ÖGO | HolyCherryCrunch

777 posts

ÖGO | HolyCherryCrunch banner
ÖGO | HolyCherryCrunch

ÖGO | HolyCherryCrunch

@HolyCrunch

Magga Cammara 🍒🍙🍪🧋👾 ÖGO - Özgür Genç Oyuncular

Blingdenstone Entrou em Haziran 2024
311 Seguindo229 Seguidores
Tweet fixado
ÖGO | HolyCherryCrunch
ÖGO | HolyCherryCrunch@HolyCrunch·
Bazı çevrelerin oyunları ısrarla 'öcüleştirme' çabasını, onlar adına üzülerek izliyorum. Oyun oynamayı sadece boş vakit öldürmek sanacak kadar bu dünyanın uzağındalar. Geçmişten bugüne ilmek ilmek işlenen bu devasa kültüre karşı böylesine alelade cümleler kurabilmeleri, aslında tamamen kendi perspektif darlıkları ve bilgi eksikliklerinden kaynaklanıyor. Oyunlar; birçok sanat dalını barındıran ögelerden oluşan dijital sanat eserleridir. İletişim ise bir göndericinin, ortak bir kod (şifre) kullanarak hazırladığı iletiyi, belirli bir kanal üzerinden alıcıya aktarması ve karşılığında dönüt alması sürecidir. Bu süreç, tarafların paylaştığı ortak bağlam içinde anlam kazanır. Roman Jakobson tarafından geliştirilen bu kuram üzerinden yola çıkarsak basitçe şunu söyleyebiliriz: Bu dijital sanatı anlamlandıracak kültürel kodlara sahip değilseniz, mevcut derinliği fark edemeyip bu muazzam eserleri sadece 'ekrandaki hareketli figürler' olarak görürsünüz. Bu durum, okuma yazma bilmeyen birinin bir romanı sadece 'kağıt üzerindeki siyah lekeler' olarak algılamasından farksızdır. #OYUNUMADOKUNMA #OyunsuzHayatYorumsuz Eser: Hieronymus Bosch – Dünyevi Zevkler Bahçesi (The Garden of Earthly Delights)
ÖGO | HolyCherryCrunch tweet media
Türkçe
4
27
37
729
ÖGO | HolyCherryCrunch
"Kötüleri yenmenin sırrı nedir? Onlardan daha gürültülü olmak." "What is the secret to defeating evil? Being louder than it." Minsc - Baldur's Gate 3 #OyunsuzGelişimOlmaz #OYUNUMADOKUNMA
ÖGO | HolyCherryCrunch tweet media
Türkçe
0
10
20
89
ÖGO | HolyCherryCrunch retweetou
ÖGO | SarpVision
ÖGO | SarpVision@SarpGuzelel·
Ataşehir’de gerçekleştirdiğimiz buluşmada bu konuyu ÖGO olarak Buğra Bey’le detaylıca konuşma fırsatı bulmuştuk. Bugün paylaştığı bu verileri görmek açıkçası beni hem mutlu etti hem de umutlandırdı. Bu nedenle kendisine özellikle teşekkür etmek isterim. Çünkü bu tarz somut verilerle konuşmak, meseleyi çok daha sağlıklı bir zemine taşıyor. Açık konuşmak gerekirse, 1,03 milyar dolarlık ihracat ve 14 bin kişilik istihdam rakamlarını görmek bana şunu net bir şekilde hissettirdi: Dijital oyun sektörü artık “gelecekte olabilir” dediğimiz bir alan değil, bugün zaten Türkiye ekonomisine katkı sağlayan ciddi bir sektör. Ve en önemlisi, bu sektör büyük ölçüde gençlerin emeği, yaratıcılığı ve vizyonu ile ayakta duruyor. Bir siyaset bilimi öğrencisi olarak ben bu tabloya biraz daha geniş bir perspektiften bakıyorum. Devletin kendi verileriyle bu potansiyeli kabul etmesi son derece kıymetli. