İdris
1.2K posts


TIPTA UZMANLIK KURULU KARAR TUTANAĞI


Türkiye’de diş hekimliğindeki doktora–uzmanlık tartışmasının temelinde kişiler değil, yıllardır çözülemeyen yapısal bir sorun yatıyor. Diş hekimliğinde gerçek doktora programları daha çok oral patoloji, mikrobiyoloji, biyomateryaller gibi temel bilim alanlarında yürütülür. Bu programların temel amacı araştırmacı ve akademisyen yetiştirmektir. Klinik branşlarda yürütülen ve yıllardır doktora adı verilen programlar ise özünde birçok ülkedeki klinik master veya uzmanlık eğitimlerine daha yakın bir yapıdaydı. 2012’de DUS ile uzmanlık sistemi başladığında bu karmaşa çözülebilirdi. Ancak uzmanlık programları açılırken klinik doktora programlarının da aynı şekilde devam etmesine izin verildi ve bugün yaşanan tartışmaların temeli atılmış oldu. Aslında bugün tartışılan konu, doktora yapanların mı yoksa uzmanlık yapanların mı haklı olduğu değil; aynı işi yapmaya çalışan insanların farklı mevzuatların içinde bırakılmış olmasıdır. Bir tarafta DUS’u kazanabilmek için yıllarca emek veren, sınav stresi yaşayan ve uzmanlık eğitimini tamamlayan meslektaşlar var. Sorunun büyümesindeki en önemli nedenlerden biri de doktora programlarının kendi içinde standart olmamasıdır. Bazı programlarda öğrenciler haftanın 5 günü klinikte ve akademide yoğun şekilde çalışırken, bazı kurumlarda çok daha düşük devam yükümlülükleriyle aynı diploma alınabildi. Bu nedenle bugün “doktora” denildiğinde herkes aynı eğitim modelini kastetmiyor. Ancak bana göre çözüm, tüm doktora mezunlarına geriye dönük olarak uzmanlık unvanı verilmesi değildir. Çünkü doktora programlarına başlayan kişiler, bu eğitimin sonunda uzmanlık derecesi elde etmeyeceklerini bilerek bu sürece girdiler. Bugün böyle bir düzenleme yapılması, DUS’a hazırlanmak için yıllarını veren ve uzmanlık eğitimini tamamlayan binlerce kişinin haklı itirazlarına neden olacaktır. Bununla birlikte göz ardı edilmemesi gereken bir grup da vardır. Uzmanlık mevzuatı yürürlüğe girmeden önce üniversitelerde araştırma görevlisi olarak çalışan, akademik kariyer planlarını mevcut doktora sistemi üzerine kuran ve sistem değişikliğinden doğrudan etkilenen kişiler. Eğer bir düzenleme yapılacaksa, bunun tüm doktora mezunlarını kapsayan bir uzmanlık dönüşümü yerine, bu geçiş döneminde mağdur olan akademisyenlere yönelik özel çözümler şeklinde olması daha adil görünmektedir. Ve bu çözümün uzmanlıktan ziyade fakülte içi uzmanlık öğrenci alımı ve katsayı düzeltimi şeklinde olmalı. Bugün gelinen noktada ne doktora mezunları ne de uzmanlar bu tablonun sorumlusudur. Asıl sorumluluk, 2012 sonrasında klinik doktora programlarının amacı, statüsü ve geleceğinin net biçimde tanımlanmamasındadır. Devlet yıllarca iki farklı sistemi yan yana yürüttü, ancak aralarındaki ilişkiyi netleştirmedi. Sonuçta aynı meslek grubunun içinde gereksiz bir kutuplaşma ortaya çıktı. Meslektaşları birbirine düşürmek yerine şu soruyu sormak gerekiyor: Eğer klinik doktora programları uzmanlığa eşdeğer görülüyorsa neden yıllarca ayrı tutuldu? Eğer eşdeğer görülmüyorsa neden aynı alanlarda eğitim vermeye devam edildi? Bugün yaşanan tartışmaların kaynağı da tam olarak bu çelişkidir. Çözüm ise geçmişe dönük siyasi kararlarla yeni mağduriyetler yaratmak değil, eğitim standartlarını ve mesleki yetkileri bilimsel ve hukuki zeminde yeniden tanımlayarak kalıcı bir sistem kurmaktır. #DoktoralıUzmanSayılamaz


Sağlık Bakanı danışmanı Yasemin Özkan’ın gönderdiği açıklama: Ben 1987 yılından bu yana Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde görev yapmaktayım. 2014-2024 yılları arasında aynı fakültede dekanlık yaptım. Eşim de 1990 yılından beri aynı fakültede öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Fakültemizde DUS ile uzmanlık eğitimine başlayan öğrencilerin yanı sıra doktora programı ile kabul edilen öğrenciler de bulunmaktadır. Bu uygulama 2011 yılından bu yana devam etmektedir. Oğlum da doktora programı ile kabul edilen öğrenciler arasındadır. İddia edildiği gibi başka bir akrabam bulunmamaktadır. Ayrıca oğlumu üç kez, gelinimi ise iki kez farklı hesaplardan paylaşılmış fotoğraflarla göstermişlerdir. Gelinim, DUS sınavıyla aynı bölüme kabul edilmiş, daha sonra oğlumla evlenmiştir. Bana sunulan fotoğraflar da farklı hesaplardan alınmış fotoğraflardır. Oğlum, akademik kariyerine yurt dışında devam etmek ve ileri cerrahi eğitimi almak istediği için doktora programını tercih etmiştir. Çünkü diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi yurt dışında her zaman aynı şekilde kabul görmemektedir. Diğer konulara gelince; kimseye bedelsiz şekilde uzmanlık verilmemektedir. Kamuda çalışan doktora mezunu meslektaşlarımızın ve üniversitelerde görev yapan öğretim üyelerimizin özlük haklarına yönelik iyileştirmeler için çalışmalar yürütülmektedir. Bu düzenlemeler maddeler hâlinde yarın açıklanacaktır. Söz konusu kararlar, TUK üyesi olan Türk Dişhekimleri Birliği temsilcisi, YÖK temsilcisi ve Sağlık Bakanlığı temsilcisinden oluşan komisyonun imzasını taşımaktadır. Yapılan çalışmalar ortak komisyon görüşü olarak TUK üst kuruluna sunulmuştur. Yarın TUK tarafından detaylı açıklama yapılacaktır. Ayrıca paylaştığım gönderide İslam’ın beş şartını değil, ‘ya edep’ temasını paylaşmıştım. Çünkü son beş gündür benim ve ailem hakkında çok çirkin iddialar ortaya atıldı. Kolay gelsin.”

Kimse doktora programlarına giren adaylara uzmanlık unvanı vaat etmedi. Bu programlara yerleşenler, uzmanlık eğitiminin DUS ile kazanıldığını biliyordu. Sonradan uzmanlık talep etmek kazanılmış bir hakkın değil, sonradan oluşan bir beklentinin ifadesidir. #UzmanliktanEliniCek



TIPTA UZMANLIK KURULU KARAR TUTANAĞI

TIPTA UZMANLIK KURULU KARAR TUTANAĞI










