M. Sait Bilgin

23.5K posts

M. Sait Bilgin banner
M. Sait Bilgin

M. Sait Bilgin

@saitbilgin

F5Haber - Teknolojioku - Bilgin PRO

İstanbul Beigetreten Kasım 2009
743 Folgt11.3K Follower
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
“Zihinsel manipülasyonun kurbanı, kurban olduğunun farkında değildir. Onun için hapishanesinin duvarları görünmezdir ve kendini özgür sanır.” sözü geliyor akla. Söylediğinize değil, kendi zihninde kurduğu şeye cevap veren insanlar vardır. Siz anlatırsınız, o savunmasını hazırlar; siz anlaşılmak veya sohbet etmek istersiniz, o üstün gelmek. Fikrinizi beyan edersiniz, size hüküm veriyorsun diyerek hüküm verir, sonra sadece eleştiriyorum deyip yargılamaya başlar. Sürekli açıklama yapmak zorunda hissediyorsanız muhtemelen iletişim değil ciddi bir manipülasyon yaşıyorsunuzdur zaten. Bazısı kendi zihninde yarattığı sahte gerçekliğine o kadar hapsolmuştur ki bunu korumak zorundadır bu zavallılar. Kendi gerçekliği ile gerçekten yüzleşemeyen de genelde suçlayıcı/saldırgan olur zaten. Sürekli açıklama yapmak zorunda hissedersiniz. Bazıları sevgiyi bağ kurarak değil, suçluluk ve kafa karışıklığı oluşturarak elde tutmaya çalışır. En tehlikelisi de budur çünkü kurban/köle bir süre sonra gerçekten suçlu ve değersiz olduğuna inanır. Oysa sağlıklı ilişki tehdit, küçümseme ve vicdani sömürüyle kurulmaz. Dinleyerek, anlayarak ve tamamlayarak kurulur. Böyle insanlardan uzaklaşmak ruh sağlığınızı korumaktır. Bunu size yaşatan ancak yakınınız olabilir çünkü. Ama siz onun simülasyonunda sadece bir figüran veya ruh parazitine ara konaksınız oysa. Selametle diyebilmek lazım bazen en sevdiklerinize. Belki de sevginin bu olmadığını, sadece bir imtihan olduğunu anlamak...
Felsefe Parrhesia@Fparrhesia

“En derin kölelik biçimi, anlaşılma açlığıdır.” — Fyodor Dostoyevski

Türkçe
0
0
3
380
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
@metropolmedya_ Trump’ın bilişsel testi ilk sorusu :) Cebinden 2200 TL çıkmış, cebine 2800 TL girmiş. Ne kadar kar etmiş acaba 🤔
Türkçe
0
0
1
1K
Metropol Haber
Metropol Haber@metropolmedya_·
Dünyanın en ünlü şirketlerinden birinin mükakat sorusu ortaya çıktı: “Bir ineği 900 TL’ye aldım, 1200 TL’ye sattım. Aynı ineği tekrar 1300 TL’ye aldım ve tekrar 1600 TL’ye sattım. Ne kadar kar ettim?”
Metropol Haber tweet media
Türkçe
584
22
349
799K
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
“İnsan, olduğu şey olmayı reddeden tek yaratıktır.” demiştir Camus. “Tüm bağımlılıklar, Tanrı’yı aramanın düşük bir seviyesidir.” sözü ise sıkça Jung’a atfedilir. Belki de insanın büyük ödevi, içindeki manevi boşluğu sahte ikamelerle doldurmaya çalışmamaktır...
Türkçe
0
0
1
324
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
Kendine dost olamayan, başkasını kolayca düşman belleyebiliyor. Kendine merhameti olmayan, başkasına da merhametli olmuyor. Kalbimizde manevi eksik kalan yanlarımızı bazen kibirle, öfkeyle, hamasetle örtmeye çalışıyoruz. Oysa insan en çok içindeki boşlukla mücadele ediyor.
Türkçe
1
0
16
676
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
Hadi #1Mayıs şerefine elleri öpülesi madenci abiyi konuşalım. Sonuna kadar okuyun kaydırmadan ki bilin kimmiş bu madenciler. Enkaz çalışmalarında ilerlemekte zorlanıyorduk ki imdadımıza madenci abiler geldi. Aralıksız çalıştılar toprak yığını haline gelen koca apartmanda canlarımıza ulaşacak yollar açmak için. Hep sohbet ettiğimiz bir abi dinlenmek için çıktığında çömeldik enkazın dibinde, bir sigara uzattım, o parçalanmış elleriyle dumanı ciğerine çekerken söylediklerini bir ömür boyu unutmam… - Allah razı olsun abi, siz olmasaydınız biz ulaşamazdık canlara. - Allah patronumuzdan razı olsun, o izin vermese biz gelemezdik. Sağ olsun gönderdi. - Sağ olsun tabi devlet. Ama zaten böyle bir felakette izin vermeyen olur mu ki? - Olmaz olur mu ağabey, sen bir bilsen bazı özel işletmeleri… Başka arkadaşlarımız da gelmek istedi ama onlarınki izin vermedi mesela. Bazısı da sadece bir iki kişi göndermiş biz destek oluyoruz demek için. (Yutkundum, aklımdan Soma, Zonguldak vb facialar geldi) Başka bir yemek molasında yine çömelmiş enkazı izlerken; - Sait Ağabey neye üzülüyorum biliyor musun içime dert oldu sana anlatsam? - Estağfurullah abi buyur - Allah razı olsun insanlar yardım göndermiş, paket paket peynir zeytin var. Ama insanlar yarısını yiyip yerlere atmış o kaşarları bu çok koydu bana… - Evet abi sürekli uyarıyoruz ama bazıları maalesef dinlemiyor. - Yahu ben bu kaşarı eve ayda bir kez zor alıyorum. İnsanlar nasıl atar bunu cidden aklım almıyor! - Ne desen haklısın abi… - Dikkat ettin di mi hiç açılmamış ne kadar çeyiz, beyaz eşya, oyuncaklar çıkardık enkazdan? - Evet abi o kadar büyük bir ders ki insanoğluna, ama unutacaklar 3 gün sonra biliyorsun değil mi? (Yutkundu, duygulandı ve devam etti) - Ben hanımla çocuğa unutturmayacam valla. Hep millette ne eşyalar var bizde niye yok diyorlar. Çocuk da oyuncaklara çok özeniyor. Diyecem ki onca malın mülkün içinde bir anda gözlerini yumdular dünyaya… Şükredin bak canı veren Allah, biz yaşıyoruz, birlikteyiz. Sesim titreyerek elimi omzuna koydum, gözümden yaşlar süzülüyordu. Şunlar döküldü dilimden; De tabi canım abim, de tabi hiç unutmasınlar. Bir de de ki orada bir kardeşim ailesini arıyordu, bana dedi ki “tüm malımı kaybetseydim, köyde kerpiç evde kalsaydım da çocuklarım yanımda olsaydı” dedim. Uzar gider bu sohbetler ama işte aylarca maaşı yatırılmayan, eylem yapan madenciler bu abilerimiz. Canı gitti diye, ihmal var diye eylem yapanlar bu abilerimiz. Her şeyi siyaset sanmayın, bu bize mi dokunur, filancayla mı yanyana görünürüm demeyin. Madenci candır, hakkını iki cihanda ödeyemeyiz… Buraya kadar okuyanların gözlerinden öpüyorum. Tüm sektörlerden bütün emekçi kardeşlerimin, abilerimin, ablalarımın #1MayisEmekveDayanismaGünü kutlu olsun.
M. Sait Bilgin@saitbilgin

