İHD Van Şubesi

2.5K posts

İHD Van Şubesi banner
İHD Van Şubesi

İHD Van Şubesi

@ihdvan

•İnsan Hakları Derneği Van Şubesinin Resmi Twitter hesabıdır. •Rûpela Twittera fermî a Komeleya Mafê Mirovan ya Şaxa Wanê ye.

Van, Türkiye 0432 212 06 65 Beigetreten Haziran 2014
309 Folgt2.8K Follower
Angehefteter Tweet
İHD Van Şubesi
İHD Van Şubesi@ihdvan·
İnsan hakları savunucularının İHD çatısı altındaki 39 yıllık mücadelesi insan onuruna dayanan özgürlük, eşitlik, adalet ve barış talebi ile artarak devam edecek ve Türkiye’nin insan haklarına dayalı demokratik bir rejime kavuşması mücadelesi ısrarla sürdürülecektir. İHD’nin kuruluşunun 39. Yılında ısrarla insan hak ve özgürlüklerini ve Barış Hakkını savunmaya devam ediyoruz; iyi ki İHD var diyoruz. İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI SUSMADI, SUSMAYACAK! #ihd39yaşında
İHD Van Şubesi tweet mediaİHD Van Şubesi tweet mediaİHD Van Şubesi tweet mediaİHD Van Şubesi tweet media
Türkçe
0
14
57
4.8K
İHD Van Şubesi retweetet
Van Barosu İnsan Hakları Merkezi
ŞÜPHELİ ÖLÜM AYDINLATILSIN! İlimiz Başkale ilçesi Elbês (Özpınar) köyü İran sınırında şüpheli şekilde yaşamını yitiren Fehim Tosun isimli yurttaşın yaşamını yitirme sebebinin öğrenilmesi soruşturmaya katkı sunulması ve ailenin cenazesini almasını sağlamak amacıyla Merkezimiz ve İnsan Hakları Derneği Van Şubesi tarafından köyde incelemelerde bulunulmuş köy sakinleri ile görüşülmüştür. Şüpheli ölüme ilişkin dosya Savcısı ile görüşülmek istenmiş ancak Savcının olay yerine gittiğinin bildirilmesi üzerine görüşme gerçekleştirilememiştir. Yapılan görüşmeler neticesinde olay yerinde yoğun kar yağışı ve mayınlı arazi olması sebebiyle cenazenin henüz alınamadığı öğrenilmiştir. Şüpheli ölümlerin akıbetinin ortaya çıkarılması ve faillerin yargılanması devletin sorumluluğunda olup ilgilileri sorumlu davranmaya davet ediyor sürecin takipçisi olduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz.
Türkçe
0
25
35
3.1K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
Çoklu hastalıkları ve kritik sağlık durumu nedeniyle hapishanede hayati tehlike altında olan, 74 yaşındaki hasta mahpus #MehmetEminÇam'ın derhal tahliye edilip kapsamlı tedaviye erişmesi için kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz. #MehmetEminÇamSerbestBırakılsın #HastaMahpuslarSerbestBırakılsın
İHD Genel Merkezi tweet media
Türkçe
12
74
127
28.7K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
Cejna newrozê, ku tê wateya "rojeke nû", ne tenê mizgîniya biharê ye, lê di heman demê de rojeke bîranîn û hevgirtina kolektîf e ku tê de mafên çandî û nasnameyî têne xwestin. Wekî Komeleya Mafên Mirovan, em cejna newrozê pîroz dikin. Cejna Newrozê ji têkoşîna dîrokî ya Kawayê Hesinkar ya ku li dijî zilma Dehak ve, li gelek welatan bi kevneşopî tê pîrozkirin. Cejna Newrozê, rabirdûyê heya niha wek bi teşekirina rojek têkoşîna bindestan hatiye pênasekirin. Wekî gelek welatan, herêma me jî şahidiya têkoşînên dirêj ji bo pîrozkirina Cejna Newrozê kiriye; di salên 1990î de, pîrozbahiyên Cejna Newrozê hatin qedexekirin, nemaze bajarên Kurdan, û li gelek bajaran, welatiyên ku dixwestin Cejna Newrozê pîroz bikin hatin kuştin û gelekên wan din jî birîndar bûn. Di encama têkoşîn û qurbaniyên dîrokî yên bi vî rengî de ye ku îro Cejna Newrozê bûye rojek ku bi awayekî girseyî tê pîrozkirin. #NewrozPîrozBe ihd.org.tr/bila-newroza-2…
Română
1
59
164
6.5K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
Newroz, yeni gün anlamında baharın müjdecisi olduğu kadar kültürel ve kimlik haklarının talep edildiği kolektif hafıza alanı ve dayanışma günüdür. İnsan Hakları Derneği olarak Newroz’u kutluyoruz. Newroz, tarihsel olarak Dehak zalimliğine karşı Demirci Kawa’nın mücadelesinden bu yana birçok ülkede geleneksel olarak kutlanmaktadır. Newroz, geçmişten bu yana ezilenlerin mücadelesi ile şekillenmiş bir mücadele günü olarak tanımlanabilir. Newroz kutlamaları için birçok ülkede olduğu gibi coğrafyamızda da uzun mücadeleler verilmiş; 90’lı yıllarda özellikle Kürt illerinde Newroz kutlamaları yasaklanmış, yine birçok kentte Newroz’u kutlamak isteyen yurttaşlar katledilmiş ve birçoğu da yaralanmıştır. Newroz böylesi tarihi mücadele ve bedeller sonucu günümüzde kitlesel olarak kutlanan bir gün olmuştur. #NewrozPîrozBe ihd.org.tr/2026-newrozu-b…
