Virtus

688 posts

Virtus banner
Virtus

Virtus

@virtusetrex

Uzun süredir sahada ve pratikte kadınlarla iletişim ve flörtte deneyimlerim oldu. Zor yoldan öğrendiğim bu değerli bilgileri sizlerle paylaşıyorum. Tıkla👇🏻

Beigetreten Eylül 2024
45 Folgt5.3K Follower
Angehefteter Tweet
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Kitaplarımızdan faydalanan dostlarımızın yorumlarını bundan sonra bu tweetin altında paylaşıcam.
Virtus tweet media
Virtus@virtusetrex

KADINLARLA BAŞARIYA ULAŞMAK İÇİN KAFANIZDA BİR BÜYÜK PATLAMA YARATMAYA İHTİYACINIZ VAR Flörtte ve ilişkilerde oyunu bilmek, tipten ve paradan çok daha önemlidir. Neden mi? Bu dünya iki zıt boyuta ayrılır: Mantıksal boyut ve duygusal boyut. Hayat ve dünya sana mantıksal boyutta nasıl yaşayacağını öğretir. Ama konu ilişkiler ve flört olduğunda bu boyutta öğrendiklerin çalışmaz. Bu yüzden kariyerinde ya da iş hayatında çok başarılı olan ama ilişkilerde başarısız olan adamlar görürsün. Ya da tam tersi. Flört mantık işi değildir. Flört duygu işidir. Bu yüzden oyun, kadınlar söz konusu olduğunda ÖNEMLİDİR. Oyun ezberlenecek bir kavram değildir. Karakterinize yapışan bir davranış ve ruh hali biçimidir. Birçok erkek flört ederken niyetsiz hareket eder, başarısız olur. Ne söylediğinin, nasıl söylediğinin, karşı tarafta hangi duyguyu uyandırdığının farkında değildir. Sonra da “Kendim gibi davrandım ama olmadı” der. Oysa doğal olmak, bilinçsizlik değildir. Doğallık, oyunun detaylarına hakim olup, bunu kasmadan yapabilmektir. Kitaplarımızla kafanın içinde o patlamayı ve aydınlanmayı yaratmak senin için de bir başlangıç olabilir. OYUNU ÖĞREN. Bu farkındalığa sahip olmaya hazırsan DM’den “oyun” yaz.

Türkçe
6
0
23
32.2K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Şunu bir erkek olarak yaşadın muhtemelen. Bir kadınla konuşuyordun. Her şey çok iyiydi. İlk mesajı o atıyordu, planları o kuruyordu, seninle vakit geçirmek için bahaneler üretiyordu. Sonra bir gün, hiçbir şey olmadan her şey yavaşladı. Cevaplar kısaldı, sıklık azaldı, o sıcaklık bir yerde kayboldu. Ve sen ne yaptığını bulmaya çalışarak saatler geçirdin. Kadın Geri Çekildiğinde Çoğu Erkek Kendini Mahveder Çoğu erkek bu anı bir problem olarak görür ve çözmeye çalışır. Daha fazla yazar. Neden soğuduğunu anlamaya çalışır. Özür diler, bazen ne için özür dilediğini bile bilmeden. Ya da tam tersine küser, mesafe koyar, "o da görsün" der. İkisi de aynı hatadır. Çünkü ikisi de kadının geri çekilmesini merkeze alır. Ve kadını merkeze alan erkek, dengesini kaybetmiş demektir. Kadın bunu hisseder. Ve geri çekilmesi derinleşir. Bir kadın neden geri çekilir? Bazen gerçekten bir şey olmuştur hayatında zor bir dönem, kafasının karışması, duygusal bir yük. Bazen ilgi azalmıştır. Bazen de tam tersi olur çok hızlı yakınlaşmış, bunalmış ve içgüdüsel olarak mesafe almıştır. Hangisi olduğunu bilemezsin. Tahmin edemezsin. Ve tahmin etmeye çalışmak seni tüketir. Bilmen gereken tek şey şudur: Kadının geri çekilmesine verdiğin tepki, her şeyi belirler. Birincisi, tepki verme, devam et. Kadın geri çekildiğinde içgüdü "bir şeyler yap" der. Ama yapılacak en güçlü şey, kendi hayatına devam etmektir. Arkadaşlarınla buluş, işine odaklan, ilgilendiğin şeylere zaman ayır. Bu kaçmak değildir. Bu dengeyi korumaktır. Ve dengeli adam, paniğe kapılan adamdan her zaman daha çekicidir. İkincisi, bir kez sor sadece bir kez. Tamamen sessiz kalmak da doğru değildir. Doğal bir anda, baskısız bir şekilde "iyimisin, son zamanlarda farklısın" diyebilirsin. Kısa, net, kaygısız. Ama bunu bir kez yaparsın. Cevap gelmezse ya da geçiştirirse, tekrarlamazsın. İki kez soran adam muhtaç görünür. Muhtaç görünen adam iticidir. Üçüncüsü, boşluğu doldurma. Her sessizliği bir mesajla kapatmaya çalışmak, paniği ele verir. Kadın bazen o boşluğu bırakmak ister bazen görmek ister ki sen o boşlukta kaybolmuyorsun. Kaybolmadığını göstermenin yolu yazmak değil, yazmamaktır. Dördüncüsü, cevabını içten al. Kadın geri döndüğünde sıcak ve doğal ol; ne soğuk ne de aşırı hevesli. Geri döndüğünde "neredeydin" enerjisi taşıma. Devam et, sanki bir şey olmamış gibi değil, ama sanki senin dünyanda her şey yerli yerindeydi gibi. Çünkü gerçektende öyle olması gerekir. Peki pratikte ne yaparsın? Kadın cevap vermiyorsa bekle, zorlama. Bir gün sonra kısa ve hafif bir şey at, gündelik bir şey, cevap beklediğini hissettirme. Soğuduğunu hissediyorsan "bir şey mi oldu?" diye sorma. Bunun yerine "bugün nasıldı?" de. Kapı açık kalır ama baskı hissettirmez. Tamamen kesmişse bir süre sus. Gerçekten sus. Hem onun için hem kendin için. Sonra bir noktada, doğal bir vesileyle, kısa bir şey söyleyebilirsin. Ama bu bir geri kazanma hamlesi olmamalı sadece var olmaya devam etmek olmalı. Şöyle bir an düşün. Kadın bir gün yeniden yazıyor. Sen sakin bir şekilde karşılık veriyorsun, ne heyecanlı ne de soğuk. Konuşma kendiliğinden akıyor. Kadın o anda içinden şunu hissediyor: "Bu adam hala yerli yerinde duruyor." Ve yerli yerinde duran adam, peşinden koşanın yapamadığı şeyi yapar. Çekici olmaya devam eder. Bunun için kadını geri kazanmaya çalışmana gerek yok. Kendi dengende kalman yeterli. Çünkü sallanmayan adam, en güçlü mesajı zaten vermiş demektir; hem de hiç kelime kullanmadan.
