

ARTIK YETER! Ibrahima Konate’ye yönelik ırkçı saldırılar, Türkiye’de futbolun geldiği tehlikeli eşiği bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu yaşananlar artık “rekabet” ya da “fanatiklik” ile açıklanamaz; bu, açıkça nefretin ve ırkçılığın normalleşmesidir. Rakibi düşman olarak gören zihniyet, sahadaki oyunu aşarak tribünlere, oradan da günlük hayata sirayet etmektedir. Bu zehirli iklimin oluşmasında Türkiye'deki büyük kulüplerin sorumsuz ve kışkırtıcı dili, yöneticilerin hedef gösteren açıklamaları ve sosyal medyada kontrolsüz şekilde yayılan nefret söylemleri önemli rol oynamaktadır. Özellikle sosyal medya, denetimsizlik nedeniyle en uç söylemlerin bile kolayca yayılabildiği bir alan haline gelmiştir. Daha da dikkat çekici olan ise bu nefret dilinin büyük ölçüde ergen yaştaki gençler arasında yaygınlaşmasıdır. Kimlik arayışı içinde olan, aidiyet duygusunu fanatizmle kuran gençler; kulüp rekabetini bir üstünlük ve düşmanlık meselesine dönüştürebilmektedir. Bu noktada ailelerin, eğitim sisteminin ve rol model olarak öne çıkan kulüp ve spor figürlerinin sorumluluğu büyüktür. Saygı, empati ve birlikte yaşama kültürü küçük yaşta kazandırılmadığında; bu boşluk nefret söylemiyle dolmaktadır. Irkçılık bir görüş değil, açık bir suçtur. Ve bu suça sessiz kalan, görmezden gelen ya da dolaylı şekilde besleyen herkes bu sorunun parçasıdır. Futbol; ayrıştıran değil birleştiren bir güç olmalıdır. Rakip düşman değildir. Bu çizgiyi aşanlara karşı net ve tavizsiz bir duruş sergilenmediği sürece, kaybeden sadece futbol değil, toplumun kendisi olacaktır. Saygılarımızla, Liverpool Türkiye


