Türkçe
3
40
95
9.7K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
Derneğimizin hasta mahpus listesinde bulunan ve sürecini yakından takip ettiğimiz, Batman T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulan 74 yaşındaki ağır hasta mahpus Mehmet Emin ÇAM’ın sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine hastaneye kaldırıldığı bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. #MehmetEminÇamSerbestBırakılsın #HastaMahpuslarSerbestBırakılsın
İHD Genel Merkezi tweet mediaİHD Genel Merkezi tweet media
Türkçe
2
88
134
22.7K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
Ortak Açıklama: "Bir hekim ve adli tıp uzmanı olarak; ülkesine, meslek örgütüne yıllardır hizmet eden Dr. Ayşe Uğurlu’nun Yanındayız!" 📌"18 Mart 2026 tarihinde Ankara Adliyesi 80. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 10.20’de yapılacak duruşmada olacağız." 📌"Demokratik toplumlarda kamu makamlarının eleştirilmesi ifade özgürlüğünün doğal ve meşru bir parçasıdır. Türkiye’de ise “cumhurbaşkanına hakaret” suçu giderek daha fazla biçimde düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlayan bir araç olarak kullanılmaktadır. 📌"Dr. Ayşe Uğurlu hakkında açılan davadaki"suçlamaların bir an önce düşürülmesini istiyoruz." @insanhaklari @atud1992 @sesgenelmerkezi @ttborgtr
İHD Genel Merkezi tweet mediaİHD Genel Merkezi tweet media
Türkçe
0
18
41
1.5K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
Halepçe Soykırımında Katledilenler İçin Adalet Talebimiz Sürüyor... Soykırım Suçu İnsanlığa Karşı İşlenmiş Bir Suçtur! 16 Mart #Halepçe Katliamı olarak adlandırılan ancak Saddam Hüseyin rejiminin Irak Kürdistan'ında Enfal Operasyonu kapsamında başta Halepçe olmak üzere Kürt şehirlerinde gerçekleştirdiği soykırımı anma günüdür. Irak’ta Saddam Hüseyin’in iktidarda olduğu yıllarda ırkçı ve sömürgeci Baas rejimi tarafından Kürtlere karşı asimilasyon ve imha politikaları uygulanmıştır. Kürtleri kadim topraklarından söküp yok etmeyi amaçlayan bu politikalar neticesinde Irak’ta Baas rejimi eliyle 16 Mart 1987 yılından 7 Haziran 1989 yılının sonuna kadar Kürtlere karşı Enfal Harekâtı yürütülmüştür. Saddam Hüseyin’in yeğeni olan Kimyasal Ali lakaplı Ali Hassan Majit, Irak Devrim Komite Konseyi tarafından yetkilendirilerek, Irak’ın Kürtlerden arındırılması hedeflenmişti. Esasında Saddam rejiminin 1983’ten 1991’e kadar geçen sürede Kürtlere karşı sürdürdüğü arındırma politikası sonucunda iki yüz binden fazla Kürt katledilmiştir. Enfal Harekâtı kapsamında Kürtlere yönelik kimyasal silah kullanma, toplu infaz, havadan bombalama ve yerinden göçertme gibi acımasız yöntemlere başvurulmuş ve bunun sonucunda 4.500 köy yakılıp yıkılmış, 1 milyondan fazla kişi mülteci durumuna düşmüştür. Enfal Harekatı’yla birlikte Irak Kürdistan Bölgesi’nde bulunan binlerce okul, cami, hastane ve kilise ortadan kaldırılırken 16 Mart 1988’de dünyanın gözleri önünde tarihin en acımasız soykırımlarından birine imza atılmıştır. Çünkü Halepçe’de yaşayan Kürtleri tamamen ortadan kaldırılmasının amaçlandığı saldırılarda zehirli gazlar kullanılmak suretiyle tarihin en ağır sivil katliamlarından biri gerçekleştirilmiştir. Tarihe #HalepçeKatliamı olarak geçen bu saldırı sonucunda 5 binden fazla Kürt katledilmiş ve 10 binden fazla kişi de yaralanmıştır. Bunun yanında Halepçe ve çevresine kimyasal silahlarla saldırılmasından dolayı bugüne kadar 43 bin 753 kişinin öldüğü, 61 binden fazla kişinin de sakat kaldığı tahmin edilmektedir. Halepçe’nin acısı dinmemişken IŞİD/DAİŞ isimli çete yapılanması tarafından Ağustos 2014’te Irak’ın Şengal Bölgesi’nde bulunan Ezidi Kürtlere yönelik soykırım saldırısı yapılmış, binlerce Kürt kadını kaçırılıp katledilmiş ve köle olarak satılmıştır. Kaçırılan Ezidiler’i Kurtarma Ofisi’nin son yaptığı açıklamalara göre; Sincar’a düzenlenen saldırılarda en az 5000 kişi öldürüldü. Ezidiler’in gömüldüğü 96 toplu mezar tespit edildi. Saldırıda 3548’i erkek, 2869’u kadın toplam 6417 kişinin kaçırıldı. Halen 2558 Ezidi’nin kayıp olduğu öğrenilmiştir. Açıklamanın tamamı: ihd.org.tr/soykirim-sucu-…
İHD Genel Merkezi tweet media
Türkçe
1
87
198
9.7K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