Bizim ekibimizde de Ankara Kömür İşletmeleri'nden madenci abilerimiz vardı. Bir gün uzun uzun anlatmak isterim size onlarla yaşadıklarımızı. Zaten zayıf noktamdı madenciler ve yaşadıkları, iyice hayran oldum onlara. Çok ama çok güzel insanlar, hepsini bir ömür saygıyla anacağım.

Türkçe
0
10
34
2.4K
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
Size çok güzel bir duyurum var 😊 Açık mektubumuz ve haberlerimiz yerine ulaştı sevgili dostlar. Bundan sonrası bizden çıktı şimdilik. Süreçte emeği geçen tüm dostlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Vesileyle Cuma geceniz ve gününüz mübarek olsun.
Türkçe
5
11
142
5.7K
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
@emrahinal31 @gercekgundem Hatırlıyorum sınıf arkadaşlarından gelen haberleri. “Onlara hiçbir şey olmaz, tüm oruçlarını tutuyorlardı açlığa dayanırlar.” diyerek umutla dua ediyorlarmış 🥹 Öpüyorum can yavrunuzu güzel gözlerinden, Rabbim onları korusun... Unutmasınlar arkadaşlarını yâd etsinler hayırla 😊
Türkçe
1
0
1
27
emrah inal
emrah inal@emrahinal31·
@gercekgundem @saitbilgin Tekrar gözlerim doldu... Bu acıyı çeken bilir... Sait bey çocukları benim çocuğumla aynı sınıftaydı oradan aklımda kalmış. O günlerde tek yapabildiğimiz dua ile bir ümit yaşadık 9-10 gün boyunca... Oturdukları bina ve site sözde sağlam dayanıklı vs deniyordu. Ama ne hikmetse....
Türkçe
1
0
2
86
M. Sait Bilgin retweetet
Gerçek Gündem
Gerçek Gündem@gercekgundem·
🔴 Ölen sizin çocuğunuz da olabilirdi... Acılı babaya kulak verin 🗣️ 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Acı hâlâ ilk günkü gibi taze. Enkaz kaldırıldı belki ama insanların içindeki yıkıntı hâlâ duruyor. 📍 53 binden fazla insan... Bir depremde değil, ihmalde öldüler, denetimsizlikte öldüler, rant hırsında öldüler. 'SAĞLAM BİNA' yalanında öldüler. Bunlardan birisi de Kahramanmaraş’taki Penta Park sitesiydi. ❗️ Yazımı o apartmanda eşi Pınar Bilgin’i çocukları Mazhar Kaan ve Sürur Hakan Bilgin’i kaybeden acılı bir baba olan Sait Bilgin’in sitem dolu paylaşımıyla sonlandırıyorum. Bu yazıyı başta yetkililer olmak üzere herkesin vicdanına bırakıyorum... ✍️ Seyhan Avşar (@seyhanavsar) gercekgundem.com/yazarlar/seyha… gercekgundem.com/yazarlar/seyha…
Gerçek Gündem tweet media
Türkçe
2
11
22
7.8K
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
Her şeyin, acının ve yasın dahi hızlı tüketildiği bu çağda onbinlerce ölümün olduğu bir felakette sorumluların cezasını alacağı şekilde toplumsal hafızayı ve tepkiyi diri tutmaya çalışmak ve hukuken gerekli adımları atmak şu an en değerli ödev gibi…
Türkçe
0
8
28
937
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
Kerem abi madem tüm duygulara tercüman olmuş, genel bir cevap verelim; Olanlar oldu, olacak olanlar olacak(belki onlar da çoktan oldu ama biz zamanın bu boyutundayız). O yüzden yapabileceğimi, yapmam gerekeni, yapmak istedilerimi yapmaktan başka çarem yok. Gerisi sadece gürültü, isyan ve ağıt. Onlar da gerekli elbet ama yeterli değil. Eylem şart. Sakin miyim? Hiç değilim. İçimde fırtınalar kopuyor. Ancak insan sakin değilken de, hakkı yenmişken de, adaletsizliğe uğradığında da öfkesinden sıyrılıp aklıselim olabiliyorsa, atması gereken adımları atıyor ancak haddini aşmıyorsa olgunluk biraz da bu galiba. Öfke dahi kötü değil ancak öfke amacımıza yakıt da olabilir, ayağımıza bağ da olabilir. Kontrolsüz güç, güç değildir… Hiç şüphesiz Allah kerimdir ve adildir. Her şeyi işitir ve görür, her şeye alim ve kadirdir. Buna da yürekten iman ediyor ve sığınıyorum. Son olarak; o sitede can veren 115 kişinin binlerce akrabası var. Pek sesi çıkan yok farkında mısınız? Biz devletin adaletinden yanayız. Birileri de belki sabırla, hevesle bu sorumluların serbest kalmasını istiyordur kendi adaletlerini sağlamak için. O da onların imtihanı, bilemeyiz. Velhasıl olan her şey oldu, olacak her şey olacak. Biz bunun neresindeyiz… Bizim rolümüz ne, bizim imtihanımız ne… Biz ancak bunun üzerinde durmaya gayret edeceğiz.
Kerem COPCU@keremcopcu