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir denge var. Eğer bir yandan bu sektörü desteklediğimizi söylüyor, diğer yandan da kısıtlayıcı ve baskılayıcı adımlar atıyorsak, bu durum ister istemez bir çelişki yaratıyor. Çünkü bu sektörün doğası gereği özgürlük, yaratıcılık ve inovasyonla beslendiğini düşünüyorum. Ataşehir’de yaptığımız sohbet sırasında da en çok üzerinde durduğumuz noktalardan biri buydu: Türkiye’de gerçekten çok yetenekli bir genç kitle var. Bu gençler sadece oyun oynayan bireyler değil; oyun geliştiren, dünyaya açılmak isteyen ve kendi emeğiyle değer üreten insanlar. Dolayısıyla burada atılacak her adım, sadece bir sektörü değil, doğrudan bu gençlerin geleceğini de etkiliyor. Benim kanaatim şu yönde: Bu potansiyeli büyütmenin yolu yasaklardan ya da sınırlamalardan geçmiyor. Aksine, daha bilinçli, daha dengeli ve destekleyici politikalarla ilerlemek gerekiyor. Siber güvenlikten dijital okuryazarlığa kadar birçok alanda adım atılabilir. Ama bunu yaparken üretimi, yaratıcılığı ve girişimciliği daraltmamak gerektiğini düşünüyorum. Buğra Bey’in paylaştığı bu bilgiler bana bir şeyi daha net hatırlattı: Türkiye, dijital oyun sektöründe gerçekten söz sahibi olabilecek bir ülke. Yeter ki bu potansiyeli doğru okuyalım ve doğru politikalarla destekleyelim. Bu yüzden ben, hem bu verilerin kamuoyuna kazandırılması hem de bu tartışmanın daha sağlıklı bir zemine taşınması adına Buğra Bey’e tekrar teşekkür ediyorum. Gerçekten kıymetli bir katkı olduğunu düşünüyorum. Ve samimiyetle şunu söylemek isterim: Türkiye’nin dijital geleceği, gençlerin üretme gücünü desteklediğimiz ölçüde güçlenecek. #OYUNUMADOKUNMA
Türkçe
0
27
55
1.6K
ÖGO | HolyCherryCrunch retweetou
ÖGO Katharsius
ÖGO Katharsius@Berkay81714299·
#TemsilciŞartınıKaldıracaksınız #OYUNUMADOKUNMA Bir mekanik kukla bile ruhların aracılığıyla duyguları öğrenebiliyorsa, yaşama ve kişisel haklara saygı gösterip değer verebiliyorsa, empati kurabiliyorsa... Herşeyi çok bilen insanoğlu, duygularla doğarken bunu neden yapamıyor?!
ÖGO Katharsius tweet media
Türkçe
0
10
24
108
ÖGO | HolyCherryCrunch retweetou
ÖGO | SarpVision
ÖGO | SarpVision@SarpGuzelel·
Mahinur hanım merhaba. Bu tür desteklerin niyet olarak olumlu olduğunu kabul ederek başlamak gerekir; ancak meselenin özüne inmeden yalnızca ekonomik teşviklerle “aile kurumu güçlenir” varsayımı, günümüz Türkiye’sinin sosyolojik gerçekliğini eksik okumaktır. Şunu açıkça söylemek gerekir: Sorun yalnızca parasızlık değil. Evet, ekonomik zorluklar evlilik kararlarını etkiliyor; fakat gençlerin evlilikten uzaklaşmasının arkasında çok daha derin ve yapısal sebepler var. Güven duygusunun zayıflaması, toplumsal bağların çözülmesi, bireyler arası ilişkilerde artan güvensizlik ve özellikle kamusal alanın (yani sokakların) eskisi kadar güvenli hissedilmemesi bu sürecin merkezinde yer alıyor. Bugün genç bir birey yalnızca “evlenebilir miyim?” diye düşünmüyor; “Bu ülkede güvenle yaşayabilir miyim?”, “Sokağa çıktığımda kendimi güvende hissediyor muyum?”, “Yarın kuracağım ailenin sosyal çevresi sağlıklı olacak mı?” gibi çok daha temel sorular soruyor. Eğer bu sorulara verilen cevaplar zayıfsa, verilen maddi destekler tek başına ikna edici olmuyor. Daha da önemlisi, bu tür yapısal sorunlar varken odağın dijital oyunlara veya gençlerin kültürel alanlarına kaydırılması ciddi bir politika hatasıdır. Oyunları, sosyal medyayı ya da dijital kültürü hedef almak; aslında görünür ve kolay hedeflere yönelmek anlamına gelir. Oysa siyaset bilimi açısından bakıldığında bu, “sorunun kaynağına değil semptomlarına müdahale etmek”tir. Gençlerin oyun oynama davranışı bir neden değil, çoğu zaman bir sonuçtur: Güvensiz, sosyal olarak daralmış ve fırsat alanları kısıtlı bir ortamda bireyler alternatif dünyalara