28 Şubat 2026 günü ABD ve İsrail silahlı kuvvetleri tarafından İran’a yönelik başlatılan saldırılar yaşam hakkı ve bir dizi ağır insan hakkı ihlaline yol açmaktadır. Devam eden saldırılar insanlık açısından büyük bir tehlike yaratmaktadır. Her ne kadar söz konusu saldırılarda İran rejiminin liderleri ve askeri komuta kademelerinin hedef alındığı iddia edilse de sivil halka yönelik saldırılar giderek artmış ve sivil ölümler yaşanmıştır. Özellikle bazı sivil yerleşim birimleri, hastaneler ve okullar hedef alınmış; bir okulda 168 kız çocuğu ve öğretmenler katledilmiştir. İnsan hakları savunucuları olarak savaşların bütün insanlar için büyük riskler barındırdığını bilmekteyiz. Emperyalist ve sömürgeci güçlerin yürüttükleri çıkar çatışmalarından insanlığa hiçbir fayda gelmemektedir. Bu güçlerin amacı kendilerine bağımlı, daha itaatkâr yeni otoriter rejimler inşa etmektir. Bu savaşların en büyük zararını ise kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere sivil insanlar yaşamaktadır. İnsan hakları ve demokratik değerlere saygılı olduğunu her fırsatta vurgulayan Devletlerin bu savaşa karşı sessizliği ise anlaşılabilir değildir. Bu savaş ve çatışmalı ortamda süregelen ağır insan hakları ihlalleri uluslararası hukukun fiilen yok sayıldığını göstermektedir. ihd.org.tr/birlesmis-mill…
İHD Genel Merkezi tweet media
Türkçe
1
43
74
8.6K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
Savaşa, Irkçılığa, Militarizme, Toplumsal Cinsiyetçi Ayrımcı Politikalara, Kadın Emeği Sömürüsüne Karşı Yaşasın 8 Mart! Yaşasın Kadın Dayanışması! Yaşasın Kadın Kurtuluş Hareketi! Jin, Jiyan, Azadî ! ihd.org.tr/erkek-egemen-a…
İHD Genel Merkezi tweet media
Türkçe
1
74
144
14.5K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
28 Şubat 2026 günü ABD ve İsrail silahlı kuvvetleri tarafından İran’a yönelik geniş çaplı bir saldırı başlatılmıştır. Bu saldırıda İran rejiminin liderleri ve askeri komuta kademesinin hedef alındığı iddia edilmiştir. Ancak kamuoyuna yansıyan haberlere göre bazı sivil yerleşim birimleri, hastaneler, okullar hedef alınmış, bir okul da bombalanmış ve çok sayıda çocuk ve sivil insan bu saldırılarda yaşamını yitirmiştir. Saldırıların kapsamı göz önüne alındığında yakın zamanda Filistin ve Suriye’de tanıklık ettiğimiz yeni bir insanlık trajedisi ile karşı karşıyayız. Ortadoğu’daki otoriter ve totaliter rejimler emperyal güçlerin dışsal müdahaleleriyle birer birer yıkılmakta, bu savaşlarda binlerce insan yaşamını yitirmekte, milyonlarca insan yerinden edilmektedir. Bu saldırıların amacı yeni ve demokratik bir rejim inşası değildir. Aksine itaatkar yeni otoriter rejimler inşa etmektir. Suriye’de yaşananlar bunun en güncel örneğidir. Hiç şüphesiz savaşlarda ve çatışmalarda en çok zarar görenler, korumasız ve kırılgan grupların başında gelen çocuklar, kadınlar ve sivil insanlardır. Savaş koşullarında dahi bu gruplara yönelik saldırılar, Cenevre Konvansiyonlarına göre savaş suçu olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda İran’a yönelik saldırıda çocukların ve sivillerin hedef alınmasını şiddetle kınıyoruz. İran rejimin insan hakları sicilinin ne kadar kabarık olduğunu ve kendi halklarına karşı işlediği suçların farkındayız. Nitekim yakın zamanda meydana gelen protesto olaylarında binlerce insanın katledildiği, binlercesinin de tutuklandığını ve işkenceye maruz kaldığını kamuoyuna yansıyan bilgilerden biliyoruz. Ancak bu güne kadar emperyal müdahalelerle demokratik bir rejim inşası da gerçekleşmemiştir. Çünkü bu müdahalelerin odağında halkların demokrasi ve özgürlük talebi değil, emperyal çıkarlar yer almaktadır. İHD, geçmişte olduğu gibi bugün de nerede olursa olsun savaşa karşıdır. Çünkü savaşlarda hukuk askıya alınmakta, yaşam hakkı başta olmak üzere insanlığın ortak değerleri olan temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaktadır. Sonuç olarak İran’da çocuklara, kadınlara ve sivil altyapıya yönelik gerçekleştirilen saldırıları “savaş suçu” olarak değerlendiriyor ve kınıyoruz. İnsan Hakları Derneği
İHD Genel Merkezi tweet media
Türkçe
1
59
140
6.4K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
Özgürlükçü Hukukçular Derneği’nin Diyarbakır’da düzenlediği “Umut Hakkı Derhal Uygulansın” yürüyüşüne Eş Genel Başkanımız Cihan Aydın ve şube yöneticilerimiz katılım sağlamıştır. Temel bir insan ve mahpus hakkı olan umut hakkı siyasi mülahazalara konu edilmeksizin derhal uygulanmalıdır. İnsan haklarına dayalı bir hukuk düzeni için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Türkçe
