dücane cündioğlu 리트윗함
dücane cündioğlu
5.7K posts


ZİRVELER ZIRVALARLA YIKILMAZ!
-Dostoyevski ve Ali Şeriati-
Bu akşam, saat: 22.30'da, canlı, herkese açık!
I. Dünya Savaşı sonrasında İngiltere ve ABD'de Alman Edebiyatının müfredattan çıkarıldığını, böylelikle Goethe ve Schiller gibi isimlerin okunamaz hale getirildiğini pek kimse anımsamaz. Ne ki Rusya-Ukrayna savaşı başladığında İtalya'daki Milano-Bicocca Üniversitesi'ndeki bazı işgüzarlar Dostoyevski dersini programdan kaldırmaya çalıştığı, bazı Avrupa orkestralarının ise programlarından Çaykovski'nin yapıtlarını çıkardıkları, hatta Kuğu Gölü'nü bile tartışma konusu yaptıkları hala belleklerimizde canlı olarak duruyor.
Şimdi'de Epistein Çetesi (ABD-İsrail) ile İran arasındaki savaş nedeniyle ülkemizde cübbeli cübbesiz kimi kullanışlı aptallar sahaya sürülerek kendilerince İranlı düşünür Ali Şeriati'nin günah defterlerini dillerine doluyorlar. Sözümona Sünni-Şii çatışmasının psikolojik zeminini kurmaya çalışıyorlar. Bu zavallılara kanan safdillerin sayısı hiç kuşkusuz az değil.
Ne diyebilirim, düşünce ve sanat, yani insan onuru savaş zamanlarında bile bu denli ayaklar altına alınmamalı, kötü niyetli maşaların oyununa gelmemeli. Aksi takdirde, birgün kara bulutlar dağılır, geriye yalnız utanç kalır.
Not: Söyleşileri sürdürebilmek için desteklerinizi bekliyoruz, lütfen kanalımıza "abone" ve "üye" olmayı unutmayınız!
youtube.com/live/EglVk4CQv… @YouTube aracılığıyla

YouTube
Türkçe

İki kitap önerisi:
• Bülent Özdemir, Kutlu Sır: TENGRİ TAMGASI, Bilgeoğuz Yayınları, İstanbul 2025
• Bartu Bölükbaşı, DEDE KORKUT/Şamanların Sırrı, İKM Yayıncılık 2025
Son dönemde okuduğum olağanüstü iki inceleme. Şahsen iki kitaptan da çok şey öğrendim. Mitoloji ve sanatla, özellikle Türk mitolojisiyle ilgilenenlere öneririm. (Ufkunuzun genişleyeceğinden emin olabilirsiniz.)


Türkçe
dücane cündioğlu 리트윗함

DEVLET OLMANIN GEREĞİ: KAMU HUKUKU ADINA ÖZEL HUKUKU GÖZARDI ETMEK
Bu akşam, saat: 22.30'da, canlı, herkese açık!
Bu söyleşinin konusu "olması gereken" değil, aksine tüm çıplaklığıyla "olan"ın kendisi.
Ele alacağımız temel ilke -Publilius Syrius'un anlatımıyla- şu:
• "Zorunluluklar yasa tanımaz" (Necessitas not habet legem).
Mecelle bu ilkeyi en az iki şekilde dile getirir:
• "Zaruretler memnu (yasak) olan şeyleri mübah kılar." (m. 21)
• "Zarar-ı āmmı def içün zarar-ı has ihtiyar olunur." (m. 26)
Türkçesi: Devlet ve toplumun zarara uğramaması için kişisel hakların çiğnenmesine göz yumulur.
Daha da Türkçesi: Kamu yararı (maslahat-ı āmme) için kişisel haklar gözardı edilebilir.
Burada kastedilen zaruret, hiç kuşkusuz öncelikle "zaruret-i devlet"tir, yani icab-ı maslahat-ı devlet, menfaat-i devlet, selamet-i devlet, selamet-i āmme; yani kamu yararı veya kamu çıkarı sözkonusu olduğunda kişisel hakların çiğnenmesinin caiz olması. Tarihteki tüm kırımların, soykırımların, sürgünlerin, siyasal cinayet ve katliamların gerekçesi bu ilkedir.
Kanunname-i Al-i Osman'da Fatih'in dile getirdiği de aslında bu ilkenin bir anlatımıdır:
• "Her kimesneye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı alem içün katletmek münasibdir. Ekser ulema dahi tecviz etmiştir. Anınla amil olalar."
Machiavelli de şöye demiştir:
• "Menfaat u saadet-i umumiyye devlet adamının her türlü cinayātını mazur kılar."
Kısaca devlet olmanın gereği ve gerekçesi olan bir ilke bu. Olması gerekeni değil, olanı yansıtan bir siyasal ilke. Tüm savaşların bahanesi olan, devlet çıkarı veya ulusal çıkarlar gerekçesinin özü.
Not: Söyleşileri sürdürebilmek için desteklerinizi bekliyoruz, lütfen kanalımıza "abone" ve "üye" olmayı unutmayınız!
youtube.com/live/GRLAvNO0N… @YouTube aracılığıyla

