Suzan

11.3K posts

Suzan banner
Suzan

Suzan

@delfinaryum

CHP genelll başkanı.

Beigetreten Ocak 2010
2.9K Folgt464 Follower
Suzan
Suzan@delfinaryum·
@dincerilbogaa Senin aldığın zam oranından ev sahibine ne ? Gıda ya da tekstil ya da diğer ürünlere zam gelince gidip üretici ile pazarlık yapabiliyor musunuz ? Keşke ev sahibi ile kiracı arasında tüzel bir kişilik olsa ? Kiracının maddi durumunu gözetmek zorunda mı ev sahibi ?
Türkçe
0
0
2
255
Dinçer İlboğa
Dinçer İlboğa@dincerilbogaa·
Bugün Almanya’daki ev sahibini aradım. %13,52 zam aldım, sen kiraya %32 istiyorsun. Nasıl olacak? dedim. Adam, Türkiye’de devlet memuru işini bilir. dedi. Ben neyi bildiğimizi çözmeye çalışıyorum.
Türkçe
118
10
275
53.1K
Suzan
Suzan@delfinaryum·
@pomarac Şu an kargocu olmamak için engelin nedir ? Ciddi soruyorum hemen geç ?
Türkçe
1
0
6
1K
Batık Pikachu
Batık Pikachu@pomarac·
Ofise kargocu geldi şimdi. Adamla muhabbet ettim biraz. Maaşlı çalışmıyor artık. Şahıs şirketi var, teslim ettiği kargo başına para alıyor. Haziranda kestiği faturayı gösterdi. KDV dahil 205.000 TL. KDV'yi zaten kaçıyorlar. Vergileri, masrafları vs çıkınca elime 150 bin kalıyor diyor. Vallahi boşa okumuşuz. Kimsenin eğitimini işini aşağılamak için yazmıyorum ama aldığımız sorumluluklar, işittiğimiz laflar, okurken çektiğimiz emeklere baktığımda gerçekten üzülüyorum. Kargoculuk yapsak daha fazla kazanıyoruz. Öyle de saçma bir hal aldı ülke.
Türkçe
85
19
812
159.7K
Suzan
Suzan@delfinaryum·
@ajansmuhbir1923 Yine başımıza ne gelecek, gündem uyduruldugina göre??
Türkçe
0
0
0
11
🎙️ Muhbir
🎙️ Muhbir@ajansmuhbir1923·
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğrenciler için hazırlanan yeni müfredattan ‘Kurtuluş Savaşı’ ifadesinin çıkarılacağını söyledi: “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı.” • ‘Kurtuluş Savaşı’ ifadesinin yerine ‘Milli Mücadele’ kavramı kullanılacak. (Hürriyet - Ebru Karatosun)
🎙️ Muhbir tweet media
Türkçe
979
119
405
921.9K
Suzan
Suzan@delfinaryum·
@icindeki_sifa Hiii, kronik böbrek yetmezliği mesela hangi duygu??
Türkçe
0
0
0
34
İçindeki Şifa Merkezi
İçindeki Şifa Merkezi@icindeki_sifa·
Her hastalığın kökeni duygusal ve psikolojik durumumuzda gizlidir; bu nedenle şifa da yine kendi içimizde saklıdır.
Türkçe
1
25
114
553.1K
Suzan
Suzan@delfinaryum·
@KayaSerhan_ Bu Emre arkadaşın değerli eşi çalışmıyor mu ? Ve muhtemelen lise seviyesinde ki bu güzel çocuk %50 bile burs kazanamıyor mu ? Bu hikaye de pek çok boşluk var.
Türkçe
0
0
0
22
Serhan Kaya
Serhan Kaya@KayaSerhan_·
Aylık 600.000 TL Türkiye'den gelen iş teklifi bu. Ama yinede dönemiyor. Teklifi alan, Belçika'da Siemens'te yönetici bir arkadaşım, Emre. 5 senedir dönüş kafalarında, vatan hasreti falan bitmiş değil. "Dönemiyoruz" derkenki yüzünü görecektiniz. Hesabı yapmışlar ve hesap kapıyı kapatmış. Hesap şu: 600 brüt, ele net 400 civarı. Asgari ücretin 18 katı. Tek çocuk. Düşündükleri okulların yıllık toplam maliyeti 1.7 ile 2.2 milyon TL. Okul, servis, yemek, kitap dahil. Tek çocuk için, altını çiziyorum. Dönmek istedikleri yer eski oturdukları Çekmeköy'deki site. Müstakil değil, daire. Kira ayda 150 ile 160 bin, aidat 25 bin. Alt alta: kira yılda 1.9 milyon, okul 2 milyon, net maaş 4.8 milyon. Daha markete gitmeden gelirin yüzde 80'i yok. İkinci çocuk olsaydı bu yazı burada biterdi. Ama asıl hikaye burada başlıyor. Aynı aile benzer gelirle Belçika'da gayet rahat yaşıyor. Nasıl? Çocuk mahalledeki devlet okuluna gidiyor. Kimse yadırgamıyor, çünkü o okul yeterli. Aradaki fark maaş değil. Türkiye'de de devlet okulu var elbette. Ama kaç kişi gönül rahatlığıyla gönderebiliyor? İşte gönderememenin faturası: tek çocuk için yılda 2 milyon TL. 600 bin TL'lik bir maaş bile bir aileyi geri getiremiyorsa, kaybedilen o aile değildir. O maaşın satın alamadığı şeydir: çocuğuna parasız ve kaliteli bir gelecek vaadi. Şu an "600'e geçinemiyorlarsa kusur onlarda" yazmaya hazırlananlar var, biliyorum. Hem haklısınız hem de değilsiniz.
Serhan Kaya tweet media
Türkçe
781
235
2.4K
1.5M
Suzan
Suzan@delfinaryum·
@tmerveeee Offffff beeee bıktık kel alaka tespitlerinizden
Türkçe
1
0
1
785
Merve
Merve@tmerveeee·
Babası Amedspor’da yardımcı antrenörlük yapmış, kendisi de Polis Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümünde açılan pankartı tutmayı reddetmesiyle gündeme gelmiş biri. Elbette babası terör örgütü mensubu olduğu gerekçesiyle cezaevinde bulunan birini savunacak. Aksini beklemezdik.
Onedio@onedio