Türkçe
5
7
103
19.2K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Onun sana bağımlı gibi yazmasını istiyorsun. Ama genelde sen yazıyorsun, o geç cevap veriyor. Sohbet başlıyor ama ilerlemiyor. Ne yazacağını düşünürken konuşma sönüyor. Ve en kötüsü… “ilgisi var mı yok mu?” diye kendi kendini yiyorsun. Çünkü çoğu kişi sohbet etmeye çalışır. Biz ise kelimelerle duygu yaratırız. Dopamin Mesajlaşma Rehberi tam olarak bunun üzerine kurulu: Kadınların neden bazı mesajlara takılıp kaldığını, bazılarını ise görmezden geldiğini gösterir. İçinde sade ve direkt şeyler var: • Merak uyandıran mesaj kalıpları • Sohbeti doğal şekilde ilerleten basit akış • Geç cevap veren birini tekrar içine çeken teknikler • Gerçek mesaj örnekleri (ne işe yarar / ne yaramaz) • En sık yapılan hatalar ve düzeltmeleri Mantık basit: Doğru mesajı doğru anda atarsın. Karşı taraf bir sonraki mesajı beklemeye başlar. Bir süre sonra sohbeti taşıyan sen değil, o olur. Bu artık “iyi mesaj” meselesi değil. Doğru duyguyu tetikleme meselesi. Şu an bunu bilenler fark yaratıyor. Diğerleri hâlâ “ne yazsam?” diye düşünüyor. Detayları öğrenmek istiyorsan DM at: “dopamin” yaz
Türkçe
1
2
29
6.1K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Bir kadınla saatlerce konuştun. Harika geçti, öyle hissettin. Kadın eve gitti ve seni bir daha aramadı. Başka bir adam kadınla on dakika konuştu. Kadın o gece arkadaşına "ilginç biri var" dedi. Ne fark vardı aralarında? Şunu yaşadın muhtemelen. Bir kadınla cafedesin, konuşma akıyor, her şey yolunda görünüyor. Sen anlata anlata bitirmiyorsun, kadın gülümsüyor, "vay be" diyor, "gerçekten mi" diyor. İçinden "iyi gidiyor" diyorsun. Sonra sessizlik çöküyor. Kadın telefonuna bakıyor. O an bir şeyin bittiğini hissediyorsun ama ne olduğunu anlamıyorsun. Kadınlarla İletişimde Çoğu Erkeğin Bilmediği Şeyler Çoğu erkek kadınla konuşmayı bir sunum gibi yaklaşır. Ne iş yaptığını anlatır, hayallerini anlatır, düşüncelerini anlatır. Hepsini doğru söyler, hepsini samimi söyler. Ama konuşma düz bir çizgi gibi akar ne yükselir ne alçalır. Kadın dinler, gülümser, kibarca ilgi gösterir. Ve o geceyi unutur. Bu erkeğin hatası değildir aslında. Kimse ona kadınlarla iletişimin bilgiyle değil, duyguyla kurulduğunu öğretmemiştir. Beyin bir konuşmadan geriye bilgiyi değil, duyguyu taşır. Nörobilim bunu net söyler duygusal bellek, bilişsel bellekten çok daha güçlüdür. Yani kadın seninle konuştuktan sonra ne söylediğini değil, nasıl hissettirdiğini hatırlar. Bu yüzden en zeki, en başarılı, en yakışıklı adam her zaman kazanmaz. Kazanan adam, kadını en çok hissettiren adamdır. Birincisi, cevap verme karşılık ver. Çoğu erkek sorulan soruya doğru cevabı verir. "Ne iş yapıyorsun?" sorusuna mesleğini söyler. Doğrudur ama düzdür. Karşılık vermek farklıdır. "Aslında bu işe nasıl girdiğimi sorsaydın daha ilginç bir hikaye olurdu" demek, cevap vermek değil kapı açmaktır. Kadın o kapıdan girer ve konuşma birden derinleşir. İkincisi, dinlerken gerçekten orada ol. Kadın bir şey anlatıyor, sen de dinler gibi yapıyorsun ama aslında sıranı bekliyorsun. Bunu hisseder. Gerçek dinlemek şöyle görünür: Beş dakika önce söylediği bir şeyi geri getirirsin. "Az önce şunu dedin ya, onu merak ettim aslında" dersin. O an kadının gözlerinde bir şey değişir. Çünkü çoğu insan onu dinlemez sen dinlemişsindir. Üçüncüsü, her şeyi söyleme. Karşı sezgisel gelecek ama iletişimde en güçlü şey bazen söylemediğindir. Her soruya tam cevap veren adam tahmin edilebilir olur. Tahmin edilebilir adam unutulur. "Bunu zamanla anlarsın" ya da "ilginç bir hikayesi var, ama şimdi değil" dediğinde kadın o eksik kalan yeri zihninde taşımaya devam eder. Ve taşıdığı şeyi unutamaz. Dördüncüsü, enerjiyi takip et, değiştir. Konuşma çok ciddiye kaçtığında hafife al. Çok yüzeye kaçtığında derinleştir. Bu zıtlık kadını uyanık tutar ne geleceğini bilemez ve bu yüzden senden gözünü alamaz. Bunu yaparken kadının yüzünü izle. Gözleri açıldığında, öne doğru hafifçe eğildiğinde, sesi yumuşadığında o an doğru yoldasın demektir. Bunları teoride bilmek yetmez. Pratikte nasıl görünür? Kadın "bugün çok yoruldum" dediğinde "geçmiş olsun" deme. "Ne oldu?" de ve gerçekten merak et. O an kadın seni diğerlerinden ayırır çünkü çoğu insan dinlemez, geçer. Kadın bir şeye güldüğünde hemen sen de gülme. Bir saniye gülümseyerek bak, sonra katıl. O bir saniyelik fark "ben de katılıyorum" değil, "seni görüyorum" der. Konuşmayı her zaman sen bitirme. Kadın devam etmek isterken "devam edelim ama şimdi gitmem lazım" diyebilmek, saatlerce oturmaktan daha çok merak uyandırır. Bir an düşün. Kadınla konuşuyorsunuz, ama bu sefer farklı. Kadın telefona bakmıyor. Gözleri sende duruyor. Bir şey anlatıyorsun, öne doğru eğiliyor. Konuşma bitiyor ama o bitirmek istemiyor. Ayrılırken "çok iyi sohbet ettik" diyor ama sesi farklı. İçten geliyor. O his, doğru şeyleri söylemekten değil, doğru şeyleri hissettirmekten geliyor. Bunun için yakışıklı olmana gerek yok. Çok zeki ya da çok başarılı olmana da gerek yok. Sadece gerçekten orada olmak yeterli. Dinlemek, merak etmek, hissettirmek bunlar öğrenilebilir şeyler. Ve bir kez içselleştiğinde artık düşünmeden yaparsın. Kadınlarla iletişim bir yetenek değil, bir alışkanlıktır. Ve her alışkanlık, bir kararla başlar.
