Gökçe

47.7K posts

Gökçe banner
Gökçe

Gökçe

@_gokcee___

Her RT/fav onay değildir; not düşmek veya bilgilendirme amaçlıdır.

가입일 Aralık 2010
2.1K 팔로잉3.7K 팔로워
고정된 트윗
Gökçe
Gökçe@_gokcee___·
Sosyal medyada hayvan hakları konusunda yazan hayvansever grup, yıllardır insanları CİMER’e yönlendiriyor ve hâlâ da aynı yöntemi sürdürmeye devam ediyor. Bir bakıma hayvanseverler, e-Devlet üzerinden doğrulanmış kimlik bilgileriyle CİMER üzerinden yazdıklarıyla ifşa edilip, sistem tarafından hedef haline mi getiriliyor? Katliam yasasını çıkaranlara “Neden bu katliamı yapıyorsunuz?” diye soruyoruz. Mantıksızlığın daniskası değil mi bu? Şimdi akla şu soru geliyor: X’te e-Devlet üzerinden zorunlu kimlik doğrulaması, CİMER’e yazmayan muhalif kesimin tespit edilmesi için mi hedefleniyor?
Türkçe
1
0
1
213
Gökçe 리트윗함
Gökçe
Gökçe@_gokcee___·
@Tumyad4 Serap Ulusoy'un sosyal medyadaki görevi bu demek ki. Beni de sayfamda yazdığım bir yazı için tüm hayvansever camiasına hedef gösterdi. Aynı mücadele de olduğumu sandığım hayvansever kitleden onlarca kişi beni takipten düşerek engellediler.
Gökçe tweet media
Türkçe
1
1
5
2.9K
Gökçe 리트윗함
Gökçe
Gökçe@_gokcee___·
Senin gibilerin “hayvansever” diye tanımlandığı yerde ben hayvansever değilim. Bak, daha 2024’teki yasa çıkmamışken çipleme zorunluluğunun nasıl bir tehlike getireceğini yazmışım. 1 Ocak 2026’dan sonra sokakta ve evde çipsiz kalan tüm kedi ve köpekleri toplayacaklar. Sen ve senin gibi hayvansever görünümlü aparatlar, bağlı olduğunuz oluşumun isteği doğrultusunda bu planları bildiğiniz hâlde gizlediniz. Hayvanseverleri mitinglerle, TAG’larla oyaladınız. Artık herkes gerçeği görüyor ve maskeniz düştü. Bundan sonrası hesap vaktidir. Bir uyarı daha: Ne yazık ki sözde beni hedef göstererek uyarılarımı engellemeye çalışıyorsun. Oysa DM’lerime gelen olumlu dönüşlerden ve gerçek hayatta halkın bu yazdıklarımı onayladığından haberin bile yok. Telaşınız da bundan. Çünkü sen bir sosyal medya aparatı­sın. AMA BİTTİ. BİTTİNİZ. x.com/_gokcee___/sta…
Gökçe tweet media
Türkçe
0
2
3
310
Gökçe 리트윗함
Gökçe
Gökçe@_gokcee___·
Ben bugün hayvanların kısırlaştırılmasına neden karşı çıktığımı açıkça anlatmak istiyorum. Bu karşı çıkış ne duygusaldır ne de tepkisel. Tarihten, yaşanmış acılardan ve bugün dünyanın gözünün önünde yaşanan gerçeklerden beslenen bir bilinçtir. Ben, Çanakkale Harbi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün “SİZE ÖLMEYİ EMREDİYORUM!” dediği o cephede, iki atasının ikişer oğlunu alıp geri dönemediği; geride bıraktıkları iki küçük çocuktan doğan soyun bugünkü devamıyım. Eğer o gün “SAVAŞ VAR” denilerek bu iki küçük çocuğun yaşam ve çoğalma hakkı