İlkin Aydın'dan Deniz Göktaş'a destek paylaşımı: "Düşünce özgürlüğü, sadece sizinle aynı düşünenlerin konuşabilmesi değildir."

Türkçe
108
636
9.2K
169.1K
AnatoLia
AnatoLia@anatolialia·
Babası polis katili olan Deniz Göktaş denen şahsı savunan ünlüleri bi yere not edin.. Tek tek not edin..
AnatoLia tweet mediaAnatoLia tweet mediaAnatoLia tweet mediaAnatoLia tweet media
Türkçe
916
1.8K
12K
1M
Suzan
Suzan@delfinaryum·
@bgyetherr pessssssssssssssssssssssssssssssssssss
0
0
0
110
Diken
Diken@DikenComTr·
Boğaziçi Üniversitesi’nde akademisyen Yasin Ramazan Başaran’la diploma töreninde fotoğraf çektirmeyi reddeden Hasan Özdağ’ın mezun kartı pasife çevrildi Cihan Tekin'in (@tekincihann) haberi diken.com.tr/cift-diplomali…
Diken tweet media
Türkçe
196
648
3K
1M
Suzan retweetet
Ayça Şen
Ayça Şen@aycasenbaskan·
Bu çocuk boğazımızda kalmış Türkiye’ye Heimlich manevrası yaptı. Tüm yakın tarihimize deriiiiiinn bir nefes aldırdı. #denizgöktaş
Ayça Şen tweet media
Türkçe
44
345
2.6K
23.4K
Suzan
Suzan@delfinaryum·
@vaybebune öffffffffffffffff- bay geldi bayyyyyyyyyyyyyyyyy
Türkçe
0
0
1
7
Raskolnikov
Raskolnikov@vaybebune·
Köyceğiz'e yerleşen Yılmaz Erdoğan'dan yeni paylaşım: "İnsan bazen... ah... öyledir işte bazen... en çok da bazendir insan aslında."
Raskolnikov tweet media
Türkçe
871
62
2.3K
449.7K
Suzan retweetet
Begüm, MD
Begüm, MD@seslisorguluyor·
Kasten adam güldürmek #DenizGöktaş
Türkçe
0
1
2
185
Suzan retweetet
Mr
Mr@Mr__Kap·
Yaz kızım Suçu; kasten insan güldürmek #DenizGöktaş
Türkçe
0
1
1
135
Suzan retweetet
dücane cündioğlu
DEVLET ERKANINA AÇIK MEKTUP Bu açık mektubu, en başta sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan beyefendi olmak üzere, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı yetkililerine, kısaca hukuk ve güvenlik bürokrasisine, yanısıra sayılarının hiç de az olmadığını umud ettiğim devlet erkanına hitaben yazmış bulunuyorum. (3 Temmuz 2026 Cuma) Aşağıda fotoğrafta elleri arkadan kelepçelenmiş ve iki polis tarafından kollarından sıkı sıkı kavranılmış olarak (üstelik kapalı/korunaklı bir mekanda) götürüldüğü görünen Deniz Göktaş, hukuk terimleriyle söylemek istersem, ceza almış bir mahkum, bir hükümlü değildir. Yargısı sürerken cezaevinde yatmakta olan bir tutuklu da değildir. Kendisi henüz tutuklu veya tutuksuz yargılanmasına karar verilmiş bir sanık da değildir. Herhangi bir asayiş ihlali nedeniyle güvenlik güçleri tarafından derdest edilmiş herhangi bir mücrim de değildir. Hükümlü değil, tutuklu değil, sanık değil, mücrim de değilse bu kişinin hukuksal durumu nedir? Bu kişi yalnızca hakkında soruşturma açıldığını bile bile kendi özgür istenciyle ülkesine dönmüş ve havalimanında "şüpheli" sıfatıyla gözaltına alınmış genç bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıdır. Kısacası yalnızca "şüpheli"dir. Şayet 24 saat içinde savcı tutuklu veya tutuksuz