Türkçe
3
14
213
46.2K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Çoğu erkek o anı kaçırır. Kadın senden hoşlandığında her şeyi söyler ama kelimelerle değil. Ve erkek bu sinyalleri ya görmez, ya yanlış okur, ya da görür ama emin olamadığı için harekete geçemez. Oysa kadın çoktan kararını vermiştir. Sadece senin de vermeni beklemektedir. Şöyle bir sahne düşün. Kalabalık bir ortamdasınız, muhabbet dönüyor, herkes konuşuyor. Ama kadın her güldüğünde gözleri bir an sana kayıyor. Bunu fark ettin mi? İşte o bakış bir tesadüf değildir. Kadın güzel bir anı seninle paylaşmak istemiştir bilinçsizce ama kasıtlı olarak. Bu küçük bir işarettir. Ama her şeyi söyler. Gözler Her Zaman Önce Konuşur Göz teması, kadının elindeki en güçlü araçtır ve çoğu zaman farkında olmadan kullanır. Senden hoşlanan bir kadın seninle göz teması kurar, ama hemen kırmaz. O bir iki saniyelik temas aslında “buradayım, seni görüyorum” demektir. Bir de şu vardır: gülümseme. Dudak gülümsemesi yapılabilir, kontrol edilebilir. Ama gözlerin köşesindeki o küçük kırışıklık kontrol edilemez. Kadın senden gerçekten hoşlanıyorsa gözleri de güler. Sadece dudakları değil. Bir de şunu fark edeceksin: Konuşma bittikten sonra bile gözleri bir an daha sende kalır. Oradan ayrılmakta acele etmez. Bedeni Sana Döner Beden dili, kadının en dürüst dilidir. Çünkü çoğu zaman kontrol etmez. Senden hoşlanan kadın farkında olmadan sana döner. Ayakları seni işaret eder bunu özellikle dikkat et, ayaklar zihnin en az kontrol ettiği yerdir. Kollarını kavuşturmaz, açık durur. Aranızdaki mesafeyi kendisi kapatmaya başlar, bunu sen yapmak zorunda kalmazsın. Bir de “yansıtma” denen şey vardır. Çayını aldığında sen de bardağına uzanırsın, o da uzanır. Öne eğilirsen o da eğilir. Bu bilinçdışı bir uyum halidir ve sadece gerçekten ilgilendiği insanlara karşı olur. Saçına dokunuyorsa, boynunu açıyorsa, sana yakınken rahatlamışsa bunların hepsi bedeniyle “buradayım” demesidir. Konuşma Tarzı Değişir Senden hoşlanan kadının sesin tonu bile değişir. Bunu kulakla değil, hisle fark edersin konuşması daha akıcı olur, daha az filtreler, daha çok şey paylaşır. Sorular sorar. Ama sıradan sorular değil seni gerçekten anlamak isteyen sorular. “Peki sen nasıldın o an?” diye sorar. Anlattığın bir şeyi aklında tutar, ileride geri getirir. “Geçen sefer şunu demiştin ya…” dediğinde bunu not almadığını bil. Seni dinlemiştir. Bir de şu vardır: Seninle konuşurken telefona bakmaz. Bu basit bir şey gibi görünür ama 2026’da bu küçük bir mucizedir. Davranışları Seni Arar Senden hoşlanan kadın seninle vakit geçirmek için küçük bahaneler üretir. “Bu konuda ne düşünüyorsun?” diye sorar, aslında cevap önemli değildir konuşmayı uzatmak ister. Bir şeyi seninle paylaşır, bir şey gönderir, aklına bir şey geldiğinde seni hatırlar. Fiziksel temas da buraya girer. Kendisi dokunmaya başlarsa bu çok net bir işarettir. Koluna hafifçe vurur, omzuna değer, bir şeye gülerken sana yaslanır. Bunları yaparken onay aramaz, doğal gelir çünkü gerçekten doğaldır. Ve belki en önemli işaret şudur: Seninle aynı ortamda rahat hisseder. Savunmasını indirmiştir. Aptalca bir şey söyleyebilir, gülebilir, kendisi olabilir. Bu seviyeye gelen kadın seni eril bulmuştur ve eril bulduğu adamdan çok uzakta durmaz. Peki Bu Sinyalleri Görünce Ne Yaparsın? İşte burada çoğu erkek tökezler. Sinyali görür ama “emin olamam” der. Ya da “yanlış anlıyorum” der. Ve o anı kaçırır. Kadın bir süre bekler, karşılık görmez ve yavaş yavaş geri çekilir. İçinden “ilgilenmiyormuş” diye düşünür. Sinyalleri gördüğünde yapman gereken şey büyük bir hamle değildir. Küçük bir karşılıktır. Biraz daha yakın dur. Göz temasını biraz daha uzat. Sorduğu soruya gerçekten cevap ver. Aranızdaki mesafeyi biraz daha kapat. Kadın bu karşılığı görünce devam eder. Sen de devam edersin. Ve konuşma kendiliğinden daha sıcak bir yere akar…zorlamadan, planlamadan.
Türkçe
0
14
116
14.5K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Bir kadına ilk kez dokundun, senden uzaklaşarak geri çekildi. Başka bir adam aynı kadına aynı dokunuşu yaptı, iyi anlamda içi ürperdi . Dokunuş aynı, his bambaşka. Peki sen nerede yanlış yapıyorsun? Şöyle bir düşün. Bir kadınla aynı ortamdasın, muhabbet iyi gidiyor, omzuna dokundun kadın fark bile etmedi. Konuşma kaldığı yerden devam etti, hiçbir şey değişmedi. Ama başka bir gün, çok daha küçük bir dokunuş yaptın bileğine hafifçe. O an bir şey oldu. Kadın duraksadı, sana baktı, konuşmanın havası değişti. Dokunuş daha küçüktü. Ama çok daha büyük bir şey hissettirdi. İşte flörtte dokunuşun sırrı tam olarak buradadır. Dokunuşun beyinde ne yaptığını biliyor musun? Doğru bir temas anında oksitosin salgılanır güven hissi yaratır, bağ kurar, insanı açar. Ama yanlış bir dokunuşta tam tersi olur. Kortizol devreye girer, tehdit algısı başlar, kadın içten içe kapanır. Aynı biyoloji, zıt sonuç. Farkı yaratan ne söylediğin ya da nereye dokunduğun değil o anı nasıl taşıdığındır. Yanlış dokunuşun bir kokusu vardır ve kadınlar bunu hemen alır. Çok erken gelir, gereğinden uzun sürer, bir onay arayışı taşır. Kadının rahat olup olmadığına bakmaz, almak için yapılır vermek için değil. Kadın bunu kelimeyle ifade edemeyebilir ama içgüdüsü anında söyler ve geri çekilir. Doğru dokunuş ise bambaşka bir şeydir. Doğal bir anda belirir, kısa ve net olur, hiçbir onay aramaz. Gelir ve geçer, yapışmaz. Almak için değil vermek için yapılır. Kadın yine kelimeyle tarif edemez ama bu sefer içgüdüsü ona yaklaşmasını söyler. Her dokunuşun ayrı bir dili vardır. Omuz “seninle aynı dünyadayım” der. Bilek “seni fark ediyorum” der. Sırt “buradayım, güvendesin” der. El ise “seninle gerçek bir temas kuruyorum” der. Ama şunu bil doğru yere yanlış zamanda dokunursan hiçbiri işe yaramaz. Zamanlama her şeyin önüne geçer. Peki o doğru an ne zamandır? Kadın gülerken, bir şeyi seninle paylaşırken, kalabalık bir ortamda ona yaklaşmak için doğal bir neden çıktığında, ya da konuşmanın enerjisi bir zirveye ulaştığında işte o anlarda dokunuş konuşmaya bir virgül koyar. Onu kesmez, derinleştirir. Dokunmaман gereken anlar ise çok daha nettir. Kadın henüz rahat değilken, içine kapandığı bir anda, sadece dokunmak için dokunmak istediğinde, ya da bir şeyi test etmek ya da kanıtlamak amacıyla bu anlarda yapılan dokunuş bağlantı kurmaz, sadece müdahale eder. Şimdi sana dürüst olmam gereken bir nokta var. Bunların hepsini teknik olarak ezberleyip uygularsan kadın yine de hisseder. Dokunuşunun nereden geldiğini okur. Hesaplanmışsa soğur, doğalsa açılır. En iyi dokunuş hiç düşünülmeden gelen dokunuştur ve o dokunuş ancak gerçekten o anda var olan adamdan çıkar. Kadını etkileyen dokunuşun kendisi değildir. Dokunuşun arkasında duran adamdır.