@saitbilgin Ne mutlu hala sakin ve aklı selim kalabilemen Sait . Benim içimden geçen hisler ile muhtemelen Silivri de en az 10 senem var ….

Türkçe
1
2
30
1.8K
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
@nurgul22 Kesinlikle haklısınız. Ezgi Apartmanı için Kervan Pastanesinde kesilen kolonlar konusunda defalarca dilekçe verilmiş Çevre Bakanlığı’na. Bu başvuruya sağlamdır raporu verenler de taksir ve görevi istismardan mutlaka ceza almalı adaletin tesisiyle halk vicdanını rahatlamak için.
Türkçe
0
1
12
420
Nurgül Göksu
Nurgül Göksu@nurgul22·
Deprem davalarında bilirkişi raporları kişileri aklamak ya da suçu hafifletmeye yönelik olmamalı.Bu şekilde nasıl caydırıcılık sağlanacak. Bir binanın yıkımına bir çok faktör sebep oluyor, bu faktörlere sebep olanlar ayrı ayrı en üst sınırdan ceza almalı. Ve en önemlisi yıkımda sorumluluğu bulunan kamu personelleri de üst sınırdan ceza almalı ki bir daha bu yıkımlar yaşanmasın.
M. Sait Bilgin@saitbilgin

Sayın Adalet Bakanım, Size bu açık mektubu 6 Şubat depreminde eşini, çocuklarını ve aynı aileden 9 canını kum gibi dağılan bir binada kaybetmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yazıyorum. Depremde iki bloğu yıkılarak 115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi, Kahramanmaraş’ta “kaya zemin üzerine inşa edilen, şehrin en güçlü ve en güvenli binası” iddiasıyla Mesut Başkır ve Özcan Çakmak müteahhitliğinde yapılmış ve pazarlanmıştır. Müteahhitlerden Mesut Başkır, biz 115 kişiye mezar olan enkazın başında kurtarma çalışmaları yaparken, o can pazarında Marmaris’ten Yunanistan’a tekneyle kaçmaya çalışırken ihbar üzerine yakalanmıştır. Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmış olan Mesut Başkır ve ortağı Özcan Çakmak, önceki duruşmalarda “Biz sadece şirket görevlisiyiz.” diyerek neredeyse suçu, binada hayatını kaybeden insanlara yüklemeye çalışmıştır. Bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; statik proje ve tüm yapı-imar işlemlerinde yetkili olan inşaat mühendisi Özcan Çakmak, son duruşmada şirkette yalnızca muhasebe ve işe alım işlerine baktığını, teknik sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş ve an itibariyle tahliye edilmiştir. Oysa projeyi “Ben bu yapıya dünya tecrübelerimi, uluslararası birikimimi aktardım.” diyerek pazarlayan ve inşaatın her aşamasında “yetkili benim” diyerek sürecin başında duran Özcan Çakmak’ın bugün tüm sorumluluğu vefat eden ağabeyine yükleyip “Benim teknik sorumluluğum yoktur” demesi akla ve vicdana uygun değildir. Bu bilgiler de yine mahkeme dosyasında bilirkişi raporunda mevcuttur. Penta Park Sitesi’nde enkaz çalışmalarımız sürerken gelen inşaat mühendislerinin, mimarların ve uzmanların ilk dikkat çektiği husus; bazı kat tablalarındaki betonun adeta yanmış gibi olması ve mukavemetinin son derece düşük olmasıydı. Vinçle kaldırılmaya çalışılan betonlar kum gibi dağılıyor, içlerindeki demir kolayca sıyrılıyordu. Özellikle 1. Blok deprem anında yaklaşık 10 saniye içerisinde tamamen çökerek bir toprak yığınına dönüşmüştü. Yolun karşısındaki benzin istasyonunun güvenlik kameralarında bu görüntüler mevcuttu. Müteahhitlerin savunmasında suçladığı ve kolon kestiği belirtilen banka elbette bu ihmale ortak olabilir. Ancak bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; kolonların olması gereken duvar açıklığına sahip olmaması, beton kalitesinin son derece düşük olması gibi hususlar, inşaatı yapan firmanın sorumluluğunu açık şekilde ortaya koymaktadır. Biz 115 canın aileleri olarak kolon kesen bankadan da, düşük kaliteli beton getiren firmadan da elbette şikayetçiyiz. Ancak başka ihmallerin varlığı, asıl sorumluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sayın Bakanım @abakingurlek, Enkazda kurtarma çalışmaları yaparken, kırılarak tüm katları birbirine geçmiş o toprak yığınının içinde ailemizin yerini bulabilmek için günlerce sarı bir mont aradım ben. Vinç ile her parçayı kaldırdığımızda gözlerimiz sarı bir renk arıyordu. Evladıma severek aldığım sarı montun, toprağın altında da olsa bize yerini göstereceğini düşünüyorduk. Siz de bir babasınız… Kalabalıkta çocuğunuzu uzaktan seçebilmek için montunun rengini ararsınız ya; işte ben evladımın cansız bedenini bulabilmek için sarı montunu arıyordum o enkazda. Çocuklarımın tatilde ziyaretine gittiği kayınpederim de o binada can verdi. Tanıdığım en devletine bağlı, en vatansever, en inançlı insanlardan biriydi. Depremden bir yıl önce Kahramanmaraş’ta bir okul yaptırmıştı örneğin. İsmini vermemiş, açılışına dahi gitmek istememişti. “Bir insanım neticede; nefsim var, ‘ne güzel yaptık’ derim, kibir olur, hayrın önüne geçer” diye düşünecek incelikte bir insandı… Karşı komşumuz Sadi abi vardı mesela… Şekerli ailesinin kıymetli babası Sadi abi nur yüzlü, çok beyefendi bir insandı. Evlatlarına, gelinlerine, çevresindeki herkese anne şefkatiyle yaklaşan Muazzez teyzemiz vardı. Hepsi o binada can verdi. Vatan sevgisiyle yetiştirdiğimiz, bu ülkenin geleceği olan o küçücük çocuklarımız da yine o binada cennet kuşu oldu. Bu güzel insanlara, bu vatan için karşılıksız iyilikler yapmış isimsiz kahramanlara karşı bir adalet borcumuz var Sayın Bakanım. Ben hukukçu değilim. Verilen kararlar hukuken usule uygun olabilir. Ancak vicdanları yaralayan bir adaletsizlik duygusu oluştuğuna ben de, tüm Kahramanmaraş da şahittir. Mahkemenin aldığı bu karar, kamuoyunun vicdanını derinden yaralamıştır. Ülkede yıllardır biriken faili meçhullerin ve geciken dosyaların üzerine kararlılıkla gidişiniz, “İşin ucu nereye ulaşırsa ulaşsın geri adım atılmayacak!” yönündeki açıklamalarınız toplumda umut oluşturmaktadır. Burada ise failler meçhul değil ayandır Sayın Bakanım. Tahliye kararı verilen Özcan Çakmak, evrak üzerinde teknik sorumlu görünmese bile; bilirkişi raporları ve kamuoyuna yansıyan süreç birlikte değerlendirildiğinde ciddi sorumluluk iddialarının odağındadır. Evraklarda teknik sorumlu olarak görünen ağabeyi Ali Şeyda Çakmak hayattayken, tüm sürecin başında aktif şekilde bulunması da kamu vicdanında olsa olsa “Bu suçu bir de yetkisizce mi işledi, bir de bundan mı suçlu?” soru işaretlerini artırmaktadır. Adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve faillerin hukuktan kaçmadan hesap vermesi konusunda gereğinin yapılacağına dair inancımızı koruyoruz. Bu ülkenin sessiz çoğunluğu olarak gönüllerimize merhem olacak tek şey; iradenizle adaletin gecikmeden tesis edilmesidir. Saygılarımla arz ederim.

