Şerif Ateş
2.1K posts


Kılıçdaroğlu’nun o dönemdeki basın danışmanının kim olduğu sizce gizli bir bilgi mi? :))) Üstelik bu nahoş durumu daha önce bir T24 yayınında, isim de vererek, sitemle aktarmıştım. Evet, Okan Konuralp bugün mvekili ve Kılıçdaroğlu’nun yanında değil. Zamanında ona oy veren delegeden tut, bazı başka milletvekilleri gibi Kemal Bey’den uzaklaşanlardan. O zaman yanında olanlar yol aldı, ama Kemal Bey dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda hâlâ aynı yerde durduğunu kendisi söyledi. Kemal Bey, “Tek dokunulmazlık kürsü dokunulmazlığı olmalı” diyor. Kürsü dokunulmazlığı sadece meclis çatısıyla sınırlı değilken, 4 Kasım 2016'da HDP eş genel başkanları ve milletvekilleri siyasi konuşmaları, meclis ve parti faaliyetleri gerekçe gösterilerek tutuklandı. Yani dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla beraber kürsü dokunulmazlığını ihlalin yolu açıldı. Birilerinin bunu hatırlatmasında fayda var. Ayrıca: Bir önceki cevabımda, basın danışmanının bana bu talebi kendi kafasına göre değil, Kemal Bey’in öncelikleri doğrultusunda getirdiğini anlatmaya çalıştım. Yani danışman üzerine bu kadar yoğunlaşmak anlamsız. Dikkati asıl meseleden başka yere çekmeye çalışmak gibi sanki. Bir de ısrarla ‘O danışman kimdi, şimdi ne yapıyor’ diye sormak, Kılıçdaroğlu’nun çevresindekilerin etkisi altında davrandığını ima etmek gibi oluyor. Benden bu kadar. :)


Kılıçdaroğlu’na karşı nazik ve saygılı olduğunuz yıllara ait zerafet dolu twitinizi şuraya bırakayım

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç, dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik tartışmaların ardından Kılıçdaroğlu'nun Selahattin Demirtaş'ı ziyaret edeceğini açıkladı. "Önümüzdeki günlerde Kemal Bey, Edirne Cezaevi'nde Sayın Selahattin Demirtaş'ı ziyaret edecek." Gazeteci Sezin Öney'in gülmesi üzerine tepki gösteren Saraç: "Siz gülmeye devam edersiniz. Kemal Bey'in karşısında gülenleri geçmişte gördük. Bence dikkat etmek lazım. Selahattin Demirtaş ziyaretinin ardından Kemal Bey'in açıklamasını hep beraber dinleriz." (Habertürk)










Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler; Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir. Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum. 22. Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir. 2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik. Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir. Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem “Evet” dedik. Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi. Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı. Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir. Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik. Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona Sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır. Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir. Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır! Dün olduğu gibi bugün de ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden; hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız. Buradan bir kez daha ilan ediyorum: Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim. Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz!

T24’ten Ceren Bayar’a siyasi gündemlere ilişkin değerlendirmelerde bulundum.

Kızı HKG'yi 6 yaşında evlendirmesi nedeniyle cinsel istismar suçundan 19 yıl hapis cezası alan Yusuf Ziya Gümüşel tahliye edildi. Gümüşel'i cemaat mensupları coşkuyla karşıladı.