Türkçe
0
5
59
9.9K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Bir kadın seni unutur mu? Unutur. Hem de kolayca. Ama seni hiç unutamadığı da olur. Nedeni ne söylediğin değildir. Nasıl hissettirdiğindir. Dün akşam bir kadınla konuştun. Her şeyi anlattın. İş, seyahat, fikirler. Kadın güldü, ilgilendi, “çok ilginç birisin” dedi. Sabah telefona baktın. Mesaj yok. Bir de şu var: Yıllarca önce bir kadına bir şey söyledin. Belki tek bir cümleydi. Ama o kadın seni hâlâ hatırlıyor sen bile unutmuşken. Fark ne söylediğin değildi. Başarılı ya da zeki görünmen de değildi. Fark onda bir şey hissettirip hissettirmediğindi. Kadınların Aklında Kalan Erkekler Ne Yapar? Çoğu erkek konuşmayı bir bilgi alışverişi olarak görür. Ne iş yaptığını anlatır, nereye gittiğini anlatır, ne düşündüğünü anlatır. Kelimeler doğrudur, cümleler düzgündür, içerik eksiksizdir. Ama kadın eve gidip onu düşünmez. Çünkü beyin bilgiyi değil, duyguyu depolar. Bir konuşmadan geriye kalan şey kelimeler değildir. Geriye kalan histir. O hissi yaratan adamı unutmak mümkün değildir. Duygu Tetikleyen Konuşma Nasıl Yapılır? Birincisi, gözlem yap ama sıradan olanı görünür kıl. Herkes aynı şeylere bakar. Ama herkes aynı şeyi görmez. Kadının fark etmediği küçük bir ayrıntıyı, tuhaf bir ironiyi, kimsenin söylemediği bir şeyi söyle. “Garip değil mi, herkes birbirine ‘nasılsın’ diye soruyor ama kimse cevabı beklemiyor.” Bu bir cümle. Ama o cümle kadının zihninde bir kapı açar. Ve o kapıyı açan adamı merak eder. İkincisi, gerilim yarat ama çöz. Düz akan konuşmalar unutulur. İnsan zihni zirveleri hatırlar. Bir şeyi anlatırken acele etme. Sonucu hemen verme. “Ve sonra ne oldu biliyor musun?” deyip bir saniye sus. O bir saniyelik sessizlik kadını sana fiziksel olarak bağlar. Öne doğru eğildiğini fark edeceksin. Gerilimsiz konuşma, yatay bir çizgidir. Gerilimli konuşma ise dağ silüeti ve zihin dağları hatırlar. Üçüncüsü, onu konuşturduğunda gerçekten dinle. Çoğu adam dinler gibi yapar. Kadın bunu anlar. Gerçek dinlemek farklıdır. Söylediği bir şeyi beş dakika sonra geri getirmek. “Az önce şunu dedin ya, bunu merak ettim aslında” demek. Bu basit bir şey gibi görünür. Ama etkisi büyüktür. Çünkü kadına şunu hissettirir: “Bu adam beni gerçekten görüyor.” Görüldüğünü hisseden kadın, seni unutamaz. Dördüncüsü, zıtlık yarat. Ciddi bir konudan aniden hafife geç. Ya da tam tersi eğlenceli bir andan derin bir şeye uzan. Bu zıtlık konuşmaya ritim katar. Düz akan bir nehir sakin ama unutulabilirdir. İnişi çıkışı olan bir nehir ise akılda kalır. Duygular da böyle çalışır zıtlık olmadan yoğunlaşmaz. Beşincisi, söylemeden hissettir. “Çok ilginç birisin” deme. Onu ilginç hissettir. “Seni beğendim” deme. Onu beğenilmiş hissettir. “Böyle düşünen biriyle uzun zamandır konuşmamıştım” cümlesi, “seni beğendim”den kat kat güçlüdür. Çünkü biri etiket yapıştırır, diğeri his bırakır. Hangi Duygular En Güçlüdür? Her duygu eşit güçte değildir. Bazı duygular yüzeyde kalır, bazıları içe işler. Kadının aklında en çok kalan duygular şunlardır: Merak. Hafif gerilim. Anlaşılmış olmanın sıcaklığı. Beklenmedik bir kahkahanın özgürlüğü. Ve en güçlüsü görülmüşlük hissi. Bunların hepsini bir konuşmada yaratmak zorunda değilsin. Birini bile gerçekten yaratırsan, o kadının zihninde bir yer açarsın. Ve o yer kolay kolay kapanmaz. Peki Bu Bir Teknik mi? Burada dürüst olmak gerekiyor. Bunları bir numara olarak uygularsan, kadın hisseder. Çünkü kadınlar sahteliği değil, niyeti okur. Gerçek etki, gerçekten merak eden adamdan gelir. Gerçekten dinleyen adamdan. Dünyayı gerçekten farklı gören adamdan. Bu yüzden asıl mesele teknik değildir. Asıl mesele şudur: Sen bir konuşmada gerçekten var mısın? Seni unutturan şey ne söylediğin değildir. Seni akılda bırakan şey de. Kadın eve gittiğinde aklında bir his kalır ya da kalmaz. O hissi yaratan adam olmak için dâhi olmana gerek yok. Sadece gerçekten orada olman yeterli.
Türkçe
1
14
161
23.6K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
4 yıl önce çok hoşlandığım bir kız vardı. Telefonuma baktım. Son 6 mesajın 5’i benden. Hepsi görülmüş. Hepsi cevapsız. O dönem çok şey denedim. Daha komik olmaya çalıştım. Daha ilgili görünmeye çalıştım. Daha “farklı” mesajlar yazmaya çalıştım. Hiçbiri işe yaramadı. Ta ki şunu fark edene kadar: Kadınlar mesajına değil, mesajının içinde bıraktığın boşluğa bağlanır. Cevaplamak zorunda hissettiren mesajlar. Merak uyandıran cümleler. “Bu ne demek?” dedirten kelimeler. Bunu kavradıktan sonra tek bir şey değişti. Artık bu hissi yarattığımda, karşı taraf hep bunu arıyordu. İlginç bir şekilde işe yarıyordu. Merak duygusu tetiklendiğinde ise buluşmak kolaylaşıyordu. Dopamin Mesajlaşma Rehberi’nde bu sistemi sıfırdan adım adım anlattım. Hangi mesajın merak uyandırdığını. Hangi cümlenin cevap zorunda bıraktığını. Hangi kelimelerin dopamin tetiklediğini. Sipariş için DM’den “dopamin” yaz.