Türkçe
2
27
92
7.5K
M. Sait Bilgin retweetet
Nurgül Göksu
Nurgül Göksu@nurgul22·
Deprem davalarında sanıklar suçu birbirine yıkmaya çalışıyor, birinin suçu diğerinin suçunu hafifletmemeli ,Aksine deprem bölgesinde yapılan her ihmal suç oranını daha da katlamalı ve hepsi ayrı ayrı cezasını en üst sınırdan çekmeli !Bilirkişiler suçluları aklamak yerine,yıkımlarda sorumluluğu bulunan herkesi ayrı ayrı tespit edip yargının önüne koymalı.Ceza sistemi suçluyu değil masumu,mağduru korumalı. Yeter artık dayanacak gücümüz kalmadı.
M. Sait Bilgin@saitbilgin

Ailemi kaybettiğim apartmanın davasında 20 yıldır orada müteahhitim diyerek yaşayan adam davada ben müteahhit değilim diyor. Bankalar kusurlu bize suç yükleniyor diyor ve tahliye ediliyor. O enkazda bizzat çalıştım ben. Oradaki tüm mühendisler be ustalar betonun berbat olduğuna şahit. Vinçle kaldırırken dökülüyordu betonlar. Bu kusur bile tek başına yeterken nasıl bir Ali Cengiz oyunu işe dava sabahı dosyaya eklenen yeni bilirkişi raporu ile tahliye oldu Özcan Çakmak? Sn. Adalet Bakanı @Akingurlek_ bu istismarlara fırsat vermeyeceğinize ve bu yanlıştan dönüleceğine inancımız tam. Sessiz sedasız serbest kalmasın onlarca canın katilleri ve seneler sonra açılmasın bu davalar da tekrar. Penta Park ve Ezgi Apartmanı davaları Kahramanmaraş depreminde sembol davalardır. Şehrin en bilinen ve en sağlamları diye satılan bu projeler yüzlerce cana mezar oldu. Ne bu davalar oldu bittiye gelemeyecek kadar önemsiz, ne de yiten canların yakınları adaletsizliğe sessiz kalacak insanlar. Adaletin tesisini ve raporlarda hatalar varsa raporları hazırlayanların da ayrıca görevi istismardan yargılanmasını talep ediyoruz.

