KaraHançer
8.6K posts
















Seneye ilk iş Abdülkerim Bardakçı yerine elit bir sol stoper almak olacaktır. Abdülkerim'in ise rotasyon da takıma katkısı oldukça yüksek olacaktır.

🔴Gezi Davası'ndan tutuklu bulunan Çiğdem Mater'in fotoğrafları paylaşıldı







Çok yorgunum artık bunları konuşuyor ve tekrar tekrar anlatıyor olmaktan. Madde madde yazayım yeniden: 1.İnsan değişebilir. İnsanın fikirleri insanın değişmesine nazaran daha hızlı değişebilir. 2.İlk gençliğimde Seyyid Kutup'u, Mevdudi'yi, Ali Şeriati'yi ve benzeri İslamcı yazarları çok önemsedim. Onların argümanlarını, retoriklerini, ideolojik duruşlarını merkezileştirdim kendimde. Bu merkezileştirme 30'lu yaşlarımın ortasından itibaren yerini eleştirel bir bakış açısına terk etti. Türkiye'de İslamcı düşüncenin kendi yerli kaynaklarıyla yola devam etmesi gerektiğini savunmaya başladım. Bu Kutup'a, Mevdudi'ye, hatta Şeriati'ye hürmetsizlik etmemi gerektirmedi. 3.İran'a olumlu bakışımın kırılması 2011 Suriye meselesi ile başladı. Öncesinde de eleştirilerim vardı ancak genel olarak Şii-Sünni birlikteliğinin çok önemli olduğunu düşünüyor ve bu birlikteliği sağlama konusunda İran'ın bir gayretinin olduğunu düşünüyordum. İran mihverci değil mevzici çıktı. Elden ne gelir? 4.Suriye, Lübnan, Yemen, Afganistan ve Irak tecrübeleri İran'a önce şüphe, ardından öfke ve en sonunda da nefret duygusuyla bakmamı sağladı. Bize tanıtılan ve öğretilen İran'ın salt emperyalist amaçlarla hareket ettiğini görmek çok can yakıcı bir şey oldu benim açımdan. 5.Bütün bu süreç "20. yüzyıl İslamcılığını" daha da köklü bir eleştiriye tabii tutmamla sonuçlandı. Bu eleştirilerimi de zaman zaman yazdım. 6.Güncel tartışma olduğu için değineyim. Ali Şeriati benim için "nostaljik ve geçmişte işime yarayan şeyler yazmış biri" olmaktan öte hiçbir anlam ifade etmiyorken süreç içerisinde "tipik bir Şii" olduğunu da anladığım yeni bir değerlendirme kayegorisine ilerledi mesela. Çok normal değil mi? Mesela Gazali'ye, Cürcani'ye, tasavvuf klasiklerine, Maturidi'ye, Sünniliğe bakışım da çeşitli bakımlardan ve çeşitli yönlere doğru değişti. Çok normal değil mi? 7.İslamcılığın şartlarını da üçe indirdim zihnimde uzun zamandır: -Müslümanların kendilerini kendi kararlarını verebilecek onurlu insanlar olarak değerlendirmesi (batı kompleksini üzerimizden atmak) -Müslümanların faiz ve küresel finans düzenine karşı koyması (ekonomik özgürlük mücadelesi) -Müslümanların ortak hareket edebilmesi zeminini oluşturmak (ümmet konsepti) Bu türden bir İslamcılığın önündeki en büyük engelin 20. yüzyılda üretilmiş İslamcı metinler olduğunu düşünüyorum artık. Üzgünüm üstelik böyle düşündüğüm için. Ali Şeriati'nin bütünüyle batının düşünce setleriyle düşündüğünü fark etmek üzücü olmasın da ne olsun? 8.Kendi adıma geldiğim yer şurasıdır. Ben Allah'ın dininin muhafızı değil muhatabıyım. Bu muhataplığı düzgünce başarabilirsem belki Allah bana "muhafızlık" rütbesini de lütfeder. 9.Değişimimi kısaca anlatmaya çalıştım. Bu değişim hususunda kalbim çok mutmain. Bunun için Rabbimize sürekli şükrediyorum. Yarın değişmeye kaldığım yerden devam etme azmindeyim üstelik. 10.Bugün 15 yıl önce durduğu yerde durmadığı halde bana "sen böyle değildin" diyen arkadaşlara, kardeşlere de bir ufak nasihatim var: İçine ve işine bak kardeş. Hatalı, kusurlu, aciz bir kulum. Ve sürekli kendimle yüzleşme derdindeyim. Sana da aynısını öneriyorum.








