Tevbe Terapisi

3.2K posts

Tevbe Terapisi banner
Tevbe Terapisi

Tevbe Terapisi

@tevbeterapisi

İlahiyatçı Psikolojik ve Kronik Rahatsızlıklara, Aile Sorunlarına Manevi Çözüm. +49 1772615566

Düsseldorf, Germany 가입일 Ocak 2014
0 팔로잉11.4K 팔로워
고정된 트윗
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona *Her darlıktan bir çıkış, *Her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve *Ona beklemediği yerden rızık verir.” Ebû Dâvûd, Vitir 26
Türkçe
4
105
425
61.9K
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
Ey ululuk ve ikram sahibi, yaratıkları tarafından yüceltilmek ve övülmek sadece zatına mahsus “ZÜ’L-CELÂLİ VE’L-İKRÂM” Allah’ım! Rabbimiz, ömrümüzü bereketli eyle, zekât ve sadakalarımızı vermede bizi cömert kıl, Senin için her an malımızı ve gücümüzü infak etmeye güç ve azim ver. Âmin. Allah’ım! Dağıttığım hayır hasenatta, kendimi Senin sevk ettiğin bir aracı olarak görmeyip de kullarının minnet ve övgüsünü beklemekten; Ben Senin Zü’l-celâli ve’l-ikrâm ismine sığınarak tevbe ettim. Tevbe ettim. Tevbe ettim. Estağfirullah Yâ Ze’l-celâli ve’l-ikrâm. (33 defa) #Maneviyat #Dua #Allah #HayırlıCumalarDilerim #CumamızMübarekOlsun
Türkçe
0
3
10
205
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
“Kim bir nimetle övünür başkalarına karşı böbürlenirse Allah onu zilletle imtihan eder.”
Türkçe
1
2
8
342
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
Hacamat sünnet olması hasebiyle faydalıdır. Sünnet olan herşey şeytanın canını yakar ve gücünü keser. Hacamatta bedene günah sebebiyle girmiş ve bedenin belirli noktalarına yerleşmiş şeytanın adeta kolu bacağı kesilir. Haliyle insana olan tesiri zayıflar. Yaptığı hastalık ve psikolojik etki gücünü kaybeder. Bu sürede kişi 4-5 ay kadar süre ile rahat eder. Sonra şeytan yine eski gücüne kavuşur. O sebeple bahar aylarında mutad yaptırmak iyi ve faydalıdır. Ama önce tevbe, istiğfar ve sadaka ile tesirinin tamamıyla kesilip sonra atıklarının hacamatla temizlenmesinin daha tesirli ve kalıcı olduğunu tecrübe ediyoruz. Yoksa tek başına hacamat geçici bir etkiye sahip oluyor. Bir müddet sonra problemler tekrar başlayabiliyor.Hacamatın yapıldığı noktaların, bizim günah sebebiyle, şeytanın yerleştiğini tespit ettiğimiz noktalar ile uyuştuğunu görüyoruz. Bir kısım haccamların bedenden çıkan kana göre sende büyü var gibi sözlerine itibar etmemeli. Hatta bu tür insanlara hacamat yaptırılmamasını tavsiye ederim. Zaten bunların epey bir kısmı sıkıntılarına bu yolda çare buldukları için bu işe heves etmiş insanlardır. İşin ehli doktorları tercih ediyorum şahsen. Ama kan çıkışı problemli olan yerlerde, şeytanın yerleşkesi olduğu düşünülerek, hangi günah sebebiyle tesir ettiği araştırılabilir. Ayrıca haccamın hacamat esnasında esnemesi, darlanması hastadan ona cin atlamasından falan değildir. Kendisindeki şeytanın rol keserek batıl yorumlara girmesi için yaptığı bir oyundur. Ta ki insanlara, sende büyü var, nazar var, musallat var safsataları ile endişe ve kuruntu versin. Kendi günahı ile meşgul olup da tevbe gibi hak işlerle meşgul olmasınlar. Haccamın tevbe ve sadakalarla kendisini temizlemesi durumunda bu ağırlığı hissetme durumu ortadan kalkar Allah’ın izniyle. Hacamat esnasında kötü olanlar ise, şeytan hacamatta canı yandığı için, bir daha hacamat yaptırmasın diye atraksiyon yaşatıyor sadece. Asıl kaynağı bulup kurutmak gerekir.
