
Bilgi Üniversitesi öğrencileriyle ilgili yapılan yorumları gördükçe bazı şeyleri bir öğrenci olarak paylaşma ihtiyacı hissediyorum. Dışarıdan bakıldığında, garantör üniversitenin Mimar Sinan olması nedeniyle “daha iyi bir okula geçiyorsunuz, şanslısınız” gibi yorumlar yapılıyor. Ancak mesele bundan çok daha farklı. Sürecin arkasında, aslında bir gecede geleceği belirsizliğe itilen binlerce öğrencinin, akademisyenin ve çalışanların emeği var. Ben İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım 2. sınıf öğrencisiyim ve %100 burslu olarak okuyorum. Tercih dönemimde puanım Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne yetmesine rağmen Bilgi Üniversitesi’ni kendi isteğimle seçtim. Elbette Mimar Sinan çok değerli ve başarılı bir okul. Ancak benim Bilgi’yi tercih etme sebeplerim farklıydı. Bilgi Üniversitesi’ni tercih etmemin en önemli sebeplerinden biri günümüzde özellikle iş hayatında dil yeterliliği önemli bir noktadayken %100 İngilizce eğitim vermesiydi. Bunun yanında eğitim yaklaşımı da benim için önemliydi. Mimar Sinan’ı birebir gezmiş biri olarak eğitim anlayışının daha sanatsal bir yönde ilerlediğini gözlemledim. Ben ise kendi adıma daha teknik odaklı bir eğitim almak istediğim için Bilgi Üniversitesi’ni seçtim. Atölye imkanları üst düzeyde olup cnc/lazer kesim makinelerden torna makinelerine kadar üretimde deneyim sahibi olmamızı sağlayan birçok olanak bulunuyordu. Sağladığı uluslararası imkanlar da benim için çok değerliydi. Örneğin bölümümde İtalya’daki NABA Üniversitesi ile çift diploma imkanı bulunuyordu. Buradaki mesele burslu ya da ücretli öğrenci olmak değil. Kendi bölümüm adına konuşursam, öğrencilerin ne kadar emek verdiğine birebir şahidim. Günlerce uykusuz kalıp proje yetiştiriyoruz, atölyelerde makineleri ustamız kontrolünde kendimiz kullanıyor, üretimlerimizi kendimiz gerçekleştiriyoruz. Jürilere yorgun ama ortaya çıkardığımız işle gurur duyarak giriyoruz. “Özel okul öğrencisi” algısının aksine emek veriyor ve çalışıyoruz. Bilgi Üniversitesi’ni sadece adı için değil; akademik kadrosu, eğitim modeli, kampüsü ve bize sunduğu imkanlar nedeniyle seçtik. Bu yüzden şu an başka bir üniversiteye geçecek olmak bizi otomatik olarak daha iyi bir duruma taşımıyor. Üstelik birçok bölümün birebir karşılığının bile henüz net olmadığı bir süreç yaşanıyor. Final dönemine iki hafta kalmışken, ertesi gün pre-jüri için gece boyunca maket yaparken okulumuzun kapatıldığını öğrenmek ve hiçbir net bilgi olmadan geleceğimizle ilgili sayısız soru işaretiyle baş başa kalmak gerçekten çok yıpratıcı. Bu bizim geleceğimiz. Bir öğrenci olarak; insanların, öğrencilerin verdiği emeği ve yaşadığı belirsizliği anlamaya çalışmasını, sesimizi duymasını ve destek vermesini bekliyorum. #BilgiÜniversitesi #BilgiliYalnızDeğildir #bilgiüniversitesikapatıldı