5
28
129
13.9K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
İHD Merkezi Hapishane Komisyonu olarak, şubelerimizin hapishane komisyonu üyeleriyle birlikte 21–22 Şubat 2026 tarihlerinde Ankara’da iki günlük toplantı gerçekleştirdik. Toplantımızda, çalışma dönemi boyunca “Barış İçin Hasta Mahpuslara Özgürlük” çağrısıyla bir dizi eylem ve etkinlik yapılması kararı alınmıştır. Ayrıca Türkiye hapishanelerinde yaşanan hak ihlalleri kapsamlı biçimde ele alınmış; ihlallerin giderilmesi amacıyla bir çalışma programı oluşturulmuştur. İnsan Hakları Derneği Merkezi Hapishane Komisyonu olarak, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz. Bu toplantı vesilesiyle, yakın zamanda yaşamını yitiren; hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine karşı mücadelesiyle bizlere ilham olan Özgür Basın geleneğinin öncülerinden yol arkadaşımız Hüseyin Aykol’u saygı ve minnetle anıyoruz. İHD MERKEZİ HAPİSHANE KOMİSYONU
İHD Genel Merkezi tweet media
Türkçe
4
38
79
10.7K
İHD Van Şubesi
İHD Van Şubesi@ihdvan·
İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonunun toplantısı 21-22 Şubat 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilmiştir. Şubemiz adına hapishane komisyonu üyemiz Av. Sedat KULA katılım sağlamıştır.
İHD Van Şubesi tweet mediaİHD Van Şubesi tweet media
Türkçe
0
2
7
576
İHD Van Şubesi
İHD Van Şubesi@ihdvan·
Hûn Hemû sazî, partî û Gelê me Vexwandîne bernameya Şeva helbestên Kurdî, Kerem bikin em 24 Sibatê saet 19: 30 êvarî em li Eywana Şanovanê li benada we ne. ÎHD / WAN
İHD Van Şubesi tweet media
Türkçe
0
7
10
466
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
Wa 21ê Sibate Roja Ziwanê Esasîyî ya Dinya Pîroz Ba! Ziwano ke merdim bîyayîşê xo ra nat, komelê xo mîyan de bi hawayêko tebîî museno, pê beno sosyal, tede huner û kulturê xo vîneno; no ziwanê merdimi yo esasî yo. No het ra heqê ziwanî, hem heqêko şexsî hem zî heqêko komelkî yo. Ewro yeno zanayîş ke dinya de nêzdîyê 7 hezar ziwanî yenê qiseykerdiş û înan mîyan ra 2500 hebî binê rîskê vîndîbîyayîşî de yê. Semedo ke bale bianco nê rîskî ser, 17ê Teşrîna Peyêne ya 1999î de UNESCOyî 21ê Sibate, bi nameyê “Roja Ziwanê Esasîyî yê Mîyanmiletan” îlan kerde. Serra 2000î ra nat zî seba ke desteg bido zafkultur û zaf ziwanîye, bi nameyê “Roja Ziwanê Esasîyî yê Dinya” ame pîrozkerdene. Ziwano ke merdim tewr asan pê sosyal beno, keweno tekilî û averşîyayîşê xo bi hawayêko tewr asan dano dewamkerdiş, ziwano esasî yo. Coka ziwanê esasîyî de heqê perwerdeyîyî, heqêko esasî yo. Komelê ke bi ziwanê xo perwerde benê, her het ra averşîyayîşê înan zedîyeno û bi no hawa seypêyîya komelan hîna asan bena. Astengîyo tewr pîl o ke vernîya waşteyanê perwerdeyê bi ziwanê esasî yo, zîhnîyetê netew-dewlet o. Zîhnîyetê netew-dewlete, bi perspektîfê yewperestî, qedexekerî û asîmîlekerdişî waşteyanê perwerdeyê ziwanê esasî red keno. Zîhnîyetê netew-dewlete bi israr wazeno ke, merdime ke binê hukmê yew dewlete de cuyenê wa teyna bi yew ziwanî qisey bikerê, perwerde bibê û hereket bikerê. Heme ziwanê ke vîndî bîyê, binê rîskî de yê û yenê qiseykerdiş, erjê tarixê heme merdimatîyî yê. Ganî serê ziwanan ra polîtîkayê yewperestîye û asîmîlasyonî wedarîyê. Ganî şarî bieşkê bi ziwananê xo qisey bikerê, perwerde bibê, ciwî û kulturanê xo bide dewamkerdene. Mera bi zafziwanîye û zafkulturîye komelî eşkenê pîya, aştîye de û bi hawayêko azad biciwîyê. ihd.org.tr/wa-21e-sibate-…
İHD Genel Merkezi tweet media
Română
0
16
43
3.3K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
