𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹
22.9K posts

𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹
@Fight_Club_GS
𝗞𝗶𝗺𝘀𝗲 𝗵𝗮𝘆𝗮𝘁 𝗸𝗮𝗱𝗮𝗿 𝘀𝗲𝗿𝘁 𝘃𝘂𝗿𝗮𝗺𝗮𝘇. #ᴍᴜsᴛᴀғᴀᴋᴇᴍᴀʟᴀᴛᴀᴛᴜ̈ʀᴋ 🟥🟨ɢᴀʟᴀᴛᴀꜱᴀʀᴀʏ 🏆️HABER✍️ ANALİZ ʀᴇᴋʟᴀᴍ ᴠᴇ ɪ̇ş ʙɪ̇ʀʟɪ̇ğɪ̇ ɪ̇çɪ̇ɴ ᴅᴍ..💌
Ali Sami Yen RAMS Park Katılım Ekim 2024
1.5K Takip Edilen1.3K Takipçiler
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi

Nihat Genç’in 2020 yılında yaptığı Körfez ülkeleri ve İran konuşması:
“CIA ve Mossad, Körfez şeyhlerinin desteğiyle Ortadoğu’daki rejimleri yıktı. Bu rejimleri yıktıktan sonra da ‘İran nükleer silah yapıyor' bahanesiyle İran’a karşı bütün Arap ülkelerini yanlarına aldılar.
Yarın bir gün İran’ı da devirdiklerini düşünelim. O kutsal toprakları Suudi Arabistan tutabilecek mi? İsrail dolaylı olarak kutsal toprakların da sahibi haline gelir.”
Türkçe
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi

MÜSLÜMANLAR ve YAHUDİLER
Dünyada yalnızca 14 milyon Yahudi var:
- Amerika: 7 milyon
- Asya: 5 milyon
- Avrupa: 2 milyon
- Afrika: 100 bin
Peki ya Müslümanlar?
Dünyada toplam 1,4 milyar Müslüman yaşıyor:
- Asya: 1 milyar
- Afrika: 400 milyon
- Avrupa: 44 milyon
- Amerika: 6 milyon
Yani 1 Yahudi’ye karşılık 100 Müslüman var.
Ama neden Yahudiler Müslümanlardan
100 kat daha güçlü, daha zengin,
daha eğitimli ve daha yaratıcı?
Eğer bu durumun nedenlerini öğrenmek
istiyorsanız, okumaya devam edin.
Tüm Zamanların En Etkili Bilim İnsanları
- Albert Einstein (Yahudi): Fizikte devrim yaptı.
- Sigmund Freud (Yahudi): Psikanalizin kurucusu.
- Karl Marx (Yahudi): Modern sosyal bilimlerin öncüsü.
İnsanlığa Katkıda Bulunan Yahudiler
- Benjamin Rubin: Aşı iğnesi mucidi.
- Jonas Salk: Çocuk felci aşısını geliştirdi.
- Gertrude Elion: Lösemiye karşı ilaç buldu.
- Baruch Blumberg: Hepatit B aşısını geliştirdi.
- Paul Ehrlich: Frengi tedavisini keşfetti.
- Stanley Cohen: Embriyoloji üzerine
Nobel ödülü kazandı.
- Willem Kolff: Böbrek diyaliz makinesini icat etti.
Yahudiler son 100 yılda 104 Nobel Ödülü kazanırken, 1,4 milyar Müslüman sadece
3 Nobel Ödülü kazandı.
Yahudiler Neden Bu Kadar Güçlü?
Sebebi: Eğitim.
- Yahudi çocuklara sorgulayıcı,
araştırıcı ve yaratıcı bir eğitim verilir.
- Bu eğitim sistemi ezbere değil,
bilgi üretimine dayanır.
Müslümanlar Neden Güçsüz?
Sebebi: Yanlış eğitim sistemi.
- Din eksenli, sorgusuz ezberci ve
dayatmacı bir anlayış hâkimdir.
Müslüman Dünyasında Eğitim
- islam İşbirliği Teşkilatı’na (OIC)
üye 57 ülkede sadece 500 üniversite var.
- Bu üniversitelerin kalitesi düşüktür.
- Shanghai Jiao Tong Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışmaya göre, Müslüman ülkelerden hiçbir üniversite dünyanın en iyi 500 üniversitesi
arasına girememiştir.
Okuma-Yazma Oranları
- Hristiyan dünyasında okuma-yazma oranı %89’dur.
- Müslüman ülkelerde bu oran sadece %40’tır.
- Hristiyan dünyasında 100 kişiden 40’ı üniversite mezunu iken, Müslüman ülkelerde
bu oran yalnızca %2’dir.
Bilim İnsanlarının Sayısı
- ABD: 4.000 bilim insanı.
- Japonya: 5.000 bilim insanı.
- Müslüman dünyasında:
Toplam sadece 230 bilim insanı.
Müslüman ülkeler gayrisafi milli gelirlerinin
yalnızca %0,2’sini AR-GE’ye ayırırken,
Hristiyan dünyası bu oranı %5’e çıkarıyor.
Ekonomik Üretim
- ABD: 12 trilyon dolar
- Çin: 8 trilyon dolar
- Japonya: 3,8 trilyon dolar
- Müslüman ülkelerin toplamı:
2 trilyon doların altında
SONUÇ
Müslümanların zayıflığının temel sebebi:
Kaliteli ve çağdaş eğitim eksikliği.
Eğitim sistemi;
- Akılcı değil,
- Ezberci,
- Teslimiyetçi,
- Din eksenli ve çağdışı.
Dr. Faruk Saleem

