İHD Genel Merkezi@ihdgenelmerkez
BASINA VE KAMUOYUNA
Dargeçit’te 1995 yılında gözaltına alındıktan sonra zorla kaybedilen 3’ü çocuk, 1'i uzman çavuş toplam 8 kişiye ilişkin davada verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararı, Türkiye’de uzun yıllardır sürdürülen cezasızlık politikalarının bir sonucudur. Bu karar; hakikat, adalet ve etkili başvuru hakkının ihlali niteliğindedir.
Davut Altunkaynak, Seyhan Doğan, Nedim Akyön, Mehmet Emin Aslan, Abdurrahman Coşkun, Abdullah Olcay ve Süleyman Seyhan gözaltına alındıktan sonra ve aynı dosyayla ilişkili olarak kaybedilen Uzman Çavuş Bilal Batırır da dâhil olmak üzere bir daha kendilerinden haber alınamamıştır. Ailelerin yıllar boyunca yaptığı tüm başvurulara rağmen etkili, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmemiş; devletin yaşam hakkını koruma ve gerçeği ortaya çıkarma yükümlülüğü yerine getirilmemiştir.
2012 yılında başlatılan kazılar ve sonrasında yapılan Adli Tıp incelemeleri sonucunda Davut Altunkaynak, Seyhan Doğan, Nedim Akyön ve Mehmet Emin Aslan’a ait kemiklere ulaşılmıştır. Kuyularda ve gizli alanlarda bulunan insan kemikleri, bu olayın bir “kayıp vakası” değil; devlet gözetiminde gerçekleşen zorla kaybetme suçu olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.
Birleşmiş Milletler’in Birleşmiş Milletler “Herkesin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi”, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı ve uluslararası insan hakları hukuku uyarınca zorla kaybetmeler; yaşam hakkı, işkence yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile adil başvuru hakkının ağır ihlalidir. Bu suçlar süreklilik taşıyan nitelikleri nedeniyle zamanaşımına tabi tutulamaz.
Buna rağmen dosyada adı geçen sorumlular hakkında etkili bir yargılama yürütülmemiş, kamu görevlileri korunmuş ve bazı isimler ilerleyen yıllarda kamusal görevler üstlenmeye devam etmiştir. Dosyada adı geçen komutanlardan birinci fail Mehmet Tire’nin 4 yıl Demokrat Parti’den Bodrum Gümüşlük'te, yardımcısı diğer komutan Hurşit İmren’in ise Sivas Çepni'de belediye başkanlığı yaptığı bilinmektedir. Bu durum, zorla kaybetme gibi ağır insan hakları ihlallerinde cezasızlığın nasıl sürdürüldüğünü açık biçimde göstermektedir.
Ayrıca çocukların zorla kaybedilmesi; Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi tarafından da çocuğun yaşam, korunma ve gelişim haklarının ağır ihlali olarak değerlendirilmektedir. Devletlerin çocukları her türlü şiddet ve kötü muameleden koruma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bugün verilen zamanaşımı kararıyla cezasızlık bir kez daha kurumsallaştırılmıştır. Devletin gözetiminde kaybedilen insanların akıbetini gizlemek, yalnızca mağdurlara değil; toplumun hafızasına ve insanlık onuruna karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Oysa insanlığa karşı suç niteliği taşıyan zorla kaybedilmelerde devletin temel yükümlülüğü; hakikati açığa çıkarmak, failleri yargılamak ve mağdurların adalete erişimini sağlamaktır.
Dargeçit dosyasında verilen bu karar, hakikatin üzerini kapatamayacaktır. Kayıpların ailelerinin adalet mücadelesi ve insan hakları savunucularının hakikat arayışı devam edecektir.
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
GÖZALTINDA KAYIPLARA KARŞI MERKEZİ KOMİSYON