yönelir. Toplumun yeniden güçlenmesi için ise çok daha kapsamlı ve çok boyutlu politikalara ihtiyaç vardır. Öncelikle hukukun üstünlüğü ve adalet duygusu güçlendirilmelidir. İnsanların suç işleyenlerin cezasız kalmayacağına inanması, toplumsal güvenin temelidir. İkinci olarak, yerel düzeyde kamusal güvenlik artırılmalıdır: Aydınlatılmış sokaklar, etkin devriye sistemleri, hızlı müdahale kapasitesi ve topluluk temelli güvenlik politikaları (community policing) bu noktada kritik rol oynar. Bunun yanında eğitim politikaları da yalnızca akademik başarıya değil, değerler, empati ve toplumsal sorumluluk bilincine odaklanmalıdır. Sosyal sermaye dediğimiz, yani insanların birbirine güvenme ve birlikte hareket edebilme kapasitesi, ancak bu şekilde inşa edilir. Gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri kültürel, sanatsal ve sportif alanların artırılması da toplumsal çözülmeyi tersine çevirecek önemli araçlardır. Aile kurumu da zaten bu büyük yapının bir parçasıdır. Güvensiz bir toplumda güçlü aileler kurmak zordur; ama güvenli, adil ve dayanışmacı bir toplumda aileler zaten doğal olarak güçlenir. Yani politika tersinden kurulamaz: Önce toplumsal zemin güçlendirilir, ardından aile kurumu zaten sağlamlaşır. Sonuç olarak, gençlere verilen maddi destekler tek başına yeterli değildir ve esas sorunu çözmez. Eğer gerçekten gençlerin yuva kurmasını istiyorsak, onların yaşayacağı toplumu güvenli, adil ve umut verici hale getirmek zorundayız. Aksi halde verilen teşvikler, yapısal sorunların üzerini geçici olarak örten araçlar olmaktan öteye gidemez. #OYUNUMADOKUNMA #Oyunlarİhtiyaçtır
Türkçe
0
33
54
1.5K
ÖGO | HolyCherryCrunch retweetou
ÖGO | Can
ÖGO | Can@SmoothyAce·
Çeviri görüldüğünün aksine neden zordur sorusuna cevap. Benzemez AI çevirisine. #Oyunlarİhtiyaçtır #OYUNUMADOKUNMA
Türk@turuksoz

Dünya'nın en çok satanlarından biri olan Yüzüklerin Efendisi serisini Türk dilinin lezzeti ile buluşturan Çiğdem Erkal İpek'le röportaj: Soru: - Kitap çevirmek zordur, mesela bazı kelimelerin yada deyimlerin Türkçe karşılıkları olmayabiliyor kimi zaman. Siz hem İngilizce hem de bu dünya da olmayan dilleri Türkçeye çevirdiniz. Bunun zorluklarını anlatır mısınız? Çiğdem Erkal İpek: - ...Tolkien kitapta, bu kitabı yazmadığını Kırmızı Kitap’tan çevirdiğini yazar ve çeviriyi hangi prensiplerle yaptığını da izah eder. Yani hangi kelimeleri İngilizceye çevirmiş, hangilerini olduğu gibi bırakmış vs. Bu en büyük ipucuydu. Ben de aynı yolu izledim. Kitaptaki kelimeleri incelemeye başladım. Anglo Saksoncadan İngilizceye bir sözlük aldım. Ayrıca Tolkien’ın kitabındaki 14 ayrı lisanı inceleyen bir kitap buldum. Burada tüm kelimelerin kökleri veriliyor, hangi lisandan türetilmiş olduğu yazılıyordu. Her ırkın dili, bugünkü İngilizce’yi farklı devirlerde etkilemiş farklı dillerin köklerinden türetilmiş. Buradan yola çıkarak ben de Türkçeyle bir paralel kurdum. Yani kronolojik olarak aşağı yukarı benzer dönemlerde Türkçenin hangi dillerden ve nasıl etkilendiğini göz önüne almaya çalıştım. O yüzden Osmanlıca sözlükler, Divan-ı Lûgat-it-Türk, Tarama Sözlüğü, Türk Lehçeleri Sözlüğü sürekli başvurduğum kaynaklar oldu. Size bir kelimenin serüvenini anlatayım: Mirkwood. Bu kelime sözünü ettiğim, tüm kelimelerin köklerini veren kitapta yoktu. O