Tevbe Terapisi tweet media
Türkçe
0
3
13
850
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
Rukye ile ilgili araştırmamı yayınladım. Rukye hangi hastalıklara iyi gelir? Rukye ile cin çıkarılıp büyü bozulabilir mi? Bugünkü rukye ile sünnetteki rukye arasında fark var mı? tevbeterapisi.com/blog-detay.php…
Türkçe
0
0
6
332
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
Neml Suresi, 65. Ayet:De ki: "Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin de farkında değillerdir." Cin Suresi, 26. Ayet:"Gaybı bilen yalnız Allah'tır. O, hiç kimseye gayb bilgisini açık bir şekilde bildirmez."
Türkçe
0
0
8
270
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
Boşanma aşamasına gelmiş çiftte bayanda kontrolsüz bir öfke olduğu gündeme gelmişti. Kadın öfkelenince çocuklarının ve eşinin boğazını sıkıyordu. Ben bunun bir işaret olabileceğini kendisinin veya soyunun hayatında insanı veya hayvanı boğma veya boğarak öldürme gibi bir hadise olup olmadığını sordum. Evde bulunan eski bir teyp kasetinde kadının ölmüş dedesinin arkadaşına bir itirafta bulunduğunu dinlemişlerdi. Dede iki ayrı kadından farklı zamanlarda sahip olduğu evlilik dışı çocuklarını, doğum esnasında hemşirelere para vererek boğdurmuştu. İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Dedim ki: “Ey Allah’ın Resulü! Allah nezdinde en büyük günah hangisidir?” “Seni yaratmış olan Allah’a eş koşmandır!” buyurdular. “Sonra hangisidir?” dedim. “Seninle birlikte yiyecek diye, evladını öldürmendir!” buyurdular. Ben yine: “Sonra hangisidir?” dedim. “Komşunun helalliği ile zina etmendir!” buyurdular.” (Buharî, Tefsir, Bakara 3) Kürtaj Allah’ın lanetlediği günahlar arasındadır. Zulüm ise bir müslümanın asla başvurmayacağı yoldur. (İyi) Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kişidir. (Asıl) muhacir de Allah’ın yasakladıklarını terk edendir.” (Buhârî, Îman 4)
Tevbe Terapisi tweet media
Türkçe
0
2
12
1.4K
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
Nazarın en çok etkilediği 4. grup ise Allah’ın korumasına değil, batıl yöntemlere sığınanlardır. Kur’an’da defalarca Allah’a sığınmak ve tevekkül etmek emredilir. Nazar gibi görünmeyen tehlikeler karşısında da bu böyledir. Buna rağmen insanlar boncuklara, muskaya, tütsüye, bilinçaltı telkinlere ya da enerji uygulamalarına yönelerek korunmaya çalışırsa; Allah’ın yardımı yerine kendi uydurdukları yollara güvenmiş olurlar. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim bir şey takarsa, Allah onu o taktığına havale eder.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/310) Bu, Allah’ın korumasını reddedip nesnelere güvenmenin manevi sonucudur: Kişi, kendini savunmasız bırakır ve musibetlere açık hâle gelir. Allah’ın isimlerinden biri de “Hafîz”dir; yani koruyandır. Allah, her insanı melekleriyle korur. “Onun (insanın) önünden ve arkasından, Allah’ın emriyle onu koruyan (melekler) vardır.” (Ra’d, 13:11) Bu ayette doğrudan “insan” ifadesi kullanılmış, “mümin” veya “kâfir” şeklinde bir ayrım yapılmamıştır. İbn Abbas (r.a.), insanı gece ve gündüz koruyan meleklerin bulunduğunu, bu meleklerin kişinin takdir edilmiş eceli gelinceye kadar onu koruduklarını; ancak kader gelip çattığında bu korumanın kalktığını belirtmiştir. İbn Kesîr, bu meleklerin hem mümin hem de kâfir insanları koruduğunu; ancak müminlerin bu korumadan daha fazla istifade ettiğini, zira dua, zikir ve ibadetle melekleri cezbedip yönlendirdiklerini ifade eder. Bu melekler, Allah’ın emriyle kişiyi bela ve musibetlerden muhafaza eder. Ancak Allah, o kişiye bir zarar murat ederse, melekler çekilir ve o zarar isabet eder. Şevkânî ise bu korumanın Allah’ın iradesine bağlı ve sınırlı olduğunu vurgular. Koruma meleklerinin ancak Allah’ın dilediği ölçüde müdahale edebileceğini, kulların durumlarına göre bu desteğin artıp eksilebileceğini ifade eder. Melekler görevle memur edilmiş varlıklardır; insanın hâline göre görevlerini icra ederler. Konu hakkında daha detaylı bilgiye web sayfamdaki makaleden ulaşılabilir.