Türkçe
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi

***TÜRK ORDUSUNU, BİR DE YAŞAR NURİ ÖZTÜRK'DEN DİNLEYİN***
PROF DR.YAŞAR NURİ ÖZTÜRK HOCA’NIN TÜRK ORDUSU İLE İLGİLİ TESPİTLERİ;
ORDU İÇİN DİNSİZ DEDİLER.
1. Diyanetin dışında imam kadrosu olan tek kuruluştur. Ordu Ordugahı içinde camisi olan birlik çoktur.
2. Türkiye'ye süper mağazacılığı öğreten ve yurdun en ücra köşelerine kadar bu hizmeti verendir. Ordu Pazarlarını yar etmediler.
3. Sosyal Hakkı en Güzel Veren Yürüten ve Kollayandır.
4. Ordu Yardımlaşma; Birikmiş parasını Türk Sanayisine hizmet için verendir. Renault Otomobil ve diğerleri, hiç bir kamu kuruluşu personel parasıyla bunu yapmamıştır.
5. Milli Eğitim Bakanlığıyla Yarışacak Kadar Okuma Yazma Öğretmiştir.
”Ali Okulları ” Burdur Er Eğitim Tugayı en ünlüsüdür.
6. Orman İdaresinden çok Ağaç dikmiştir, bunların birisi bile yanmamıştır ..
7. İlk ehliyet alanların tümü askerde araç sürmeyi öğrenmiştir. Ordudaki Ulaştırma Birliği, dünyanın en büyük sürücü kursudur.
8. Oto bakımı ve Tamirini bu millet ordu Donatımlarda ve Kademelerde öğrenmiştir.
9. Ayakla Çiğnemeden Ekmek Yapmayı Fırınlara ordu Ekmek Bölükleri Öğretmiştir.
10. En çok terziyi Ordu Dikim Evleri yetiştirmiştir.
11. Eğlenmeyi tatil Yapmayı Yaşamayı bu Millete Ordu Evleri ve Kampları Öğretmiştir.
Oysa her kuruluşun Kampı, Sosyal Tesisleri ve misafirhaneleri vardır ama yaşatmamışlardır.
12. Türkiye ”çok acil”i kullanırken ordu ”ivedi”yi kullanacak kadar türkçesine sahiptir ve Yaşatandır.
13. Türk Ordusu silah ve cephane demek değildir sadece. Tüm Yaşam Araç ve Gereçleri İçin Vazgeçilmez dev bir kuruluştur.
14. Çoğu Kitaplarda Taheretin Küçük taşlarla yapılmasını anlatılır. Er Eğitim Tugaylarındaki tüm Tuvaletler bu Yüzdende Tıkanırdı.
Bu Ordu Milletine Kıçını temizlemeyi Öğretmiştir.
Burdur Er Eğitim Tugayında usta erlere tuvalet nöbeti tutturup da Cebinde taşla helaya girmesinler diye alınan tedbirleri denetliyen biri olarak biliyorum.
15. Etek ve Koltuk altı Temizliğinin Kontrol edilip öğretildiği yerdir ordu.
16. ABD'nin Sadece Vietnam'da, Fransa'nın Sadece Cezayir'de, Rusların Sadece Katyn’de (Polonya) katlettiklerinin binde biri Türk Ordusu nun şerefli tarihinde yoktur.
BUTÜN SALDIRILAR BU MÜKEMMELLİĞEDİR.
BÜTÜN BUNLAR BU GÜZELLİKLER TOPLAMINA OLAN KISKANÇLIKTIR.
“ASKERDE ADAM OLMAK” SÖZÜNÜN, ANADOLUNUN DİLİNDEN KAZINAMAMASI BU YÜZDENDİR.
TANRI TÜRK ORDUSUNU KORUSUN...