elinden alınmış olsaydı, bugün ben de olmayacaktım; benden dünyaya gelen evladım da olmayacaktı. NESİLLER BÖYLE YOK EDİLİR. Aynı süreç bugün Filistin’de yaşanıyor. İsrail devletinin, Siyonist yapılanmaların ve aşırı Yahudi yerleşimci grupların yıllardır yürüttüğü sistematik yok etme planı, FİLİSTİN HALKINI HEDEF ALAN AÇIK BİR SOYKIRIMDIR. Çocuklar, kadınlar, siviller öldürülüyor; şehirler yerle bir ediliyor; amaç FİLİSTİN SOYUNU TÜKETMEKTİR. Eğer Filistinliler bugün: “ZATEN SAVAŞ VAR, DOĞURMAYALIM, ÇOĞALMAYALIM.” deseydi, bir nesil sonra FİLİSTİN DİYE BİR HALK KALMAZDI. Bu, soykırım yapanların planını mağdurların kendi elleriyle tamamlaması olurdu. Çünkü BİR HALKI YOK EDEN SADECE KURŞUN DEĞİLDİR; ÜREMEYİ DURDURMAK DA SOYKIRIM YÖNTEMİDİR. Ve bu mantığın birebir aynısı bugün ülkemizde hayvanlara uygulanıyor. Türkiye’de hayvanlara yönelik yok etme politikası yeni değildir. OSMANLI’NIN SON DÖNEMİNDEN BUGÜNE, ARALIKLI DÖNEMLERLE TEKRAR EDEN BİR HAYVAN SOYKIRIMI TARİHİ VARDIR. Bugün “KISIRLAŞTIR–AŞILA–YERİNDE YAŞAT” sloganı sahada gerçekte artık “KISIRLAŞTIR–TOPLA–ÖLDÜR” şeklinde uygulanıyor. Hem ÖLDÜRME var, hem KISIRLAŞTIRMA var. Bu matematiksel olarak da biyolojik olarak da YOK OLUŞ demektir. Hayvanların acısını bahane ederek soylarını kesmek, zalimin yapmak istediği işi bizim tamamlamamızdır. Bu, masumların yok oluşuna ortak olmaktır. Şunu unutmamalıyız: KARANLIK DÖNEMLER BİTER; BU DÖNEM DE BİTECEK. Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’e nasıl hayatta kalan nesiller aktıysa, bugün de hayatta kalan hayvanlar DOĞAL ÜREME YÖNTEMLERİYLE soylarını sürdürebilecek; güçlü olan hayatta kalacak ve geleceğe aktaracaktır. Onlar, yarının doğanın parçası olacak ve bizim çocuklarımızla, torunlarımızla birlikte yaşayacak YENİ NESİLLERİ oluşturacaktır. Bu yüzden diyorum ki: Zalimin YOK ETME planına katkı sunmayacağız. Soyu biz kesmeyeceğiz. KISIRLAŞTIRMA adı altında yürütülen SOYKIRIMI durduracağız. Çünkü YAŞAMI SAVUNMAK, SOYUN DEVAMINI SAVUNMAKTIR. Soyu kesmek ise ZALİME HİZMETTİR.
Türkçe
14
4
24
3.9K
Gökçe 리트윗함
Gökçe
Gökçe@_gokcee___·
SEVGİLİ GERÇEK HAYVAN SEVENLER, DERHAL KISIRLAŞTIRMAYI DURDURUN! Avrupa sözleşmesini “HAYVAN REFAHI” adıyla dayatan bu düzen, aslında hayvanların yavaş yavaş yok edilmesi anlamına geliyor. Sözleşmenin 10. maddesinde “ÜREMENİN ÖNLENMESİ” maddesiyle barınak toplama operasyonları birleştiğinde sonuç ortada: sessiz bir SOYKIRIM! Ve bunu bizlere yaptırıyorlar, kendi ellerimizle! Artık UYANMA ZAMANI! Elinizdeki tüm kedi ve köpeklerin kısırlaştırılmasını durdurun. Bu sessiz kıyım, yarının SESSİZ SOKAKLARINA dönüşmesin. Bugün harekete geçmezsek, yarın çok geç olacak!