Türkçe
0
26
112
2.2K
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
@Seri_Reis Allah bizlere bir daha o günleri yaşatmasın abi. İyi ki sizin gibi dostlar var da omuz omuza ayakta kaldık, Allah razı olsun hepinizden 🤲🏼
Türkçe
1
0
3
80
Seri Bey
Seri Bey@Seri_Reis·
Depremden sonra 3 gün bir fabrikanın içinde kartonun üzerinde yatıp kalktık ailemle. Ama ne zaman o anları hatırlasam aklıma sadece Sait hocamdan iyi bir haber almayı beklediğim geliyor. Lütfen M. Sait Bilgin'in yazdığı açık mektubun gerekli yerlere ulaşması için birlik olalım.
Türkçe
1
0
13
452
Seri Bey
Seri Bey@Seri_Reis·
Değerli takipçilerim. Alıntıdaki tweete RT ve Fav ile destek olabilirseniz hatta bakanı etiketleyerek alıntı ya da mention girebilirseniz çok sevinirim.
M. Sait Bilgin@saitbilgin

Sayın Adalet Bakanım, Size bu açık mektubu 6 Şubat depreminde eşini, çocuklarını ve aynı aileden 9 canını kum gibi dağılan bir binada kaybetmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yazıyorum. Depremde iki bloğu yıkılarak 115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi, Kahramanmaraş’ta “kaya zemin üzerine inşa edilen, şehrin en güçlü ve en güvenli binası” iddiasıyla Mesut Başkır ve Özcan Çakmak müteahhitliğinde yapılmış ve pazarlanmıştır. Müteahhitlerden Mesut Başkır, biz 115 kişiye mezar olan enkazın başında kurtarma çalışmaları yaparken, o can pazarında Marmaris’ten Yunanistan’a tekneyle kaçmaya çalışırken ihbar üzerine yakalanmıştır. Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmış olan Mesut Başkır ve ortağı Özcan Çakmak, önceki duruşmalarda “Biz sadece şirket görevlisiyiz.” diyerek neredeyse suçu, binada hayatını kaybeden insanlara yüklemeye çalışmıştır. Bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; statik proje ve tüm yapı-imar işlemlerinde yetkili olan inşaat mühendisi Özcan Çakmak, son duruşmada şirkette yalnızca muhasebe ve işe alım işlerine baktığını, teknik sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş ve an itibariyle tahliye edilmiştir. Oysa projeyi “Ben bu yapıya dünya tecrübelerimi, uluslararası birikimimi aktardım.” diyerek pazarlayan ve inşaatın her aşamasında “yetkili benim” diyerek sürecin başında duran Özcan Çakmak’ın bugün tüm sorumluluğu vefat eden ağabeyine yükleyip “Benim teknik sorumluluğum yoktur” demesi akla ve vicdana uygun değildir. Bu bilgiler de yine mahkeme dosyasında bilirkişi raporunda mevcuttur. Penta Park Sitesi’nde enkaz çalışmalarımız sürerken gelen inşaat mühendislerinin, mimarların ve uzmanların ilk dikkat çektiği husus; bazı kat tablalarındaki betonun adeta yanmış gibi olması ve mukavemetinin son derece düşük olmasıydı. Vinçle kaldırılmaya çalışılan betonlar kum gibi dağılıyor, içlerindeki demir kolayca sıyrılıyordu. Özellikle 1. Blok deprem anında yaklaşık 10 saniye içerisinde tamamen çökerek bir toprak yığınına dönüşmüştü. Yolun karşısındaki benzin istasyonunun güvenlik kameralarında bu görüntüler mevcuttu. Müteahhitlerin savunmasında suçladığı ve kolon kestiği belirtilen banka elbette bu ihmale ortak olabilir. Ancak bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; kolonların olması gereken duvar açıklığına sahip olmaması, beton kalitesinin son derece düşük olması gibi hususlar, inşaatı yapan firmanın sorumluluğunu açık şekilde ortaya koymaktadır. Biz 115 canın aileleri olarak kolon kesen bankadan da, düşük kaliteli beton getiren firmadan da elbette şikayetçiyiz. Ancak başka ihmallerin varlığı, asıl sorumluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sayın Bakanım @abakingurlek, Enkazda kurtarma çalışmaları yaparken, kırılarak tüm katları birbirine geçmiş o toprak yığınının içinde ailemizin yerini bulabilmek için günlerce sarı bir mont aradım ben. Vinç ile her parçayı kaldırdığımızda gözlerimiz sarı bir renk arıyordu. Evladıma severek aldığım sarı montun, toprağın altında da olsa bize yerini göstereceğini düşünüyorduk. Siz de bir babasınız… Kalabalıkta çocuğunuzu uzaktan seçebilmek için montunun rengini ararsınız ya; işte ben evladımın cansız bedenini bulabilmek için sarı montunu arıyordum o enkazda. Çocuklarımın tatilde ziyaretine gittiği kayınpederim de o binada can verdi. Tanıdığım en devletine bağlı, en vatansever, en inançlı insanlardan biriydi. Depremden bir yıl önce Kahramanmaraş’ta bir okul yaptırmıştı örneğin. İsmini vermemiş, açılışına dahi gitmek istememişti. “Bir insanım neticede; nefsim var, ‘ne güzel yaptık’ derim, kibir olur, hayrın önüne geçer” diye düşünecek incelikte bir insandı… Karşı komşumuz Sadi abi vardı mesela… Şekerli ailesinin kıymetli babası Sadi abi nur yüzlü, çok beyefendi bir insandı. Evlatlarına, gelinlerine, çevresindeki herkese anne şefkatiyle yaklaşan Muazzez teyzemiz vardı. Hepsi o binada can verdi. Vatan sevgisiyle yetiştirdiğimiz, bu ülkenin geleceği olan o küçücük çocuklarımız da yine o binada cennet kuşu oldu. Bu güzel insanlara, bu vatan için karşılıksız iyilikler yapmış isimsiz kahramanlara karşı bir adalet borcumuz var Sayın Bakanım. Ben hukukçu değilim. Verilen kararlar hukuken usule uygun olabilir. Ancak vicdanları yaralayan bir adaletsizlik duygusu oluştuğuna ben de, tüm Kahramanmaraş da şahittir. Mahkemenin aldığı bu karar, kamuoyunun vicdanını derinden yaralamıştır. Ülkede yıllardır biriken faili meçhullerin ve geciken dosyaların üzerine kararlılıkla gidişiniz, “İşin ucu nereye ulaşırsa ulaşsın geri adım atılmayacak!” yönündeki açıklamalarınız toplumda umut oluşturmaktadır. Burada ise failler meçhul değil ayandır Sayın Bakanım. Tahliye kararı verilen Özcan Çakmak, evrak üzerinde teknik sorumlu görünmese bile; bilirkişi raporları ve kamuoyuna yansıyan süreç birlikte değerlendirildiğinde ciddi sorumluluk iddialarının odağındadır. Evraklarda teknik sorumlu olarak görünen ağabeyi Ali Şeyda Çakmak hayattayken, tüm sürecin başında aktif şekilde bulunması da kamu vicdanında olsa olsa “Bu suçu bir de yetkisizce mi işledi, bir de bundan mı suçlu?” soru işaretlerini artırmaktadır. Adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve faillerin hukuktan kaçmadan hesap vermesi konusunda gereğinin yapılacağına dair inancımızı koruyoruz. Bu ülkenin sessiz çoğunluğu olarak gönüllerimize merhem olacak tek şey; iradenizle adaletin gecikmeden tesis edilmesidir. Saygılarımla arz ederim.