Türkçe
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi

Volkan Konak’ı 1. yılında özlemle anıyorum.
Devr-i daim olsun, yattığı yer incitmesin #VolkanKonak 🖤🥀
Türkçe
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi

Atatürk ile Özgürleşen Türk Kadını
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk budununa en büyük armağanı olan Cumhuriyet, Türk kadınının bin yıllık tutsaklık zincirlerini kırarak onu özgürlüğüne kavuşturmuştur. Tarihsel süreçte Türk töresinin kadına verdiği kutlu değer, Arap ve Fars etkisindeki bağnazlıklar nedeniyle silikleşmişken; Atatürk, bilimin ışığında ve Türkçü bir bilinçle bu kadim adaleti yeniden canlandırmıştır. Onun amacı, Türk kadınını toplumsal yaşamın her alanında erkeğin yanı başında, tam bir eşitlik içinde konumlandırmaktır.
Türk devriminin en temel taşı olan Medeni Kanun (1926), aile yapısını çağdaş bir düzeye taşımıştır. Bu yasa ile çok eşlilik yasaklanmış, tek eşlilik zorunlu kılınmış ve kadınlara boşanma hakkı tanınmıştır. Şer’i hukuk kalıntıları ayıklanarak, Türk kadını mirastan eşit pay alma hakkına kavuşmuş ve tanıklıkta erkekle bir sayılmıştır. Bu dönüşüm, Türk ailesini çağ dışı pratiklerden arındırarak uluslaşma sürecine ivme kazandırmıştır.
Atatürk, "Bir topluluk, bir yapı bir cinsten oluşamaz; ancak iki cinsin birleşmesiyle mükemmel olur" diyerek eğitimin önemini vurgulamıştır. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birlik sağlanmış, kız çocuklarının okula gitmesinin önündeki engeller kaldırılmıştır. Kadınlar; öğretmenlikten tıbba, mühendislikten hukukçuluğa kadar her alanda yetişerek Türk aydınlanmasının öncüleri olmuşlardır. Bu, kadının yalnızca evde değil, bilimin ve tekniğin kucağında da var olmasını sağlamıştır.
Türk kadınının siyasal haklarını kazanması, o dönemdeki pek çok Batılı ulustan çok daha erkendir. 1930 yılında belediye seçimlerinde oy kullanma hakkı ile başlayan bu süreç, Türk kadınının kendi kentinin geleceğinde söz sahibi olmasının yolunu açmıştır. Bu adım, kadının yerel yönetimlerdeki varlığını yasallaştırarak demokrasinin tabana yayılmasını sağlamış ve Türk kadınının siyaset kürsülerine ilk adımını simgelemiştir.
Siyasal dönüşümün ikinci evresi, 1933 yılında kadınlara muhtar olma ve ihtiyar heyetlerine seçilme hakkının verilmesidir. Köy yönetimlerinde kadının etkin hale gelmesi, Türk köylüsünün çağdaşlaşma ülküsüne katkı sunmuştur. Gül Esin gibi ilk kadın muhtarların seçilmesi, Anadolu’nun en ücra köşelerinde bile Atatürk ilke ve devrimlerinin kök saldığının, Türk töresindeki "han" ve "hatun" dengesinin yeniden kurulduğunun bir kanıtıdır.
Asıl büyük devrim, 5 Aralık 1934’te kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınmasıyla yaşanmıştır. Anayasa’da yapılan bu değişiklikle Türk kadını, devlet yönetiminin en üst kademelerinde temsil edilme yetkisine sahip olmuştur. 1935 seçimlerinde 18 kadın milletvekilinin meclise girmesi, Türkçü bir bakış açısıyla; Türk kadınının devlet yönetimindeki kadim yetkisinin modern bir formda iadesidir.
Çalışma hayatında da Türk kadını, Atatürk sayesinde güvence altına alınmıştır. İktisadi yaşamın her aşamasında kadının emeği ve zekası değerli kılınmıştır. Kadınların gece işlerinde çalıştırılmaması, analık izinleri ve eşit işe eşit ücret gibi kavramlar, Türk toplumunun çağdaş bir ulus olma yolundaki kararlılığını göstermiştir. Ekonomik özgürlük, kadının toplumsal saygınlığını ve öz güvenini pekiştiren en önemli unsurlardan biri olmuştur.
Kültürel ve sanatsal alanda Atatürk’ün teşvikleri, Türk kadınını dünya sahnesine taşımıştır. İlk kadın tiyatrocular, opera sanatçıları ve sporcular bu dönemde yetişmiştir. Atatürk, Türk kadınının yüksek seciyesini (karakterini) her fırsatta övmüş ve onun dünya kadınlarına örnek olmasını istemiştir. "Dünya yüzünde gördüğünüz her şey kadının eseridir" sözü, bu takdirin ve inancın en somut ifadesidir.
Atatürk’ün Türk kadınına sunduğu haklar, bir lütuf değil; Türk tarihinin derinliklerinde var olan özgürlük ruhunun bilimsel ve çağdaş bir yöntemle yeniden diriltilmesidir. Bugün Türk kadını, sahip olduğu her hakta Atatürk’ün ileri görüşlülüğünü ve Türk ulusuna duyduğu derin sevgiyi taşımaktadır. Bu kazanımları korumak ve daha ileriye götürmek, Türkçü düşüncenin ve çağdaş uygarlık düzeyinin vazgeçilmez bir gereğidir.