Gökçe tweet media
Gökçe@_gokcee___

15 Temmuz 2003’te TBMM’de onaylanan 'Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi', 2004’te yürürlüğe giren 5199 sayılı Kanun, 2021’de değişiklik getiren 7332 sayılı Kanun ve 2024’te yayımlanan 7527 sayılı Kanun ile yönetmelik, hayvanlara uygulanan sistematik yok etmenin hukuki temellerini attı.

Türkçe
3
7
31
2.3K
Gökçe 리트윗함
Gökçe
Gökçe@_gokcee___·
@cattingwoman Sağlıklı hayvanların kısırlaştırılması bir soykırımdır. x.com/i/status/19924…
Gökçe@_gokcee___

Ben bugün hayvanların kısırlaştırılmasına neden karşı çıktığımı açıkça anlatmak istiyorum. Bu karşı çıkış ne duygusaldır ne de tepkisel. Tarihten, yaşanmış acılardan ve bugün dünyanın gözünün önünde yaşanan gerçeklerden beslenen bir bilinçtir. Ben, Çanakkale Harbi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün “SİZE ÖLMEYİ EMREDİYORUM!” dediği o cephede, iki atasının ikişer oğlunu alıp geri dönemediği; geride bıraktıkları iki küçük çocuktan doğan soyun bugünkü devamıyım. Eğer o gün “SAVAŞ VAR” denilerek bu iki küçük çocuğun yaşam ve çoğalma hakkı elinden alınmış olsaydı, bugün ben de olmayacaktım; benden dünyaya gelen evladım da olmayacaktı. NESİLLER BÖYLE YOK EDİLİR. Aynı süreç bugün Filistin’de yaşanıyor. İsrail devletinin, Siyonist yapılanmaların ve aşırı Yahudi yerleşimci grupların yıllardır yürüttüğü sistematik yok etme planı, FİLİSTİN HALKINI HEDEF ALAN AÇIK BİR SOYKIRIMDIR. Çocuklar, kadınlar, siviller öldürülüyor; şehirler yerle bir ediliyor; amaç FİLİSTİN SOYUNU TÜKETMEKTİR. Eğer Filistinliler bugün: “ZATEN SAVAŞ VAR, DOĞURMAYALIM, ÇOĞALMAYALIM.” deseydi, bir nesil sonra FİLİSTİN DİYE BİR HALK KALMAZDI. Bu, soykırım yapanların planını mağdurların kendi elleriyle tamamlaması olurdu. Çünkü BİR HALKI YOK EDEN SADECE KURŞUN DEĞİLDİR; ÜREMEYİ DURDURMAK DA SOYKIRIM YÖNTEMİDİR. Ve bu mantığın birebir aynısı bugün ülkemizde hayvanlara uygulanıyor. Türkiye’de hayvanlara yönelik yok etme politikası yeni değildir. OSMANLI’NIN SON DÖNEMİNDEN BUGÜNE, ARALIKLI DÖNEMLERLE TEKRAR EDEN BİR HAYVAN SOYKIRIMI TARİHİ VARDIR. Bugün “KISIRLAŞTIR–AŞILA–YERİNDE YAŞAT” sloganı sahada gerçekte artık “KISIRLAŞTIR–TOPLA–ÖLDÜR” şeklinde uygulanıyor. Hem ÖLDÜRME var, hem KISIRLAŞTIRMA var. Bu matematiksel olarak da biyolojik olarak da YOK OLUŞ demektir. Hayvanların acısını bahane ederek soylarını kesmek, zalimin yapmak istediği işi bizim tamamlamamızdır. Bu, masumların yok oluşuna ortak olmaktır. Şunu unutmamalıyız: KARANLIK DÖNEMLER BİTER; BU DÖNEM DE BİTECEK. Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’e nasıl hayatta kalan nesiller aktıysa, bugün de hayatta kalan hayvanlar DOĞAL ÜREME YÖNTEMLERİYLE soylarını sürdürebilecek; güçlü olan hayatta kalacak ve geleceğe aktaracaktır. Onlar, yarının doğanın parçası olacak ve bizim çocuklarımızla, torunlarımızla birlikte yaşayacak YENİ NESİLLERİ oluşturacaktır. Bu yüzden diyorum ki: Zalimin YOK ETME planına katkı sunmayacağız. Soyu biz kesmeyeceğiz. KISIRLAŞTIRMA adı altında yürütülen SOYKIRIMI durduracağız. Çünkü YAŞAMI SAVUNMAK, SOYUN DEVAMINI SAVUNMAKTIR. Soyu kesmek ise ZALİME HİZMETTİR.