Tevbe Terapisi tweet media
Türkçe
0
2
11
612
kolibri adam
kolibri adam@AdamKolibri·
@tevbeterapisi Hasta bir yakının iyileşmesi için adak adamak caiz midir? Ayrıca böyle bir adak adanıp adanmadığı sonradan unutulursa nasıl davranılmalıdır? Bunu telafi etmek için niyet nasıl olmalıdır? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim.
Türkçe
1
0
0
9
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
“Her neyi nafaka olarak infak eder ve adak olarak neyi adarsanız, muhakkak Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.” (Bakara Suresi, 270)
Türkçe
1
3
13
428
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
@berkuk85 Süper bir mantık. Bütün hırsızları, tecavüzcüleri de Allah yarattı. Onlara da saygı duymalıyız gibi birşey oldu bu.
Türkçe
0
0
0
8
Berkuk
Berkuk@berkuk85·
@tevbeterapisi Velevki reiki budist öğretisi olsun, bütün dinleri Allah yaratmadı mı? Bütün ilimler Allahın ilmi değil mi?
Türkçe
1
0
0
9
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
Reiki, budizm misyonerliği mi?
Türkçe
0
4
10
371
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
Muska yazan bioenerji uygulayıcısı ile altı ay kadar teşriki mesaim olmuştu. Bu zatın en önemli özelliği insanların kalbinden geçenleri ve gizli hallerini bilebilmesi idi. Bu zat, insanların kalblerinden geçenleri bilebilmek için 40 gün riyazet yapmıştı. Akabinde bu halin kendisine verildiğini iddia etmekte idi. Kendisinin yeryüzündeki 300 evliyadan birisi olduğunu iddia eden şahıs, ibadetlerine düşkün birisi idi. Ama neredeyse her muhabbeti cinsellik konusuna geliyordu. Bu beni hayrette bırakıyordu. Allah, Settar ismi ile kullarının hata ve günahlarını örtmüştür. Allah’ın gizlediği gaybı öğrenmeye talip olmak haddi aşmaktır. Gayb sadece gelecek değil; geçmiş, şimdi ve gelecekteki gözle görmediğimiz her haldir ve “Gaybı O(Allah) bilir, gizlisini kimseye açmaz; Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır.” (Cin suresi, 26-27) Gayesi Allah’ın rızası olmayan ve dünyalık amaçla yapılan, sünnette bulunmayan her ibadet, zikir ve ritüele şeytan eşlik eder. Bu şirk şeytanı da kişiye böyle olağanüstü haller yaşatır. Kişi ise kendisinin erdiğini, olduğunu sanır. İmam Suyuti, Cinler Alemi kitabında bunu şöyle açıklar: “el-Haccac b. Yusuf, sihirbazlıkla suçlanan bir adama geldi ve: “Sen sihirbaz mısın?” dedi. Adam: “Hayır” dedi. Bunun üzerine bir avuç taş aldı ve tek tek avucuna koydu. Sonra: “Elimde kaç taş var” dedi. Adam: “Şu kadar taş var” dedi. Sonra diğer avucuna taş aldı fakat saymadı. Dedi ki: “Bu avucumda ne kadar var?” “Bilmiyorum” dedi. “İlkinde nasıl bildin?” dedi. “Onu sen bildin, senden sonra Vesvas’ın (şeytanın) bildi, o benim Vesvas’ıma haber verdi, o da bana haber verdi. İkincisine gelince, onu sen bilmedin. Vesvas’ın da bilmediği için benim Vesvas’ıma haber veremedi. Ben onu nereden bilebilirdim ki?” dedi. İbn-i Abbas (ra) bunu şöyle özetler: “Kişinin Vesvas’ı(Şeytanı), diğer bir kişinin vesvasına haber verir. Sonra söz her tarafa yayılır.”* (*İbn-i Ebi Davud, Kitab’ul- Vesvese, 7-8)
Tevbe Terapisi tweet media
Türkçe
1
7
32
3.3K
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
Ey kullarına karşı ileri derecede merhamet edici, çok şefkatli ve günahkârları hemen cezalandırmayan “RAÛF” Allah’ım! Bizi merhametinden, şefkatinden, mağfiretinden mahrum etme. Âmin. Allah’ım! Sevgi ve merhamette haddi aşıp evlatlarımıza ve fani mahbuplara gayrimeşru surette bağlanmaktan, bu bağlılıklarımızla Sana şirk koşmaktan; Ben Senin Raûf ismine sığınarak tevbe ettim. Tevbe ettim. Tevbe ettim. Estağfirullah Yâ Raûf. (33 defa)