Türkçe
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi

TBMM Başkanı’nın *“Türkçe dışında hiçbir dilin resmi dil olmadığı”* nı ifade etme gereği duyması Gönüllü Yenilgi Komisyonu’nun fiilen sona erdiğini ortaya koymuştur.
Peki bu yapay sürecin faturasını kim üstlenecektir? Türk Milleti’nin asla kabul etmeyeceği, edemeyeceği bu süreci neden başlattınız?
Türkiye’yi yönetmeye talip olanların ve yönetenlerin *“Türk kimlikli siyaset”* i öne çıkarmaktan başka yolu yoktur. Türkiye’yi emperyalist kuşatmadan kurtarmanın yegane yolu budur. Emperyalistlerle işbirliği yapmak ya da onların şantaj veya tehditlerine boyun eğmek günü kurtarıyor gibi görünse de telafisi güç kayıplara yol açmaktadır.
*Türkiye’nin kaybedecek vakti yoktur. Acilen erken seçim ve bu seçim neticesinde milli kimlikli siyasetin hakim kılınması artık bir beka meselesidir. Kimse ümitsizliğe kapılmasın Türkiye asla sahipsiz değildir ve Türk Milleti bu coğrafyanın kilit unsuru, asıl gücüdür. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!*
*_Sadettin Tantan_*