YouTube
Türkçe

İlber Ortaylı’yı kaybetmişiz, çok üzgünüm. Ailesinin, sevenlerinin, hepimizin başı sağ olsun!
Hasetçilerin atıp tutmasına bakmayın, gerçek bir entelektüeldi. Kişisel hukukumuzdan da biliyorum, irfanı (görgüsü ve kültürü) ilminden çok ileriydi.
Vasatlıktan, ukalalıktan, kasaba muhafazakarlığından yaka silktiği iyi bilinir. Ne ki tarihçiliğinin gereği ilkesel olarak geleneksel değerlere hürmet etmeyi hiç elden bırakmadı. [Cahil ve hödük sözcüklerini “bilgisiz” anlamında değil, bilakis “bilmediğini de bilmeyen” (gafil) anlamında kullanırdı.]
Ülkemiz için hakikaten büyük bir kayıp! Kaybı, sanırım kolay kolay yerini dolduracak birinin olmadığı idrak edildiğinde daha iyi anlaşılacaktır.
Nur içinde yatsın!
Türkçe

YAMAN ÇELİŞKİ: DEVLETİN BAĞIMSIZLIĞI - ULUSUN ÖZGÜRLÜĞÜ
Bu akşam, saat: 23.00'de, canlı ve herkese açık!
youtube.com/live/9CwS9c6lt… @YouTube aracılığıyla

YouTube
Türkçe

ŞIMARDIYSAN BAŞKA BİR DÜŞMANA İHTİYACIN KALMAMIŞ DEMEKTİR
Bu akşam, saat: 23.00'te, canlı, herkese açık!
Savaşı güçlü olanlar değil, akıllı olanlar kazanır.
youtube.com/live/ccxDc_QCv… @YouTube

YouTube
Türkçe

YAPAY ZEKA'YA YENİLMEMELİ; SREBRENİTSA ve GAZZE'Yİ ASLA UNUTMAMALIYIZ!
Bu akşam, saat: 21.00'de, canlı, herkese açık!
Ülkemizde ABD ve İsrail yandaşları üzerinden gerçekleştirilen çok yıkıcı "algı yönetimi" operasyonları karşısında olduğumuzu asla unutmamalıyız. Suret-i haktan görünen birçok gazeteci kılıklı aparatın hergün ekranlarda kanılarımızı yönlendirmek için uydurdukları yalanlara kanmamalıyız.
Halkımız "kullanışlı aptallar" haline düşmemek için uyanık olmalı, küçücük çocukları katletmekten çekinmeyen kan içici emperyalizmin güdümüne girmemeliyiz.
Ölçü bellidir: Emperyalistlerin kuklası olmamak!
Srebrenitsa'da, Gazze'de yapılan soykırımları asla unutmayın!
Dedelerimiz Çanakkale'de direnmeselerdi, Milli Mücadele'de İngilizleri def etmeselerdi, hiç kuşkusuz Anadolu'yu Srebrenitsa'dan, Gazze'den beter yapacaklardı.
Bu nedenle ezilenlerin, sömürülenlerin, güçsüzlerin yanında yer alın. Yapay Zeka'nın (Trump'ın, Netanyahu'nun, Epstein'ın) palavralarına inanmayın. 165 yavrucağı acımasızca katleden bu canavarların kahkahalarına eşlik edenler karşısında utanmayın, bilakis onurlu duruşunuzla asıl siz onları utandırın!
youtube.com/live/dNgI_8jIQ… @YouTube