Türkçe
1
3
22
741
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
“Bismillahirrahmanirrahim ile başlanmayan her önemli iş eksiktir.” (Suyuti, Camiu’s-Sağîr, 2/92) Yüce besmele ile (Allah’ı anarak) başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir / sonuçsuzdur. (İbn Hanbel, Müsned, 2/360) “Müminlerden biri karısı ile cinsî münasebette bulunmak istediği zaman: ‘Bismillah, Allah’ım! Bizi şeytandan, şeytanı da bize vereceğin çocuktan uzaklaştır.’ şeklinde dua eder ve sonra onlara bu münasebet sebebiyle bir çocuk verilirse, şeytan o çocuğa ebediyen zarar veremez.” (İbn Mace, Nikah, 16) Arapçası: “Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne ve mâ razaktenâ”
Türkçe
1
2
33
2.2K
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
“Unutmayın ki, o kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Sizden Allah’a ulaşacak olan tek şey takvânızdır. Allah böylece o hayvanları hizmetinize verdi ki, sizi doğru yola ilettiği için tekbir getirerek Allah’ın büyüklüğünü ilan edesiniz! Rasûlüm! Artık o iyilik eden ve işini güzel yapanları müjdele!” (Hacc, 37)
Tevbe Terapisi tweet media
Türkçe
0
3
8
273
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
Tarık, turizm sektöründe aşçı olarak çalıştıktan sonra arkadaşı ile iş kurmak için Brezilya’ya gitmiş. 5 yıl kaldığı ülkede, kısa sürede zengin olmuş ve lüks bir hayat yaşamaya başlamış. Bu arada her türlü gayri meşru zevke batmış. Kumardan büyük paralar kazanmış. Arjantinli müslüman bir arkadaşı kendisini ramazanda Kadir gecesi programına davet etmiş. Halbuki onun Ramazan ayının başladığından bile haberi yokmuş. Program mekanında içine müthiş bir sıkıntı basmış. Namazdan sonra imam tanışalım demiş. Herkes kendini tanıtırken Tarık’a sıra geldiğinde dili tutulup kalmış. Bir ara adeta kendinden geçtiğini hissetmiş. Üçüncü kekelemeden sonra kendi işinden, arabasından, lüks yaşamından bahsetmeye başlamış. Tabi etrafındaki Brezilyalı müslümanlar da onun her anlatışında “maşaallah” diyerek onu takdir etmişler. Tarık, oradakilerin hepsinin, hristiyan olarak gayri meşru zevklerin içinden geldiklerini ve müslüman olduklarını fark etmiş. Kendisi ise müslüman olarak başladığı hayatta her türlü çirkinliğin içine batmış durumdaymış. Oysa kendisi oniki yaşında iken camide müezzinlik yapıyormuş. Ertesi gün ani bir kararla Türkiye’ye dönmüş. Askere gitmiş. Askerde asabi tavırlarıyla problemler yaşamış. Artık hayatının mutsuz ve sıkıntılı dönemi başlamış. İç daralması, işlerinin ters gitmesi, öfke, vesvese, kararsızlık, istikrarsızlık, ikili ilişkilerde zayıflama dönemine girmiş. Üniversite yıllarında maddi yönden çok sıkıntı çektiği dönemde, “Ben çalışıyorum onlar rahat, ben neden değilim şeklinde.” Allah’a(cc) ve kadere karşı isyanda bulunmuş. “Allah’tan istekte bulunun. Allah kendisinden talepte bulunanları sever. En faziletli ibadet, sıkıntıların giderilmesini (yakında biteceğini düşünerek, bunu Allah’tan ümit ederek) beklemektir.” (Tirmizi, Daavat, 115) Kaderi tenkid eden başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır. Bazen sahip olmamak daha hayırlıdır. Dünyalık talepler konusunda sebepleri yerine getirerek hayırlısını istemeli, illa da olsun dememeli.
