Gökçe@_gokcee___
ÇİPLEME, PASAPORT VE KUDUZ AŞISI DAYATMASI: BU ZORUNLULUKLAR KİME HİZMET EDİYOR, YENİ DÜNYA DÜZENİ İÇİN TAKİP SİSTEMİ Mİ KURULUYOR?
Son günlerde sosyal medyada aynı cümleyle başlayan sayısız video dolaşıyor:
“Çiplemenin son günü yaklaşıyor!”
Bu bir bilgilendirme değil; açıkça bir KAMPANYA DİLİ. Acele, korku ve baskı yaratılıyor. Tıpkı ticari bir SATIŞ STRATEJİSİ gibi.
Peki tesadüf mü, çipleme ile birlikte KUDUZ AŞISININ ZORUNLU TUTULMASI ve ücretin sembolik biçimde 50 TL’YE DÜŞÜRÜLMESİ?
Elbette değil. Bu, gönüllü bir uygulamayı zorunluluğa dönüştürmek için oluşturulmuş PSİKOLOJİK BİR EŞİK. “Bak ne kadar ucuz” denilerek itirazın önü kesiliyor.
Hatırlarsanız pandemi döneminde COVID-19 aşıları da ücretsizdi. O dönemde aşı olmayanlar “BİLİM DÜŞMANI” ilan edilmişti. Bugün ise aşıların yan etkileri ağır biçimde hissedilirken, o gün dile getirilen kaygıların tamamı görmezden gelinmiş durumda.
Ayrıca BESİ HAYVANLARINA uygulanan "ÇİÇEK AŞISI", daha sonra aşının yan etkilerinden gebe hayvanların yavrularını kaybetmesine ve toplu ölümlere sebep olduğu için aşılar bakanlık tarafından aşıların karıştığına dair bir açıklamasıyla geri çekilmişti.
Peki KUDUZ AŞISI neden hiç tartışılmıyor?
Yurt dışında, özellikle Avrupa ve ABD’de birçok veterinerlik otoritesi artık “HER HAYVANA, HER YIL, OTOMATİK AŞI” anlayışını terk ediyor. Risk temelli, yaşa ve çevreye göre değişen uygulamalar konuşuluyor; bağışıklık titresi ölçümü ve gereksiz tekrar aşıların zararları açıkça tartışılıyor.
x.com/i/status/20032…
x.com/i/status/19966…
Bizde ise tam tersi bir yol izleniyor. Evden çıkmayan, başka hayvanlarla teması olmayan, tamamen kapalı alanda yaşayan evcil hayvanlara bile kuduz aşısı ZORUNLU tutuluyor. Üstelik bu zorunluluk, çipleme ile birlikte “PAKET” hâline getirilerek sorgulanamaz kılınıyor. Sorgulayanlar yine susturuluyor, itiraz edenler yine “BİLİM KARŞITI” etiketiyle bastırılıyor.
Oysa mesele aşı karşıtlığı değil; geçmiş acı deneyimlerden tecrübe edinilerek, evcil hayvanlara zorunlu tutulan kuduz aşısını tamamen şeffaf ve bilimsel bir ortamda yan etkilerinin tartışılmadan hiçbir hayvana zorunlu uygulanamayacağıdır.
Peki bu sistem yalnızca sağlıkla mı ilgili?
Çipleme sonrası hayvana verilen belgeye neden “KİMLİK” değil de “PASAPORT” deniyor, hiç düşündünüz mü?
Bugün bir klinikte bizzat sordum. Çünkü bu belgede;
– Hayvanın yaşı
– Yapılan tüm aşılar
– Geçirdiği ameliyatlar
– Sahibinin T.C. KİMLİK NUMARASI, adresi ve iletişim bilgileri yer alıyor.
Ve çip okunduğu anda bu bilgiler ULUSLARARASI GEÇERLİLİĞİ OLAN BİR VERİ TABANINA düşüyor.
Bu ne demek?
Bu, hayvanın YURT DIŞINA ÇIKIŞININ önünde neredeyse hiçbir engel kalmaması demek.
O hâlde şu soruyu sormak zorundayız:
Bugün “sahipli” dediğimiz hayvanlar, yarın KAÇIRILDIĞINDA çok daha kolay şekilde yurt dışına çıkarılamaz mı?
Bu sistem, hayvanları korumaktan çok TAKİBİNİ VE TRANSFERİNİ mi kolaylaştırıyor?
Aynı zamanda KİŞİSEL VERİLERİN, kurumlara ibrazı büyük bir GÜVENLİK AÇIĞI oluşturmaz mı?
Daha vahimi şu:
Çiplemenin hayvanın vücuduna olası YAN ETKİLERİ yeterince tartışılmadı.
İSTEĞE BAĞLI tutulmadı.
Hayvanın RIZASI zaten mümkün değil.
Yani ortada ETİK, HUKUKİ VE BİLİMSEL olarak tartışmalı bir uygulama var.
Şimdi buna bir de “KUDUZ AŞISI KAMPANYASI” ekleniyor ve iş tamamen bir PROPAGANDA FAALİYETİNE dönüşüyor.
Sorgulayanlar SUSTURULUYOR, itiraz edenler “BİLGİSİZ” ilan ediliyor.
Oysa mesele çok net:
Bu bir HAYVAN REFAHI POLİTİKASI değil; DAYATMA, VERİ TOPLAMA VE ALGI YÖNETİMİ meselesidir.
Ve hiçbir “KAMPANYA”, TARTIŞILMAMIŞ BİR ZORUNLULUĞU meşrulaştıramaz.