Kerem 𝝅

25.2K posts

Kerem 𝝅 banner
Kerem 𝝅

Kerem 𝝅

@KriptoMevsimi

https://t.co/0xUEDJfYbS KMFG Indicator Creator Working with Cryptoquant/Laevitas

Turkey Beigetreten Ocak 2021
881 Folgt52.8K Follower
Angehefteter Tweet
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
KMQuant'a üye olduğunda aslında ne satın alıyorsun “Grafik mi sadece?” Hayır. Aslında tam anlamıyla bir yatırım istihbarat paneli alıyorsun. Bu üyelik, sadece birkaç grafik değil; piyasaları anlaman, yönü sezebilmen ve strateji kurabilmen için gereken neredeyse tüm veri katmanlarını bir araya getiren bir sistem sunuyor. Neler mi var? Makro ve Piyasa Trendleri - MarketPulse® BIST & Nasdaq &Kripto → Türkiye-ABD-Kripto piyasaslarında ne zaman önemli bir giriş fırsatı, ne zaman önemli bir çıkış fırsatı var? - JPM Collar → Global hedge yapısı neye hazırlanıyor? - Dinamik Faiz Eğrisi → Faiz ve tahvil piyasasında büyük oyuncular ne bekliyor? Kriptoya Derin Bakış - On-Chain Veriler (MVRV, SOPR, Puell, NVT) → Zincir üstü davranışlar sana erken sinyal verir. - Flowlardan Narratiflere (BTC/ETH/Altın ETF Flows + BTC Narrative Index) → Sadece “ne oluyor?” değil, “neden oluyor?”u gösterir. - Vadeli İşlem ve Opsiyon Verileri (Skew, Max Pain) → Risk iştahı, sıkışma noktaları, opsiyon sıkışmaları. - Sentiment Trap Index → Aşırı coşku ve panik noktaları, tam zamanında uyarı verir. Teknik + Nicel Analiz + Sezonsallık Pi Cycle, Tepe Uzaklık, AI Trend Algoritmaları → Fiyat hareketlerinin yapay zeka destekli yorumu. Sezonsallık Analizi → İstatistiksel olarak hangi aylar, hangi döngüler daha avantajlı? BTC x Altcoin Performans, Money Flow Tracker → Dönemsel rotasyonları, para akışlarını gösteren dinamik paneller. Smart Algo Seti – Stratejiye Dönüştürülmüş Zeka Kısa, orta ve uzun vadeli BTC ve ETH Smart Algo’ları → Algoritmik destekli trend takibi, portföy yönetimi, birikim-dağıtım bölgesel sinyalleri. KMFG – Kurucunun İmzası KMFG Big Cycle, BTC/ETH Timeframes, ETH/BTC GAP, Speedometer → Piyasanın ritmini, duygusunu, pozisyonlanmasını anlatan, sana özel geliştirilmiş en değerli göstergeler. Eğitim ve Rehberlik On-Chain Eğitim Serisi → Göstergeleri ezberlemeden değil, anlayarak kullanmanı sağlar. Piyasa Raporları & Notları → Her hafta neye dikkat edilmeli? Ne değişti? Ne sabit kaldı? Özetle bu üyelik “veri” sunmuyor. Al grafiği ne yaparsan yap demiyor. Bakış açısı, strateji, öncelik sıralaması, psikolojiye direnç sağlayacak netlik sunuyor. Aylık 24$? Bugün yanlış zamanda açılan bir pozisyonun zararı belki onun 2 katı. Ama bu platform, sana hiç bir şey yapamasa bile, o zarar edeceğin pozisyona girmemeni sağlayabilir. Elbette istersen o parayla haftada 2 paket sigara da içebilirsin. Orası kişisel bir tercih meselesi.
Kerem 𝝅 tweet media
Türkçe
3
19
214
79.5K
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi

Piyasaların bildiği şey düşük volatiliteydi. Bir siyasi ya da toplumsal kriz mi olurdu? Siyaset devreye girer, tansiyon düşürülürdü. Ekonomik bir sıkıntı mı çıkar, tahviller gerilimi mi gösterirdi? Merkez bankaları müdahale ederdi. Bu mekanizmalar, 20–30 yıl boyunca piyasaya aynı şeyi öğretti. Belirsizlik kalıcı değildir. Birileri gelir ve bastırır. Hatta "Nothing ever happens", yani "hiçbirşey olmaz" diyenler grubu vardır yatırım dünyasında, önemli bir kitledir. Fakat artık bu durum yok. Merkez bankalarının manevra alanı dar. Hem ekonomik, hem siyasi baskı varken sınırsız müdahale edemiyorlar. Siyaset ise belirsizliği azaltmak yerine çoğu zaman artırıyor. Volatilite bastırılmadığında ve belirsizlik sürüklendiğinde, piyasa kendi doğal haline döner. Bu doğa sakin değildir. Bu doğa vahşidir ama birçok yatırımcı bunu hiç deneyimlemedi. Bu ortamda yatırımcı refleksi değişir: “En yüksek beta nerede?” değil, “En dayanıklı nerede?” sorusu sorulmaya başlar ve bazen o en dayanıklı gördüğün ürünlerde bile bir sarsıntı olur ki örnek geçen hafta Altın'ın başlattığıdır. O zaman daha çok sorgulama ve belirsizlik artar sinyali oluşur. Ya da son yıllarda en güvenilen Mag7'da son dönemde yaşananlar ve ABD borsalarında en güvenilenlerin düşüşü. En güvendiklerim darbe yiyorsa neresi güvenli sorusu daha güçlü sorulur, daha çok endişeye sebep olur. Volatilitenin bastırılmadığı bir rejimde sonuçlar da farklı olur. Kaldıraç mekanikleri çözülür, opsiyon stratejileri beklenen gibi çalışmaz, Carry trade’ler erir, “Her düşüş alınır” refleksi zayıflar. Bugün gördüğümüz şey, tek bir sebebin sonucu değil. Kimisi Japonya der, kimisi kriptoyu suçlar, kimisi teknoloji hisselerini, kimisi altını… Temelde yaşanan ise; Belirsizlik bastırılamıyor. Volatilite bastırılamıyor. ve piyasa, düşük vol varsayımıyla kurulmuş düzeninden çıkıyor. En basit haliyle ancak böyle anlatılabilir sanıyorum.

Türkçe
0
0
13
525
Burak Kesmeci
Burak Kesmeci@burak_kesmeci·
S&P 500'de Tarihsel Volatilite: Son 10 Yılın Zirvesi! SP500 kriptoyu aratmayan bir volatilite ile hareket ediyor. Son 3 ayda S&P 500, seans içinde 28 kez açılış yönünün tersine döndü. Bu 2015'ten bu yana görülen en yüksek seviye. Her iki seanstan birinde piyasa ya yukarı ya aşağı açılıyor, ardından o hareketi tamamen silip tersine dönüyor. Bu aynı zamanda 2008 Finansal Krizi'nden bu yana kaydedilen en yüksek 2. değer. 2008 Krizi döneminde zirve 35 gündü. Şu an 28 ile o eşiğe yaklaşılıyor. Manşet odaklı volatilite had safhada, piyasa yön arıyor ama bulamıyor. Siz bu volatilteyi değerlendirebilen bir trader mısınız? Yoksa "bana bu kadar heyecan fazla" diyenlerden misiniz?
Burak Kesmeci tweet mediaBurak Kesmeci tweet media
Türkçe
1
1
19
1.6K
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
@tarantinoosimen Piyasaların yaşayacağı en büyük rahatlık Trump'ın ara seçimde güç kaybedeceğinin netleşmesi olur. Thanks for your attention to this matter.
Türkçe
1
0
10
201
tarantulamohammed
tarantulamohammed@tarantinoosimen·
@KriptoMevsimi 4-5 ay civarı bi acı çekilmesi muhtemel. Ben bu sürenin daha kısa sürebileceğini tahmin ediyorum çünkü zamansal döngülerde bozulmalar oluyor jeopolitik olaylardan dolayı. Trumpın güven oyunun hızla düşmesi Trumpı iç siyasete yöneltecek zamanı azaldı büyük yalancı reisin
Türkçe
1
0
0
163
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
Yazıda coşku bir daha gelmeyecek gibi bişey yazdığımı hatırlamıyorum. Yazının yazıldığı tarihe gidip bir bakmanı isterim. 4 Ekim 2025. Coşku gelecek diye arada yaşanılacak acı ihtimalini ciddiye almamak mantıklı bir hamle değil. O coşku gelecek diye yıllardır yok oldu bir çok portföy. Coşku geldiğinde görürsünüz eğer doğru verilere bakıp, doğru analizler yapıyorsanız. Bu arada yaşanacak olanlardan kaçabilmek mesele. Sonra gider bakarsınız kim ayakta kalmış, kimler elenmiş nası bir coşku ona göre zaten siz de ayaktaysanız biçok kişiden, riskten, yok olup gidecek ya da bir daha geri dönemeyecek yatırımlardan ayrışmış olursunuz.
Kerem 𝝅 tweet media
.TÜRK.@TRK1042129