Türkçe
1
2
14
871
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
Nurgül ablamız da oğlunu, gelinini ve minik torununu altı Kervan Pastanesi olan Ezgi Apartmanında kaybetti. Aynı binada bizim de aile dostlarımız can verdi. Koca bulvarda can kaybı olan, ihmal ile yıkılan az sayıda binalardı bunlar, acımız ve isyanımız bir bu yüzden.
Nurgül Göksu@nurgul22

Deprem davalarında bilirkişi raporları kişileri aklamak ya da suçu hafifletmeye yönelik olmamalı.Bu şekilde nasıl caydırıcılık sağlanacak. Bir binanın yıkımına bir çok faktör sebep oluyor, bu faktörlere sebep olanlar ayrı ayrı en üst sınırdan ceza almalı. Ve en önemlisi yıkımda sorumluluğu bulunan kamu personelleri de üst sınırdan ceza almalı ki bir daha bu yıkımlar yaşanmasın.

Türkçe
0
7
35
1.8K
M. Sait Bilgin retweetet
Cengiz ER
Cengiz ER@CNGZER·
Neyin nesi bu tahliye? Onlarca canın hesabı kimden nasıl sorulacak? K.Maraş Pentapark konutlarında eşi ve çocukları ile birlikte ailesinden 9 canı yitiren Bilgin Pro'nun patronu @saitbilgin'in isyanına kulak verelim. @adalet_bakanlik @Akingurlek_
SuperHaber@superhaber

115 cana mezar olan Penta Park davasında şok tahliye! Depremde eşini ve ikiz çocuklarını kaybeden Sait Bilgin'den Bakan Akın Gürlek'e açık mektup "Faillerin hukuktan kaçmasına izin vermeyin!" superhaber.com/115-cana-mezar…

Türkçe
0
2
8
1.7K
Sercan Solmaz
Sercan Solmaz@sercansolmaz·
6 Şubat’ta ailesini kaybeden Sait Bilgin’in, Adalet Bakanı’na yazdığı açık mektup. okumak zor. asıl mesele, okumamak, görmezden gelmek..
M. Sait Bilgin@saitbilgin

