
Fatih Altaylı, Yazına “basit bir adliye haberi” diye başlamışsın ama birkaç satır sonra kendini mahkeme yerine koyup hüküm dağıtmışsın. Demek ki derdin adliye haberi vermek değil, siyasi ve kişisel infaz yapmakmış. Bir dönem hakkımda ortaya atılan, ispatlanamayan iddiaları yeniden dolaşıma sokup ardından da beni mahkûm etmeye kalkıyorsun. Gazetecilik, dedikodu ve peşin hüküm üzerine kurulmaz. Bir de “çaycılıktan bu servete nasıl geldi” masallarını hatırlatıyorsun. Şunu iyi bil; alın teriyle yapılan çaycılık, insanların haysiyetini hedef alan köşe yazıları yazmaktan çok daha onurlu bir iştir. Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yokken “dolandırıcılık”, “terbiyesizlik”, “kişilik göstergesi” gibi ifadeler kullanman, hukuktan çok ön yargılarınla hareket ettiğini gösteriyor. Cesaretin varsa yarın basın toplantısına gel. Sorularını aracılarla, dedikodularla, imalarla değil doğrudan yüzüme sor. Ya da beni programına davet et; canlı yayında bütün iddialarını tek tek konuşalım. Hodri meydan.













