Roger Çağer
1.6K posts





A Kurdish fighter who was liberated today from HTS terrorists: "We do not accept this integration and we reject it. They beat us with sticks and insult us, and we will not accept this. The rest of the prisoners must be released. There are 30 female detainees who have been subjected to insults and beatings, and these people have no connection to Islam."


Yalçın Küçük, hiçbir şeyden çekilmeyi bilmeyen o adam, bir süredir köşesine çekilmişti, dün vefat etmiş. Toprağı bol olsun. * Yalçın Küçük hakkında yazılacak çok şey var. Birisi ölür ölmez insanların Münker ve Nekir gibi hemen defterini açmalarına alışamadım. Ölüme saygıdan olmalı. “Zamanı değil”le büyümüş kuşağa mensup biri olarak elbette bir gün, “zamanı gelince” yazılır.

📌Apoculuk budur işte: Kürdistan'ın her karış toprağında işgalci devletlerin bayrağını dalgalatmak! Apo'nun paradigması dalgalanıyor Kobani'de işte tüm haşmetiyle. Rojava Önder Apo'nun kırmızı çizgisidir diyen tüm hamam böcekleri ellerinizi kaldırın! Geveze çakal çukal takımı alın bu bayrakla ayıplarınızı utançlarınızı örtün diyemiyorum çünkü yüz deriniz katır derisinden daha kalın. Bana önderini söyle senin ne namusuz olduğunu söyleyeyim. Apoculuk budur işte: Kürdistan'ın her karış toprağında işgalci devleterin bayrağını dalgalatmak! Bunu beyninize silinmeyecek şekilde kazın! Kazın ki bir daha yaşamayalım bu onursuzluğu!



Güneş balçıkla sıvanmaz. Utanç verici bir durum. Abdullah Öcalan'ı sevmeyebilirsiniz,eleştirebilirsiniz ancak; Dünya ve Türk medyası Sayın Öcalan'ın bir tek cümlesi veya karesini yakalayacam diye sıraya girmişken, bir Kürt TV kanalının bunu yapması tek kelime ile utanç verici bir durum ile ifade edilebilir.

Qazî Mihemed û rêhevalên wî Sedrî Qazî, Seyfî Qazî ku di 31’ê Adara 1946’an de hatin qetilkirin, di dîroka Kurdistanê de rêçên mayînde hiştin. Ne ev welat ne jî ev gel dê bîranîna wan a bi rûmet ji bîr neke. Têkoşîna ku bi destên Qazî Mihemed û rêhevalên wî hat meşandin, di eslê xwe de ji bo hilweşandina paradigmaya netewe-dewletê hat meşandin. Wan xwest ku li seranserê Îranê rêveberiyeke demokratîk û hevbeş were avakirin. Bila bizanin ku ev xwesteka wan ê bê guman were bicîhanîn. Bila çavên wan li dû nemînin, lewra neviyên wan dê têkoşîna wan mezin bikin. Çar perçeyên Kurdistanê di van mehan de şahidiya pêvajoyeke dîrokî dikin. Têkoşîna Qazî Mihemed û rêhevalên wî yên biryardar bi taybetî bi bangawaziya 27’ê Sibata Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan re gihîşt asteke nû. Ji Rojava heta Rojhilat, ji Bakur heta Başûr têkoşîna hebûnê roj bi roj xurtir dibe û hêviya azadiyê mezin dike. Êdî dem dema netewa demokratîk e. Tenê ev model dikare di Rojhilatê Navîn de dawiya şer û qeyranan bîne. Em ê xwedî mîrateya têkoşîna Qazî Mihemed û rêhevalên wî derkevin. Bi vê mebestê, em Qazî Mihemed û rêhevalên wî bi rêzdarî bi bîr tînin û li ber têkoşîna wan pejna xwe ditewînin. … Qazî Mihemed û rayîrhevalê ey Sedrî Qazî, Seyfî Qazîyo ke 31ê adara 1946î de ameyî daliqnayene, tarîxê Kurdîstanî de rêçê mendeyî veradayî. Ne no welat ne zî no sar vîrameyîşê înan ê erjayeyî do xo vîr ra mekero. Têkoşîno ke bi destê Qazî Mihemed û rayîrhevalanê ey dîya, eslê xo de seba pûçkerdişê paradîgmaya netewe-dewlete dîya. Înan waşt ke heme Îran de pergalêko demokratîk û têduşt bêro awankerdene. Wa ê bizanê ke no waştişê înan do qetî bêro peydakerdene. Wa çimê înan pey de nêmanê ke tornê înan do xoverdayîşê înan pîlêr bikerê. Çar leteyê Kurdîstanî nê aşman de prosesê tarîxî rê şahidîye kenê. Xoverdayîşê Qazî Mihemed û rayîrhevalanê ey yo qerardar bitaybetî vengdayîşê 27ê Sibate yê Rayberê Şarê Kurdî Abdullah Ocalanî reyde vejîya astêka newe. Rojawan ra heta Rojhelat, Bakur ra heta Başur têkoşînê estîye roj bi roje xurt beno û hêvîya azadîye pîl keno. Êdî dem demê netewe-dewletan nê, demê neteweya demokratîk o. Têna no model eşkeno Rojhelatê Mîyanênî de peynîya şer û krîzan bîyaro. Ma do wayîrê mêrasê têkoşîn ê Qazî Mihemed û rayîrhevalanê ey bivejê. Ma înan bi rêzdarîye yad kenê û verê têkoşînê înan de sereyê xo çewt kenê.