YouTube
Türkçe

EMPERYALİZME KARŞI OMUZ OMUZA
Bu akşam, saat: 23.00'te, canlı, herkese açık!
Mehmed Akif nazarında "medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" Avrupa'ydı ve doğal olarak biz bizi yok etmeye çalışan bu canavarın, yani uygarlığın dışında olduğumuzun bilincindeydik. Ne ki zamanla bu uygarlığın kanatları altına girmek suretiyle hayatta kalmaya çalıştık ve iyi kötü bugünlere kadar da geldik. Öyle görünüyor ki artık yolun sonundayız.
Kim ne derse desin bu canavarın tek dişi filan kalmamış, aksine dişlerinin sayısı değilse bile gücü daha da artmış, daha da canavarlaşmış. Öyle ki uygarlığın yükselişi canavarın azmanlaşmasından başka bir anlama gelmiyormuş.
Bu aslında hep böyleydi ve doğası gereği böyle de olmak zorundaydı. Hayatta kalmak için bağımsızlığımızı korumak ve elimizdeki olanakları sonuna kadar kullanmak zorundayız.
Bu canavara karşı omuz omuza vermezsek, sonumuzun Irak, Libya, Suriye ve göründüğü kadarıyla şimdi de İran gibi olması işten bile değil. Ulusal onurumuza sahip çıkmanın tam zamanı. Aklımızı kullanmalı ve içimizdeki ayrılıkları, aykırılıkları, çatışmaları erteleme becerisini göstermeliyiz.
İninde yakalanan Saddam'ın asılması, Kaddafi'nin sokakta dövülerek linç edilmesi , Maduro'nun paketlenip ABD'ye kaçırılması ve en nihayet İran'ın manevi önderi Hamaney'in katledilmesi başta olmak üzere tüm cinayetler gözlerimizin önünde cereyan etti. Bazılarımız sevindi, bazılarımız üzüldü, fakat çoğunluk olarak sustuk. Elimizden başkası gelmedi.
İmdi, emperyalizme karşı omuz omuza vermenin tam sırası, çünkü tüm ideolojik eleştirilerimizi -hiç değilse geçici olarak- paranteze almadıkça bu çok dişli canavarla baş etmek olanağı bulunmamaktadır.
youtube.com/live/11g-Nnlvm… @YouTube

YouTube
Türkçe

CEMAAT MEDYASINDAN FETÖ MEDYASINA: "el-Hükm li-men galebe"
Bu akşam, saat: 22.00'de, canlı, herkese açık!
Bir insanın zekasını mı ölçmek istiyorsunuz, ironiye başvurun!
Sonuç daima kesindir, çünkü vasat zekalar ironi (belirsizlik) karşısında çaresizdir. Böylelerinin "çok anlamlılık" karşısında kalmaktan ödleri kopar, ne yapacaklarını bilemezler, söze nasıl anlam vereceklerini kestiremezler, sonunda dağılıp kalırlar. Tek yanlı (asimetrik) iletişime o denli alışmışlardır ki kendilerine yalnızca -en çok iki heceli- buyruklarla seslenilsin isterler: otur, yat, kalk, dur, git, vs.
Bu konuda cemaat medyasının ve tabanının Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek'in çağrısı karşısında verdikleri tepkilere bakılabilir.
"Taban", adı üstünde taban! Düşünmek tabanın işi değil, onun yerine tavan karar verir, taban da aldığı komutlara göre hareket eder. Bireysellikten uzaktırlar, sürü güdüsüyle davranmaktan başkası gelmez ellerinden. Onların yerine abiler, üstatlar, efendiler düşünmeli, kararı onlar vermelidir. Cemaat olmanın, sürü olmanın yazgısı budur.
Cemaat en başından itibaren bir "kurşun askerler" paketiydi. Tabanı da, tavanı da. Ne ki bu hakikati yukarısı biliyor, aşağısı bilmiyordu. Hala da durum böyle. Bu yasa hiç değişmedi, gelecekte de değişmeyecek.
Umut birey olmayı başaranlara verilmiş bir ödül. Sürüye umut yakışmaz. Onların payına düşen en çok temenni ve hüsn-i kuruntu. Çaresiz bu kadarla yetinecekler.
Sizin anlayacağınız, bu söyleşiyle "yurdum insanı"nın bu özel türü hakkında "hariçten gazel okuma"ya son veriyor, en nihayet onları gaflet ve dalaletleriyle başbaşa bırakıyorum.
Elimden fazlası gelmez. Bu fakir "melali anlamayan nesle aşina değil" çünkü.
youtube.com/live/Y_pLYZn96… @YouTube

YouTube
Türkçe

TANRI'YI KARANLIKTA ARAMAK
Bu akşam, saat: 22.30'da, canlı, herkese açık!
youtube.com/live/BO9i1YhLH… @YouTube aracılığıyla

