🅴🆁🅸 ❄️
1.5K posts


Düğünde erkek kardeşine beşi bir arada; kız kardeşlerine ve kendisine çeyrek altın takan annesine sitem eden kadın: - Anne düğünde oğluna ne taktın? + Beşi bir arada taktım. - Niye böyle bir ayrımcılık yaptın? Bize çeyrek taktın ona beşi bir arada taktın. + O başka siz başkasınız. - Nasıl başka? Farkı neymiş? + O erkek. Erkek başka siz başkasınız. - Anne evlat ayrımı olur mu? + Oluyor kızım. - 2 gün sonra kızların bakar sana. + Kızlarım yine baksın.











Aşırı önemli bir konu hakkında kamuoyunu bilgilendirmek üzerimize vacib oldu, nitekim taym birbirine girmiş durumda. (Talak vermek: kocanın eşine boşsun, veya boş ol veya seni boşadım demesidir.) Adam karısına hiç talak vermeyip, sadece mahkeme kararıyla boşanmışlarsa bu sadece bir talak sayılır, yeni bir akitle nikahları sahihtir, 2 talak hakkıyla devam ederler. Adam karısına 1 veya 2 talak vermişse, 3 talaktan geriye kalan haklarıyla yine yeni bir akitle nikahları sahihtir. Adam kadına 3 talakı da vermişse, ister tek mecliste olsun, ister farklı mecliste olsun dört mezhebe göre de beynune kubra gerçekleşmiştir. Yani kadın başkasıyla evlenip halvete girip ondan normal yollarla boşanmadığı sürece, eski kocasına geri dönüş yapamaz. Ancak diyanetin de aileleri kurtarma adına verdiği ibni teymiyye'nin fetvası ise şudur. Eğer talak tek mecliste verilmişse, ister 3 ister 10 olsun, sadece tek bir talak verilmiş sayılır. 3 talak verilmiş olması için ayrı ayrı zamanlarda, ayrı ayrı meclislerde verilmesi gerekir. Bu verdiğimiz bilgiler doğrultusunda tartışmaya devam edebilirsiniz, inşalllah bu hayati konu bir an önce açıklığa kavuşur, insanların uykusu kaçtı, herkesin eli ayağı titriyor.



Başörtüsü için eğitimine dair bedel ödeyenlerden değilim. Lisede örtülüydüm ancak yatılı bir fen lisesiydi, örtümü cuma akşamı okul kapısında örtüp pazartesi sabah kapıda açmayı zamanla içselleştirmiştim. Liseye başlamadan birkaç hafta evvel İsmail Ağa’nın kuran kursunda namazda üç parmak açılan el bileğimin yasını tutarken, hayat beni bambaşka bir yere savurmuştu. Ödediğim bedel iki farklı personayı aynı anda taşıyamamanın psikolojik yüküydü. Okul içerisinde iken o kadar bocalıyordum ki, mesela ben de yatakhaneden sınıfa inerken saçlarımı yapmak istiyordum, genç kız olmak süslenmektir çünkü. Ama başımı açmanın günahını ve ayıbını saçlarımın şekilsizliği ve gözlerimin kalemsizliği ile taşımam gerekiyordu. Ne örtüsü ile kombinler yapabilen ve kendiyle barışık bir genç kız oldum, ne de ayna karşısında süslenebilen lüleli bir kız. Nadiren süslendim belki ama neşeyle değil, zihnimi yarıp içinden farklı bir Fatma çıkararak. Hayatımın o kısmını “günahkar ve çirkin” hissettiğim anlarla hatırlıyorum genelde. Günah ama dışsal değil, içimde büyüyen bir keder ve parçalanma hali. Sonra 2010 senesinde üniversiteye başladım ve ilk aylarda henüz başörtüsü yasağı devam etmekteydi. Derslere şapka ile girdim. Üniversiteli olmuştum, artık kendimi politik bir mücadele içinde hayal edebiliyordum. YÖK’ten resmi yazı geldi, derslere örtüyle girmeye başladık. Ancak fakülte hocalarının bir kısmı buna henüz değildi, her derste hakkımızda tutanak tutup imzamızı alıyorlardı. Süreci sindirdikten sonra tekrar demokrat ve Avrupai oldular, hoşgörü gösterdiler, aramız düzeldi.. İçlerinden bir tanesi, kendisini hiçbir zaman hoca olarak görmedim ve görmeyeceğim, laboratuvardan beni kovmak istemişti, çıkmayacağımı söyleyince “bunu imzalayacaksın” diye tutanağı atmıştı, imzalamıştım tabi. Aradan yıllar geçti, mezuniyet günümüzdü. Sahnedeyiz, diplomalar veriliyor. Aynı şahıs diploma ve plaketimi de aynı şekilde üstüme doğru atmıştı. Eğitimim devam etti evet ama geriye paramparça bir ergen ve genç kız kaldı. Sonraki yıllar da bunu onarma çabası. Türkiye’de kadın olmak, her şekli ile politik. Aynaya bakarken hissettiğiniz şey dahil.




4 haftadır diyetteyim, 1.5 kilo verebildim, onu da doya doya bir tabak pilav yesem geri alırım. Milletin zayıflama iğnesiyle haftada 9 kilo verme hikayelerini okurken midem gurulduyor🥲



Öğretmenlere güzel bir haberim var⏳
