Türkçe
1
3
87
31.2K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Bir kadını kazanmanın en kısa yolu nedir biliyor musun? Kazanmaya çalışmayı bırakmak. Onu beğendin. Etkilemek istiyorsun. Mesajlarına hızlı dönüyorsun. Planlar yapıyorsun. Özel günlerini hatırlıyorsun. Her şeyi doğru yapmaya çalışıyorsun. Kadın bir süre sonra şunu söylüyor: “Çok iyi birisin. Ama seni sevemiyorum.” Sorun ne yaptığın değil. Sorun neden yaptığın. Çok Fazla Çabalamak Neden Tam Tersine İşler? Çoğu erkek şunu düşünür: “Ona yeterince değer verirsem, yeterince çaba gösterirsem, beni fark eder.” Bu mantıklı görünür. İlişkilerde emek önemlidir. Ama burada gözden kaçan bir şey var. Çaba bir mesaj taşır. Ve o mesaj şudur: “Sen benden üstünsün.” Kadın bunu kelimelerinden duymaz. Davranışlarından hisseder. Her hızlı mesaj, her iptal edilemeyen plan, her onaylanmayı bekleyen bakış ona şunu söyler: “Seni kazanmam gerekiyor.” Kazanılması gereken adam, kaybedebilecek adamdır. Kaybedebilecek adam, eşit değildir. Eşit olmayan iki insan arasında çekim olmaz acıma olur. Ve kimse acıdığı kişiye aşık olmaz. Çaba ile İlgi Arasındaki Fark Nedir? İlgi: “Seninle vakit geçirmek istiyorum çünkü keyifli buluyorum.” Çaba: “Seninle vakit geçirmek istiyorum çünkü onayına ihtiyacım var.” Biri senden gelir. Diğeri ondan. Biri seni güçlü gösterir. Diğeri seni muhtaç. İnce bir fark gibi görünür. Ama kadın bu farkı kelimeden değil, enerjiden okur. Ve enerjiyi asla yanılmadan okur. Çok Çabalayan Adam Ne Yapar? Birincisi, her mesaja hemen döner. Telefonu elinden bırakmaz. Çift tik gördüğünde içi sıkışır. “Neden cevap vermedi?” diye düşünür. Ve o düşünce davranışlarına sızar. Kadın bunu hisseder. Hızlı dönen adam müsait adamdır. Müsait adam beklenen adamdır. Beklenen adamı elde tutmak için çaba gerekmez. Ve çaba gerektirmeyen şeyin değeri düşer . İkincisi, planlarını ona göre ayarlar. Arkadaşlarıyla buluşmasını erteleyebilir. Kendi işini geri bırakabilir. “Sen ne zaman müsaitsin?” diye sorar, kendi takvimini ona göre düzenler. Bu fedakârlık gibi görünür. Ama kadın için farklı bir şey söyler: “Benden daha önemli bir hayatı yok.” Kendi hayatına öncelik veremeyen adam, kadın için öncelik olamaz. Üçüncüsü, onaylanmayı bekler. Bir şey söyler, tepkisini izler. Espri yapar, güldü mü diye bakar. Giyinir, beğendi mi diye sorar. Her hareketi onun reaksiyonuna bağlıdır. Bu bağımlılık, özgüven eksikliğinin en net işaretidir. Ve kadınlar özgüven eksikliğini kırk yılda bir görse bile anlar. Peki Ne Yapmalısın? Meseleyi tersine çevir. “Onu nasıl kazanırım?” sorusu yerine şunu sor: “Bu kadın benim için doğru mu?” Bu tek soru her şeyi değiştirir. Çünkü artık sen değerlendiren olursun. Seçilensin sen seçen olursun. Ve bu zihniyet davranışlarına sızar. Mesajına iki saatte dönersin çünkü gerçekten meşgulsündür. Planını değiştirmezsin çünkü kendi hayatın vardır. Onayını aramazsın çünkü onayına ihtiyacın yoktur. Bunları numara olarak yapmazsan, gerçekten bu adamsan, kadın farkı hisseder. Çabalamamak Soğuk Olmak Değildir Burada yanlış anlaşılabilecek bir şey var. Çabalamamak ilgisiz olmak değildir. Nazik olmamak, mesafeli durmak, umursamamak değildir. Çabalamamak şu demektir: Onun onayı olmadan da tam hissediyorum. İlgini göster. Zaman ayır. Düşündüğünü hissettir. Ama bunları onun tepkisine muhtaç olduğun için değil, istediğin için yap. İki davranış dışarıdan aynı görünebilir. Ama içeriden tamamen farklıdır. Ve kadın içeriyi okur. Bir kadını ne kadar çok kazanmaya çalışırsan, o kadar uzaklaşır. Çünkü peşinde koşulan olmaz peşinde koşan olur. Kendi hayatına dön. Kendi değerine dön. Kazanman gerektiğini düşündüğün anda zaten kaybetmişsindir. En çok çeken adam, en çok çabalayan değildir. Kendine en çok inanan adamdır.