Türkçe
2
1
1
480
animallover
animallover@cattingwoman·
Hiç kimse il ve ilçe tarımlarda kuduz aşısı yaptırmasın hayvanlarına. aşılarda bir sıkıntı var hayvanlar patır patır ölüyor
Türkçe
41
585
2.1K
105.4K
Gökçe 리트윗함
Gökçe
Gökçe@_gokcee___·
ÇİPLEME, PASAPORT VE KUDUZ AŞISI DAYATMASI: BU ZORUNLULUKLAR KİME HİZMET EDİYOR, YENİ DÜNYA DÜZENİ İÇİN TAKİP SİSTEMİ Mİ KURULUYOR? Son günlerde sosyal medyada aynı cümleyle başlayan sayısız video dolaşıyor: “Çiplemenin son günü yaklaşıyor!” Bu bir bilgilendirme değil; açıkça bir KAMPANYA DİLİ. Acele, korku ve baskı yaratılıyor. Tıpkı ticari bir SATIŞ STRATEJİSİ gibi. Peki tesadüf mü, çipleme ile birlikte KUDUZ AŞISININ ZORUNLU TUTULMASI ve ücretin sembolik biçimde 50 TL’YE DÜŞÜRÜLMESİ? Elbette değil. Bu, gönüllü bir uygulamayı zorunluluğa dönüştürmek için oluşturulmuş PSİKOLOJİK BİR EŞİK. “Bak ne kadar ucuz” denilerek itirazın önü kesiliyor. Hatırlarsanız pandemi döneminde COVID-19 aşıları da ücretsizdi. O dönemde aşı olmayanlar “BİLİM DÜŞMANI” ilan edilmişti. Bugün ise aşıların yan etkileri ağır biçimde hissedilirken, o gün dile getirilen kaygıların tamamı görmezden gelinmiş durumda. Ayrıca BESİ HAYVANLARINA uygulanan "ÇİÇEK AŞISI", daha sonra aşının yan etkilerinden gebe hayvanların yavrularını kaybetmesine ve toplu ölümlere sebep olduğu için aşılar bakanlık tarafından aşıların karıştığına dair bir açıklamasıyla geri çekilmişti. Peki KUDUZ AŞISI neden hiç tartışılmıyor? Yurt dışında, özellikle Avrupa ve ABD’de birçok veterinerlik otoritesi artık “HER HAYVANA, HER YIL, OTOMATİK AŞI” anlayışını terk ediyor. Risk temelli, yaşa ve çevreye göre değişen uygulamalar konuşuluyor; bağışıklık titresi ölçümü ve gereksiz tekrar aşıların zararları açıkça tartışılıyor. x.com/i/status/20032… x.com/i/status/19966… Bizde ise tam tersi bir yol izleniyor. Evden çıkmayan, başka hayvanlarla teması olmayan, tamamen kapalı alanda yaşayan evcil hayvanlara bile kuduz aşısı ZORUNLU tutuluyor. Üstelik bu zorunluluk, çipleme ile birlikte “PAKET” hâline getirilerek sorgulanamaz kılınıyor. Sorgulayanlar yine susturuluyor, itiraz edenler yine “BİLİM KARŞITI” etiketiyle bastırılıyor. Oysa mesele aşı karşıtlığı değil; geçmiş acı deneyimlerden tecrübe edinilerek, evcil hayvanlara zorunlu tutulan kuduz aşısını tamamen şeffaf ve bilimsel bir ortamda yan etkilerinin tartışılmadan hiçbir hayvana zorunlu uygulanamayacağıdır. Peki bu sistem yalnızca sağlıkla mı ilgili? Çipleme sonrası hayvana verilen belgeye neden “KİMLİK” değil de “PASAPORT” deniyor, hiç düşündünüz