

MarmaraChain Community
505 posts

@MCL_Community
Para üretme gücünü bankalardan alıp halka geri veriyoruz. Gel bu devrime sen de katıl! #MCLRevolution #MCL / Stand up and fight back for humanity!









Kıymetli kardeşim, Paylaştığınız noktalar son derece önemli meseleler. Bahsettiğiniz gibi, bazı katılım bankaları bugün nakit finansman ihtiyacını karşılamak için “teverruk” yöntemine başvurmaktadır. Bu, fıkıhta köklü geçmişi olan, meşru bir ticaret türüdür. Teverruk; bir kişinin bir malı vadeli olarak alıp, aynı malı peşin fiyattan satarak nakit ihtiyacını karşılamasıdır. Katılım bankaları burada, şeklen değil fiilen de ticaretin tarafıdır. Örnek: Ahmet Bey’in 100.000 TL nakit paraya ihtiyacı vardır, faizli kredi kullanmak istemediği için katılım bankasına başvurur. Banka, organize piyasadan 100.000 TL değerinde bir emtia (örneğin alüminyum veya buğday) satın alır ve bunu Ahmet Bey’e 12 ay vadeyle, toplam 115.000 TL olacak şekilde satar. Ahmet Bey de bu malı yine organize piyasada peşin satarak 100.000 TL nakit elde eder. Böylece banka ticari bir mal alıp satarak kâr elde etmiş, Ahmet Bey de faizsiz bir yöntemle nakit ihtiyacını karşılamış olur. Bu süreç tamamen mal bazlı olup, fıkhen caiz kabul edilen bir teverruk uygulamasıdır. Mal gerçekten alınır, banka tarafından müşteriye satılır; müşteri de o malı piyasada nakde çevirir. Bu süreç, İslam hukukunun mal bazlı ve borçtan uzak finansman ilkesine uygundur. Teverruku “zaruretle caiz” sayan alimler de vardır. Ancak ben meşruiyeti noktasında kani olan alimlere itibar ediyorum. Günümüzde pek çok saygın fıkıh kurulu ve uluslararası kurum (örneğin AAOIFI), doğru şartlarla uygulanan teverruk işlemlerini meşru kabul etmektedir. Elbette istismar edilmediği sürece ve işlem gerçekten mal üzerinden döndüğü müddetçe… Tapu veya ruhsat devrine dair diğer sorunuza gelince: Bu konuya daha önce de değindik ama tekrar hatırlatmakta fayda var. Türkiye’deki uygulamalarda, mülkiyetin fiilen devri yerine hükmen (belgeli) devri yapılır. Bunun sebebi, başta yüksek vergi ve işlem masrafları olmak üzere, yasal sistemin katılım bankacılığının teknik ihtiyaçlarına tam uyumlu olmamasıdır. Banka malı kısa süreliğine de olsa kendi üzerine alır, sonra müşteriye satar. Bu süreçte oluşan kâr, fıkhî olarak satım işleminden kaynaklanan meşru kârdır; faiz değildir. Bu bağlamda katıldığınız duyguyu da çok iyi anlıyorum: “Sistem beni rahatsız etmiyor ama yine de tam içime sinmiyor” gibi bir yaklaşım son derece samimi bir ifadedir. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, bugünkü katılım bankacılığı modeli, maksimum idealin değil, mevcut şartlarda meşru zeminde sürdürülebilir finansmanın örneğidir. Bu yüzden meseleye “ehveni şer” değil, meşru ve uygulamada faydalı bir çözüm yöntemi olarak bakmak daha isabetlidir. Yapılması gereken, bu yöntemi toptan reddetmek değil; şeffaf, usulüne uygun ve istismara kapalı biçimde uygulanmasını desteklemektir. Bu da bizlerin hem denetleyici hem geliştirici katkısıyla mümkündür. Vesselam.


Is Bitcoin the Money of the new Roman Empire?



Plandemi kimin dayatması İklim Zırvası kimin dayatması Dolar hegemonyası kimin Bitsalakoin 🇮🇹 İtalya Roma Kulübünün Tezgâhından Geçenler v Geçinenler