21ê Sibatê Roja Zimanê Dayikê ya Cîhanê Pîroz Be ! Zimanê dayikê ew ziman e ku bêyî tu hewldaneke hînbûnê ya ji derve hebe, bi awayekî xwezayî ji hawîrdora civakî ya ku ferd ji dayîka xwe tê dinê fêr dibe, di jiyana xwe ya rojane ya civaka ku tê de ji dayik bûye de bi kar tîne, civakbûnê dike û nirxên hunerî û çandî diceribîne. Di vî warî de mafê zimanê dayikê hem di çarçoveya mafê takekesî de ye û hem jî di çarçoveya mafên kolektîf ên civaka ku tê de ye. Tê zanîn ku îro li cîhanê derdora heft hezar zimanên dayikê tên axaftin û 2500 ji wan zimanan li ber windabûnê ne. UNESCO’yê ji bo balê bikşîne ser vê xeteriyê di 17’ê Mijdara 1999’an de, roja 21’ê Sibatê wekî Roja Zimanê Dayikê ya Navnetewî îlan kir û ji sala 2000’an û vir ve bi armanca piştgirîkirina cihêrengiya çandî û pirzimanî li cîhanê dest bi pîrozkirina “Roja Zimanê Dayikê ya Cîhanê” kir. Zimanê dayikê ew ziman e ku ferd di nav civakên ku tê de dijî an jî di bin rêveberiya dewletekê de herî baş xwe pê îfade dike, bi vî awayî civakî dibe û hebûna xwe ya çandî diparêze. Mehrûm hiştina gelên bêdewlet ji mafê perwerdehiyê, bi taybetî ji perwerdehiya bi zimanê dayikê, tê wê wateyê ku ev gel ji gelek derfetên xwe bêpar dimînin. Ji ber vê yekê jî mafê perwerdeya bi zimanê dayikê mafekî herî dadî ye. Astengiya herî mezin a li pêşiya daxwazên perwerdeya bi zimanê dayikê, zîhniyeta netew-dewlet e ku li cîhanê serdest e. Netew-dewlet bi helwesteke pişafker, yekzimanî û qedexeker, zimanê fermî ne têde, li ser redkirina perwerdehiya bi zimanê dayikê ava bûne. Ev têgihîn, hemû kesên li ser erdnigariyekê dijîn mecbûr dike ku bi “yek zimanî” biaxivin, perwerdeyê bibînin û xebatên xwe yên din bidomînin. Hemû zimanên wendabûyî, zimanên di xetereyê de û zimanên li cîhanê tên axaftin nirxeke hevpar a dîroka mirovahiyê ne. Divê mirov bi zimanê xwe biaxivin, perwerdeyê bibînin, jiyan û çanda xwe bidomînin. Bi pirdengîya zimanî û çandî, civak dê karibin bi hev re di nav aştiyê de û azad bijîn. ihd.org.tr/21e-sibate-roj…
İHD Genel Merkezi tweet media
Română
0
21
56
2.3K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
21 Şubat Dünya Anadil Günü Kutlu Olsun ! Anadili bireyin doğduğunda herhangi bir dışsal öğrenme çabasına girmeden içine doğduğu topluluğun günlük yaşamında kullandığı, sosyalleştiği, sanat ve kültürel değerlerini yaşadığı sosyal ortamdan doğal akışıyla öğrendiği dildir. Bu yönüyle anadil hakkı hem bireysel bir hak hem de ait olunan topluluğun kolektif hakları kapsamındadır. Bugün dünya üzerinde 7 bin civarında dilin konuşulduğu ve bunların 2.500 tanesinin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu bilinmektedir. Bu tehlikeye dikkat çekmeye çalışan UNESCO, 17 Kasım 1999 tarihinde 21 Şubat’ı Uluslararası Anadili Günü olarak ilan etmiş ve 2000 yılından bu yana dünyada kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla “Dünya Anadili Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır. Anadili bireylerin mensup oldukları topluluklar içerisinde veya bir devlet yönetimi altında kendilerini en iyi ifade ettikleri, sosyalleştikleri ve kültürel varlıklarını sürdürdükleri dildir. Devletleşmemiş halkların özellikle anadilinde eğitim hakkından mahrum bırakılması, kendilerini geliştirecek birçok olanaktan yoksun kalmaları anlamına gelmektedir. Anadilinde eğitim taleplerinin önündeki en büyük engel, dünyada hâkim olan “ulus devlet” anlayışının kendisidir. Ulus devletler; asimilasyoncu, tekçi ve yasaklayıcı bir tutumla resmi dil dışındaki dillerin reddiyesi üzerine inşa edilmiştir. Bu anlayış, bir toprak parçası üzerinde yaşayan bütün etnik grupları ya da halkları “tek dilli” konuşmaya, bu dilde eğitim görmeye ve diğer faaliyetlerini sürdürmeye zorlamaktadır. Dünya üzerinde yok olan, tehlike altında olan ve konuşulan tüm diller insanlık tarihinin ortak değeridir. Halkların kendi dillerinde konuşma, eğitim alma, yaşamlarını ve kültürlerini devam ettirmeleri sağlanmalıdır. Dilsel ve kültürel çoğulculuk ile toplumların barış içinde, bir arada ve özgürce yaşamaları mümkün olacaktır. ihd.org.tr/21-subat-dunya…
İHD Genel Merkezi tweet media
Türkçe
0
31
86
4.5K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 5 Ağustos 2025 tarihinden beri yürüttüğü çalışmaların sonuna gelmiş ve nihai raporunu 18 Şubat 2026 tarihinde açıklamıştır. İHD olarak rapora dair ilk gözlemlerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.. Silahlı Çatışmaların Sona Ermesi ve Müzakere Süreci Memnuniyet Verici. Sorunun başladığı günden Ekim 2024’de kadar aralıklarla devam eden silahlı çatışmalar büyük acılara; ekonomik, sosyal ve siyasal kırılmalara yol açmıştır. Meselenin bir güvenlik ve terörizm sorunu olarak ele alınması, siyasi çözüm olanaklarının gözardı edilmesine ve sonuç olarak başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açmıştır. Ancak 2024 yılında başlayan