mü? Bugün bir klinikte bizzat sordum. Çünkü bu belgede; – Hayvanın yaşı – Yapılan tüm aşılar – Geçirdiği ameliyatlar – Sahibinin T.C. KİMLİK NUMARASI, adresi ve iletişim bilgileri yer alıyor. Ve çip okunduğu anda bu bilgiler ULUSLARARASI GEÇERLİLİĞİ OLAN BİR VERİ TABANINA düşüyor. Bu ne demek? Bu, hayvanın YURT DIŞINA ÇIKIŞININ önünde neredeyse hiçbir engel kalmaması demek. O hâlde şu soruyu sormak zorundayız: Bugün “sahipli” dediğimiz hayvanlar, yarın KAÇIRILDIĞINDA çok daha kolay şekilde yurt dışına çıkarılamaz mı? Bu sistem, hayvanları korumaktan çok TAKİBİNİ VE TRANSFERİNİ mi kolaylaştırıyor? Aynı zamanda KİŞİSEL VERİLERİN, kurumlara ibrazı büyük bir GÜVENLİK AÇIĞI oluşturmaz mı? Daha vahimi şu: Çiplemenin hayvanın vücuduna olası YAN ETKİLERİ yeterince tartışılmadı. İSTEĞE BAĞLI tutulmadı. Hayvanın RIZASI zaten mümkün değil. Yani ortada ETİK, HUKUKİ VE BİLİMSEL olarak tartışmalı bir uygulama var. Şimdi buna bir de “KUDUZ AŞISI KAMPANYASI” ekleniyor ve iş tamamen bir PROPAGANDA FAALİYETİNE dönüşüyor. Sorgulayanlar SUSTURULUYOR, itiraz edenler “BİLGİSİZ” ilan ediliyor. Oysa mesele çok net: Bu bir HAYVAN REFAHI POLİTİKASI değil; DAYATMA, VERİ TOPLAMA VE ALGI YÖNETİMİ meselesidir. Ve hiçbir “KAMPANYA”, TARTIŞILMAMIŞ BİR ZORUNLULUĞU meşrulaştıramaz.
Türkçe
2
14
50
9.4K
Gökçe 리트윗함
Gökçe
Gökçe@_gokcee___·
@cattingwoman Sizi uyardım. Yazdıklarıma destek olmak yerine beni topluca aforoz edip engellediniz. Bu vebal hepinize yeter… x.com/i/status/20049…
Gökçe@_gokcee___

ÇİPLEME, PASAPORT VE KUDUZ AŞISI DAYATMASI: BU ZORUNLULUKLAR KİME HİZMET EDİYOR, YENİ DÜNYA DÜZENİ İÇİN TAKİP SİSTEMİ Mİ KURULUYOR? Son günlerde sosyal medyada aynı cümleyle başlayan sayısız video dolaşıyor: “Çiplemenin son günü yaklaşıyor!” Bu bir bilgilendirme değil; açıkça bir KAMPANYA DİLİ. Acele, korku ve baskı yaratılıyor. Tıpkı ticari bir SATIŞ STRATEJİSİ gibi. Peki tesadüf mü, çipleme ile birlikte KUDUZ AŞISININ ZORUNLU TUTULMASI ve ücretin sembolik biçimde 50 TL’YE DÜŞÜRÜLMESİ? Elbette değil. Bu, gönüllü bir uygulamayı zorunluluğa dönüştürmek için oluşturulmuş PSİKOLOJİK BİR EŞİK. “Bak ne kadar ucuz” denilerek itirazın önü kesiliyor. Hatırlarsanız pandemi döneminde COVID-19 aşıları da ücretsizdi. O dönemde aşı olmayanlar “BİLİM DÜŞMANI” ilan edilmişti. Bugün ise aşıların yan etkileri ağır biçimde hissedilirken, o gün dile getirilen kaygıların tamamı görmezden gelinmiş durumda. Ayrıca BESİ HAYVANLARINA uygulanan "ÇİÇEK AŞISI", daha sonra aşının yan etkilerinden gebe hayvanların yavrularını kaybetmesine