CaNaN 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
7.4K posts


@telqraft Başımıza taş yağmasın mı, sapkınlıkta sınır tanımıyor ahlaksızlar.
Türkçe

@siyahsancakx Allah ıslah etsin sen ve senin gibileri, hiç bir değeriniz ve duruşunuz yok, basit ve ucuzsunuz.
Türkçe

@ZamHaberAjans Reklamını yaptı timsah gözyaşları da tamam, şeytana pabucunu ters giydirirsin maliye kanacak göz var mı sende oyuncu.
Türkçe

Mehmet Ali Erbil ile hakkında çıkan aşk iddialarını yalanlayan Eylem Çelik, yaşanan süreci gözyaşları içinde anlattı.
🔹 “Bana birtakım evraklar vereceğini söyleyerek beni evine davet etti.”
🔹 “Eve gittiğimizde kapıyı yardımcısı açtı. Evde üç dört kişi vardı.”
🔹 “Lavaboya girip çıkmamla beyefendinin canlı yayın açması bir oldu.”
🔹 “Sonrasında apar topar evi terk ettim.”
🔹 “Mehmet Ali Erbil bana, ‘Asistanım ol, sevgilim ol, gel benimle yaşa’ dedi.”
🔹 “Mehmet Ali Bey’e dava açacağım.”
🔹 “Bana attığı bu iftira yüzünden insan içine çıkamıyorum.”
Türkçe

@ogretmensitemiz Kızdık ama doğru olduğu için değil külliyen yanlış olouğu için.
Türkçe

@daktilock Ne olacaktı ki sapkınlıklara göz yummanında sapkın sonuçları olur, yazık şu mahlukatlara masum bir canı teslim etmişler.
Türkçe

@pusholder Lgs kötü geçtiyse dünyanın sonu değil, emek versinler tamam ama sonuç istedikleri gibi olmazsa da canları sağ olsun., ailenin tutumu da önemli tabi çocuğa kendi kötü hissettirecek tutumlardan kaçınmalılar.
Türkçe

@durbunhaber Bence 5 yanlış yaptığı için gurur duysun, yarış atı gibi görüyorlar çocukları elalem ne dermiş, elalem için yaşıyoruz zaten, anne diyor ya yazıklar olsun bane diye olsun gerçekten, Allah akıl fikir versin, birazda mutlu çocuklar yetiştirmek için emek verilsin.
Türkçe

@SehirlerGuvenli Bu ve benzeri yorum yapanların da başına gelmesini canı gönülden diliyorum, insan düşmanları.
Türkçe

@bpthaber İnsanların davranışlarına istedikleri gibi yön vererek robotlaştıracaklar ama bunu yaparken de cazip ve kabul edilebilir gerekçeler sunacaklar.
Türkçe
CaNaN 🇹🇷🇹🇷🇹🇷 리트윗함
CaNaN 🇹🇷🇹🇷🇹🇷 리트윗함
CaNaN 🇹🇷🇹🇷🇹🇷 리트윗함

SARAR İLKOKULU’NDA NELER OLUYOR?
Ankara’nın göbeğinde…
Millî Eğitim Bakanlığı’nın hemen yakınında…
Bir okulda üç kadın öğretmen aylarca mobbinge maruz kaldıklarını söylüyor.
Dilekçe veriyorlar.
Tutanak tutuyorlar.
Tanık gösteriyorlar.
İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’ne gidiyorlar.
İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne gidiyorlar.
Çalmadıkları kapı kalmıyor.
Çünkü iddialara göre öğretmenler;
“Okulun sahibi benim.”
“Sizi paramla satın alırım.”
“Açlıktan nefesiniz kokuyor.”
“Çekil önümden.”
“Ben istersem izin veririm.”
“Nereye şikâyet ederseniz edin.”
gibi ifadelerle karşılaşıyor.
İddialara göre öğrencilerin ve velilerin önünde azarlanıyorlar.
Mesleki itibarlarının zedelendiğini düşünüyorlar.
Hazırlamak istedikleri gösteri ve törenlere izin verilmediğini belirtiyorlar.
Ve bütün bunların bir bütün olarak mobbing oluşturduğunu savunuyorlar.
Bu yüzden dilekçeler yazılıyor.
Bu yüzden tutanaklar tutuluyor.
Bu yüzden üç öğretmen aylarca mücadele ediyor.
Ama asıl hikâye bundan sonra başlıyor.
Çünkü öğretmenler çoğu zaman yaşadıkları baskıdan değil, o baskıyı şikâyet ettikten sonra yaşadıklarından yoruluyor.
Yalnızlaştırılıyorlar.
Dışlanıyorlar.
Sorun çıkaran kişi ilan ediliyorlar.
Sonra dosya kapanıyor.
Sonuç kısmına şu cümle yazılıyor:
“İddialar sübuta ermemiştir.”
Ve ardından…
Müdür görevine devam ediyor.
Öğretmene ise görev yeri değişikliği çıkıyor.
İşte tam da bu noktada eğitim camiasında şu algı büyüyor:
“Şikâyet edilen kalıyor, şikâyet eden gidiyor.”
Dün Ağrı’da…
Bugün Ankara’da…
Yarın başka bir şehirde…
İsimler değişiyor.
Okullar değişiyor.
Ama hikâye değişmiyor.
Millî Eğitim Bakanlığı’na ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne soruyoruz:
Üç öğretmenin aylarca verdiği mücadelenin karşılığı bu mu?
Sarar İlkokulu’nda neler oluyor?
Ve bu hikâyeyi daha kaç öğretmen yaşamak zorunda kalacak?
@cankayailcemem
@MemAnkara
@mebpgm
@meb_ogm
Türkçe































