Sefa
14.5K posts




YENİ Bİ ŞEY ÖĞRENDİM.(erkekler biliyordur muhtemelen)normalde cuma kılınca öğlen kılınmıyo ama günümüz şartlarından dolayı cuma namazının kabul olup olmadığı şupheliymiş o yüzden ihtiyaten öğle namazının farzı ve son sünnetini kılıyorlarmış bunun adı da zuhr-i ahir namazıymış😵



Tam ibreyi ateistlere çevireyim diyorum, sonra bu tipleri görünce tekrar gelenekselcilere çeviriyorum. Oğlum o başörtüsü videomdan sonra yüzlerce kadın kuranda başörtüsü olmadığını anladı, başını açtı, aralarında din kültürü öğretmeni bile olan vardı ya, bunun zorunuza gitmesi bile bana yeter. Bana böyle sataşmaya devam edin, inadınıza daha da beter sizin inancınızın aleyhine içerik üretmeye devam edeceğim. Problemli hadislerinizi, mezheplerinizdeki insanlık dışı fetvaları milletin gözüne sokmaya devam edeceğim. Sizden kaç kişiyi kurtarırsam, kaç kişiyi kuran müslümanı yaparsam ve ''bu hadisler peygambere atılmış iftiradır'' dedirtirsem o kadar kazanç olacak benim için. Kendi düşmanınızı kendi elinizle yarattınız. Böyle kışkırtıcı şeyler yazmaya devam edin, bunlar beni daha da çok üstünüze salıyor.


Belli bir tipim yok aslında






Şimdi açıkça bir gerçeği konuşalım… Ortada aslında muhtemelen hepimizin şahit olduğu çok garip bir psikolojik durum var. Şöyle bir manzara hayal edin; Bir hoca düşünün… Ona X hocası diyelim. Bu hocanın, onu çok seven, onu her an takip eden, adeta ağzının içine bakan bir kitlesi, yani sevenleri olsun… Şimdi bu X hocası, herhangi bir konuda bir görüş ortaya koyuyor. Ama ortaya koyduğu bu görüş öyle sıradan bir görüş değil… Hani ciddi anlamda ekstrem, yani oldukça uç noktada bir fikir diyelim. Bakıyorsunuz, o takipcileri hiç vakit kaybetmeden hemen o görüşe uyuveriyorlar. Yani onu neredeyse sorgusuz sualsiz benimsiyorlar. Hatta bununla da kalmıyorlar, o görüşün ne kadar doğru, ne kadar isabetli olduğunu kanıtlamak için adeta bahaneler üretmeye, kılıflar aramaya başlıyorlar… Hatta en sonunda hiçbir mantıklı açıklama, hiçbir tutar dal bulamasalar dahi, o zaman da hemen şu sığınağa kaçıyorlar: "Yahu, hocanın mutlaka bir bildiği vardır" diyerek kendilerini rahatlatma yoluna gidiyorlar. Peki, şimdi işin rengini biraz değiştirelim ve şu senaryoyu bir düşünelim: Diyelim ki o ekstrem, o uç görüşü sizin o çok sevdiğiniz hoca değil de, hiç tanımadığınız veya sevmediğiniz başka biri söyledi…. Üstelik o çok bağlandığınız hocanız da çıktı, bu sefer o görüşü sert bir dille eleştirdi… Hatta eleştirmekle de kalmadı, o görüşün düpedüz batıl olduğunu, sapkın bir fikir olduğunu ilan etti… Ne olacaktı o zaman? Söyleyeyim: O takipçiler, sırf o hoca o görüşe "batıl" dediği için, bir saniye bile düşünmeden "Evet, bu gerçekten sapkın bir görüştür" diyeceklerdi. Hatta o fikri söyleyen adamı, tabiri caizse sosyal medyada veya bulundukları ortamlarda linç edeceklerdi. O yüzden öyle sağda solda "Yok efendim biz delille amel ediyoruz", yok "Biz sadece hakikatin peşindeyiz", yok "Öyle koyun gibi kimsenin peşinden gitmeyiz", yok "Bizde körü körüne bağlanmak yoktur" gibi laflar, kusura bakmayın ama çoğunlukla bomboş laflar. Çoğumuzda rasyonel ve adil bir tavır falan yok. Ortada olan tek şey düpedüz bir taassup, yani körü körüne bir taraf tutma halinden başka bir şey değil… Çoğumuzun, öyle delille, kanıtla amel ettiğimiz falan yok; kendimizi kandırmayalım. Allah hepimize selamet versin...


yolculukla yaşadığınız sinir bozucu bir anı?