ve toplu ölümlere sebep olduğu için aşılar bakanlık tarafından aşıların karıştığına dair bir açıklamasıyla geri çekilmişti. Peki KUDUZ AŞISI neden hiç tartışılmıyor? Yurt dışında, özellikle Avrupa ve ABD’de birçok veterinerlik otoritesi artık “HER HAYVANA, HER YIL, OTOMATİK AŞI” anlayışını terk ediyor. Risk temelli, yaşa ve çevreye göre değişen uygulamalar konuşuluyor; bağışıklık titresi ölçümü ve gereksiz tekrar aşıların zararları açıkça tartışılıyor. x.com/i/status/20032… x.com/i/status/19966… Bizde ise tam tersi bir yol izleniyor. Evden çıkmayan, başka hayvanlarla teması olmayan, tamamen kapalı alanda yaşayan evcil hayvanlara bile kuduz aşısı ZORUNLU tutuluyor. Üstelik bu zorunluluk, çipleme ile birlikte “PAKET” hâline getirilerek sorgulanamaz kılınıyor. Sorgulayanlar yine susturuluyor, itiraz edenler yine “BİLİM KARŞITI” etiketiyle bastırılıyor. Oysa mesele aşı karşıtlığı değil; geçmiş acı deneyimlerden tecrübe edinilerek, evcil hayvanlara zorunlu tutulan kuduz aşısını tamamen şeffaf ve bilimsel bir ortamda yan etkilerinin tartışılmadan hiçbir hayvana zorunlu uygulanamayacağıdır. Peki bu sistem yalnızca sağlıkla mı ilgili? Çipleme sonrası hayvana verilen belgeye neden “KİMLİK” değil de “PASAPORT” deniyor, hiç düşündünüz mü? Bugün bir klinikte bizzat sordum. Çünkü bu belgede; – Hayvanın yaşı – Yapılan tüm aşılar – Geçirdiği ameliyatlar – Sahibinin T.C. KİMLİK NUMARASI, adresi ve iletişim bilgileri yer alıyor. Ve çip okunduğu anda bu bilgiler ULUSLARARASI GEÇERLİLİĞİ OLAN BİR VERİ TABANINA düşüyor. Bu ne demek? Bu, hayvanın YURT DIŞINA ÇIKIŞININ önünde neredeyse hiçbir engel kalmaması demek. O hâlde şu soruyu sormak zorundayız: Bugün “sahipli” dediğimiz hayvanlar, yarın KAÇIRILDIĞINDA çok daha kolay şekilde yurt dışına çıkarılamaz mı? Bu sistem, hayvanları korumaktan çok TAKİBİNİ VE TRANSFERİNİ mi kolaylaştırıyor? Aynı zamanda KİŞİSEL VERİLERİN, kurumlara ibrazı büyük bir GÜVENLİK AÇIĞI oluşturmaz mı? Daha vahimi şu: Çiplemenin hayvanın vücuduna olası YAN ETKİLERİ yeterince tartışılmadı. İSTEĞE BAĞLI tutulmadı. Hayvanın RIZASI zaten mümkün değil. Yani ortada ETİK, HUKUKİ VE BİLİMSEL olarak tartışmalı bir uygulama var. Şimdi buna bir de “KUDUZ AŞISI KAMPANYASI” ekleniyor ve iş tamamen bir PROPAGANDA FAALİYETİNE dönüşüyor. Sorgulayanlar SUSTURULUYOR, itiraz edenler “BİLGİSİZ” ilan ediliyor. Oysa mesele çok net: Bu bir HAYVAN REFAHI POLİTİKASI değil; DAYATMA, VERİ TOPLAMA VE ALGI YÖNETİMİ meselesidir. Ve hiçbir “KAMPANYA”, TARTIŞILMAMIŞ BİR ZORUNLULUĞU meşrulaştıramaz.