Türkçe
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi

- Ayrıca toplumun hedef alınmış kitlelerinde, Batı kamuoyunda, liberal sol çevrelerde vs “şirinlik” sağlayan sosyalist-militarist-terörist örgüt yerine postmodern anarşist/romantik imaj.
Buradaki net hedef: “Devletsiz bir devleti” yerel meclisler, sivil yapılar ve demokratik konfederalizm maskesiyle kurmak.
Saygılarımla
Abdullah Ağar
11 Temmuz 2025
Tamamlayıcı bilgiler:
“Murray Bookchin Kimdir?
Yahudi kökenli Amerikalı ekoanarşist, 1921-2006.
Marksizm sonrası anarşizme yönelmiş, özellikle şehircilik, ekoloji, yerel özyönetim ve “hiyerarşi karşıtlığı” ile tanınmıştır. En önemli kavramı: Demokratik Konfederalizm’dir. Yani Teröristbaşı Apo’nun kendine mal ederek, sıkça dillendirdiği ve yeni nesil PKK terör doktrinine entegre ettiği; “Devletin olmadığı, toplulukların tabandan örgütlendiği bir siyasal model.”
/
Apo, Bookchin’den neler aldı?
Bookchin’deki devlet karşıtlığı, Apo’da Ulus-Devleti terk
Bookchin’deki yerel öz yönetim, Apo’da demokratik özerklik, kantonlar, halk meclisleri: Fırat’ın doğusu model
Bookchin’deki ekolojik toplum, Apo’da doğaya saygılı toplum vurgusu, çevreci söylem, Batı’ya selam,
Bookchin’deki feminist teori, Apo’da kadın özgürlük ideoloji ile örgütte kadın yapılanmaları, Batı’ya selam,
Bookchin’deki konfederal örgütlenme Apo’da Türkiye, Irak, Suriye ve İran’a yayılmış demokratik konfedaralizm ağı.
Teşhis: Apo’un Bookchin’i PKK terör doktrinine entegre etmesi, klasik bir “bilgi-yapı virüsü” örneğidir. Yani Apo, meşruiyet ve kabul üretmek için bir dış kuramı iç sinir sistemine adapte etmiştir.
/
Apo’un Bookchin’i terör doktrinine entegre etmesi, klasik bir “bilgi-yapı virüsü” örneğidir. Yani: Terör örgütü, meşruiyet ve kabul üretmek için bir dış kuramı iç sinir sistemine adapte etmiştir.
/
Neden Bookchin? Neden Şimdi?
• Bookchin, Batı entelektüel çevrelerinde tanınan bir figürdü.
• Yahudi kökenli olması, İsrail’deki sol çevrelerle bağ kurma fırsatı sundu.
• Eko-anarşizm, Avrupa Yeşilleri ve sosyalistleri için PKK’yi daha “meşru” kıldı.
• “Demokratik modernite” söylemiyle küresel solun “devrim nostaljisi” canlandırıldı.
/
“Apo, Bookchin’i kendi terör yazılımının yeni işletim sistemi olarak kullanmıştır.”
/
Sonuç: Bir teorinin giydirilmesiyle örgütün yeniden markalanması:
Apo, Bookchin’in fikirlerini sadece benimsemedi; araçsallaştırdı.
- PKK’nin terörist imajını silmek,
- Batı’dan destek almak,
- Meşru siyasete geçiş süsü vermek,-
- Asıl hedef olan Türkiye’yi içten kuşatmak için bu teoriyi giydirdi.
/
Durum kısaca budur.
Anlayana, anlamak isteyene tabii.
Uyuyanı uyandırmak kolaydır.
Ama uyuyor numarası yapanı uyandıramazsınız!
Tekrar saygı ile.
Abdullah Ağar
Türkçe
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi

Güvenlik Uzmanı eski bir Türk Subayı Sn. Abdullah Ağar süreci çok net anlatmış.
Teröristbaşı Apo’nun Mektubu ve PKK’nın silah bırakma show’u…
PKK terör örgütü, 1991’de Irak’ın üniter yapısının bozulmasıyla ilgili ilk ayaklanmanın çıktığı Süleymaniye-Ranya/Raperin’de ‘bir mağaradan çıkarak!’ 11 Temmuz’da (bugün) yaklaşık 30-40 kişilik bir terörist grupla bir silah bırakma show’u yapacak.
Teröristbaşının konuyla ilgili mektubu ve terör örgütünün bu silah bırakma show’u nasıl okunmalı?
/
Yeni nesil terör tehdidi: Antropolojik sinyal sabotajı.
/
Apo, PKK ve bunları yöneten güçler, silahlı mücadeleyle sonuç alamayınca, “yeni bir ideolojik zemin” arayışına girdi. Bu zemin Yahudi eko-anarşist düşünür Murray Bookchin’in doktrini üzerinden inşa edildi. Apo “Marksist-Leninist Ulusçuluktan, Postmodern Eko-Anarşist Teoriye” işte bu ekoanarşistin doktriniyle geçti. Demokratik Konfederalizm buradan doğdu.
Ve bu demokratik konfederalizm, Suriye iç savaşı, Daeş’ın ortaya çıkışı ve PKK’ya zemin hazırlayışı, 7 Ekim’den beri yaşanan gelişmeler, Esat rejiminin çöküşü gibi temel etkileşimlerle çok katmanlı ve çok alanlı bir projenin çok önemli bir parçasına dönüştü.
/
Bu temel denklem içerisinde Apo ve PKK ne yapıyor, ne yapmak istiyor?
Evet, şu anki ortamda değişen, değiştirilmeye çalışılan bir şey var: Bu güçle ilgili bir gerçeğe karşılık gelmiyor: Temelde görünüm, imaj ve algı. Zaten söylüyor: Sembolik!
Peki şunlar değişti mi?
PKK’nın niyet, hesap, kadro ve angajmanlarında değişme var mı? HAYIR.
Özünde, ideolojisinde bir değişiklik var mı? HAYIR.
KCK bütün bileşenleriyle dağılıyor mu? HAYIR.
Kontrol ettiği alanları bırakıyor mu? HAYIR.
Üniter yapıları, devletleri tehdit etmekten vazgeçiyor mu? HAYIR.
Silahları topyekün bıraktığına dair gerçekçi bir emare, ispat var mı? HAYIR.
Bunların hepsinin yanıtı HAYIR.
/
Peki o zaman PKK’daki bu dönüşüm sinyalleri ne anlama geliyor?
Aslında PKK silah bırakıyor algısı ve umuduyla yeni nesil bir terör siyaset ve stratejisini hayata geçiriyor.
- Silah bırakma show’u aslında bir pazarlık, şantaj aracı. Ve ilginç bir şekilde ve kibirlice “Bir jest yapıyorum” diyor. Devlete; ‘Ben adım atıyorum, şimdi sen atacaksın’ diyor. Bizim acılarımızı, (artık kan akmasın) umutlarımızı, hassasiyetlerimizi istismar ediyor. Devletten siyasi, anayasal, idari tavizler kopartmak istiyor.
- Suriye’deki PKK (YPG/PYD) terör oluşumunun devletleşmesi/önce Şam’a entegre olması sonra Şam’a nüfuz etmesi ve Akdeniz’e çıkma planı üzerinde Türkiye’nin ortaya koyacağı etkiyi domino etmekle/sınırlamakla/engellemekle ilgili bir stratejiyi içinde barındırıyor.
- Irak’ta ise başta Sincar ve Mahmur’un statüsü olmak üzere terör örgütünün tartışmalı bölgelerde, bölgesel yönetim ve Bağdat yönetimi alanlarındaki etkisinin ve varlığının meşrulaştırılma çabası.
/
Peki gerçekten ve tamamen silah bırakır mı?
Şu an bu yok. YPG/PYD, PJAK/YRK gibi ana bileşenler başta diğer bütün bileşenler bunun dışında tutuluyor. Hatta bunları PKK silah bırakıyor maskesi altında gözden kaçırıyor, koruyor, meşruiyet kazandırmaya çalışıyor. PKK’nın bu silah bırakma show’unu aslında bütün bunlardan bağımsız terörün yeni nesil siyaset ve stratejisi içinde okumak gerekiyor.
Terör örgütü, bu da silahlı ayrılıkçılıkla yapamadığını;
- Bir sivil kuşatmayla,
- İçten çürütmeyle,
- Zihinsel kodlara zehirli bir virüs enjekte ederek yapmaya çalışıyor.
- Silahlar bırakılıyor algısıyla kavramlar silahlaştırılıyor. Demokrasi, insan hakları, barış, kardeşlik, kadın, çevre, özyönetim gibi kelimelerle toplumsal sinyaller manipüle ediliyor.
Bütün bu yaşananlar; terör örgütünün kazanımlarını, etkisini ve varlığını koruyarak devletin ve toplumun siyasi-ontolojik-kültürel-duygusal-travmatik ve kamusal düğümlerini hedef aldığı, kimlik ve devlet yapısını çökertmeyi amaçladığı çok katmanlı bir emperyal operasyona karşılık geliyor.
+++

Türkçe
𝔽𝕚𝔾𝕙𝕋 𝕔𝕃𝕦𝔹 retweetledi

