Tweet épinglé
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷
42.7K posts

̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté

Kamer Genç:
“Bir yanda İslamcılık güdüyorlar, biz Müslümanız diyorlar ama bugün Amerika gelmiş Irak'ta hiçbir hakkı yokken ve Tayyip Erdoğan hükümetinin de omuzlarına basa basa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin omuzuna basa basa gitmiş, Irak'ı işgal etmiş.
Irak'ta dünyanın şimdiye kadar insanlık tarihinin olmadığı en büyük işkenceleri yapıyor. 18-20 yaşındaki kadınlara, çocuklara tecavüz edip ailelerini yok ediyor.”
Türkçe
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté

Bizim senden başka arınacak pisliğimiz yok @kilicdarogluk
🎙️ Muhbir@ajansmuhbir1923
Kemal Kılıçdaroğlu: “Toplum tepkili diye arınmaktan vaz mı geçelim, arınmadan kurultaya gitmem.”
Türkçe
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté

"Türk Milletine Sevgim Daha Büyüktür"
Enver Behnan Şapolyo anlatıyor:
"Atatürk'e karşı, düşmanlarından bir bayan, bir yabancı gazetede 'sokak çocuğu ve zalim' diye yazılar yazmak küçüklüğünü göstermişti.
Bir gün Yat Kulüp'te Atatürk, arkadaşlarına bu yazıdan söz ederek demiştir ki:
— Bana sokak çocuğu diye yazmış...
Ben pek küçük yaşta yatılı bir öğrenci olarak okullara girdim. 'İdadi'den 'Harp Okulu'na, oradan da orduya hizmete gittim. Sorarım sizlere, benim sokakta oynamaya vaktim mi vardı?
Bana zalim diyormuş...
Ben eğer bu vatana ihanet eden birkaç adamı mahkemeye verdiğimde, kanun çerçevesinde bu adamlar cezalarını buldularsa, benim onlara karşı sevgimden ziyade Türk milletine sevgim daha büyüktür.
Bu nedenle Türk milletine, onların zararlı vücutlarını feda ettim..."
Kaynak:
1) Enver Behnan Şapolyo, Milli Mücadele Tarihi, 1944

Türkçe
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté

_Ömer Seyfettin, asker bir yazardır.
İstiklal Savaşı'nda bir çok cephede savaşmıştır.
Filistin Cephesinde olan bir hatırasında bakın neler söylüyor...
"Almanların yenilmesiyle savaş bitmiş, mütareke imzalanmıştı.
Filistin'den çekiliyorduk.
Bir kaç arkadaş subayla, karşı tarafın da subaylarıyla, çekilme işlerini görüşmek için gittik.
Karşı tarafta, Fransız üniformalı biri sık sık bana bakıyor, gözünü benden ayırmıyordu.
Ben buna bir anlam veremiyordum...
-Fransız subay yerinden kalkıp bana doğru geldi ve;
'Nasılsın Ömer Seyfettin?' Dedi..!
-Beni nerden tanıyorsun..?
Ben bir yüzbaşıyım.
Öyle tanınacak kadar üst düzey bir kumandan değilim.' Dedim..!
_'Ömer, biz seninle İstanbul'da Askeri Lise'de beraber okuduk, ben falancayım deyince, hayretler içerisinde bakakaldım hatırladım...
-Hep dini eleştiren,
Osmanlı'yı kötüleyen,
vatan, bayrak sevgisi olmayan bir öğrenci idi ama, yine de Fransız subay olması normal değildi...
-Peki nasıl böyle oldun?' Dedim...
-Ne zaman bir savaş olsa, Türkler galip gelse içimde üzüntü oluyordu..!
Türkler kaybetse, zarar görse içimde bir sevinç oluyordu..!
Çoğu zaman kendimi ayıplıyor, neden böyleyim? diyordum...
-Bir gün anneme ısrarla sebebini sordum.
'Dayanamayacağım, anlatacağım.' Dedi..!
-İstanbul Hastanesinde Fransız bir doktor vardı.
Hastaneye gidip gelirken O doktorla birlikte oldum..!
Ve sen o Fransız doktorun oğlusun..!
Babanın bundan haberi olmadı, şimdi de sen öğrendin.' Dedi...
-Zaten babam zannettiğim adam çoktan ölmüştü.
_O hastaneye gittim, şu tarihte burada çalışmış, şimdi Fransa'ya dönmüş olan, şu isimde doktorun adresi var mı? Dedim, adresi verdiler, Fransa'ya gittim, babamı buldum, olanları, annemin sözlerini anlattım...
-Anneni gerçekten sevmiştim.' Dedi ve beni kabul edip nüfusuna yazdırdı,
Fransız okullarında eğitimimi tamamladım ve gördüğün gibi bir Fransız subayı olarak karşındayım.' Dedi..!
-Şimdi...
Ben, Türk milletini, bayrağını ve vatanını, eleştirilenleri gördükçe, acaba onlar da,
"Piç" mi? diyorum..
Ömer Seyfettin'in PİÇ adlı kitabından.