Türkçe
1
1
10
3.9K
Gökçe
Gökçe@_gokcee___·
İnsan, yeryüzünün en vahşi canlısıdır. Şu masum yengeçlerin kıskaçlarını bağlayıp kaynar suya atarak haşlayan türe ne denir? Eğer buna “insan” deniyorsa, ben insan değilim…
Türkçe
1
3
15
222
Gökçe 리트윗함
Gökçe
Gökçe@_gokcee___·
"Yeryüzündeki en büyük güç, kitlesel zeka değil, kitlesel aptallıktır." Carl Gustav Jung
Türkçe
0
2
8
553
Gökçe
Gökçe@_gokcee___·
Bir karga parazitlerden rahatsız, tahriş olmuş veya etkilenmiş hissettiğinde panik yapmaz veya dürtüsel tepki vermez. İlk bakışta garip görünen bir şey yapar: bir karınca yuvası arar ve orada öylece kalır, karıncaların tam olarak ne yaptığını biliyormuş gibi vücudunda dolaşmasına izin verir. Tesadüf değil. Kuzgun kanatlarını açar, yerleşir ve karıncaların tüyleri arasında hareket etmesine izin verir. Bazıları kendilerini savunmak için kullandıkları bir madde olan formik asidi salgılar, ancak kuşun vücudunda parazitleri yok etmeye ve cildi rahatlatmaya yardımcı olan doğal bir tedavi görevi görür. Sanki hiç okumadığı ama gayet iyi bildiği bir ilacı uyguluyormuş gibi kesin, neredeyse kasıtlı bir süreçtir. Bu davranışa anting denir ve kargalara özel değildir. İki yüzden fazla kuş türü bunu uygular; bazıları pasif olarak, sadece karıncalar tarafından örtülmelerine izin verir, diğerleri aktif olarak karıncaları gagalarıyla alıp doğrudan vücudun belirli bölgelerine uygular, sanki sorunun nerede olduğunu ve nasıl tedavi edileceğini anlamış gibi. En büyüleyici şey jestin kendisi değil, temsil ettiği şeydir. Kuzgun kimyayı anlamıyor, hiçbir kitap okumamış ya da bir okulda öğrenmemiş, ancak bir şey doğru olmadığında nereye gideceğini biliyor. Bu bilgi hiçbir yere yazılmaz; kelimeler olmadan, nesilden nesile, açıklamaya ihtiyaç duymayan sessiz bir bilgelik olarak aktarılır. Ve belki orada bazen unuttuğumuz bir şey vardır. Her zeka ses çıkarmaz. Bazı insanlar sadece... ne yapacağını bilir...
Gökçe tweet media
Türkçe
0
2
7
113
Gökçe 리트윗함
Gökçe
Gökçe@_gokcee___·
Sosyal medyada hayvan hakları konusunda yazan hayvansever grup, yıllardır insanları CİMER’e yönlendiriyor ve hâlâ da aynı yöntemi sürdürmeye devam ediyor. Bir bakıma hayvanseverler, e-Devlet üzerinden doğrulanmış kimlik bilgileriyle CİMER üzerinden yazdıklarıyla ifşa edilip, sistem tarafından hedef haline mi getiriliyor? Katliam yasasını çıkaranlara “Neden bu katliamı yapıyorsunuz?” diye soruyoruz. Mantıksızlığın daniskası değil mi bu? Şimdi akla şu soru geliyor: X’te e-Devlet üzerinden zorunlu kimlik doğrulaması, CİMER’e yazmayan muhalif kesimin tespit edilmesi için mi hedefleniyor?
Türkçe
1
0
1
213