kitapta İngilizceye çevrilmemiş kelimeler var çünkü. Bugün sözlüklere baktığınızda “mirk” kelimesini bulamazsınız. Fakat Anglo Saksonca sözlükte “mirk” kelimesi vardı ve korkunç, şeytani anlamında kullanılıyordu. Bugünkü “murky” (karanlık, kasvetli)kelimesi de bu kökten türüyordu. Bunun üzerine tüm sözlükleri taradım. Bu anlamı karşılayan, bugün kullandığımız bir kelimeye benzeyecek ama söylenişiyle biraz farklı olacak, anlamı zaman içinde biraz değişmiş, yumuşamış olacak ama tamamen de alakasız olmayacak bir kelime bulmam lazımdı. Divan’ı Lûgat-it-Türk’te “kuyut” kelimesini buldum. Anlamı “ürkütmek” idi. Hatta kuyuttu, kuyutur gibi de çekimleri vardı. Sonra Türk Lehçeleri sözlüğünü taradım. Tatarlar koytı kelimesini “fena, kötü” anlamında kullanıyorlarmış. Kazaklar “kuytılık” kelimesini “şeytani” anlamında kullanıyorlarmış. Biz artık kuytu kelimesindeki bu şeytani anlamı kaldırmışız ama demek ki bir zamanlar varmış. Aynı mirk ve murky arasındaki ilişki gibi. O yüzden Mirkwood’u, Kuyutorman olarak çevirdim. - Kitapları Türkçeye çevirirken başka dillere çevrilmiş olanlarına göz attınız mı? - Çeviriyi yaparken başka dillerdeki çevirileri hiç merak etmedim ve hiç bakmadım. Bence bu yanlış olurdu zaten. - Hürriyet gazetesindeki bir röportajınızda elf alfabesini ve rhünleri Orhun yazıtlarındaki Göktürkçe`ye benzetmiştiniz. Bu benzerliği nasıl kurdunuz? - Kullanılan diller açısından Yüzüklerin Efendisi bir hazinedir. İnanılmaz bir bilmece gibidir. Zor ama imkânsız değildir. Çok zevklidir. Çünkü uğraştığınızda, sonunda aradığınız şeyi buluyorsunuz. Bu çok keyif verici bir şey. Fakat tabiki çok araştırma, çok düşünme gerektiren bir süreçti. Çok şey öğrendim. Fakat aklıma takılan bir şey oldu. Tolkien'ın bu kitapta kullandığı diller ve yazılarla ilgili bir sürü araştırma okudum, elimdeki kitap da çok ayrıntılı bir incelemeydi. Elfler rünik alfabe kullanıyorlardı. Her yerde bu yazılıp çizilir ve bu alfabeden söz edilirken, sadece İskandinav ülkelerindeki rünik alfabe örnek veriliyordu. Tolkien bir dilbilimciydi. Gö!ktürk alfabesi de rünik bir alfabedir. Önemli ve büyük bir alfabedir. Onun bunu bilmemesi mümkün değil. Ve kitaptaki rünlerle neredeyse bire bir aynıdır. Yani karakterlerin yüklendikleri ses değerleri açısından değil, şekil açısından. Eğer Orhun Abidelerinin bir resmini bulursanız, şok olursunuz. Mutlaka internetten bulunur. Bir deneyin. Bu konuda bunca araştırma yapılmış, bu kadar yazılıp çizilmiş fakat Göktürk alfabesinden hiç söz edilmemiş olması dikkatimi çekti. Hala da dikkatimi çekiyor. Batının, bizi külliyen yok sayması bana komik geliyor. Yani bilimsel bir araştırma tarafsız olmalıdır, siz dilbilimsel bir kitap yazıyorsunuz, tüm kelimelerin köklerini buluyorsunuz, yazı karakterlerinin tarihte hangi yazılara benzediğini araştırıyorsunuz ve sadece İskandinavların rünik alfabesi varmış, dünyada o alfabeyi kullanmış başkaları yokmuş gibi davranıyorsunuz.... Bu bana tarafsız bir davranış gelmiyor. Ama ben Elfler Türk idi, Türkçe konuşur idi demiyorum tabii ki. Bu çok salakça olurdu. Sadece bunca "bilimsel" yazının hiçbirisinde Göktürk alfabelerinden söz etmemiş olmalarını tuhaf karşılıyorum. Yoksa Elfçe ile Türkçe arasında bir paralel kurmuyorum. Benzerlik ise benim kurduğum bir bağ değil, gözü olan herkes görür.