#زن_زندگی_آزادی چارچوب اصلی مبارزات پژاک است بهسبب: ۱- کثرتگرا و دموکراتیکبودنش ۲- رشد همگرایی و خودمدیریتی همهی تنوعات هویتی ایران ۳- سلطهستیزی ۴- حل کهنترین مسئلهی جامعه؛ گذار زنان از بردگی به آزادی ۵- محیطزیستگرایی ۶- نجاتدهندهبودن خود جامعه

@rogercager Sen daha doğmadan, dil uzattığın PKK-Öcalan sen ve senin gibileri için kan dokuyordu. Ezbere laflarla,ordan burdan duydugun uyduruk hikayelerle ne sen, ne de senin türün bu Harekete dil uzatamaz. Gotunuzun ustune oturup,:sunu bunu istiyorum ama elimi tasin altina sokmam" tipleri



Jeopolitik Korelasyonun Ontolojisi: Determinist Atalet ve Fırsat Penceresinin Kaçırılması Ulusların tarihsel tekamülü, yalnızca dışsal koşulların mekanik bir sonucu değil, bu koşulları anlamlandıran ve dönüştüren siyasal iradenin ürünüdür. Bu bağlamda Kürdistan’ın mevcut jeopolitik konumu, determinist ve voluntarist yaklaşımlar arasındaki ontolojik gerilimin somutlaştığı bir alan sunmaktadır. Mevcut kriz, iddia edildiği gibi bir "fırsat eksikliği" değil; maksimum jeopolitik potansiyelin stratejik bir çıktıya tahvil edilememesi, yani bir kapasite dönüşüm başarısızlığıdır. Determinist atalet, siyasal aktörlerin dış koşulları mutlak belirleyici kabul ederek eylemsizliği rasyonelleştirmesidir. Kürdistan örneğinde bu durum, kurumsal bir ciddiyetsizlik ve stratejik hedefsizlik olarak tezahür etmektedir. Eğitimden enerjiye, savunmadan sivil yönetime kadar uzanan alanlardaki öngörüsüzlük; özellikle kriz anlarında Eğitim Bakanlığı gibi hayati kurumların sergilediği karar alma süreçlerindeki tutarsızlıklar, basit birer idari zafiyet değildir. Bu savrulmalar, bir devlet aygıtının kriz anında "ne yapacağını bilememesi" ve toplumsal meşruiyetini halk nezdinde ironinin nesnesi haline getirecek kadar aşındırması, stratejik bir hedefsizliğin tezahürüdür. 1991’den bu yana Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgesel statükoyu sarsmak adına harcadığı 7 trilyon dolardan fazla maliyet ve göze aldığı devasa insani kayıp, Ortadoğu’da klasik egemenlik yapılarının aşındığı tarihsel bir boşluk üretmiştir. Bu dışsal faktöre, yüz bini aşkın Peşmerge gücü ve toplumsal mobilizasyon kapasitesi eklendiğinde, bağımsızlık lehine işleyen devasa bir pozitif korelasyonel ivme ortaya çıkmaktadır. Ancak, bir süper güç kendi hegemonyası için on binlerce ölümün riskini okyanus ötesinden gelip göze alırken; Kürt siyasal aklının "aç kalırız" veya "kapılar kapanır" gibi ikincil derecedeki nedenselliklere sığınması, tarihsel bir irade iflasıdır. Kürt siyasi iradesinin bağımsız bir değişken olmaktaki direnci, tarihsel bir süreklilik arz eden "Irak'ı rehabilite etme" eğiliminde kristalleşmektedir. 2003 yılında, Kürdistan'ın kendi egemenlik tapusunu tescilleme imkanı varken, enerjinin Mesud Barzani ve Celal Talabani liderliğinde Irak'ı yeniden yaratma projesine kanalize edilmesi, bugün yaşanan stratejik tıkanıklığın determinist kökenidir. Günümüzde de benzer bir refleksle, bölgesel savaşın eşiğinde ve her gün üzerine füzeler düşerken; Mesud Barzani’nin Şii ve Sünni aktörlere, aşiret reislerine gönderdiği mektup üzerinden yaptığı "Gelin beraber oturalım, Irak'ı bu krizden kurtaralım" çağrısı, bir siyasal yabancılaşma örneğidir. Kendi mülkiyetini tahkim etmek yerine, çökmekte olan bir merkezi yapının bekçiliğine soyunmak, voluntarist bir kopuştan ziyade, nedenselliğin yarattığı statükoya eklemlenme arzusudur. Yüksek riskli bir coğrafyada "beklenmeyen saldırı" söylemine sığınmak, güvenlik mimarisinin reaktif karakterini ve öngörü üretme kapasitesinin yokluğunu tescillemektedir. Siyasal yapı, elindeki potansiyeli sistemsel bir çıktıya çeviremediği ölçüde, bu potansiyel işlevsizleşmekte ve zamanla etkisini yitirmektedir. "Bağımsızlık treni" durağa yaklaştığında, o durağın enerjisi kesiliyor ve kurumları ne yapacağını bilemiyorsa, oradaki nedensellik zinciri köleleştiricidir. Mesele, fırsatın varlığı değil; bu fırsatın işlenip işlenemediğidir. Bağımsızlık, dışsal olarak sunulan bir sonuç değil, içsel olarak inşa edilen kurumsal bir süreçtir. Determinizmin sunduğu pasif bekleyişin aksine, voluntarizm aktif bir tarih yapıcılığı gerektirir. Kürdistan, ya bu kaotik ortamda kendi kurumsal ciddiyetini tesis ederek "tapusunu" masaya koyacak ya da çökmekte olan yapıların restorasyonu için ömür tüketen pasif bir sahne olmaya devam edecektir. Vakit, mazeret üretme veya başkalarını kurtarma vakti değil; iradeyi kurumsallaştırarak tarihsel hakkı tescilleme vaktidir.