@KriptoMevsimi Bi noktada size katılmıyorum , coşku illaki gelecektir

Türkçe
3
1
95
6.5K
AHMET
AHMET@ahmet_aslan9·
@KriptoMevsimi Covid ve Rusya-Ukrayna savaşında yaşanan ara yükseliş yaşacak yüksek ihtimalle hocam.. Rusya-Ukrayna savaşı başladıktan sonra btc %40 yükseldi sonrası malum..
Türkçe
1
0
1
304
Ayhan Kayan
Ayhan Kayan@ayhankayan14·
Ömürlük #altın gibi biriktirmeye müsait altcoinler; -
Türkçe
24
0
37
18.6K
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
@burak_kesmeci Net örnek görebilsem keşke☺️ Görürsen söyle bana…
Türkçe
1
0
11
3.3K
Burak Kesmeci
Burak Kesmeci@burak_kesmeci·
X çok ciddi bir BOT temizliği yaptı. 100K üstü takipçisi olan bir cok hesap 20K, 30K'ya geriledi! Fenocuklar sizi.
Burak Kesmeci tweet media
Türkçe
7
1
38
6.7K
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
Piyasalardaki düşüşü tamamen İran-ABD savaşına bağlayanlar, aslında çok daha derinde biriken yapısal baskıyı görmezden geliyor demektir. Bozulma dalgası savaşla başlamadı. Savaş sadece zaten bozulmuş olan zeminin üstüne gelen hızlandırıcı bir etki yarattı. BTC Ekim 2025’ten beri aşağı yönlü baskı altındaydı. ABD’de son 2-3 yılın en güvenilen software hisselerinde savaş çıkmadan önce bile %30–50 arası erime yaşanmıştı. Yani piyasa çok önceden çatlamaya başlamıştı. Bunların hepsine savaş fiyatlanıyordu derseniz o zaman Petrol niye fiyatlanmamıştı ve bir şok olarak aniden piyasalarda karşımıza çıktı diye düşünebilirsiniz. Çünkü 2026’nın zor geçeceğine dair işaretler uzun süredir birikiyordu ki hepsini uzun zamandır anlatıyoruz, konuşuyoruz. - Likidite 2025 son çeyreğinden beri daralıyor. - Fed genişlemeye rahatça başlayamıyor. - 2026 refinansman döngüsü finansal koşulları daha da sıkılaştırma riski taşıyor. - Ara seçim yılı belirsizliği var. - Değerlemeler hâlâ birçok alanda tarihsel olarak pahalı. - AI kaynaklı verimlilik dönüşümünün iş gücü piyasasında yarattığı bozulma artık daha görünür ve büyüme beklentileri zayıflarken piyasa uzun süre “mükemmel senaryo” fiyatladı. Daha fazla sebepte sayabilirsiniz. Tarifeler dersiniz, globalizasyondan, deglobalizasyona geçiş dersiniz. Fed başkanlığı değişiminin tarihinin bile henüz netleşmemiş olması belirsizliği dersiniz... Yani savaş olmasa da piyasalar zaten aşağı gelmeye adaydı. Savaş sadece süreci daha sert, daha hızlı ve daha kaotik hale getirdi. Her şeyi “savaş başladı, piyasa düştü” ya da “savaş bitti, artık sorun kalmadı” basitliğine indirgerseniz çok büyük hata yaparsınız. Çünkü bu bakış açısı, sebeple katalizörü birbirine karıştırmak demektir. Piyasaları sallayan şey sadece jeopolitik şok değil. Onu düşüren şey; daralan likidite, sıkışan finansal koşullar, yüksek değerleme, bozulan beklentiler ve ertelenmiş kırılganlıkların üst üste binmiş olması. Savaş bunun üstüne benzin döktü ama yangın daha önce başlamıştı.
GIF
Türkçe
6
8
126
3.8K
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
İran'ın Trump'a hediyesi...
Türkçe
5
1
69
5.3K
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi

Bazı sorular olmuş GLR ile ilgili. Toplu cevap olsun. Uzun süre piyasada şöyle bir algı vardı: Para basılıyorsa ortam destekleyicidir. Oysa destekleyici makro koşul, sadece para arzının artması değildir. Destekleyici makro koşul demek, finansal sistemin risk almaya izin vermesi demektir. Bunu nasıl anlarız? Dolar zayıflıyorsa, tahvil volatilitesi düşüyorsa, kredi piyasasında risk iştahı artıyorsa ve carry trade mekanizması sorunsuz çalışıyorsa ve bunlar arasında da bir ayrışma yoksa sistem gevşektir. Böyle dönemlerde sermaye daha rahat riskli varlıklara akar. Hisse senetleri, kripto, growth temaları bu zeminde daha rahat yükselir. Desteklemeyen makro koşul ise bunun tersidir. Dolar güçleniyorsa ya da güçsüzleşmiyorsa, tahvil volatilitesi yükseliyorsa, kredi spreadleri açılıyorsa ve carry akışları çözülmeye başlıyorsa sistem sıkılaşır. Bu para basılmıyor anlamına gelmez; bu risk almanın zorlaştığı anlamına gelir. Likidite kâğıt üzerinde olabilir ama finansal akışlar daralmaya başlamıştır. Bitcoin’in 2019–2020 sonrası davranışı tam olarak bu zemine bağlandı. Likidite ortaya saçıldı, bu likidite birçok varlığı etkisine aldı, makro koşullara bağladı. Öncesinde daha iç dinamikli bir varlıkken, son yıllarda dolar, faiz ve finansal koşullara çok daha duyarlı hale geldi. Bu yüzden geçen sene Bitcoin’i anlamak için sadece M2 grafiğine bakanları çok uyardım, ciddiye alan çok az bir grup oldu, geri kalan ise yaşayıp gördü. GLR'yi geçmişe dönük incelerseniz 2019 ve sonrasında, önceki yıllara göre çok daha tutarlı olduğunu da göreceksiniz. GLR bunu sınıflandırmaya çalışıyor: Makro koşullar riskli varlıkları destekliyor mu, nötr mü, yoksa baskılıyor mu? Fiyat bazen kendi hikâyesini yazabilir. Ama makro zemin desteklemiyorsa o hikâye uzun sürmez. Özetle mesele “para basılıyor mu?” değil. Mesele sistem risk almaya izin veriyor mu? Destekleyici makro koşul bunu anlatır. Desteklemeyen makro koşul ise riskin zeminsiz kaldığını gösterir ve bu durum gümünüzdeki makro koşullar düşünüldüğünde zaman zaman hızla değişebilir.

QME
0
0
3
223
Burak
Burak@Burak34_75·
@KriptoMevsimi 2025 sonundan beri FED genişlemeci değil mi (buna ilişkin görseldekinden daha gerçekçi/güvenilir önerebileceğiniz veri var mıdır) ? Teşekkürler.
Burak tweet media
Türkçe
1
0
0
204
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
Bugün okuyunca belki daha anlamlı gelebilir sizlere…✍️
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi

