Patient retweetledi
Patient
5 posts

Patient retweetledi

Endişelenme, heyecanlan
Kötümser olma, iyimser ol
Umutsuzluğa kapılma, umut et
Pişman olma, geleceği konuş
Kıskanma, kendine odaklan
Kötü söz söyleme, insanları öv
Şikayet etme, harekete geç
Kin tutma, unut
Üzgün surat asma, gül
Dertlenme, kas çalış
Olumsuz davranışları olumlu davranışlarla değiştirmek bile hayatı 100 kat daha keyifli hale getirir. Garanti ederim.
Türkçe
Patient retweetledi
Patient retweetledi

Bazen herkesin anlamlı bulduğu şey bize bomboş gelir,
bazen de bizim için kıymetli olan, başkası için sıradan bir gölgeye dönüşür.
Hayatla uyumlanmak dediğimiz şey, belki de bu gelgitleri kabullenmektir.
Anlamı tek başına taşımak zor,
ama birileriyle paylaşmak da her zaman mümkün değil.
Yine de içimize kapanmak,anlamı tamamen kaybetmek demektir.
Türkçe
Patient retweetledi

Hayatın hep ellerimden tutacağını,
nazikçe yolunda yürüteceğini sanmışım.
Oysa yol taşlı, bazen uçurumluymuş, bayım.
Kendi gölgenden bile sakınman gerekirmiş,
çünkü gölgeler yeri gelir seni karanlığa çekermiş.
Işığı hep yakında sanırmışım;
ama ışığı bulmak için
çoğu zaman kendini yakan mum olmak gerekirmiş, bayım.
İnsanların yüzlerinin, gözlerinde taşıdığı duyguların aynası olduğunu sanırmışım.
Meğer bazı yüzler birer maske gibiymiş,
altında hiç ummadığın suratlar gizlenirmiş.
Sözleriyle, gülüşleriyle büyüleyenlerin yanında,
sessizliğiyle ruhunu iyileştirenler de varmış.
Herkesin kelimelerle, sarılmalarla aynı anlamı ifade ettiğini sanmışım, bayım.
Meğer bazı sarılmalar, en derin ayrılıkların habercisiymiş.
Hayallerin sonsuz bir deniz gibi olduğunu,
dilediğin kadar yüzebileceğini sanırmışım.
Ama bazen o deniz fırtınalı olur, dalgalar seni kıyıya savururmuş.
Düşler bile yürek dayanıklılığı istermiş, bayım;
bazı düşler, bazılarımız için sadece rüya olarak kalırmış.
Her gerçeğin, kendi bildiğimiz anlamıyla doğru olduğunu sanırmışım.
Oysa hakikat her gözde ayrı yansırmış.
Kendi hakikatin için savaşmak,
kendini kaybetmek pahasına da olsa, en büyük cesaretmiş, bayım.
Büyümek de biraz buradaymış sanırım;
sandıklarının sınırlarını, inanışlarının yüzleşmelerini görmekte...
İnsan, sevince mutluluğu garantiler sanırmış.
Oysa en derin yaralar sevilenlerden gelirmiş.
Gönlünü açtıkların, o kapıyı kapatıp gitmeyi bilirmiş.
Aslında sevgi, bıraktığı yara kadar gerçekmiş, bayım;
her yarada yeniden yeşerecek bir çiçek tohumu saklıymış.
Ve anladım ki sevinçle, umutla filizlenen toprakta değil yalnızca,
acıda ve çetin soğuklarda da kök salar, dallanırmış insan.
Hayatın verdiği her sınavdan kazançla çıkacağımı sanırmışım.
Meğer her kayıp, her yara bir kazanç değilmiş, bayım.
Bazı acılar insanda iz bırakırmış,
Sözlerin her zaman duygularını yansıttığını sanırmışım.
Oysa bazı cümleler en güzel hisleri,
bazı susuşlar en derin acıları saklarmış, bayım.
Öğrendim ki insanın en samimi cümlesi gözlerinin içinde gizliymiş;
dil ne kadar dönse de, gözler sır saklayamazmış.
Hayatı sevmekle tamamlayabileceğimi sanırmışım.
Anladım ki bazen tüm sevgine rağmen,
hayat senden hep bir adım uzaklaşırmış, bayım.
Her başlangıç umut vaat etse de,
her hikaye mutlu sonla bitmezmiş.
Büyümek, belki de kabullenmeyi öğrenmekmiş, bayım;
her düşüşte kalkmanın, her yenilgide devam edebilmenin bir yolu varmış.
İyiliğin her zaman iyilik getireceğini sanırmışım.
Ama bazen en güzel çiçekleri suladığında bile,
o toprakta dikenler büyürmüş, bayım.
Dikenleri tanımak, ellerinin kanamasına rağmen
o çiçekleri terk etmemek gerekirmiş.
İnsanın kendi yolunda dikensiz bahçeler aramayı bırakması da,
büyümeye dahilmiş.
Hayal kurmanın cesaret istediğini,
ama o cesareti hep içinde bulabileceğini sanırmışım.
Meğer bazen en cesur hayalleri kurmak bile zor olurmuş, bayım;
En derin hayaller, en derin korkuların gölgesinde saklanırmış.
Ve hayatın hep aynı yumuşaklıkla dokunacağını sanırmışım.
Oysa bazen hayat sert bir rüzgar gibi yüzüne çarpıp,
seni olduğun yerden savururmuş, bayım.
Anladım ki o rüzgarın içinde bile ayakta kalmak mümkünmüş;
kök salmak, yıkılmadan durmak,
o rüzgara karşı dik durabilmek gerekirmiş.
Kimi zaman devrilsen de, bayım,
topraktan yeni bir filiz gibi yeniden çıkmakmış hayat.
Şimdi sanmayı bıraktım bayım, sadece anlıyorum.
Daha çok düşeceğiz.
Hem de ne düşmek!
Ayağımız taşa değil,
kendi kurduğumuz tuzaklara takılacak.
Yaralarımız birer madalya gibi parlayacak,
her biri ayrı bir aptallığın nişanı olacak.
Biz de o madalyaları göğsümüze takıp, bayım,
gururla yürüyeceğiz.
İyilik yapacağız, kötülük bulacağız.
Gül ekeceğiz, diken biçeceğiz.
Ellerimiz kan içinde bayım,
yine de o dikenleri seveceğiz.
Aşkı arayacağız, ayrılığı bulacağız.
Söz vereceğiz, sözümüzden döneceğiz.
Biz de o kırık sözlerden bir saray kurup,
içinde yaşayacağız.
En cesur hayallerimizi korkularımızın gölgesine saklayıp, bayım,
birer birer solmalarını izleyeceğiz.
.
.
.
K. Evliyaoğlu
sevolubişeyler@haisiletildimsj
Sanmak insanı mahveder
Türkçe