sürecin sunduğu en önemli imkan, çatışma çözümlerinin en zor başlığı olan silahsızlanma konusunda hızlı adımlar atılmış olmasıdır. Bu döneme dair İHD verilerine göre silahlı çatışmalardan kaynaklı ölüm ve ihlaller neredeyse tümden ortadan kalkmıştır. Tek başına bu veri bile müzakere sürecinin ne kadar kıymetli olduğunu, sürecin nihai başarısı için tüm kesimlerin dikkatli ve özenli davranması gerektiğini ortaya koyması açısından yeterli bir gerekçedir. Dolaysıyla İHD olarak; silahsızlanma ve silahlı çatışmanın sona ermesini, TBMM’de Komisyon kurulmasını, Komisyonun farklı toplumsal katmanlardan kişi ve STK’ları dinlemesini tarihi bir eşik olarak değerlendiriyoruz. Tüm eksiklikleri ve handikaplarına rağmen barışçıl çözümden yana ısrarımızı bir kez daha vurguluyoruz. Raporun dili Konusundaki Eleştirilerimiz Sürecin başladığı günden bu yana “barış dilde başlar” retoriği çatışma çözümü konusunda uzman akademisyen ve sivil toplum örgütleri tarafından sıklıkla dile getirilmiştir. Kürt Meselesinin yıllardır güvenlik parantezinde konuşulmasından dolayı toplumsal alanda ciddi kutuplaşmalara sebep olduğunun farkındayız. Dolaysıyla barış süreçlerinde geçmişin bagajlarından kurtulmanın en önemli adımlarından birisi, yılların birikimi olan şiddet ve nefret söylemlerinin siyasetten ve günlük toplumsal yaşamdan uzaklaştırmak; onun yerine kapsayıcı ve onarıcı bir dil ve söylem geliştirmektir. Medyanın veya tek tek bireylerin şiddet ve nefret söylemleri konusunda önemli ölçüde siyasal aktörleri taklit ettiği gerçeğinden hareketle, barışı ve uzlaşıyı odağına alan bu söylem, barış fikrine toplumsal destek sağlamanın da en önemli adımlarından birisi olacaktır. Bu bağlamda rapora hakim olan dil; sürecin ruhuna ve ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak, geçmiş dönemin kavramlarına referanslar ve sıkça vurgu yaparak “barış” fikriyle araya mesafe koymuştur. Rapor Kök Meseleye Değinmeden Güvenlik Paradigması Kaygısıyla Hazırlanmış Raporda Kürt Meselesinde yıllardır tekrarlanan güvenlik ve ekonomik geri kalmışlık vurgusu temel fikir olarak öne çıkmış durumda. Eşit yurttaşlık, dil ve ademi merkeziyetçi yönetim talepleri etrafında şekillenen kök meselenin tespitinde ısrarla kaçınılmış, mesele “güvenlik ve terörizm” kapsamında ele alınmıştır. Cenevre Konvansiyonları ve uluslararası hukuk mekanizmalarının içtihatlarıyla şekillenen “uluslararası olmayan silahlı çatışma” kavramı tipiklik açısından mevcut sorunla birebir örtüşmektedir. Dolaysıyla meseleye bu pencereden bakmak, çözüm olanakları ve yöntemlerini de bu kavramın rehberliğinde bir çözüm seti belirlemek ciddi avantajlar sağlayacaktır. Çıkarılması Öngörülen Yasalar, Fesih ve Silah Bırakma Paradoksu Raporun beşinci (5.) bölümünde yapılması öngörülen yasal düzenlemeler için “silah bırakmanın istihbarat ve güvenlik birimlerince tespit edilmesi” koşuluna bağlanmıştır. İlk bakışta makul gibi görünen bu önerme aynı zamanda bir paradoksa da işaret etmektedir. Örgüt silah bıraktığını ve kendisini fesh ettiğine dair güçlü bir irade ortaya koymuş ve adımlar atmıştır. Mevcut durum karşısında yapılması gereken bunun yol, yöntem ve araçlarını oluşturmak; bu iradeyi güçlendiren ve somutlaştıran adımlar atmaktır. Silahların teslimi ve geri dönüşler konusunda hızlıca gerekli düzenlemeler yapılmaması,- bekle gör politikası- şiddete dönüş konusunda daha ciddi riskler taşımaktadır. Dolaysıyla raporda yapılması öngörülen yasal düzenlemelerin henüz mekanizmaları oluşturulmayan “silahların bırakılması” ön koşuluna bağlanması ertelemeci bir tavırdır. Bu ertelemeci tavır geçmişe dönüş riskini barındırmaktadır. Silahsızlanmada İzlenecek Yöntem Konusunda Bir Önerme Yok Raporun 6.1. bölümünde örgütün silah bırakmasının tarihi bir eşik olarak vurgulanmıştır. Bu bölümde “Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır” şeklinde tespit bold olarak kaleme alınmıştır. Ancak raporda yapılması düşünülen pek çok yasal düzenleme de olduğu gibi bu konuda da somut bir önerme ortaya konulmamıştır. Silahların hangi usulle bırakılacağı, silahlara ne yapılacağı (dünya örneklerinde betona gömülme, eritme gibi) konusunda da somut bir öneride bulunmamaktadır. Yine silahlı köy korucularının durumu, sistemin geleceği ve korucuların da silahsızlandırılması yönünde