Türkçe
0
12
21
156
ÖGO | HolyCherryCrunch retweetou
DAYI
DAYI@GameOfDAYI·
Yaklaşık bir yıldır aktif şekilde yayın ve içerik çıkardığım kanalım 1000 Aboneyi geçtim. Öncelikle son dönemlerde bana destek veren çok sevgili #özgüroyuncularderneği yani ÖGO ya çok teşekkür ederim @SarpGuzelel kardeşim iyiki yollarımız kesişmiş. Dernekten samimi olduğum tüm kardeşlerim abilerim ablalarım iyiki varsınız. Daha sonra bu platformda tanışıp muhabbetimizin olduğu ve yayınlarda sohbet ettiğimiz dostlar varolun. #OYUNUMADOKUNMA #Oyunlarİhtiyaçtır
DAYI tweet media
Türkçe
4
25
56
990
ÖGO | HolyCherryCrunch retweetou
ÖGO | HolyCherryCrunch
"Her karar bir kapı açar, bir diğerini sonsuza kadar kapatır." "Every decision opens one door and closes another forever." Withers - Baldur's Gate 3 #Oyunlarİhtiyaçtır #OYUNUMADOKUNMA
ÖGO | HolyCherryCrunch tweet media
Türkçe
2
26
39
296
ÖGO | HolyCherryCrunch
"Hapishane duvarları bazen görünmez olur, ama en kalın olanlar onlardır." "Prison walls are sometimes invisible, but those are the thickest ones." Sam Bridges - Death Stranding #ÖzgürRitimÖzgürOyun #OYUNUMADOKUNMA
ÖGO | HolyCherryCrunch tweet media
Türkçe
0
19
30
165
ÖGO | HolyCherryCrunch retweetou
ÖGO | HolyCherryCrunch retweetou
Lady Carmilla
Lady Carmilla@death_lady93680·
Alie bakanlığı ve btk nın sandığının aksine oyuncular sabırsız değil görüp görebileceğiniz en sabırlı insanlardır. Bu sabrı oyunlarda gösterdiğimiz gibi oyunlarımızı savunurken de göstereceğiz. Çünkü onlar buna değer. #OYUNUMADOKUNMA #OyunYasasınıReddediyoruz
Lady Carmilla tweet media
Türkçe
3
27
52
207
ÖGO | HolyCherryCrunch retweetou
Şalgamkafa
Şalgamkafa@Bozaabooozaa·
Türkiye oyun sektörü fabrika kurmadan, hammadde harcamadan, saf kodla döviz kazandırıyor. Dream Games tek başına 3,9 milyar TL vergi beyanıyla Türkiye'nin en fazla kurumlar vergisi ödeyen 18. şirketi — GİB'in 2024 verisi bu. Bankalar ve enerji devleriyle aynı listede bir oyun firması var. Kısıtlama gelirse bu vergi de gider. #OyunYoksaVergiYok #OYUNUMADOKUNMA
Şalgamkafa tweet media
Türkçe
7
41
82
793