
friendly_streets
15.1K posts






Şoktan konuşamadım


Yaprak Dökümü’nü her izlediğimde sexual double standard’ın (cinsel çifte standart) en büyük kanıtı olarak Sacide çıkıyor karşıma. Bu kadını nedense aşamıyorum ve neden kimselerin bu meseleden pek bahsetmediğini de anlamıyorum. Tahsin ve Sacide eşit oranda hatalı. -Şahsi fikrim, Tahsin daha hatalı çünkü birine söz veren o- Ancak Tahsin en sonunda affediliyor, işlerini toparlıyor, İstanbul’a taşınıyor ve hiçbir şey olmamış gibi etrafındakilere tavır bile yapabiliyor. Ancak işler Sacide için hiç de böyle ilerlemiyor. Sacide işinden, yaşadığı yerden, evinden oluyor. Tahsin’in yaşadıklarını ona takıntılı olan adama anlatması yüzünden tcize maruz kalıyor. Yetmiyor, bir nevi sürgüne, kefaretini ödemeye gittiği yerde eski kayınvalidesini kaybediyor, çalıştığı yerden kovuluyor, hatta öyle ki kızına verecek bir lokma ekmek bulamayıp komşudan gelenleri yediriyor, kendisi aç kalıyor. Dizinin sonlarında şarkı söylemeye geldiği evin içerisinde Tahsin gülüp oynarken -o, her şeyden habersiz olsa da- yine Cevriye’den azarı yiyerek aşağılanan ve çalışma arkadaşlarının önünde kovulan Sacide oluyor. Temel fikir şu, başkasının kocasına bakma, bir lokma ekmek bile bulamazsın. Ama eylem kadın ve erkek tarafından, ortaklaşa yapıldı. Neden toplumun verdiği ahlaki tepki eşit olmuyor? Erkekler daha çok ‘yanlış yapan, gaflete düşen’ken kadınlar neden ‘ahlaksız, yuva yıkan, kötü kadın’ gibi kimliğe yönelik ve daha kalıcı etiketlerle yargılanıyor? Bu yüzden feminist eleştiride sıkça vurgulanan noktalardan biri de kadınların yalnızca yaptıkları eylemler üzerinden değil, toplumun onlardan beklediği ‘namus, sadakat, iffet’ gibi sembolik yükler üzerinden de değerlendirilmeleri, geçmiş, bugün ve gelecekte. Belki de bu yüzden mesele bir aldatma hikâyesinden daha büyük ve Sacide zihnimde büyük bir iz bıraktı. Aslında dizide yalnızca bir yanlışın değil, toplumun kadın ve erkek için kurduğu farklı ahlak rejimlerinin izlerini görüyoruz, bence oldukça da taraflı bir şekilde.

Aynı sokakta hizmet veren HAK-MAR, A101 ve ŞOK marketlerin önündeki temizlik farkı dikkat çekti:


Bakın; böyle tiplere rastladığınız zaman videodaki kızlar gibi kibarca laf anlatmaya falan çalışmayın. Derhal “size mi soracağım ne giyeceğimi, ne hakla benim kıyafetime karışıyorsunuz” vs. diye bağırmaya başlayın. Bunu yapın ki sonra başkasına aynısını yapmaya cesaret edemesin.





Antalya’nın Kaş ilçesinde kendini bilmez bir şahıs, içerik üreticisi iki genç kadının tesettürüyle dalga geçmeye çalıştı: — Terlemiyor musunuz be böyle simsiyah, sıcak. İyice kapatmışsınız kendinizi de. • Tesettürlüyüz, ne yapacağız? — He tesettürden. Denize de böyle giriyorsunuz o zaman? • Evet. — Hangi tarikat bu? Ben şey yapamadım yani.
















Şu çocuklara aç kalma pahasına şu pahalı ürünleri aldıranların da bahçeleri bahar görmesin. Hiç bir kozmetik ürüne 300-500 liradan fazla para vermeyin gençler, mucize yaratamaz hiç bir ürün. Çoğunun iç maliyeti 100 lira değil. Aksini iddia eden de ispat ederse 1 milyon dolar vereceğiz teklifimiz hala ortada. Fiyatı kaç para bilmiyorum ilgili ürünle veya firmayla da derdim yok ama, bir öğrencinin yurt parasını belki son parasını verdiğini okumak yaraladı beni. Derin bir yoksullaşma sürecinden geçiyoruz, sosyal medyada para kazanmak için reklam yapanlar, binlerce liralık ürünü almazsa kendisini eksik hissettirdiğiniz, tüketemediği için mutsuz ettiğiniz insanların ahı var üzerinizde unutmayın. Hayat çok zor ve her geçen gün zorlaşırken şu tarz şeyleri okumak gerçekten yaralıyor beni. Sürçi lisan ettiysek affola.



Buna verilen ve beni empati yapmamakla itham eden yanıtlar, sadece kıza empati yapıyor. Kız on dakika gecikmiş. Sınav başladıktan on dakika sonra merdivenlerden çıkacak, salona girip takır tukur oturacak, nefes nefese kalmış birinin onuncu dakikada salona girdiğini düşünün işte... Sınava vaktinde gelmiş, belki bazısı bir iki saat önceden sınav yerinde olmuş onlarca çocuğun dikkati tamamen dağılacak. Reva mı? Onlara empati yok mu peki? Elbette kız için ben de çok üzüldüm, üzülmemek mümkün mü? Hepimiz birçok sınava girdik. En çok sınava girenlerden birisiyimdir herhalde yaşım gereği. Kıza empati yaptım ama hem onun için üzülüp hem kuralların anlamı ve gereğini, öteki öğrencileri, onların durumunu, koşulları, yani genel tabloyu düşünebiliyorum.