olarak yargılanmasına karar verirse, en çok yasa önünde suçu henüz sabit görülmemiş bir maznun, bir sanık olacaktır. Hepsi o kadar! Kendisi bildiğimiz kadarıyla, sabıkalı bir kanun kaçağı, aranan bir uyuşturucu müptelası ya da satıcısı, tehlikeli veya tehlikesiz bir terör örgütü üyesi, motosikletlere binip dükkanları tarayan, masum insanları öldüren bir çete ya da mafya mensubu, toplumun ve devletin düşmanlarıyla işbirliği saptanmış bir vatan haini, hatta eski tabirle yankesicilik, hırsızlık, gasp, tecavüz, taciz gibi yüzkızartıcı suçlardan birine bulaşmış suça yatkın bir katil, bir hırsız, bir tecavüzcü de değildir. Yalnızca bir şüphelidir. Evet, ağır cezada yargılanacak örgütlü bir suç işlememiş bir şüpheli! Üstelik kendisi, toplum tarafından tanınan, ailesi, ikametgahı bilinen, suça yatkınlığı, sabıkası ve tehlikesi olmayan üniversite mezunu bir genç komedyendir. Hal böyleyken, yarım asır önce hiç de hafif olmayan siyasal suçlar işlemiş, günlerce işkence görmüş, çoğu sıkıyönetim döneminde Edirne Kalesi, Selimiye Kışlası, Maltepe Askeri Cezaevi olmak üzere 10'a yakın hapishanede hem tutuklu, hem hükümlü olarak yıllarca yatmış bir eski örgüt militanı olarak uluorta ters kelepçe takılmadı ne bana, ne dava arkadaşlarıma, ne de sözümona düşmanlarımıza. Hoş, bundan çok daha kötü muamelelere maruz kaldık. Filistin askısını ilk bizlerin üstünde denediler, gencecik delikanlıların hayaları dahil bedenlerine en çok bizim dönemimizde elektrik verdiler. Etlerimizi lime lime ettiler. Bir iç savaş yaşanıyordu. Diyarbakır, Mamak, Metris, Maltepe cezaevlerinde yapılanları tarih bile unuttu, yarım asır geçmesine karşın ne yazık ki biz unutmadık, unutamadık. Tüm bunları hak etmiş miydik? Belki. Bizler -faraza- masum olsak bile yaptıklarımız hiç kuşkusuz pek de masum şeyler değildi. Sözün özü, yaşananlar yaşandı, toplumun ve ülkenin geçmişinde kaldı, bizim ise ruhlarımızın derinliklerinde, daha da kötüsü arasıra birer kabus olarak bizi yoklayan lanet olası düşlerimizde. İnsan onuru, yurttaş onuru gerçekte devletin onurudur, ülkenin onurudur. Devletin varlık nedeni bu onuru korumaktır. Dışarıda ülkenin düşmanlarından, içeride toplumun ve dirlik-düzenin düşmanlarından. Bir hükümlü, bir tutuklu, bir sanık, bir suçlu bile olmayan, kendisine ve başkasına fiilen zarar vermeyen ve vermeyeceği anlaşılan 32 yaşındaki bir genç, hukuk nazarında en çok şüpheli sıfatını taşıyan bir evladımızı niçin bu denli hoyratça ve acımasızca ters kelepçeyle aşağılama yolu tercih edilir? İnanınız bunu anlamakta zorlanıyorum. Sözümona verilen mesajı değil, her defasında kadın-erkek-çocuk-genç-yaşlı demeden sözümona bu tür mesajlar vermeye ihtiyaç duyulmasını anlayamıyorum. Acaba bir örf-i idare, bir sıkıyönetim, bir olağanüstü hal uygulaması var da bir ben mi bundan haberdar değilim?! Devletin varlık nedeni dirlik-düzeni korumak