
fici okuduğunuzda izleyin ağlıyorum şakasız mutsuz bir sonumuz olursa toparlanamam SAKIN
💟
3.6K posts


fici okuduğunuzda izleyin ağlıyorum şakasız mutsuz bir sonumuz olursa toparlanamam SAKIN

#UzakŞehir 🔴 Haber 📌 Şahin albora yani alper çankaya diziye veda etmesi planlanıyor 📌 Şahin ölerek sezon finalinde veda edecek 📌 Şahin 3 sezonda yok 📌 #sahnar 💔 #simdidizilerde




Boran’ın bitmek bilmeyen şantajları ve Deniz’in velayeti için verilen yıpratıcı savaş, Alya’yı hayatta kalabilmek adına katı bir savunma mekanizması geliştirmeye zorladı. Bu süreçte Alya, kadınlığını adeta rafa kaldırarak kendini sadece bir "anne" olarak konumlandırdı. Cihan’la olan ilişkisinde duygularını belli etmemek ve tutkusuna yenik düşmemek için hep tutuk ve mesafeliydi, çünkü onun için Cihan, her şeyden önce bu zorlu yolda omuz omuza çarpıştığı bir yoldaştı. Nikâhlarının düştüğü, kağıt üstünde Boran ile evli kaldığı ve velayeti kaybettiği o dönemlerde Alya, Cihan’ı bir aşıktan ziyade sığınılacak bir liman, sırtını yaslayacak bir dağ ve sarsılmaz bir koruma gibi kurguladı. Çiftlik evinde ayrı odalarda başlayan bu süreç, boşanma sonrası aynı yatakta ancak sembolik bir mesafeyle devam etti. Yatakta Alya’nın sırtı dönük yatması ve Cihan’ın onu arkadan kucaklaması, ilişkilerinin o dönemki en net özetidir. Alya’nın sırtı dönük yatışı, sadece fiziksel bir yorgunluğu değil, ruhsal bir korunma ihtiyacını simgeliyordu. Cihan’ın arkadan sarılması ise ona "Buradayım, güvendesin" mesajını veriyordu. Alya o anlarda tutkulu bir kadın değil, yalnızca yaralı bir çocuktu. Cihan’ın sevgisini kabul ediyor ama içindeki ateşi, evlat korkusu ve Boran baskısı yüzünden serbest bırakamıyordu. Cihan’ın sarılışı ona bir sevgili sıcaklığından ziyade, bir ebeveyn şefkati ya da koruyucu bir zırh hissi veriyordu. Sırtını dönmek; "Çok yorgunum, sadece korunmak istiyorum, şu an sana bir kadın olarak yetemem" demenin sessiz diliydi. Alya, Cihan’ı bugüne dek hep "Deniz’i kurtarma ortağı" olarak gördü. Ancak Meryem’in bir hayal olmaktan çıkıp somut bir gerçeğe dönüşmesi, Alya’yı sığındığı anne kimliğinden çekip çıkaracak ve içindeki o kıskanç kadını uyandıracaktır. Boran’ın kurallarına boyun eğerken, Meryem’in Cihan’ın merhamet alanına sızması Alya için katlanılmaz bir hal alacaktır. Alya o an, Cihan’ı sadece bir baba figürü değil, bir erkek olarak ne kadar çok arzuladığını ve onu kimseyle paylaşmak istemediğini ilk kez bu kadar yakıcı bir şekilde fark edecektir. O gece yatakta Deniz’in masumca sorduğu "Birini seç" sorusu, Alya’nın içindeki kadın kimliğini tamamen felç etti. Cihan, Alya’nın tereddüdünü ve Deniz’i seçerek kendisini incitmekten ne denli korktuğunu hissetti. Bu yüzden, "Senin yerin başka" diyerek Alya’ya önce anne olma izni verdi. Alya’nın üzerindeki suçluluk yükünü omuzlayarak gönüllü bir şekilde gölgeye çekildi. Deniz’i "bir numara" ilan etmek için dahi Cihan’ın desteğine ihtiyaç duyması, Cihan’ın Alya’nın kalbine ne kadar derin kök saldığını kanıtlıyor. Alya için iki Cihan da hayatiydi, ancak gerçekler onu bir hiyerarşi kurmaya zorladı. Deniz’i seçmesi biyolojik ve ahlaki olarak doğru olsa da, bir kadın olarak bunu Cihan’a bu kadar net söylemek canını yaktı. Cihan’ın yataktaki yerini Deniz’e bırakıp gitmesi, Alya’da "Onu kırdım, beni bıraktı" korkusunu tetikledi. Cihan yanına sokulup o iç acıtıcı cümleyi kurduğunda ise Alya’nın kalbine bir bıçak saplandı: "O tahtın gölgesine razıyım." Cihan’ın bu mütevazılığı Alya’yı kahrediyordu, çünkü Cihan’ın tanımı ne kadar doğruysa, Alya’nın ona bir kadın olarak yetemediği gerçeği de o kadar açıktı. Cihan, gerçekten de bir gölgeye itilmişti. Alya’nın canını asıl yakan, Cihan’ın bu ikincil konumu bile bir lütuf gibi kabullenip kutsamasıydı. Cihan bir gölgeden çok daha fazlasıydı ve Alya, onun çok daha fazlasını hak ettiğini bilse de, mevcut psikolojisiyle ona bir kadın olarak yetememenin azabını yaşıyordu. #UzakŞehir #CihAl

sadece ona özel olan o bakış
