz bir kaynak kullanımına yol açmıştır. Bugün yaklaşık 20 bin hâkim bulunmaktadır ve bunların yaklaşık 2.500’ü istinaf mahkemelerinde görev yapmaktadır. İstinaf sisteminin kurulmasının gerekçesi, Yargıtay’daki iş yükünü azaltmak ve vatandaşın duruşmalı temyiz hakkını güçlendirmek olarak açıklanmıştır.   Ancak uygulamada istinaf mahkemeleri, yargılamaları yeniden yapacak şekilde etkin çalışamamaktadır. Dosyaların incelenmesi ortalama iki yıl sürmektedir.   İstinaf mahkemeleri kurulurken, vatandaşların duruşmalı temyiz hakkını güçlendirmek hedeflenmiştir. Ancak duruşma yapılması zorunlu tutulmamıştır. Bunun sonucunda istinaf mahkemeleri, yeniden yargılama yapması gereken kurumlar olmaktan çıkarak Yargıtay benzeri bir yapıya dönüşmüştür.   #RefahiçinHukuk programının yeni bölümünü izlemek için:
Medyascope@medyascope

📍 İstinaf mahkemeleri ne işe yarar? 🎙️Gamze Elvan soruyor, Mehmet Gün cevaplıyor ⏰ Refah İçin Hukuk bu akşam saat 21:00'de Medyascope'ta 🔗 youtu.be/4Fqu6M3MjEQ @gamzelvaan | @M_Gun

Türkçe
3
2
33
18.9K
Av. Mehmet Gün
Av. Mehmet Gün@M_Gun·
2024 yılı Adalet İstatistiklerine göre, Türkiye’de ilk derece adliye mahkemelerinde 5.369.402 hukuk, 3.919.685 ceza olmak üzere adet olmak üzere toplam 9 Milyon 289.087 dava var. İlk derece mahkemeleri hukuk davalarını ortalama 228 günde, ceza davalarını ise ortalama 265 günde sonuçlandırmakta. Yargıtay’da ise 2024 yılında hukuk dairelerinde 181.320, ceza dairelerinde ise 490.746 dosya var. Yargıtay’daki işleri, hukuk daireleri; ortalama 240 günde, ceza daireleri ortalama 556 günde sonuçlandırmakta. İstatistiklere göre, 2024 yılında BAM ceza dairelerinde toplam 1.145.249 dosya var ve 657.066 adeti ortalama 226 günde karara bağlanmış. BAM Hukuk dairelerinde 1.271.812’ye dosya var ve 602.192 adeti ortalama 373 günde karara bağlanmış. Bu süre ortalama süre; karmaşık ticari ilişkilerin söz konusu olduğu büyük şehirlerdeki karmaşık ve kapsamlı işlerde süreler çok daha uzun oluyor. İstinaf yolu yargılamalara, hukuk davalarında ortalama 373 gün, ceza davalarında 226 gün eklemekte. Toplamda 800 ila 1.000 günü bulan hukuk davalarında, toplam sürenin yaklaşık yarısını (=373/801), ceza davalarında ise toplam sürenin yaklaşık %25’ini (=226/997) istinaflar almaktadır. @YetkinReport yeni yazımı okumak için:
YetkinReport@YetkinReport

İstinaf Mahkemeleri Savunma Hakkını Kısıtlamamalı yetkinreport.com/2026/02/11/ist… -Temyiz hakkına getirilen sınırlamalarla istinaflar hızla içtihat üretmeye çoktan başladılar. Yargıtay’ı içtihat mahkemesi haline getirelim derken tersi oldu. ✍️Mehmet Gün @M_Gun @YetkinReport