YouTube
Türkçe

TANRI ÜZERİNE KONUŞMANIN İKİ YOLU:
Via Positiva (Teşbih) - Via Negativa (Tenzih)
Bu akşam, saat: 22.30'da, canlı, herkese açık!
Tanrı üzerine konuşmanın en temelde duyguya ve usa dayanan -biri dini, diğeri felsefi- iki yolu vardır:
1. Via Positiva: Tanrı'nın ne olduğunu söylemek (vardır, birdir, sonsuzdur, görür, işitir, vb.)
2. Via Negativa: Tanrı'nın ne olmadığını söylemek (yok değildir, çok değildir, sonlu değildir, vb.)
Bu iki yoldan ilkinde Tanrı "içkin" nitelikleriyle tanınır, belki bir yönüyle bizden yukarıdadır ama yine de her zaman aramızdadır, düşünülen değil, duyumsanandır. Yardımını istediğimiz, dua ettiğimiz, içimizdeki, yanımızdaki Tanrı'dır. Onun ne olduğunu biliriz, çünkü duyumsarız. Kutsal kitapların Tanrısı, halkın Tanrısı böyledir. Bilgiye değil, saf inanca dayanır. Hakkında onun ne olduğunu belirten betimlemelerin sınırı yoktur. Salt olumlayıcı (katafatik) yargılarla yetinen halk bu nedenle dinadamlarınca bir tür "putperest" olarak görülmüşlerdir.
İkinci yola gelince, Tanrı bu kez "aşkın" nitelikleriyle tanınır, ötelerin ötesindedir, uzaklardadır, yalnızca kendisiyle ilgilenir; bu nedenle dua edilen değil, düşünülen Tanrı'dır. Duyumsanmaz, tüm duyulardan ve en son kertede usun kendisinden de soyutlanır, çünkü ne olduğu asla bilinemez. Duyuların da, Usun da üstündedir. VAR'ın ve BİR'İn bile üstündedir. Susulmalı, sessizlikte ve karanlıkta kavranmalıdır. Hakkında varDIR, birDİR, şöyleDİR, böyleDİR denilemez. Ona dair olumlayıcı hiçbir önerme (apofatik-mucibe) önesürülemez. Kısaca hakkında "-dır, -dır" edilmeyip susulmalıdır.
Bu iki yolun dışında bir üçüncü yolun varlığından daha söz edilmiştir:
3. İki yolu bir araya getirmek, hem teşbihe, hem tenzihe başvurmak (via eminentiae).
Halkın çoğunluğu Tanrı'nın ne olduğundan (içkin yanından) söz ederek onu yüceltir. Eğitimli bağımsız seçkinler ise genellikle onun ne olmadığıyla (aşkın yanıyla) ilgilenirler. Fakat örgütlü dinlerin, örn. üç semitik dinin yetkeleri ise -ister istemez- iki yolu biraraya getirirler, usla çatışmak istemediklerinde Tanrı'nın ne olmadığını, halkla çatışmak istemediklerinde ise ne olduğunu söylemeyi tercih ederler. Bu bir teopolitik seçimdir ve genellikle işe de yaramıştır.
youtube.com/live/cPpnBkK7H… @YouTube

YouTube
Türkçe

ZAMAN GAZETESİ'NDEN CEMAAT MEDYASI'NA
Bu akşam, saat: 22.00'de, canlı, herkese açık!
Cemaat Medyası/Politbüro Medyası ve Cemaat Tabanı (Sessiz Çoğunluk) Doğu Perinçek'in davetini nasıl algıladı, nasıl algılıyor?
Cemaat Medyası'nın yayın politikaları ve üslubu (Hınç-Nefret-Öç Dili)
Mağduriyet Psikolojisi - Devlet Düşmanlığı
KHK'lılar ve Olası Af Umudu
youtube.com/live/tdX4YgOKC… @YouTube

YouTube
Türkçe

CUMHURİYET İSLAMCILARI (II): YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
Bu akşam, saat: 22.00'de, canlı, herkese açık!
youtube.com/live/-xQCw11T6… @YouTube

YouTube
Türkçe

AYDINLARDAN İKTİDARA ÖZÜR MEKTUPLARI: SABAHATTİN ALİ (1933), NAZIM HİKMET (1938), NECİP FAZIL (1960)
Bu akşam, saat: 22.00'de, canlı herkese açık!
İktidarlar tarafından cezalandıran aydınların gücü, hiç kuşkusuz ruhları etkileyebilme gücüdür. Görünüşte dilin, sözün, kalemin gücü. Gerçekte ise imgelemin ve usun gücü.
Sabahattin Ali ve Nazım Hikmet Cumhuriyet döneminin acımasızca cezalandırılan aydınlarındandı. İlkini hapislere atmaktan çekinmediler, en sonunda 41 yaşında döve döve canına kıydılar; ikincisini ise 36 yaşında girdiği cezaevinde 13 yıl tutup, en güzel, en verimli yıllarını elinden almakte tereddüt bile etmediler (1938-1950). Genel afla dışarı çıktıktan sonra 49 yaşında askere alınmak istenince yurt dışına kaçtı. 61 yaşında -geçirdiği kalp krizi nedeniyle- Moskova'da yaşama veda etti.
Bu söyleşide, Ahmet Turan Alkan'ın kaleme aldığı "özür mektubu" bağlamında Sabahattin Ali ile Nazım Hikmet' tarafından doğrudan Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e, Necip Fazıl'ın ise 1960 ihtilalinin başı Cemal Gürsel'e yazdıkları mektupları tek tek ele alacak, Ahmet Turan Alkan'ın kaleme aldığı üç özür mektubundan yalnızca yayımlanmış olanıyla karşılaştıracağız.
youtube.com/live/qZppayFdq… @YouTube

YouTube
Türkçe