Türkçe
2
21
285
35K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Kadınları kaçırmanın en hızlı yolu nedir biliyor musun? Kötü çocuk olmak değil. Sinir bozucu olmak değil. Sıkmak. Ve sıkmanın en garantili yolu: Her şeyi çok ciddiye almak. Bir kadınla buluşuyorsun. Hazırlıklısın. Ne söyleyeceğini düşündün. Konular belirledin. Etkileyici görünmeye çalışıyorsun. Kadın gülümsüyor, evet diyor, ilginç diyor. Sonra bir daha aramıyor. Sorun ne söylediğin değil. Sorun hiç eğlenceli bir an yaratmamış olman. Kadınlar Neden Eğlenceli Adamlara Çekilir ve Neden Çok Ciddi Bir Adam Onu Yorar? Çoğu erkek flörte bir sınav gibi yaklaşır. Doğru şeyleri söylemek, doğru izlenimi vermek, doğru sorular sormak. Her cümleyi tartarak konuşur. Her tepkiyi ölçerek verir. Kadın bunu hisseder. Ve içinden şunu düşünür: “Bu adam benimle mi konuşuyor, yoksa kafasında bir sınav mı veriyor?” Beyin tehdit algıladığında kapanır. Ama güvende ve eğlenceli hissettiğinde açılır. Kadın seninle güldüğünde savunması düşer. Savunması düştüğünde seni gerçekten görür. Ve gördüğünde çekilir. Gülüş, kapıyı açan anahtardır. Flört Bir Performans Değil, Oyundur Birincisi, etkilemeye çalışmayı bırak. Etkilemeye çalışan adam gerilir. Gerilen adam sıkıcıdır. Paradoks şudur: Etkilemeyi ne kadar çok istersen, o kadar az etkilersin. Bunun yerine şunu sor: “Bu konuşmadan ben ne kadar eğleniyorum?” Kendisi eğlenen adam, karşısındakini eğlendirir. Çünkü enerji bulaşıcıdır. Kadın seninle vakit geçirirken iyi hissediyorsa, seni iyi biriyle ilişkilendirir. Ve tekrar o hissi aramak için geri döner. İkincisi, hafif çekiştir. Ciddi adam her şeyi onaylar. Her şeyi güzel bulur, her şeye katılır, her şeyi ciddiye alır. Kadın için bu yorucudur çünkü gerçek değildir. Hafifçe takıl. Şakacı ol. “Bunu gerçekten mi söylüyorsun?” diye gülümseyerek sor. Küçük bir çekiştirme, saatlerce süren ciddi konuşmadan daha çok yakınlaştırır. Çünkü çekiştirmek eşitler. Ve eşit iki insan arasında kıvılcım çakar. Üçüncüsü, anlık ol. Eğlenceli adam planlamaz, tepki verir. Etrafta olan biten bir şeyden espri yapar. Kadının söylediği bir kelimeyi alır, döndürür, güldürür. Bu hazırlıkla olmaz bu an’da olmakla olur. Hazırladığın espri çoğu zaman boşa düşer. Ama o anda doğan, o anın ruhundan çıkan bir şey her zaman güldürür. Çünkü gerçektir. Dördüncüsü, kendine de gül. Ciddi adam hata yaptığında savunmaya geçer. Eğlenceli adam hata yaptığında güler ve devam eder. Bu küçük bir fark gibi görünür ama kadın için çok büyük bir şey söyler: “Bu adam kendinden emin. Kendinden emin çünkü kendine güveniyor.” Kendine gülen adam, kendine güvenen adamdır. Ve bu en çekici tablolardan biridir. Sıkıcı Adam Neden Şans Tanımaz Kendine? Sıkıcı adam iyi bir insandır çoğu zaman. Samimi, dürüst, saygılı. Ama kadınla geçirdiği her dakika bir yük gibi hissettirir. Her konuşma derin ve anlamlı olmak zorunda değildir. Bazen saçma bir konuda yarım saat gülmek, en derin sohbetten daha çok bağlar. Kadın sana güldüğünde seni hayatının iyi tarafına koyar. Seninle sıkıldığında ise seni bir yükümlülük olarak görür. Ve insan yükümlülüklerden kaçar. Eğlenceli Olmak Sığ Olmak Değildir Burada ince bir çizgi var. Eğlenceli adam her şeyi şakaya vurmaz. Derin konuşabilir, ağır anları taşıyabilir. Ama hayatı bir yük gibi taşımaz. Hafifliği bir zırh değil, kendi doğası olarak taşır. Ve kadın bunu hisseder. “Bu adamın yanında nefes alabiliyorum” der içinden. Bu his, en güçlü çekim kuvvetlerinden biridir. Asıl Soru Şu: Kadın seninle vakit geçirdikten sonra ne hissediyor? Bunalmış mı? Yorgun mu? Sıkılmış mı? Yoksa hafif mi? Enerjik mi? Tekrar görmek istiyor mu? İkinci duyguları yaratmak için dâhi olmana gerek yok. Yakışıklı olmana da gerek yok. Sadece orada olmayı bırak, orada yaşamaya başla. Gülümse. Çekiştir. Şakalaş. Anı yakala. Kendine gül. En çok aranan adam, en zeki ya da en başarılı adam değildir. Yanında en iyi hissettiren adamdır. Ve o his, ciddiyetle değil oyunla yaratılır.​​​​​​​​​​​​​​​​ Kitaplarımızla oyunu detaylı şekilde içselleştirmek ve sipariş vermek için DM’den “oyun” yaz.
Türkçe
0
17
181
24.6K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Kadınları en çok çeken şey yakışıklılık mı? Para mı? Özgüven mi? Hayır. Kadınları en çok çeken şey cevaplayamadıkları sorulardır. Bir kadınla tanıştın. Her şeyini anlattın. Nerede büyüdüğünü, ne iş yaptığını, hayallerini, korkularını. Kadın güldü, ilgilendi, “çok açık birisin” dedi. Sonra seni arkadaş olarak gördü. Sorun fazla konuşman değildi. Sorun gizemi öldürmendi. Kadınları Büyüleyen Şey Gizemdir Ama Bunu Çoğu Erkek Yanlış Anlar Gizem, soğuk olmak değildir. Mesafeli, küçümseyen, “zor adam” taklidi yapmak da değildir. Bu sadece olgunlaşmamış bir oyundur ve kadınlar bunu anında görür. Gerçek gizem başka bir şeydir. Gerçek gizem derinliktir. Ve derinlik, az konuşmaktan değil, doğru konuşmaktan gelir. Neden Gizem Bu Kadar Güçlüdür? Beyin tamamlanmamış şeyleri takip eder. Bu bir zayıflık değil, evrimsel bir mekanizmadır. Bir cümle yarıda bittiğinde zihin onu tamamlamaya çalışır. Bir insan tam anlaşılamadığında, zihin onu düşünmeye devam eder. Kadın seni tam çözemediğinde seni unutamaz. Bu yüzden gizemli adam aklında kalır. Yüzü net hatırlanmasa bile hissi kalır. Derinlik Nasıl Yaratılır? Birincisi, her soruya tam cevap verme. “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna beş dakika CV okuma. Bir cümle söyle, bir soru sor. Konuşmanın yarısını boş bırak. Boşluk seni gizemli yapmaz boşluğu nasıl doldurduğun yapar. “Şu an ilginç bir şeyin ortasındayım, zamanla anlatırım” cümlesi, özgeçmişinin tamamından daha çok merak uyandırır. İkincisi, her şeye hemen tepki verme. Bir şey söylendi. Herkes güldü, herkes yorum yaptı. Sen sustun, hafifçe gülümsedin ve devam ettin. O sessizlik konuştu. Çünkü her şeye tepki veren adam tahmin edilebilirdir. Tahmin edilebilir adam unutulur. Üçüncüsü, katmanların olsun. Sert görünüp nazik davran. Sessiz olup derin konuş. Sade giyinip keskin düşün. Çelişki gibi görünen bu katmanlar, kadının zihninde “bu adamı tam anlayamadım” hissini yaratır. Ve o his, onu sana geri döndürür. Dördüncüsü, her şeyi paylaşma ama paylaştığın her şeyi gerçek yap. Çok konuşan adam her şeyini verir. Az ama derin konuşan adam seçici görünür. Ve seçici görünen adam değerli görünür. Anlattığın bir anı, verdiğin bir tepkiyi, söylediğin bir cümleyi kadın hafızasına kazır çünkü az geldi, değerli hissettirdi. Peki Gizem ile Duygusal Kapalılık Arasındaki Fark Nedir? Kapalı adam hissetmez ya da hissettirmez. Gizemli adam hissettirir ama hepsini vermez. Kapalı adam sorulara kaçamak cevaplar verir. Gizemli adam sorulara derin ama eksik cevaplar verir ve kadın o eksiği doldurmak ister. Kapalı adamın yanında kadın yorulur. Gizemli adamın yanında kadın merak eder. Bu ince bir fark ama her şeyi değiştiren bir farktır. Gerçek Derinlik Nereden Gelir? Burası en önemli noktadır. Gizem bir teknik olarak kullanılırsa, kadınlar bunu hisseder. Çünkü kadınlar sosyal zekâ konusunda çoğu erkekten keskindir. Gerçek derinlik, gerçekten derin bir adamdan gelir. Kendi düşünceleri olan. Kendi değerleri olan. Kendisiyle vakit geçirebilen. Bir şeylere gerçekten tutkuyla bağlı olan. Hayatında kadından başka ilgi alanları olan. Bu adam konuştuğunda ağırlık hissedilir. Sustugunda bile bir şey söyler. Ve yanından ayrıldığında iz bırakır. İşte bu iz, gizemden değil özden gelir. En çok merak edilen adam, en çok konuşan değildir. En az anlaşılan adamdır. Ve en az anlaşılan adam, en çok şeyi içinde taşıyan adamdır. Derinleş. Geri kalanı kendiliğinden gelir.