Türkçe
0
0
12
2.2K
Av. Mehmet Gün retweetet
Daha İyi Yargı
Daha İyi Yargı@dahaiyiyargi·
Bu bölümde üyelerimiz Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun ve Av. Burhan Uyan; milletvekillerinin görüşlerini, önerilerini ve itirazlarını hangi yollarla dile getirdiklerini; Meclis’te söz alma, soru önergesi verme, araştırma ve kanun teklifi sunma gibi sahip oldukları araçları ele alıyorlar. Bu araçlar sayesinde milletvekillerinin ne kadar aktif, üretken ve kamu yararı odaklı çalıştığının vatandaşlar tarafından da izlenebileceğine dikkat çekiyorlar. Vatandaşların bu izleme imkanlarının, önceki programlarda ele aldığımız geri bildirim imkânlarıyla birlikte katılımcı demokrasiyi güçlendirdiğini, milletin egemenliğinin temsilini sadece seçim dönemleriyle sınırlamaktan çıkarıp sürekli kıldığını vurguluyorlar. İzlemek için 👇 youtu.be/Da0mNqawNRA Spotify'da dinlemek için👇 open.spotify.com/show/5mGmRGDa0…
YouTube video
YouTube
Daha İyi Yargı tweet media
Türkçe
0
1
2
346
Av. Mehmet Gün
Av. Mehmet Gün@M_Gun·
Ekrem İmamoğlu’nun siyasetten yasaklatabilecek “Ahmak” davasında mahkemenin mahkûmiyet kararını istinaf (Bölge Adliye) mahkemesi onayladı. Fakat yargılama süreci bitmedi. Şimdi de Yargıtay’ın istinaf mahkemesinin kararını onaylayıp onaylamayacağı merak ediliyor. Benzer bir süreç diploma iptali davasında da yaşanacak. İmamoğlu önce istinaf (Bölge İdare) mahkemesine başvuracak, onun vereceği karar da Danıştay’da temyiz edilecek. Her iki davada da basit bir hukuk sorusunun cevabını doğru bulmak için ilk derece, istinaf ve Yargıtay olmak üzere üç değişik mahkemedeki hakimler üç ayrı karar verecekler. İlk derece mahkemenin kararını istinaf onaylayacak ya da değiştirecek, istinaf kararını inceleyen Yargıtay ya da Danıştay son kararı verecek: Ya istinaf kararını onaylayacak ya da bozacak, dosyayı ya ilk başladığı yere ya da istinafa geri gönderecek. İstinaf yolunun getirilmesiyle temyiz yolunun güçlendirildiği söylenir. Gerçekte ise, istinaf yoluyla temyiz yolu kapatılan davalarda hakimlerin tayin edilememesi teminatı kaybedildi. Tam teminatlı Yargıtay veya Danıştay’ın hakimlerinin yaptığı temyiz incelemeleri, hakim teminatları güçlü olmayan istinaf hakimlerine bırakıldı. Yargılamanın en önemli kalite şartı olan; hakimlerin bağımsızlığı ve dolayısıyla tarafsızlığı sulandırılmış oldu. Yetkin Reporttaki yeni yazımı okumak için:
YetkinReport@YetkinReport

İstinaf Mahkemeleri Savunma Hakkını Kısıtlamamalı yetkinreport.com/2026/02/11/ist… -Temyiz hakkına getirilen sınırlamalarla istinaflar hızla içtihat üretmeye çoktan başladılar. Yargıtay’ı içtihat mahkemesi haline getirelim derken tersi oldu. ✍️Mehmet Gün @M_Gun @YetkinReport

Türkçe
0
0
2
1.7K
Av. Mehmet Gün
Av. Mehmet Gün@M_Gun·
Türkiye'deki 4 milyona yakın ticari ve sınai işletmenin %99,8'i küçük ve orta boy işletme (KOBİ). Bu işletmelerin kişibaşı katma değer üretiminin yıllık ortalama 20 bin dolar seviyesini geçmesi ve işletmelerimizin uluslararası rekabet gücü kazanması için hukukun üstünlüğü seviyesinin uluslararası standartlara çıkarılması, yolsuzluğun ve kayıtdışılığın tam olarak önlenmesi ve bütün işletmelerin eşit şartlarda rekabet etmesi şarttır. İş yapma ortamının sağlıklı ve hukukun üstünlüğünün hâkim hale getirilmesi halinde, işletmelerimizin toplam 9,9 trilyon lira tutarındaki katma değer üretimi kolaylıkla 41 trilyon lira civarına çıkabilecek, böylelikle refahımız dört katına yükselecektir. @nbekonomi ekonomim.com/is-dunyasi/av-…
Türkçe
0
0
4
426
Av. Mehmet Gün retweetet
Daha İyi Yargı
Daha İyi Yargı@dahaiyiyargi·
Üyelerimiz Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun ve Av. Burhan Uyan, Anayasamızdaki temel haklarımızdan olan dilekçe hakkının, bizlerin Meclisle yalnızca sandık aracılığıyla belirli dönemlerde değil, taleplerimizi, önerilerimizi iletmek yoluyla her zaman ulaşılabilir, süreklilik taşıyan bir ilişki geliştirmemizi sağladığını vurguluyorlar. Ayrıca eğitim sistemine yönelik bir öneri de paylaşıyorlar: İlköğretim dönemindeki öğrencilerin, hayallerini, isteklerini kendilerini temsil eden milletvekillerine iletmek üzere “milletin evi” olan TBMM’ye dilekçe yazmalarının, Meclisle erken yaşta doğal bir bağ kurulmasına katkı sunacağını ifade ediyorlar. Bu yaklaşımın, demokrasinin ve demokratik katılımın içselleştirilmesinde önemli bir rol oynayacağını belirtiyorlar. İzlemek için 👇 youtu.be/MdBswQGszhw
YouTube video
YouTube
Daha İyi Yargı tweet media
Türkçe
0
2
2
487