
@ssysfakb Bu anlayış sayesinde 2016'dan sonra ordu envanteri de epey bir yenilendi sayılır
danisment
3.8K posts


@ssysfakb Bu anlayış sayesinde 2016'dan sonra ordu envanteri de epey bir yenilendi sayılır

In 2005, the US was the only country that voted "No" when the UN asked if food was a human right.

⚠️ ÇOK ÖNEMLİ - LÜTFEN OKUYUN VE PAYLAŞIN! ⚠️ Arkadaşlar, günlerdir televizyonlarda "hobi bahçeleri yasak, tarım alanlarını mahvettiler" diye haberler dönüyor. Evet, tarım alanları önemli ama asıl büyük soygunu kimse konuşmuyor! TEMA Vakfı raporu açıkladı: Kaz Dağları'nın tam %79'u şu an maden ruhsatlı! Tam 12.9 Milyon dönüm araziden bahsediyoruz. Bizim üç beş meyve ağacı diktiğimiz yerlerin toplamından 650 kat daha büyük bir alan maden şirketlerine peşkeş çekilmiş durumda. 🌲🔥 Hobi bahçesine "dur" diyenler, Kaz Dağları'nda milyonlarca ağacın kesilmesine, toprağın siyanürle zehirlenmesine neden sessiz? Vatanını seven bu gerçeği paylaşsın. Çocuklarımıza bırakacak bir karış yeşilimiz kalsın! 🙏🇹🇷 #hobibahçemedokunma #HobiBahçesi


SORUNU DOĞRU TANIMLAMAK Türkiye'de 20 milyon hane var. Her aile 500 m² bahçeli tek katlı evde otursa ancak Konya yüzölçümünün dörtte biri yani 10.000 km² ediyor. Uzun yıllar öncesini, Bilecik yöresinde yaşadığım çocukluk ve gençlik yıllarımı hatırlıyorum. Biz kentte (Eskişehir’de) büyüdük ve kentten köye babamın işi icabı tersine göç etmiştik. Çocukluk ve gençliğimde çok güzel yıllarım köyde geçti. Köylü bir sene “Bu yıl soğan çok para etti. Keşke ekseydik” der, herkes ertesi yıla bolca soğan ekerdi. Ertesi yıl “Bu yıl soğan para etmedi” derdi ve ekmezdi. Bu döngü gördüğüm kadarıyla hala tekrar ediyor ve köylünün çoğu her sene zarar ediyor. Aynı döngüyü domates gibi ürünlerde de görürdüm. Hatta seracılık vs sayesinde ürünlerde bu döngünün süresi de kısaldı. Bu sorun kahvehane muhabbetlerinden öteye gitmezdi. Köylünün sorunu çözmek için bir araya gelip masaya yatırdığına şahit olmadım. Çeşitliliği seven rahmetli babam bir yıl dedi ki “Bu yıl bol soğan ekeceğiz”. “Ama baba soğan para etmedi” demiştim. “Zaten o yüzden ekeceğiz oğlum” demişti. 2 ton soğan ektik. Hakikaten çok zorlandık. İmecenin gücünü o zaman keşfetmiştim. Bir kez İpek böceği yetiştiriciliği, her tür sebze ve tahıl ekimini 2 dönümlük arazi üzerinde babamın sayesinde deneyimlemiştim. Babam, ipek böceklerinin kozaları delerek kelebek olmasın diye fırında ısıtılarak imha edilmesi sürecini yaşayınca “bundan sonra hiçbir şekilde ipek böcekçiliği yapmam” demişti. İpek böceklerinin dut yapraklarını iştahla yemeleri hala hafızamda. Bir kutu ipek böceği tohumunun nasıl inekler kadar dut yaprağı tükettiğini dut yaprağı taşımak zorunda olunca anlıyorsunuz. Neyse dönelim konumuza. Köylü her sene ektiği ürün nedeniyle zarar etmesinden dert yanarken babamla haftada bir iki gün çalıştığımız ve nohuttan bamyaya, soğandan domatese hatırınıza gelecek pek çok şeyden 2 dönümlük arazide ürettiklerimizi cuma günleri köy pazarında iyi fiyata satardık. Diğer günler asıl işi olan elektrikçi dükkanında çalışırdı. Babam tam bir “maker” idi. Arazimiz Sakarya nehrine sadece 20-30 metreydi. Bir gün tarlamıza birlikte tulumba çakarak su çıkarmıştık. Arıcılıktan, tavuk yetiştiriciliğine her şeye merakı vardı. Kentten köye göç edip 200 tavuk besleyen birisi olmuştu. Çeşitlilik merakınız varsa bir manavda bulabileceğiniz meyve ve sebzenin çoğunu Bilecik yöresinde yetiştirebilirsiniz. Yıllar geçse de bazı sorunlar çözülmüyor. Çünkü problemi doğru tanımlamayınca asla çözemezsiniz. Bu nedenle aktif öğrenmeyle işlediğim her dönemki girişimcilik derslerimde en az 2 haftayı problemi doğru tanımlamaya ayırırım. O kadar çok örnek var ki. Öğrenciler malzeme bulmakta hiç zorlanmıyorlar. Köylerde sorunlar eskisinden çok daha büyük. Taşımalı eğitimle ve başka faktörlerle boşalan köylerin mesafeleri bir yasayla kentlere mahalle edilerek kısalmış olmadı. Onları sürdürülebilir olmaktan çıkararak kentten gelecek çöp kamyonlarına mahkum etti. Köylerin sorunları katlanarak arttığı için köylerde neredeyse kimse kalmadı. Verimli, refah üretebilecek yerler atıl şekilde yerlerinde duruyor. Hepimiz kentlere şu haritada gösterilen noktalı alanlara gettovari sıkışmış durumdayız. Bilişim çağı ve tarım uygarlığının harmanlandığı yeni bir paradigmaya ne dersiniz? Çünkü sorunu doğru tanımlamanın anahtarı da paradigma değişiminde yatıyor.

Gazzelilerin idamı başladı. Aralarında 18 yaş altı çocuklar var. Evladı, ailesi katledilen insanlar var. Dr Hüsam Ebu Safiyye var. İnsanlığın izzetinefsini ayaklar altına alan, vicdanları kanatan görüntüler…

Bir emlakçı: "50 tane altınınız kasada 20 sene dursa 51 altın olmaz. Ben 50 altını nasıl 100-150'ye çıkaracağınızı anlatıyorum. Gelişen ilçelerde imara yakın arsalar bulmalısınız."


📌 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Nüfus için teyakkuz halindeyiz, çok ciddi adımlar atacağız."