
⚡️Sakarya derken, Kayseri’yede bakalım mı? ⚡️YÜZDE 74’DEN YÜZDE 38’E DÜŞÜŞÜN DERSİ ALINMAMIŞ!.. AK Parti’de Sakarya ile yazıma şöyle başlamıştım. “Bir dokun bin ah işit” İşitmeye devam ediyoruz!.. Kayseri’den gelen bilgilerde çarpıcı. AK Parti’nin temelinde “millete hizmet” anlayışı vardır. Bu anlayışın mimarı olan Recep Tayyip Erdoğan, siyaseti hiçbir zaman şahsi menfaatlerin, küçük hesapların ya da günü kurtarma telaşının aracı olarak görmedi. Tam aksine; liyakat, sadakat ve dava bilinci üzerine inşa edilen bir siyasi hareket ortaya koydu. Ancak gelinen noktada, Kayseri’de teşkilat içinde konuşulanlar bu büyük vizyonla ne kadar örtüşüyor, ciddi bir sorgulamayı beraberinde getiriyor. Soralım ; Teşkilatı toparlamak yerine 7 il yöneticisini çalışmaların dışına iten bir İl Başkanı ve yönetim anlayışı var mı? Kayseri teşkilatı içinde derinleşen bir disiplinsizlik ve denetimsizlik sorunu var mı? Kayseri bugüne kadar Ankara’ya güçlü isimler göndermiş bir şehir. Halen Ankara’da etkili olan bu isimlerden bazıları, Mustafa Elitaş, Hulusi Akar, Ayşe Böhürler… Bu isimlerin suskunluğu ya da alacağı tavır, artık sadece bir tercih değil; doğrudan sürecin kaderini etkileyecek bir unsur haline gelmiştir. Çünkü bu dava; “görünmek” değil, “çalışmak” davasıdır. Bu hareket; “makam” değil, “sorumluluk” hareketidir. Bu yol; “şahsi çıkar” değil, “milletin istikbali” yoludur. Bunu daha net söylemek gerekir: Sahada olmayan bir İl Başkanı ve Yönetimi, haftanın büyük bölümünü şehir dışında geçiren, yalnızca protokolde görünen bir İl Başkanı ile güçlü bir teşkilat inşa edilemez eleştirileri doğru mu? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan siyaset tarzını inşa ederken en çok neyi vurguladı? “Saha.” Kapı kapı dolaşmayı, vatandaşın nabzını birebir tutmayı, teşkilatla iç içe olmayı. Erdoğan’ın siyasi başarısının temelinde; masa başı değil, sokak siyaseti yatıyor. Bu açıdan bakıldığında şu gerçek açık: Teşkilat, liderini sahada görmek ister. İl Başkanı sahadaysa teşkilat diri olur, sahada yoksa teşkilat dağılır. Protokol fotoğraflarıyla değil, mahalle mahalle gezerek, sorun dinleyerek, kriz çözerek güç kazanılır. Daha açık ifade edelim: Sadece programdan programa koşan, şehirle bağı zayıflayan bir yönetim anlayışıyla ne motivasyon sağlanır ne de seçim kazanılır. CB Erdoğan’ın yıllardır söylediği gibi “Siyaset sahada yapılır, milletle yapılır.” Bu nedenle Kayseri’de ” Sahada olmayan bir il başkan ve yönetim anlayışından güçlü bir teşkilat çıkmaz.” İddiaları önemli… Kayseri gibi siyasi hafızası güçlü bir şehirde son yerel seçimlerde oy oranlarının %74’lerden %38’lere gerilemesi, basit bir istatistik değil; ciddi bir uyarıdır. Peki ders alındı mı? Görünen şu ki yok!.. Bu düşüşlerin sebebi dışarıda değil, içeride aranmalıdır. Bugün yapılması gereken; iddiaları görmezden gelmek değil, üzerine kararlılıkla gitmektir. Makamlara sığınmak değil, sorumluluk almaktır. Sessiz kalmak değil, dava ahlakını yeniden ayağa kaldırmaktır. Gerekirse radikal kararlar alınmalı, teşkilatın ayarları yeniden yapılmalıdır. Teşkilatlarda değişimin beklendiği şu günlerde Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş sorunların odağında ki Kayseri gibi şehirleri gündemine almalı… Bizzat kendi el atmalı.. Bugün Kayseri’de sorulması gereken en kritik soru şudur: Teşkilat mı sahayı yönetiyor, yoksa saha mı teşkilatsız kalıyor? Bu gerçek, artık görmezden gelinemez. Ve yol yakınken önlem alınmaz ise bu sessizliğin, siyaseten bir karşılığı mutlaka olacaktır. Bu hareket, hiçbir zaman kişisel zaafların gölgesinde yürüyen bir hareket olmadı, olmayacaktır. Unutulmamalıdır ki; bu dava, hatayı örtme değil, hatayı düzeltme davasıdır… Önlem şart!.. Artık Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sırtında siyaset yapıp kazanma lüksü kalmadı!..

















