160Karakter
819 posts

160Karakter
@zeppelin80
Kendimi 160 karaktere sıgdırmam imkansız.

Yorumlara bakınca bir şey çok net. Kimse Adler'in hayat görevleri (Lebensaufgaben) kavramını duymamış. Sade bir şekilde anlatayım. Adler'in Hayat Görevleri Nedir? Alfred Adler, klinik gözlemleri sonucunda her insanın hayatında üç temel görev olduğunu söyler. Bu görevler ne keyfi, ne kültürel, ne dini dayatma. Sosyal bir varlık olarak insan olmanın yapısal gereklilikleri. 1. İş görevi (Arbeit) - Toplumda üretken bir rol üstlenmek. 2. Arkadaşlık görevi (Gemeinschaft) - Diğer insanlarla bağ kurabilmek. 3. Sevgi görevi (Liebe) - Bir kişiyle derin, karşılıklı, süreklilik arz eden bir ortaklık kurmak. Adler diyor ki bu üç görevde de başarılı olan insan ruhsal olarak sağlıklı ve mutlu olan insandır. Birinde tıkanan kişi nevroz geliştirir. Çünkü bu görevler hayattan kaçılabilecek opsiyonlar değil, hayatın kendisidir. İnsan bu görevlerden kaçınamaz, sadece kaçınmayı meşrulaştıran hikayeler üretir. Buna private logic (özel mantık) diyor. Şimdi Adlerci çerçeveden bakalım, tek gecelik ilişki sevgi görevinin yerine geçmez. Sevgi görevinden kaçışın, seks yapabildiği için rasyonalize edilmiş halidir. "Özgürüm, istediğimi yapıyorum" demek, "100 metre koşusunu kazanmak istemiyorum, 5 metre koşup duruyorum, ben özgürüm" demeye benziyor. Koşuyu yapmamak özgürlük değil. Koşamamayı bir kimliğe çevirmek. "Kimse Evlenmek Zorunda Değil" Doğru. Kimse evlenmek zorunda değil. Ama burada karıştırılan şey evlilik sevgi görevi değildir. Evlilik, sevgi görevinin sosyal ve hukuki bir formudur. Adler "evlen" demiyor. "Bir başka insanla derin bağ kurabilme kapasiteni geliştir" diyor. Kağıdı imzalamasan da olur, çocuk yapmasan da olur. Ama bir insanla yıllar boyu kırılgan, karşılıklı, süreklilik arz eden bir bağ kurabiliyor olman gerekir. Yoksa sevgi görevinde tıkalısın demektir. Theron'un cümlelerine tekrar bakın süreklilik yok, kırılganlık yok, karşılıklılık yok, işbirliği yok. Evlilik karşıtı değil bu pozisyon, bağ karşıtı. İkisi farklı şeyler. Bana kıskanıyorsun diyenler "tek gecelik ilişki yaşamak arzu edilir bir şey" diye varsayıyor, ben de istiyorum ama yapamıyorum, o yüzden eleştiriyorum diye düşünüyorlar. Halbuki ben tam tersini söylüyorum, tek gecelik ilişki kolay olan, bağ kurmak zor olan. Kıskanılacak bir tarafı yok. Adlerci dilde söylersek yorumcular benim "yararsız tarafa" geçmediğim için bana "yararsız taraf"taymışım gibi davranıyor. Projeksiyon. Yargılıyorsun diyenler ise daha ilginç. Çünkü ben Theron'u "kötü insan" diye yargılamadım. Davranış örüntüsünün psikolojik kökenini analiz ettim. "Yargılama" suçlaması genelde "Söylediğin şey doğru ama kabul edersem kendi hayatımı sorgulamam gerek, o yüzden seni susturacağım." anlamına gelir. Adler buna direnç diyor. Tedavinin başladığı an, hastanın direnç gösterdiği andır. Asıl Mesele Neden Herkes Bu Görevlerden Kaçıyor? Çünkü hayat görevleri cesaret ister. Adler psikolojinin temeline cesareti koyar. İş görevi, başarısızlık riskini göze almak. Arkadaşlık görevi, reddedilme riskini göze almak. Sevgi görevi, terk edilme, ihanete uğrama, kalbinin kırılması riskini göze almak. Bu üçü de seni kırılgan yapar. Ve modern insan kırılganlıktan ölesiye korkuyor. O yüzden ne yapıyor? Görevi reddetmek yerine, görevi değersizleştiren bir ideoloji üretiyor. "Çalışmak kapitalist tuzak" - iş görevinden kaçış. "İnsanlar zaten sahte" - arkadaşlık görevinden kaçış. "Bağ kurmak eski moda, ben özgürüm" - sevgi görevinden kaçış. Üçü de aynı yapıdadır. Yapamadığın şeyi, yapılmaya değmez ilan etmek. Peki Herkes Aslında Ne İstiyor? İşte burası kritik, insanların %99'u, sorulduğunda, ölmeden önce yanlarında bir kişinin olmasını istediğini söyler. Bilen, anlayan, paylaşan bir kişi. Hiç kimse ölüm döşeğinde "keşke 200 kişiyle daha yatsaydım" demiyor. Herkes "keşke gerçekten sevebilseydim, gerçekten sevilebilseydim" diyor. Bu ampirik bir gözlem, ideolojik bir dayatma değil. O zaman soru, madem herkes bunu istiyor, neden bu kadar az insan başarıyor? Çünkü istemekle yapabilmek farklı şeyler. Ve insan, yapamadığı şeyi istememiş gibi yapmakta ustadır. Adler'in bütün eseri bu tek cümle üzerine kuruludur. "Nevroz, hayat görevlerinden kaçışın yarattığı semptomun adıdır." Theron'un cümleleri semptomdur. Yorumlarınızın bir kısmı da semptomdur. Ben semptomu okuyorum, hastayı yargılamıyorum. Aradaki farkı görmek için biraz Adler okumak yeter. Tek gecelik ilişki yaşamak özgürlük değildir, özgürlük değildir demek de yargı değildir. Özgürlük, üç hayat görevini de üstlenebilecek cesarete sahip olmaktır. Geri kalan her şey, yapamadığını yapılmaya değmez ilan etmenin farklı kostümleridir.

Charlize Theron, tek gecelik ilişkileri daha çok tercih ettiğini söyledi: 🔹 “Bunu 20’lerimde daha çok yapmalıydım.” 🔹 “Kim flörtleşmeye, hazırlanıp süslenmeye bu kadar zaman ayıracak?” 🔹 “İki çocuğum var, okula gitmeleri gerekiyor. Gerekirse sana saat bile veririm: 2 saatin var.” 🔹 “Bazen yeni tanıştığın biriyle yaşanan şey daha iyi geliyor.”























Erkeklerde büyük değişim var incellik bitiyor mu yoksa




umarım bu değil de seks yapmak falandır ya