Tevbe Terapisi tweet media
Türkçe
1
2
8
915
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
Bazı kişiler nazara karşı daha savunmasız olabilir: 1. Günahı hafife alanlar: Kur’an’da şöyle buyrulur: “Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir; (ama Allah) çoğunu affeder.” (Şûrâ, 42-30) Bu ayet nazarın da içinde bulunduğu musibetlerin temelinde, kulun işlediği günahları ve gafletini hatırlatır. Bazen insan, dışarıdan gelen görünmez etkilere (nazar, büyü, enerji) odaklanırken; kendi kalbinde biriken kibri, hasedi, israfı ya da nankörlüğü görmezden gelir. Oysa Kur’an bu dengeyi çok açık kurar: Sıkıntı dıştan değil, içten başlar. 2. Güzellik, servet, makam ve yetenekle övünenler: İnsan, sahip olduklarıyla kibirlenip kendini farklı bir konuma koyduğunda ve sahip olduklarını kendinden bildiğinde adeta belayı davet ediyor. Kur’an’da şöyle buyrulur: “Şüphesiz Allah kibirlenenleri sevmez.” (Nahl, 16-23) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur: “Kim, üzerinde kibir eseri bulunan bir elbise giyerse, Allah onun yüzüne rahmetle bakmaz.” (Müslim, Libâs, 40) Kibirlenen kişi yalnızca Allah’ın gazabına değil, insanların dikkat ve hasedine de açık hâle gelir. Güzellik, zenginlik, mevki, kabiliyet… Bunların hepsi Allah’ın lütfudur; ama övünme vesilesi yapılırsa kendisine derdi ve musibeti çeker. 3. Her musibeti nazara verenler: Bazı insanlar başına gelen her sıkıntıyı “göz değdi” diye açıklamaya çalışır. Kendi sorumluluğunu görmez, gafletini kabul etmez, sadece başkasını suçlar. Oysa bu, Kur’an’ın tavsiye ettiği iç muhasebe anlayışına aykırıdır. Allah, “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşir suresi, 18) buyurarak kişiye dönüp kendine bakmasını, nefsini sorgulamasını öğütler. Aksi takdirde, insan kendi eliyle manevi koruma kapılarını kapatır. Gelecek hafta konuya devam edeceğim. Konu hakkında daha detaylı bilgiye web sayfamdaki makaleden ulaşılabilir.
Tevbe Terapisi tweet media
Türkçe
1
6
10
586
Tevbe Terapisi
Tevbe Terapisi@tevbeterapisi·
Son günlerde; kurbanda kesilecek hayvanın gözünün çıkarılarak nazar, haset, büyü veya sihirden korunmak için akan suda bekletilmesi, bu suyla yıkanılması tavsiyeleri paylaşılmaya başlandı. Üstelik bunlar “atalardan gelen manevi sır”, “kadim ilim”, “ocaklık bilgisi” gibi ifadelerle dinî bir zemine oturtulmaya çalışılıyor. Bu uygulama, tarih boyunca birden fazla tanrıya tapan şaman kültürünün ritüeli olup , bâtınî ve halk mistisizmi içinde şekillenmiş ve günümüzde tekrar hortlatılmaya çalışılmaktadır. İslam’ın korunma yöntemi nettir: Felak, Nâs, Ayet’el Kürsî, dua, tevekkül ve Allah’a sığınmak. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nazardan korunmak için kurban gözüyle su ritüeli yaptırmamış, gizemli uygulamalar öğretmemiştir. Din tamamlanmıştır ve sünnet bize yeterlidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim.” (Mâide Suresi, 3) Resûlullah (s.a.v.) ise şöyle buyurmuştur: “Sonradan ortaya çıkarılan her şey bid’attir. Her bid’at dalalettir.” (Müslim, Cum‘a, 43) Bir başka rivayette: “Her dalalet ateştedir.” (Nesâî, Îdeyn, 22) İnsanlar çoğu zaman “zararsız bir gelenek” diyerek bu ritüelleri hafife alıyor. Oysa problem sadece bir uygulama değildir; insanın kalbini sünnetten uzaklaştırıp sebeplere bağlamasıdır. Şifa Allah’tan beklenmesi gerekirken; suya, göz ritüeline, muskaya, tütsüye veya gizemli uygulamalara anlam yüklenmeye başlanıyor. Kur’an ise çok açık konuşur: “Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur.” (En‘âm Suresi, 17) Mümin için en güvenli yol sünnet çizgisidir. Çünkü Allah’ın hıfzı ve yardımı, kulun Allah’a yönelişiyle ilişkilidir. İnsan sünnetten uzaklaşıp batıl ritüellerden medet ummaya başladığında, kendisini farkında olmadan manevi korunmadan mahrum bırakacak bir kapıyı aralayabilir. Bugün yapılması gereken şey; korku ve hurafeyi büyütmek değil, Kur’an ve sahih sünnete geri dönmektir. Çünkü hakikat gizli ritüellerde değil; Allah’ın indirdiği dinde ve Resûlullah’ın öğrettiği yoldadır.
Tevbe Terapisi tweet media
Türkçe
1
5
11
627