bir tespit ve tavsiyenin yer almaması bu başlık altında belirlediğimiz bir diğer eksikliktir. Sürecin Yürütülmesinde Tek Aktör Devlet Süreçte bundan sonra yapılacak ya da yapılması öngörülen tespitler, analizler, denetim ve raporlama, çıkarılacak yasaların çerçevesi gibi tüm faaliyetlerin ve mekanizmaların odağına “devlet” konulmuştur. Salt devlet odaklı bir sürecin başarıya ulaşması önemli riskler de içermektedir. Zira dönemsel olarak ulusal veya uluslararası alanda yaşanacak siyasal gelişmeler, siyasal ikbal öncelikleri gibi daha pek çok sebeple sürecin devletin/iktidarın tekeline bırakılması ciddi riskler de içermektedir. Bu nedenle bu sürecin bundan sonraki aşamaları daha çoğulcu bir şekilde yürütülmeli, sivil toplum örgütlerinin katılımına açılmalıdır. İHD olarak sürecin başarıya ulaşması için ısrarla “üçüncü gözün” önemine vurgu yaparak bu konuda rol almaya hazır olduğumuza bir kez daha dikkat çekmekteyiz. Demokratikleşme ile İlgili Öneriler Raporun 7. Bölümünde yer alan tespitler yıllardır İHD tarafından dile getirilmektedir. Bu nedenle Komisyon’un bu başlık altındaki tespitlerine aynen katılmaktayız. Bu bölüm altında yer alan demokratikleşme önerilerinin önemli bir kısmı yapısal sorunlardan değil uygulamadan kaynaklanmaktadır. Örneğin AYM ve AİHM kararlarının uygulanması yönünde bir yasal düzenlemeye ihtiyaç yoktur. Çünkü bu kararların bağlayıcılığı ve uygulanma zorunluluğu sadece yasal değil aynı zamanda anayasal zorunluluktur. Yine ifade özgülüğü, protesto hakkı, medya özgürlüğü, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı gibi temel hak ve özgürlükler konusunda AYM ve AİHM tarafından çerçevelenen standartlar ulusal mahkemeler açısından da bağlayıcıdır. Bu bağlayıcı standartlar izlendiği taktirde bu alanlardaki sorunlar da aşılacaktır. Dolaysıyla mevcut yasaların lafzı ve ruhuna ilişkin uluslararası standartlar bakımından sapmalar olduğu gerçek. Ancak Türkiye’de son dönemlerin temel sorunu mevzuattan ziyade uygulamadan kaynaklanmaktadır. Bu bölüm altındaki önermelerin bir kısmı yasal bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaksızın bağımsız ve tarafsız bir yargı eliyle hayata geçirmek mümkündür. Bu yönüyle demokratikleşme konusunda en önemli eksik “yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı” vurgusunun yapılmamasıdır. Kaldı ki demokratikleşme başlığı altında öngörülen düzenlemelerin ve alınacak tedbirlerin süreçten bağımsız bir şekilde yürütülmesi tüm Türkiye halklarının yararına olan toplumsal bir ihtiyaçtır. Demokratikleşme ve Kürt Meselesinin çözümü birbirinin alternatifi değil, varılmak istenen nihai hedefidir. Geçiş Dönemi Adaleti Konusunda Bir Tespit Yok Çatışma çözümü literatürünün en önemli ayaklarından biri hiç kuşkusuz geçiş dönemi adaletidir. Mağdurları ve haklarını tanımak, hakikati ortaya çıkarmak, onarım ve nihayet tekrarı önleyerek toplumsal barışı yeniden kurmayı hedefleyen bu mekanizmalar seti çözüm süreçleri açısından hayati önem taşımaktadır. Türkiye’deki Kürt Meselesinden kaynaklı çatışmalı durum nedeniyle yaşanan faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler, yerleşim yerlerinin boşaltılması ve zorla yerinden edilme fiilleri geçiş dönemi adaletinin temel ilgi alanını oluşturmaktadır. Komisyon raporunda bu konuda tespitlere yada taleplere dahi yer vermemiş olması bu raporun en temel eksikliğidir. Adil ve kalıcı bir barış; geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin tanınması, yaraların onarılması, toplumsal adaletin sağlanması ve evrensel insan hakları değerlerinin rehberliğinde bir gelecek inşasıyla mümkündür. Kırk yılı aşkın çatışma ve şiddet ortamı, toplumda derin bireysel ve kolektif travmalar yaratmıştır. Bu travmalarla yüzleşmeden adil bir gelecek kurmak mümkün değildir. Bu nedenle BM’nin “Geçiş Dönemi Adaleti” olarak tanımladığı; hakikatin açığa çıkarılması, cezasızlığın son bulması, adaletin sağlanması, onarım ve tekrarlanmama garantilerini de içeren kapsamlı bir programa ihtiyaç vardır. Tüm bu eksikliklere rağmen Komisyonun yaptığı çalışmaları negatif barış dönemi açısından son derece önemli buluyoruz. Çalışma dönemi boyunca Komisyon üyeleri ve Komisyona üye veren siyasi partiler arasında -tespit ve yöntemler farklılık arz etse de- çözüm iradesi konusunda önemli ölçüde