ÖGO | SarpVision@SarpGuzelel
@eczozgurozel merhaba, açık konuşacağız. Eğer oy istiyorsanız, gençlerle ters düşmezsiniz.
Eğer iktidar olmak istiyorsanız, gençleri anlamak zorundasınız. Eğer ana muhalefet olarak kalmayı istiyorsanız yine gençleri anlamak zorundasınız.
Bu tabloyu bir siyaset bilimi öğrencisi olarak da, bu ülkenin dijital dünyada büyümüş bir genci olarak da son derece kaygı verici buluyorum. Çünkü burada yalnızca bir düzenleme tartışılmıyor; burada siyasal reflekslerin, temsil krizinin ve gençlerle kurulan ilişkinin ne kadar kopuk hale geldiğini görüyoruz.
Ana muhalefet olması gereken bir partinin temsilcisi, iktidarın yıllardır denediği ve toplumda ciddi tepki çeken yasakçı refleksleri sorgulamak yerine aynı dili benimseyebiliyorsa, burada artık mesele bireysel bir görüşten çıkıp kurumsal bir zihniyet problemine dönüşür. Bu, açık konuşmak gerekirse, “eski siyaset” dediğimiz, “Kılıçdaroğlu” döneminde de sıkça eleştirilen, toplumu anlamak yerine ona yön vermeye çalışan, yukarıdan aşağıya bakan bir yaklaşımın devamıdır. Ve bu yaklaşım artık gençler nezdinde karşılık bulmuyor.
Bugün Türkiye’de genç seçmen davranışı hızla değişiyor. Artık insanlar sadece ideolojik aidiyetle değil; özgürlük, yaşam tarzı, dijital erişim ve bireysel alanlarının korunması üzerinden pozisyon alıyor. Oyunlara, platformlara, internete getirilen her sınırlama doğrudan gençlerin hayatına müdahale anlamına geliyor. Bu noktada şunu açıkça söylemek gerekir:
Temsilci zorunluluğunu kabul etmiyoruz.
Bant daraltmayı kabul etmiyoruz.
Oyunlar dahil hiçbir dijital mecraya yönelik yasakçı zihniyeti kabul etmiyoruz.
Bu sadece bir “oyun meselesi” değildir. Bu, özgürlük alanının sınırlandırılması meselesidir. Çünkü tarih bize şunu gösteriyor: Bir alanda başlayan kısıtlama, zamanla diğer alanlara da sirayet eder. Bugün oyun dersiniz, yarın sosyal medya, öbür gün ifade özgürlüğü…
Siyaset bilimi açısından baktığımızda ise burada çok net bir risk var: Türkiye’de uzun süredir fiilen iki bloklu bir siyasal yapı bulunuyor. Ancak bu iki blok da gençleri anlamakta başarısız olursa, bu yapı kırılabilir. Yeni siyasi hareketler, yeni aktörler, hatta mevcut sistemin dışında alternatif temsil biçimleri ortaya çıkabilir. Bu da hem iktidar hem ana muhalefet için ciddi bir oy kaybı anlamına gelir.
Çünkü gençler artık şunu çok net görüyor:
“Bizi anlamayanı biz de desteklemeyiz.”
Eğer CHP gerçekten bu ülkede iktidar alternatifi olmak istiyorsa, önce kendi içinde bu gerici ve yasakçı reflekslerden arınmak zorundadır. Birbirlerinin ne yaptığını bilmeyecek kadar kopuk olmamalı, @ATuncayOzkan gibi isimlerin, gençler adına konuşup yanlış verilerle, korku söylemiyle politika üretmesi kabul edilemez. Gençleri korumak adı altında onları kısıtlamaya çalışan her söylem, doğrudan güven kaybına yol açar.
Oysa çözüm çok daha açık ve bilimsel:
Yasaklamak değil, bilinçlendirmek.
Kısıtlamak değil, eğitmek.
Ebeveyn bilinçlendirme programları kurulmalıdır.
Dijital okuryazarlık atölyeleri yaygınlaştırılmalıdır.
Ve bunu sivil toplumla birlikte yapmak gerekir. ÖGO gibi oluşumlar bu noktada aktif rol alabilir. Gençlerle doğrudan temas kurabilen, onların dilini bilen, sahadan gelen yapılar bu sürecin en sağlıklı yürütücüleridir.
Çünkü çocukları ve gençleri korumanın yolu onları dünyadan koparmak değil, dünyayı doğru okumayı öğretmektir.
Buradan açık bir uyarı yapmak gerekiyor:
Eğer siyaset partileri gençleri karşısına almaya devam ederse, sadece bir seçim kaybetmez; bir nesli kaybeder.
Ve şunu da çok net söylemek gerekir:
Bu ülkenin kurucu değerlerini temsil eden, Atatürk’ün mirasını taşıyan bir partinin, özgürlükler konusunda geri adım atan bir çizgiye savrulması kabul edilemez.
Aksi takdirde bu siyasal denge değişir. Ve değiştiğinde kimse “neden?” diye sormasın. Çünkü cevap bugün burada, bu tartışmalarda çok net bir şekilde ortada duruyor.
#OYUNUMADOKUNMA
#TemsilciyeAsla