Tweet fijado

Türkiye Simülasyonunda Pazartesi Bug’ı: Evrimsel Bir Çöküşün Anatomisi
Zorluk seviyesi "Sürekli Kriz" olarak güncellenmiş Türkiye simülasyonunun en acımasız bölümüne, bir Pazartesi sabahına daha hep birlikte giriş yaptık. NASA yıllardır uzayın derinliklerinde yaşam belirtisi arayadursun, asıl bilimsel mucize; bu sabah saat 07:00’de çalan o alarmdan sonra milyonlarca insanın yorganın altından çıkıp mesaiye gitmek için o yaşama sevincini mikroskobik düzeyde de olsa bulabilmesidir.
Tarih kitapları atalarımızın buzul çağını atlattığını ve vahşi doğada kılıç dişli kaplanlarla savaşarak hayatta kaldığını yazar. Saygı duyuyoruz. Ancak o atalar bugün Pazartesi sabahı Zincirlikuyu metrobüs durağında ya da herhangi bir şehrin sabah trafiğinde kalsaydı, yeminle "Yemişim evrimini, ateşi söndürün geri dönüyoruz" der, mağarasına koşardı. Milyonlarca yıllık kusursuz evrimin bizi getirdiği nihai nokta; sabahın köründe karanlıkta yollara düşüp, 1990'da bedavaya arsa kapatan ev sahibinin kirasını veya patronun yeni lüks aracının taksidini ödemek için kendi ruh sağlığımızı feda etmektir.
Bize yıllardır yutturulan "Hafta sonu tatili" kavramı, sistemin matriksinde tasarlanmış devasa bir kandırmacadan, sistemsel bir yalandan ibarettir. İki günlük sözde dinlenme süremiz; çamaşır/bulaşık döngüsünde kaybolmak, marketteki peynir fiyatlarına bakıp sessizce yutkunmak ve pazar akşamı başlayan varoluşsal anksiyete ile tavanı izlemekle geçiyor. Açık konuşalım: Pazartesi sabahı işe gitmek bir çalışma arzusu değil; hafta sonunun bu ekonomik ve psikolojik enkazından kaçıp, iş yerinin bedava çayına sığınma eylemidir. Sabah iş yerinde birbirine boş gözlerle bakan o sessiz kalabalık, hafta sonu dinlenmiş bireyler değil; simülasyonda hayatta kalmayı zar zor başarmış gazilerdir.
Yaşadığımız bu durum psikolojik bir şımarıklık falan değil, hücrelerimize kadar işleyen düpedüz sınıfsal ve biyolojik bir isyandır. İnsan bedeni; enflasyona, "bunu acil çözebilir miyiz" diyen liyakatsiz yöneticilere ve trafikte harcanan ömre dayanmak üzere evrilmemiştir. Cuma akşamı salgılanan o bir gramlık mutluluk hormonu, Pazartesi sabahı yerini anında "Ben bu dünyaya fatura ödemek için mi geldim?" sorgulamasına bırakır.
Biyolojik saatimiz doğaya, o çalan lanet alarm ise sisteme aittir.
Şimdi elinizdeki o soğumuş çayı ve kuru poğaçayı yavaşça masaya bırakın. Bu sabah da kendi hayalleri yerine, başkalarının sermayesi için simülasyonun çarklarında dönmeye giden tüm yoldaşlara geçmiş olsun. Dağılabiliriz. ☕️🚬
Türkçe