bir konsensüs sağlanmıştır. Çözüm konusundaki bu ortak iradenin Meclise de taşınmasında, Komisyonun bundan sonra da önemli bir rol oynayabileceği kanaatindeyiz. Bu nedenle Komisyonun raporda vurguladığı tavsiyelerin hızla hayata geçirilmesini takip etmeye ve yapılması önerilen yasal düzenlemeler ile ilgili alt komisyonlar kurarak çalışmalarını sürdürmeye davet ediyoruz. Meclis gündeminin yoğunluğu dikkate alındığında, hızlıca alınması gereken tedbirler ve yapılması öngörülen düzenlemelerin gecikmesinden ve sürecin muhtemel yol kazalarına karşı daha dirençli hale gelmesine vesile olacaktır. Sayılarımızla... İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
Türkçe
0
32
59
10K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
Okullar Dini Ritüel Alanı Değil, Eğitim Alanıdır ! Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen “Ramazan Etkinlikleri Genelgesi” ile okul öncesi seviyesindeki çocukların camilere götürülmesi ve aile katılımlı etkinlikler adı altında belirli bir inancın ritüellerinin eğitim ortamına taşınması hedeflenmektedir. Bizler, çocuk hakları savunucuları olarak bu uygulamanın pedagojik, hukuki ve toplumsal açıdan kabul edilemez olduğunu açıkça ifade ediyoruz. Pedagojik Açıdan: Soyut Kavramlar ve Çocuk Psikolojisi Okul öncesi dönem (3-6 yaş), çocukların dünyayı somut algılarla tanıdığı, oyun yoluyla öğrendiği bir evredir. Bu yaş grubundaki çocuklara soyut dini kavramların ve ibadet mekanlarının dayatılması, çocukların bilişsel gelişimine aykırıdır. Çocuk gelişimi alanındaki temel ilkeler; erken çocukluk eğitiminde baskı, yönlendirme ve inanç temelli dayatmalardan kaçınılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Pedagojik formasyonu olmayan kişilerce yürütülen bu süreçler, çocuklarda kaygıya yol açmaktadır. Hukuki Açıdan: Laiklik ve Ayrımcılık Yasağı Anayasanın laiklik ilkesi ve Türkiye’nin taraf olduğu BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, devletin tüm inanç gruplarına karşı eşit mesafede durmasını ve eğitim sisteminin inanç hürriyetini korumasını zorunlu kılar. Hak İhlali: Bu genelge, farklı inanç gruplarına mensup veya inancı olmayan ailelerin çocuklarını dışlamakta, okulda “ötekileştirme” riskini doğurmaktadır. Kamusal Alan: Okullar, belirli bir inancın tebliğ alanı değil; bilimin, sanatın ve felsefenin ışığında eleştirel düşüncenin geliştiği kamusal eğitim kurumlarıdır. Toplumsal Barış ve Çocuğun Üstün Yararı Eğitim kurumları, toplumun tüm renklerini kapsayan güvenli alanlar olmalıdır. Ailelerin hassasiyetlerini etkinlik adı altında araçsallaştırmak, toplumsal kutuplaşmayı okul sıralarına kadar indirmektir. Çocuğun üstün yararı, onun her türlü ideolojik ve dini dayatmadan uzak, özgür bir birey olarak yetişmesini gerektirir. İnsan Hakları Derneği Merkezi Çocuk Hakları Komisyonu olarak, Milli Eğitim Bakanlığı’nı bilimsel, laik ve kamusal eğitim ilkelerine riayet etmeye davet ediyoruz. Çocukların çocukluklarını yaşayabileceği, ayrıştırılmadığı, nesneleştirilmediği ve pedagojik esaslara dayalı bir eğitim sistemi için mücadelemizi tüm demokratik kitle örgütleriyle birlikte sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz. İnsan Hakları Derneği Merkezi Çocuk Hakları Komisyonu
İHD Genel Merkezi tweet media
Türkçe
87
191
576
17.5K
İHD Van Şubesi retweetet
İHD Genel Merkezi
İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez·
Eş Genel Başkanımız Oya Ersoy, bugün Osman Kavala, Bekir Kaya, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni ve Kent Uzlaşısı kapsamında tutuklu bulunan Turabi Şen ile görüştü. Geçtiğimiz 10 yılda insan hakları ve demokrasiye dayalı bir rejim fikrinden tamamen vazgeçildiğinin en acı sonuçlarından biri, bugün hapishanelerde ziyaret etmek zorunda kaldığımız muhalifler, siyasetçiler ve seçilmiş belediye başkanlarının varlığıdır. Demokrasi ve barış umudunu temkinli de olsa yaşadığımız bu "süreç"te, toplumda duyulan derin güvensizliğin aşılmasının ilk adımı, toplumu nefessiz bırakan siyasi yargı operasyonlarına son verilmesi; bu operasyonlarla hapishanelere konulan muhaliflerin derhal tahliye edilmesidir. Adil ve onurlu bir barış; demokrasi ve insan hakları değerlerini esas alan bir sistem için mücadele etmeye devam edeceğiz.
İHD Genel Merkezi tweet media
Türkçe
1
84
223
24.9K