ve insan onuruna, yurttaş onuruna zarar gelmesini önlemektir. Küçük bürokrat işgüzarlıklarıyla memleket evlatlarının -velev ki suçlu olsunlar- onurlarına, haysiyetlerine bu tür ucuz mesaj verme bahaneleriyle kastedilmesi çok büyük bir yanlıştır ve bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir. Devletten şefkat beklenir mi? Asla! (Şahsen bu konuda mazur görülmek isterim.) Ne ki devlet adamlarından, yöneticilerden yasalara titizlik göstermeleri, adalet üzere davranmaları, kamu vicdanını örselememeleri kesinlikle beklenir. • "Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin." (Kur'an, 5 : 8) Bu onların lütfu ve ihsanı değil, görevidir. Devlet birey olarak onurumu korumazsa, yurttaşlar olarak onurumuzu hiçe saydığını umursamazsa, bizlerden devletin sürekliliğine ve kalıcılığına sahip çıkmamızı beklemeye hakkı olur mu? Adaletin ve hakkaniyetin olmadığı yerde beka olur mu? Bu yol, yol değil. Bu tarz aşağılama teknikleri toplumsal vicdanda ağır yıkımlara yol açmaktadır. Belki bazı işgüzar memurlar bilgiççe "korku salmanın yönetmenin ve egemenliğin gereği olduğunu" söyleyeceklerdir, hatta bu satırların yazarının gerekçelerini belki "çocuksu, romantik, entel sızlanmalar" olarak algılayacaklardır. Böylelerini mazur görüyorum, çünkü kendilerini insan ve yurttaş onurunu korumanın toplumun ve devletin onurunu korumak demek olduğun bilmeyen, kifayetsiz, liyakattan yoksun, işgal ettikleri makamlardan derhal el çektirilmeleri gereken kimseler arasında telakki ediyorum. Sözün özü, ey devlet erkanı! Son olarak bir ayrıntıya dikkatinizi çekmek isterim. Ben kendimi cesur biri olarak görmem, herkes gibi ben de korktum, korkarım. Buna karşın o delikanlıyı, o genç komedyeni o halde görünce nedense korkuya benzer bir duygu hissetmedim, aksine içim sızladı ve utandım, hakikaten çok utandım. Ülkem adına, devlet adına, insanlık adına utandım. Gücün bu tür ucuz yollarla gösterilebileceğini sananlar adına utandım. Bu satırları da bu utanç lekesini taşımamak için yazmaya karar verdim. Sanıyorum kamu vicdanı da kendisi adına korkmaktan çok ülkemiz adına utanmış olmalı. O fotoğrafı gördüklerinde, ülkenin sağduyusunu yitirmemiş büyük bir kesiminin benimle aynı deneyimi yaşadığına inanıyorum ve bu nedenle bu tür nobranlıkları ülkem adına tehlikeli buluyorum. Unutmayınız, utanmak erdemdir. Yurttaşlar için de, yöneticiler için de. Saygılarımla. Dücane Cündioğlu
dücane cündioğlu tweet media
Türkçe
402
1.7K
7.9K
453.5K
Suzan retweetet
Suzan retweetet
Barış Atay
Barış Atay@barisatay·
Ters kelepçe takmaları eziklikten başka bir şey değil. Güya gözdağı veriyorlar. Yahu Deniz gösteriyi çekmiş, yayınladı, onca hakarete, tehdite rağmen kaldırmadı, her gün paylaştı, bir de üstüne soruşturma açıldı haberinin üzerine kalktı kendisi geldi zaten, kime neyin artistliğini yapıyorsunuz?
BirGün Gazetesi@BirGun_Gazetesi

Gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş, ters kelepçeyle Vatan Emniyet'e getirildi birgun.net/haber/sorustur…

Türkçe
1.2K
4.5K
40.3K
1.3M
Suzan
Suzan@delfinaryum·
@227_sm sen cv inceleme uzmanı mısın ? o cv gerçekten dolu olsa idi insanların onunla aynı karede olmak istememesini de anlayabilir - işini düzgün yapabilirdi ? Bu çiğ hareketler cv nin hangi bölümünden elde edilmiş ?
Türkçe
0
0
4
701
Sakıncalı Medrese ∴
Yasin Ramazan'ın tepkisi elbette çiğ ve olgunluktan yoksun. Fakat burada "paraşüt"ten kasıt ne? Aslında Boğaziçi'nde hoca olamayacak olmasına rağmen iktidar gücüyle oraya geldiği mi? Eğer kasıt buysa, ben CV'sini incelediğimde Türkiye'de ve yurtdışında pek çok üniversitede kadro alabilecek yeterlikte iyi yetişmiş bir akademisyen görüyorum. Boğaziçi kadrosunda bulunabilecek yetkinliğe yeterince sahip yani. Gelgelelim, Boğaziçi'nin yerleşik ideolojik atmosferine uymayan bir profili tabii ki; ancak bu da akademik bir mesele değil. Siz sol-liberal, mikro-milliyetçi, hard feminist ve LGBTQ destekçiyi olmayan her akademisyene böyle paraşüt mü diyeceksiniz?
Boğaziçi'nin Sesi@boununsesi

Bugün Felsefe mezuniyet töreninde bir arkadaşımız paraşüt akademisyenden diploma alırken fotoğraf çekilmek istemedi. Bunun üzerine paraşüt Yasin Ramazan Başaran arkadaşımızın diplomasını vermek istemedi ve fiziksel olarak müdahale etti! Yasin Ramazan Başaran derhal bölümden uzaklaştırılmalıdır. Arkadaşımızın yanındayız, öğrenciler size boyun eğmeyecek!

Türkçe
174
62
1.2K
222.3K
Suzan retweetet
Sermiyan Midyat
Sermiyan Midyat@SermiyanMidyat·
Mizah bir suç değildir. Kızdığın şakaya gülmezsin, kızarsın, söversin, lanet edersin… Şakaya kelepçe vurabilir misin? Deniz Göktaş’ın ve tüm mizahçıların özgürce üretebilmesi dileğiyle…
Türkçe
1.3K
769
11.5K
150.5K