Türkçe
4
19
193
31.9K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Bir çocuk vardı. Bir kızla görüşüyordu. Her şey gözükürde iyiydi. Sohbet ve uyum güzeldi. Ama bir şey eksikti. Yakınlaşma. Kız bazen gözlerine bakıyordu. Bazen gereğinden biraz daha yakın duruyordu. Yani o anlar geliyordu. Ortak arkadaş grubundaydık ve ben bunu görebiliyordum. Ama çocuk hep geri çekiliyordu. Ona baş başa kaldığımız bir anda sordum. Neden? Çünkü kafasında tek bir düşünce vardı: “Ya öpersem… ve bana ters tepki verirse?” Günler geçti. Sonra bir gün kız beklediğim gibi yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı. Daha mesafeli. Daha soğuk. Ve bir süre sonra tamamen gitti. Çocuk anlamadı. “Hiçbir hata yapmadım ki” diyordu. Ama aslında en büyük hatayı yapmıştı. Hiçbir şey yapmayarak. Çünkü kadınlar ilişkide sadece güvene değil, gerilime ve yönlendirilmeye de ihtiyaç duyar. Bir erkek risk almadığında, kadın şunu hisseder: “Bu adam beni istiyor mu, emin değilim.” Ve bu belirsizlik zamanla tatlı olmaktan çıkar. Çünkü kadın bunu istediğini belli ettiği halde adım atmaktan çekiniyorsanız onun gözünde bir korkağa dönüşürsünüz. Gerçek şu: Bazen bir kadını kaybetmenin sebebi yanlış bir şey yapmak değil, doğru anda hiçbir şey yapmamaktır. Çekim, konfor alanında değil risk aldığın anlarda oluşur. Bu “ince dengeyi” ve kadınların bilinçaltında neyin çekim yarattığını Gizli Cazibe’de detaylı anlattım. Çünkü bazen bir kadını kazanmak için önce kaybetmeyi göze alman gerekir. Gizli Cazibeyi sipariş vermek ve kadınlarla iletişimde çekim yaratmanın püf noktalarını öğrenmek istiyorsan DM’den “gizli cazibe” yaz.
Türkçe
1
5
59
8.6K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Kadını Tahtına Oturtma: Güzellik Ayrıcalık Değildir Erkeklerin beni rahatsız eden eğilimlerinden biri, çekici bir kadın gördüklerinde tüm kontrollerini kaybetmeleridir. Bir kadının ekstra puan kazanması için sadece güzel görünmesi neden yeterli olsun? Fiziksel çekicilik, çoğunlukla çalışılarak kazanılmış bir şey değildir. Peki neden onu ilahi bir kaide üzerine oturtuyorsunuz? Sırf güzel olduğu için olağandışı davranmaya başladığında, hata yapma ve işleri mahvetme ihtimalin artar. Ama bunu yapmazsan ilginç bir şey olur: Örnek: Erkek: “Arkadaşım zeki kadınların az olduğunu düşünüyor.” Kadın: “Neden öyle düşünüyor ki?” Erkek: “Ben de aynı fikirdeyim. Güzellik artık çok yaygın ama çoğu güzel kadın zeka konusunda pek parlak değil.” Kadın bu tepkiye alışkın değildir. Aklından şunlar geçer: “Dur bir dakika… Beni yeterince çekici bulmadığını mı ima ediyor? ‘Zeki kadın bulmak zor’ derken ne demek istedi? Akıllı görünemiyor muyum?” Ve işte böylece kadın senin onayını aramaya başlar çünkü sen onu diğer erkekler gibi kolayca ilgini vermedin. Bu seni farklı ve ilgi çekici kılar. Bir kadın senin dikkatini kazanmak için çabalaması gerektiğinde, sana karşı gerçek bir merak duymaya başlar.
Türkçe
0
2
40
3.4K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Değerli bir erkek, prensiplerini her şeyin üzerinde tutar, birlikte olduğu kadının bile üzerinde. Prensipleri çiğnendiğinde geri çekilmekten korkmaz. Diyelim ki kız arkadaşınla tartışıyorsunuz ve o seni terk etmekle tehdit ediyor. Ne yaparsın? Ortalama bir erkek hemen özür diler, istediği şeyleri yapmak zorunda kalır ya da gerçekte katılmadığı şeylere boyun eğer sadece kadını kaybetmemek için. Yüksek değerli bir erkek ise farklı tepki verir: Kadın: “Seni bırakacağım.” Erkek: “Zaten pek uyumlu olmadığımız anlaşılıyor. Sana iyi şanslar dilerim” (Sakin bir şekilde uzaklaşır.) Yüksek değerli bir erkek prensiplerinden taviz vermez. Başka seçeneklerinin olduğunu bilir, kendi değerine güvenir ve yalnız kalmaktan korkmaz.
Türkçe
0
10
168
18K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Günümüzün en yaygın flört hatası şudur: Erkeğin, kadını her isteğini yerine getirerek kazanmaya çalışması. Bir kadını sanki gelecekteki eşinmiş gibi bir kaide üzerine koyma. Söylememen gereken şeyleri söylediğini ya da etkilemek için sınırlarının dışına çıktığını fark edersen, muhtemelen içindeki yetersizlik hissini gizlemeye çalışıyorsundur. İşte bu gizli eksiklik, kadını etkilemek için her şeyi göze almanı sağlar. Oysa bir kadını gerçekten etkilemenin yolu, onu etkilemeye çalışmamaktan geçer. Onun dikkatini çekmek için büyük bir gösteri yapıyorsan, bu onu etkilemez. Onun onayını aramayı bıraktığın an, işte o zaman gerçekten etkileyici olursun. Neden mi? Çünkü o, kendisini etkilemeye çalışan pek çok erkek görmüştür. Biri bunu yapmadığında, bu durum dikkatini çeker. İki örneği karşılaştır: Örnek 1: Erkek: "Hey, sana bir içki ısmarlayabilir miyim?" Kadın: "Hayır, teşekkürler." Erkek: Sessizlik... Mahçup bir şekilde oradan ayrılış. Örnek 2: Erkek: "Buradaki en iyi içki hangisi?" Kadın: "XYZ'dir." Erkek: "Harika, bugün keyifliyim. Kendime bir tane ısmarlamışken sana da ısmarlıyım." Farkı görüyor musun? İkinci yaklaşım çok daha güçlü bir tepki doğurur; çünkü bu, açık bir tavlama girişimi değildir. Erkek onu kazanmaya çalışmamaktadır. Kadınların büyük çoğunluğu, kendilerini etkilemeye çalışan erkeklere o kadar alışkındır ki beklenmedik bir şeyle karşılaştıklarında bu durum gerçek anlamda ilgilerini çeker.