Türkçe
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté

''İZZETİ NEFSİNİ PARAYA SATTI''
Hindistan'ın İngilizler tarafından işgal edildiği yıllarda bir İngiliz subayı hiçbir neden olmaksızın halktan bir Hintliye sertçe bir tokat atar.
Hintli adam hemen bir yumrukla subayı yere serer.
Bu karşılığı beklemeyen subay
hem korkar hem de sinirlenir.
Tek başına bir şey yapamayacağını bildiğinden yardım almak için bölüğe gider.
Nasıl olur da sıradan bir Hintli İngiliz Kraliyet subayına vurmaya cüret edebilirdi.
Subay Generalin yanına gidip olayı anlatır ve kendisinden asker talep eder.
General onu dinledikten sonra onu bir odaya götürür.
Bir kasadan 50.000 Rupi çıkarıp subaya verir:
- Bu parayı bugün sana tokat atan Hintliye ver ve ondan özür dile!
Bunu duyan İngiliz subay sinirlenir:
- Zavallı bir Hintli,
İngiltere Kraliyet subayına vurup hakaret edecek ve karşılığında ondan özür mü dileyeceğim?
General sertçe:
- Bu bir emirdir.
Soru sormaksızın itaat edeceksin!
Subay çaresizce parayı alır,
götürüp Hintli adama verir,
özür diler.
Hintli adam o zamanın parasıyla yarı servet olan parayı görünce çok sevinir.
Onunla ev, araba vs. alır.
Bir süre sonra da bu Hintli tanınan tüccarlar arasına girer.
Aylar geçer. Bir gün General tokat yiyen subayı çağırır:
- Zamanında sana tokat atan Hintliyi hatırlıyor musun?
Subay:
- Unutmam mümkün mü efendim.
General:
-Şimdi intikamını alma vaktidir.
Ona kalabalık bir topluluğun içinde vur!
Herkes görsün!
Subay itiraz ederek:
- Bu Hintli kimsesiz iken ona vurmama izin vermediniz.
Şu an şehrin tanınan, önemli kişilerinden biri olmuşken mi vurmamı istiyorsunuz?
Ona vurur vurmaz etrafındakiler bana saldırırlar efendim!
General kendinden emin bir şekilde:
- Endişelenecek bir şey yok.
Sana dediğimi yap!
Git ona vur, gel!
İngiliz subay Hintli adamın mağazasına gider.
Hintlinin adamları ve kalabalık müşterisi de orada bulunmaktadır. İngiliz subay bir şey demeksizin öyle bir vurur ki adam düşüp yere kapaklanır.
Hintli adam hiçbir karşılık vermediği gibi düştüğü yerden de kalkmaz. İşin garip tarafı subayın yüzüne dahi bakmaya cesaret edemez.
Karşılık görmeyen subay hayretler içerisinde kalır.
İntikam almanın verdiği sevinçle oradan ayrılıp generalin yanına gelir.
General:
- Seni hem sevinçli ve hem de hayretler içerisinde görüyorum.
Subay:
- Evet efendim.
O Hintli İlk seferinde kimsesiz iken ona vurduğumda sessiz kalmayıp daha sert bir şekilde bana vurdu. Ama bugün mal, makam sahibi iken ona vurduğumda karşılık vermek bir yana, bana bir söz dahi edemedi.
General:
- İlk sefer ona vurduğunda izzeti nefsi vardı ve bunu en büyük sermayesi bilirdi.
Onu korumak için sana karşılık verdi.
Ama ikinci seferde İZZETİ NEFSİNİ PARAYA SATTI.


Türkçe
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté

Her zaman ilk olay yerine giden,
İlk geçmiş olsun veya başsağlığı dileyen kimse hain odur
@kilicdarogluk

Türkçe
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷 retweeté

Lütfen takip edip paylaşımlara destek olur musunuz 🙏
@dmdYunusEmrel
Türkçe











