𝐵𝑖𝑙𝑎𝑙 𝑀𝑢𝑡𝑙𝑢@41Sepetchily
< MU'CİZE GELDİ, SİHİR BOZULDU>
▪︎ Sihirbazlar, Firavun Ve Mısır Ahalisi Önünde Yere Değnek Ve İplerini Atmışlardı. Onlar Da Yılan Gibi Görülmeye Başlamıştı.
Ancak Emr-I İlâhî İle Mûsâ -Aleyhisselâm- Asâsını Atınca, Bir Ejderhâ Olup Meydanda Ne Varsa Yuttu.
Sihirbazlar, Bu Hâlin Beşerî Bir Sanat Ve Mârifet Değil, İlâhî Bir Mûcize Olduğunu Anladılar. Çünkü Sihir Olsaydı, Atılan Değnek Ve İpler, Sihir Bozulduğunda Yerinde Kalırdı.
Hâlbuki Sihirbazların Sihirleri Bozulup İptâl Edildiği Gibi, Aynı Zamanda Değnek Ve İpler De Ortadan Kaybolmuştu:
“Böylece Hakikat Ortaya Çıktı Ve Onların Yapmakta Oldukları Yok Olup Gitti.” (El-A’râf, 118)
Mûsâ -Aleyhisselâm-’ın Asâsı Sihirbazların Sihir Âletlerinden Ne Varsa Hepsini Yutmuş, Fakat Asâda Hiçbir Farklılık Olmamıştı. Allâh Bunun Beşerî Bir Hüner Olmadığını, Bilâkis Kudret-I İlâhî Olduğunu Sihirbazlara Göstermeyi Murâd Etmişti.
Sihirbazların Reisi, Arkadaşlarından Birine Şöyle Dedi:
- Bu İşler Olurken Mûsâ’ya Dikkatle Bak Bakalım, O Anda Ne Gibi Bir Hâl İçinde Olacak?
Arkadaşı Da Öyle Yaptı.
Mûsâ -Aleyhisselâm-’ın Hâl Ve Tavırlarını Dikkatle Süzdü. Durumu Baş Sihirbaza Şöyle Bildirdi:
- Hâdise Meydana Gelirken Mûsâ’nın Rengi Atıyor, Haşyetullâh İçerisinde Ve İlâhî Bir Tecellîye Mazhar Durumda, Fakat Asâ İşine Devâm Ediyor…
Bunu Öğrenen Sihirbazların Reisi Şunları Söyledi:
“Öyleyse Bu Tecellî Allâh’tandır, Mûsâ’nın İşi Değildir. Zîrâ Bir Sihirbaz Kendi Sihrinden Korkmaz. Hiçbir Sanatkâr Kendi Sanatından Haşyete Düşmez, Bilâkis Onu Kolayca Ve Rahatlıkla İcrâ Eder.”
Bunları Söyleyen Sihirbazların Reisi, Daha Sonra Mûsâ -Aleyhisselâm-’ın Hak Peygamber Olduğuna Îmân Etti. Diğer Sihirbaz Arkadaşları Da Kendisine Tâbî Oldular Ve Îmân İle Şereflendiler. (Abdülkâdir Geylânî, El-Fethu’r-Rabbânî, S. 38)
Kur’ân-ı Kerîm’de Şöyle Buyrulur:
“(İşte Bu Mûcizeyi Gören) Sihirbazlar, Derhâl Secdeye Kapandılar:
«–Âlemlerin Rabbine, Mûsâ Ve Hârûn’un Rabbine Îmân Ettik!» Dediler.
Firavun (Öfkeden Gözü Dönmüş Bir Hâlde):
«–Ben Size İzin Vermeden O’na Îmân Ettiniz Ha! Demek Ki O, Size Sihri Öğreten Büyüğünüzmüş! Ama Şimdi (Size Yapacağımı Görecek Ve) Bileceksiniz; And Olsun, Ellerinizi Ve Ayaklarınızı Çaprazlama Kestireceğim, Hepinizi Astıracağım!» Dedi.” (Eş-Şuarâ, 46-49)
Bir Başka Âyet-I Kerîmede De Bu Hâl Şöyle Bildirilmektedir:
“(Firavun) Şöyle Dedi:
«–Ben Size İzin Vermeden Önce Ona İnandınız Öyle Mi! Hakîkat Şu Ki, O, Size Sihir Öğreten Büyüğünüzdür. Şimdi Mutlakâ Ellerinizi İle Ayaklarınızı Çaprazlama Keseceğim Ve Sizi Hurma Dallarına Asacağım! Böylece, Hangimizin Azâbının Daha Şiddetli Ve Sürekli Olduğunu İyice Anlayacaksınız!»” (Tâhâ, 71)
Onlar İse Firavun’un Bu Tehdîtlerine Karşı:
“«–Bize Gelen Apaçık Mûcizelere Ve Bizi Yaratana, Seni Tercîh Edemeyiz. Dolayısıyla Sen, Yapacağını Yap! Sen, Ancak Bu Dünyâda Hükmünü Geçirebilirsin!» Dediler.” (Tâhâ, 72)
Sonra Da:
“«–Zararı Yok! Hiç Şüphesiz Ki Biz, Rabbimize Döneceğiz!» Dediler.” (Eş-Şuarâ, 50)
“–Senin Zulmün Bize Bir Zarar Veremez! Senin Zararın (Gelip Geçici Bu) Dünyâya Âittir. Âhiret Saâdeti İse, Ebedîdir!” Dediler.
Devamla Da Şöyle Dediler:
“Bize, Hatâlarımızı Ve Senin Bize Zorla Yaptırdığın Büyüyü Bağışlaması İçin Rabbimize Îmân Ettik! Allâh, (Mükâfâtı) En Hayırlı Ve (Cezâsı) En Sürekli Olandır.” (Tâhâ, 73)
“Biz, İlk Îmân Edenler Olduğumuz İçin Rabbimizin Hatâlarımızı Bağışlayacağını Ümid Ederiz!»” (Eş-Şuarâ, 51)
Ve Ardından Cenâb-ı Hakk’a Şöyle İlticâ Eylediler:
“…Rabbimiz! Bize Bol Bol Sabır Ver Ve Müslüman Olarak Canımızı Al!” (El-A’râf, 126)
*Velhâsıl, sabahleyin kâfir bir hüviyetle müsâbakaya çıkan sihirbazlar, kısa bir müddet sonra kolları ve bacakları çapraz kesilerek, hepsi de birer mü’min, şehîd ve velî olma şerefiyle Cenâb-ı Hakk’a kavuştular.
Not : Dikkâte şayandır ki;
Yâ Rabbî! Bizleri Bu Zâlimin Zulmünden Kurtar!” Diye Duâ Etmeyip; Fânîlerin Ezâ ve Cefâlara Sabır ve Müslüman Olarak Can Verebilmeyi Niyâz Etmişlerdi..