Sayın Adalet Bakanım, Size bu açık mektubu 6 Şubat depreminde eşini, çocuklarını ve aynı aileden 9 canını kum gibi dağılan bir binada kaybetmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yazıyorum. Depremde iki bloğu yıkılarak 115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi, Kahramanmaraş’ta “kaya zemin üzerine inşa edilen, şehrin en güçlü ve en güvenli binası” iddiasıyla Mesut Başkır ve Özcan Çakmak müteahhitliğinde yapılmış ve pazarlanmıştır. Müteahhitlerden Mesut Başkır, biz 115 kişiye mezar olan enkazın başında kurtarma çalışmaları yaparken, o can pazarında Marmaris’ten Yunanistan’a tekneyle kaçmaya çalışırken ihbar üzerine yakalanmıştır. Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmış olan Mesut Başkır ve ortağı Özcan Çakmak, önceki duruşmalarda “Biz sadece şirket görevlisiyiz.” diyerek neredeyse suçu, binada hayatını kaybeden insanlara yüklemeye çalışmıştır. Bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; statik proje ve tüm yapı-imar işlemlerinde yetkili olan inşaat mühendisi Özcan Çakmak, son duruşmada şirkette yalnızca muhasebe ve işe alım işlerine baktığını, teknik sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş ve an itibariyle tahliye edilmiştir. Oysa projeyi “Ben bu yapıya dünya tecrübelerimi, uluslararası birikimimi aktardım.” diyerek pazarlayan ve inşaatın her aşamasında “yetkili benim” diyerek sürecin başında duran Özcan Çakmak’ın bugün tüm sorumluluğu vefat eden ağabeyine yükleyip “Benim teknik sorumluluğum yoktur” demesi akla ve vicdana uygun değildir. Bu bilgiler de yine mahkeme dosyasında bilirkişi raporunda mevcuttur. Penta Park Sitesi’nde enkaz çalışmalarımız sürerken gelen inşaat mühendislerinin, mimarların ve uzmanların ilk dikkat çektiği husus; bazı kat tablalarındaki betonun adeta yanmış gibi olması ve mukavemetinin son derece düşük olmasıydı. Vinçle kaldırılmaya çalışılan betonlar kum gibi dağılıyor, içlerindeki demir kolayca sıyrılıyordu. Özellikle 1. Blok deprem anında yaklaşık 10 saniye içerisinde tamamen çökerek bir toprak yığınına dönüşmüştü. Yolun karşısındaki benzin istasyonunun güvenlik kameralarında bu görüntüler mevcuttu. Müteahhitlerin savunmasında suçladığı ve kolon kestiği belirtilen banka elbette bu ihmale ortak olabilir. Ancak bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; kolonların olması gereken duvar açıklığına sahip olmaması, beton kalitesinin son derece düşük olması gibi hususlar, inşaatı yapan firmanın sorumluluğunu açık şekilde ortaya koymaktadır. Biz 115 canın aileleri olarak kolon kesen bankadan da, düşük kaliteli beton getiren firmadan da elbette şikayetçiyiz. Ancak başka ihmallerin varlığı, asıl sorumluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sayın Bakanım @abakingurlek, Enkazda kurtarma çalışmaları yaparken, kırılarak tüm katları birbirine geçmiş o toprak yığınının içinde ailemizin yerini bulabilmek için günlerce sarı bir mont aradım ben. Vinç ile her parçayı kaldırdığımızda gözlerimiz sarı bir renk arıyordu. Evladıma severek aldığım sarı montun, toprağın altında da olsa bize yerini göstereceğini düşünüyorduk. Siz de bir babasınız… Kalabalıkta çocuğunuzu uzaktan seçebilmek için montunun rengini ararsınız ya; işte ben evladımın cansız bedenini bulabilmek için sarı montunu arıyordum o enkazda. Çocuklarımın tatilde ziyaretine gittiği kayınpederim de o binada can verdi. Tanıdığım en devletine bağlı, en vatansever, en inançlı insanlardan biriydi. Depremden bir yıl önce Kahramanmaraş’ta bir okul yaptırmıştı örneğin. İsmini vermemiş, açılışına dahi gitmek istememişti. “Bir insanım neticede; nefsim var, ‘ne güzel yaptık’ derim, kibir olur, hayrın önüne geçer” diye düşünecek incelikte bir insandı… Karşı komşumuz Sadi abi vardı mesela… Şekerli ailesinin kıymetli babası Sadi abi nur yüzlü, çok beyefendi bir insandı. Evlatlarına, gelinlerine, çevresindeki herkese anne şefkatiyle yaklaşan Muazzez teyzemiz vardı. Hepsi o binada can verdi. Vatan sevgisiyle yetiştirdiğimiz, bu ülkenin geleceği olan o küçücük çocuklarımız da yine o binada cennet kuşu oldu. Bu güzel insanlara, bu vatan için karşılıksız iyilikler yapmış isimsiz kahramanlara karşı bir adalet borcumuz var Sayın Bakanım. Ben hukukçu değilim. Verilen kararlar hukuken usule uygun olabilir. Ancak vicdanları yaralayan bir adaletsizlik duygusu oluştuğuna ben de, tüm Kahramanmaraş da şahittir. Mahkemenin aldığı bu karar, kamuoyunun vicdanını derinden yaralamıştır. Ülkede yıllardır biriken faili meçhullerin ve geciken dosyaların üzerine kararlılıkla gidişiniz, “İşin ucu nereye ulaşırsa ulaşsın geri adım atılmayacak!” yönündeki açıklamalarınız toplumda umut oluşturmaktadır. Burada ise failler meçhul değil ayandır Sayın Bakanım. Tahliye kararı verilen Özcan Çakmak, evrak üzerinde teknik sorumlu görünmese bile; bilirkişi raporları ve kamuoyuna yansıyan süreç birlikte değerlendirildiğinde ciddi sorumluluk iddialarının odağındadır. Evraklarda teknik sorumlu olarak görünen ağabeyi Ali Şeyda Çakmak hayattayken, tüm sürecin başında aktif şekilde bulunması da kamu vicdanında olsa olsa “Bu suçu bir de yetkisizce mi işledi, bir de bundan mı suçlu?” soru işaretlerini artırmaktadır. Adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve faillerin hukuktan kaçmadan hesap vermesi konusunda gereğinin yapılacağına dair inancımızı koruyoruz. Bu ülkenin sessiz çoğunluğu olarak gönüllerimize merhem olacak tek şey; iradenizle adaletin gecikmeden tesis edilmesidir. Saygılarımla arz ederim.