Türkçe
0
11
99
14.5K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Sadece o kızı öp. Düşünme. Korkma. Bir arkadaşım var, insanlarla iletişim kurma konusunda doğuştan yetenekli. Sanki etrafında 3 metre içinde kim varsa onunla konuşmak zorundaymış gibi. Komik, sohbeti mükemmel taşıyor. Ama bu nadir ve aranan yeteneğe rağmen, kadınlarla hiçbir şansı yok. Bir gün bu talihsiz durumunu konuşurken bana “işi sonuca bağlamakta” zorlandığını söyledi. Bana, barda bir kızla konuşmaktan onu duvara yaslayıp öpmeye nasıl geçtiğimi sordu. Cevabım karşısında şok oldu… “Ben sadece öpüyorum.” Bir kızla bir saat konuşabilirsin ve hâlâ hiçbir yere varmamış olabilirsin. Ya da sohbeti samimi bir şekilde açar, flörte çevirir ve eğer o da olumlu karşılık veriyorsa… direkt öpersin. Eğer az da olsa sana açıksa, harekete geçtiğin için etkilenecektir ve büyük ihtimalle karşılık verir. Eğer seni iterse, en azından bir saatini boşa harcamamış olursun ve başka biriyle denemek için özgürsündür. Evet, bu kadar basit.
Türkçe
0
9
99
18K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Ortada bir meydan okuma yoksa kadınlar senden çok çabuk sıkılır. İyi adamlar işte tam bu yüzden kaybeder. Bunu gelin farklı bir bakış açısıyla inceleyelim. Bu bakış açısını kafanda oturttuğun zaman inan bana flört hayatın bambaşka olucak. "Hayatta hiçbir şey yapmanıza gerek kalmadan her şeye sahip olabilseydiniz nasıl olurdu?" Cevabım: Harika, ama sadece belli bir süre için. Ondan sonra yaşamanın bir anlamı kalmaz. Yaşıyorsunuz ve uğruna çalışmanız gereken bir şey var, bu da bir meydan okuma. Yıl boyunca para biriktirip 2 haftalık bir tatile çıkıyorsunuz ve bunun için çalıştığınız için çok seviniyorsunuz, şimdi de emeğinizin karşılığını alıyorsunuz. Şimdi kendinizi yılın 365 günü bir tatil beldesinde hayal edin. Sonunda sıkılacak ve farklı bir şeyler yapmak isteyeceksiniz. Farklı bir şeye ihtiyacınız var. Yani hayatta her şeye emek vermeden sahip olursanız, sonunda bıkkınlık duyarsınız. İşte arkadaşlar, "iyi çocukların" kızlarla ilişki kuramamasının başlıca sebeplerinden biri bu. Kızlar çok çabuk sıkılıyor çünkü ortada bir meydan okuma yok. Yeni bir bilgisayar oyunu oynadığınızı hayal edin. Kazanamadığınız sürece oyunu çok seviyorsunuz. Ama oyunun sonuna gelir gelmez sıkılıyorsunuz ve yeni bir oyun satın alıyorsunuz. Bizim anlattığımız kafa yapısı, kızların asla kazanamaması gereken bir bilgisayar oyunu gibiyiz. Farklı seviyeler oluşturmalıyız ve kızlar bu seviyelerin hepsini tamamlamaya çalışmalı, her tamamlanan seviyeden sonra da onlara biraz ilgi göstererek ödüllendirmeliyiz. Ancak bu oyun, birden fazla kadınla edinilen deneyimlerle kazanılan yeni seviyelerle düzenli olarak güncellenmeli ve her seviyede kızları tetikte tutacak ve ilgilerini canlı tutacak sürprizler ve bonuslar olmalı.
Türkçe
0
4
75
11.5K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Bir arkadaşım vardı. Kadınlarla konuşabiliyordu. Hatta bazılarıyla buluşuyordu da. Ama hep aynı şey oluyordu. Başta ilgi vardı… Sonra bir noktada kadınların ilgisi sönüyordu. “Ne yaparsam yapayım olmuyor” diyordu. Onu dinledim. Hata şuydu: Kadınlara kendini fazla anlatıyordu. Ama hiçbir şey hissettirmiyordu. Ona tek bir şey söyledim: Kadınlar seni tanıdığı için bağlanmaz. Sana karşı bir şey hissettiği için bağlanır. Çoğu erkek mantıkla ilerler: Anlatır, açık olur, net olur. Ama çekim böyle oluşmaz. Çekim; belirsizlikte, küçük geri çekilmelerde, hislerin yavaş yavaş yükselmesinde oluşur. Birkaç şeyi değiştirdik. Sözsel ve bedensel davranış ipuçlarından bahsettim. Daha az açıklayan… Daha çok hissettiren… Biraz gizem bırakan bir iletişim kurmaya başladı. Kısa süre sonra aynı kadınlar bu sefer: “Seninle konuşmak farklı” demeye başladı. İşte o an fark etti. Çekim, söylediklerinde değilmiş. Hissettirdiklerindeymiş. Bu “gizli çekim” dinamiklerini ve kadınların bilinçaltında nasıl etki yarattığını Gizli Cazibe’de adım adım anlattım. Eğer bir kadının sadece ilgisini değil, içten içe sana çekilmesini istiyorsan oyunu doğru yerden oynaman gerekir. Gizli Cazibe’yi sipariş vermek için DM’den “gizlicazibe” yaz.
Türkçe
0
9
152
36.8K
Virtus
Virtus@virtusetrex·
Bir kızın buluşma teklifinize “EVET” demesini sağlamak sandığınızdan daha kolay. Özellikle kızın nasıl tepki vereceğinden emin değilseniz, o çok önemli ilk randevuyu isteme konusunda aşağıdaki teknik oldukça kullanışlıdır. Bu küçük inceliği bana, pazarlamayla uğraştığım yıllarda bir abim öğretti. Bir kızı ilk kez dışarıya davet ederken, ona birden fazla buluşma seçeneği sunarak reddedilme ihtimalinizi azaltabilirsiniz. Bu, bir tür "zihinsel uyumsuzluk" yaratır ve "Hayır" demelerini zorlaştırır. Örnek: "Bu cumartesi benimle (filmin adı) filmini izlemeye mi gelmek istersin? yoksa merkezdeki ….. sergisini mi tercih edersin? Sanırım ne demek istediğimi anladınız. Daha fazla örneğe gerek yok. Uyarı: Eğer birkaç seçeneğe de "Hayır" diyorsa, kesinlikle seninle dışarıya çıkmak istemiyordur. Bunu kabul et ve yoluna devam et.
Türkçe
1
5
74
10.9K