Türkçe
1
3
10
1.4K
M. Sait Bilgin
M. Sait Bilgin@saitbilgin·
Sayın Adalet Bakanım, Size bu açık mektubu 6 Şubat depreminde eşini, çocuklarını ve aynı aileden 9 canını kum gibi dağılan bir binada kaybetmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yazıyorum. Depremde iki bloğu yıkılarak 115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi, Kahramanmaraş’ta “kaya zemin üzerine inşa edilen, şehrin en güçlü ve en güvenli binası” iddiasıyla Mesut Başkır ve Özcan Çakmak müteahhitliğinde yapılmış ve pazarlanmıştır. Müteahhitlerden Mesut Başkır, biz 115 kişiye mezar olan enkazın başında kurtarma çalışmaları yaparken, o can pazarında Marmaris’ten Yunanistan’a tekneyle kaçmaya çalışırken ihbar üzerine yakalanmıştır. Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmış olan Mesut Başkır ve ortağı Özcan Çakmak, önceki duruşmalarda “Biz sadece şirket görevlisiyiz.” diyerek neredeyse suçu, binada hayatını kaybeden insanlara yüklemeye çalışmıştır. Bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; statik proje ve tüm yapı-imar işlemlerinde yetkili olan inşaat mühendisi Özcan Çakmak, son duruşmada şirkette yalnızca muhasebe ve işe alım işlerine baktığını, teknik sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş ve an itibariyle tahliye edilmiştir. Oysa projeyi “Ben bu yapıya dünya tecrübelerimi, uluslararası birikimimi aktardım.” diyerek pazarlayan ve inşaatın her aşamasında “yetkili benim” diyerek sürecin başında duran Özcan Çakmak’ın bugün tüm sorumluluğu vefat eden ağabeyine yükleyip “Benim teknik sorumluluğum yoktur” demesi akla ve vicdana uygun değildir. Bu bilgiler de yine mahkeme dosyasında bilirkişi raporunda mevcuttur. Penta Park Sitesi’nde enkaz çalışmalarımız sürerken gelen inşaat mühendislerinin, mimarların ve uzmanların ilk dikkat çektiği husus; bazı kat tablalarındaki betonun adeta yanmış gibi olması ve mukavemetinin son derece düşük olmasıydı. Vinçle kaldırılmaya çalışılan betonlar kum gibi dağılıyor, içlerindeki demir kolayca sıyrılıyordu. Özellikle 1. Blok deprem anında yaklaşık 10 saniye içerisinde tamamen çökerek bir toprak yığınına dönüşmüştü. Yolun karşısındaki benzin istasyonunun güvenlik kameralarında bu görüntüler mevcuttu. Müteahhitlerin savunmasında suçladığı ve kolon kestiği belirtilen banka elbette bu ihmale ortak olabilir. Ancak bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; kolonların olması gereken duvar açıklığına sahip olmaması, beton kalitesinin son derece düşük olması gibi hususlar, inşaatı yapan firmanın sorumluluğunu açık şekilde ortaya koymaktadır. Biz 115 canın aileleri olarak kolon kesen bankadan da, düşük kaliteli beton getiren firmadan da elbette şikayetçiyiz. Ancak başka ihmallerin varlığı, asıl sorumluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sayın Bakanım @abakingurlek, Enkazda kurtarma çalışmaları yaparken, kırılarak tüm katları birbirine geçmiş o toprak yığınının içinde ailemizin yerini bulabilmek için günlerce sarı bir mont aradım ben. Vinç ile her parçayı kaldırdığımızda gözlerimiz sarı bir renk arıyordu. Evladıma severek aldığım sarı montun, toprağın altında da olsa bize yerini göstereceğini düşünüyorduk. Siz de bir babasınız… Kalabalıkta çocuğunuzu uzaktan seçebilmek için montunun rengini ararsınız ya; işte ben evladımın cansız bedenini bulabilmek için sarı montunu arıyordum o enkazda. Çocuklarımın tatilde ziyaretine gittiği kayınpederim de o binada can verdi. Tanıdığım en devletine bağlı, en vatansever, en inançlı insanlardan biriydi. Depremden bir yıl önce Kahramanmaraş’ta bir okul yaptırmıştı örneğin. İsmini vermemiş, açılışına dahi gitmek istememişti. “Bir insanım neticede; nefsim var, ‘ne güzel yaptık’ derim, kibir olur, hayrın önüne geçer” diye düşünecek incelikte bir insandı… Karşı komşumuz Sadi abi vardı mesela… Şekerli ailesinin kıymetli babası Sadi abi nur yüzlü, çok beyefendi bir insandı. Evlatlarına, gelinlerine, çevresindeki herkese anne şefkatiyle yaklaşan Muazzez teyzemiz vardı. Hepsi o binada can verdi. Vatan sevgisiyle yetiştirdiğimiz, bu ülkenin geleceği olan o küçücük çocuklarımız da yine o binada cennet kuşu oldu. Bu güzel insanlara, bu vatan için karşılıksız iyilikler yapmış isimsiz kahramanlara karşı bir adalet borcumuz var Sayın Bakanım. Ben hukukçu değilim. Verilen kararlar hukuken usule uygun olabilir. Ancak vicdanları yaralayan bir adaletsizlik duygusu oluştuğuna ben de, tüm Kahramanmaraş da şahittir. Mahkemenin aldığı bu karar, kamuoyunun vicdanını derinden yaralamıştır. Ülkede yıllardır biriken faili meçhullerin ve geciken dosyaların üzerine kararlılıkla gidişiniz, “İşin ucu nereye ulaşırsa ulaşsın geri adım atılmayacak!” yönündeki açıklamalarınız toplumda umut oluşturmaktadır. Burada ise failler meçhul değil ayandır Sayın Bakanım. Tahliye kararı verilen Özcan Çakmak, evrak üzerinde teknik sorumlu görünmese bile; bilirkişi raporları ve kamuoyuna yansıyan süreç birlikte değerlendirildiğinde ciddi sorumluluk iddialarının odağındadır. Evraklarda teknik sorumlu olarak görünen ağabeyi Ali Şeyda Çakmak hayattayken, tüm sürecin başında aktif şekilde bulunması da kamu vicdanında olsa olsa “Bu suçu bir de yetkisizce mi işledi, bir de bundan mı suçlu?” soru işaretlerini artırmaktadır. Adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve faillerin hukuktan kaçmadan hesap vermesi konusunda gereğinin yapılacağına dair inancımızı koruyoruz. Bu ülkenin sessiz çoğunluğu olarak gönüllerimize merhem olacak tek şey; iradenizle adaletin gecikmeden tesis edilmesidir. Saygılarımla arz ederim.
M. Sait Bilgin@saitbilgin

Ailemi kaybettiğim apartmanın davasında 20 yıldır orada müteahhitim diyerek yaşayan adam davada ben müteahhit değilim diyor. Bankalar kusurlu bize suç yükleniyor diyor ve tahliye ediliyor. O enkazda bizzat çalıştım ben. Oradaki tüm mühendisler be ustalar betonun berbat olduğuna şahit. Vinçle kaldırırken dökülüyordu betonlar. Bu kusur bile tek başına yeterken nasıl bir Ali Cengiz oyunu işe dava sabahı dosyaya eklenen yeni bilirkişi raporu ile tahliye oldu Özcan Çakmak? Sn. Adalet Bakanı @Akingurlek_ bu istismarlara fırsat vermeyeceğinize ve bu yanlıştan dönüleceğine inancımız tam. Sessiz sedasız serbest kalmasın onlarca canın katilleri ve seneler sonra açılmasın bu davalar da tekrar. Penta Park ve Ezgi Apartmanı davaları Kahramanmaraş depreminde sembol davalardır. Şehrin en bilinen ve en sağlamları diye satılan bu projeler yüzlerce cana mezar oldu. Ne bu davalar oldu bittiye gelemeyecek kadar önemsiz, ne de yiten canların yakınları adaletsizliğe sessiz kalacak insanlar. Adaletin tesisini ve raporlarda hatalar varsa raporları hazırlayanların da ayrıca görevi istismardan yargılanmasını talep ediyoruz.

Türkçe
7
151
284
27K