Kaçış Piyasası 2022’den bu yana yaşadığımız dönemi klasik piyasa döngüleriyle tanımlamanın artık mümkün olmadığını anlamayanların iyice azaldığı zamanlardayız, görmeyen ise olanı ciddi şekilde reddediyordur yıllardır, onun bakış açısını değiştiremeyiz. Bu, ne bir boğa piyasasının iyimserliğiyle genişleyen, ne de bir ayı piyasasının kötümserliğiyle çöken bir süreç. Yön var ama yön duygusu yok; yükseliş var ama güven duygusu yok. Piyasalar sanki bir yere gitmiyor, bir yerden kaçıyor. O yüzden bu dönemi en iyi tanımlayan ifade, bana göre bir kaçış piyasası. Çünkü bu dönemde sermaye büyümek için değil, korunmak için hareket ediyor. Bu kaçışın arkasında yatan temel neden, sistemin kendi içinde inandırıcılığını kaybetmesi. Pandemi sonrası dünya ekonomisi, merkez bankalarının tarihsel boyutlarda genişlettiği bilançolar sayesinde, bir süreliğine yapay bir büyüme illüzyonu yaşadı. Ancak 2022 itibarıyla para akışının hızı kesilince, bu büyümenin büyük kısmının üretimden değil, likiditeden geldiği anlaşıldı. Faizlerin hızla yükselmesi, kamu borçlarının sürdürülemez hale gelmesi ve jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte, sermaye yön aramayı bıraktı ve yalnızca hayatta kalmaya odaklandı. Artık kimse “nerede büyüyebilirim” diye sormuyor; herkes “nerede ayakta kalabilirim” diye düşünüyor. Bu yeni dönemde sermaye iki farklı yöne kaçıyor. Bir kısmı geleceğe sığınıyor: yapay zekâ, yarı iletkenler, bulut teknolojileri… Yani “geleceği inşa eden” olarak görülen alanlara. Ancak bu sığınma, sanıldığı kadar vizyoner bir davranış değil; daha çok bir çeşit panik yatırımı. Çünkü sistemde çalıştığı bilinen tek alan orası. Diğer tüm sektörler gri bir belirsizlik içinde kalırken, yatırımcılar mecburen aynı isimlere yöneliyor. MAG7 denilen dev teknoloji şirketleri, artık birer hisse değil, birer güvenlik aracı haline geldi. Bu, “büyümeye yatırım” değil, “sistemin geri kalanına inanmamaya yatırım.” Sermayenin tek noktaya sıkışması, aslında sistemin daraldığını gösteriyor. Bir diğer grup ise geçmişe sığınıyor. Altın, gümüş, uranyum gibi varlıkların 2025 boyunca sergilediği güçlü performans bunun en net örneği. Altın artık sadece bir değer saklama aracı değil, bir itiraz biçimi haline geldi. Çünkü merkez bankaları dahi kendi bastıkları paraya tam olarak güvenemiyor; rezervlerini çeşitlendiriyor, dolardan uzaklaşıyorlar. Uranyum ise enerjideki çaresizliğin sembolü. Fosil yakıtları bırakmak istiyoruz ama yenilenebilir enerji hâlâ yetersiz; bu da bizi tekrar nükleere, yani “zorunlu modernliğe” götürüyor. Bu açıdan bakıldığında, altının ve uranyumun yükselişi sadece finansal bir olay değil, aynı zamanda modern dünyanın çelişkilerinin yansıması. Bu ortamda piyasalar doğası gereği daraldı. Eskiden onlarca sektör, yüzlerce hisse birlikte hareket ederdi; şimdi sermaye birkaç başlıkta, birkaç varlıkta yoğunlaşıyor. Dünya çapındaki toplam piyasa değerinin çok büyük kısmı yalnızca birkaç dev şirkette, birkaç emtiada ve birkaç dijital varlıkta toplanmış durumda. Bu, tesadüf değil. Çünkü artık sermaye riskten değil, belirsizlikten korkuyor. Ve belirsizlikle baş etmenin yolu, bildiğini almak, tanıdığını tutmak. Böylece piyasa çeşitlenmiyor, tam tersine birbirine benzemeye başlıyor. Bu tür dönemler tarihte birçok kez yaşandı. 1960’ların sonunda ABD’de “Nifty Fifty” olarak bilinen bir grup hisse, tıpkı bugünkü MAG7 gibi, “dokunulmaz” kabul ediliyordu. Herkes bu şirketlere sığınmıştı, çünkü ekonomide güven kaybolmuştu. Ancak bu dar piyasa yapısı sonunda kendi ağırlığını taşıyamadı; 1973–74 krizinde bu hisselerle birlikte bütün sistem çöktü. Sonrasında yepyeni bir dönem başladı — enerji, emtia, üretim ve enflasyon çağı. Bu yüzden, bugünkü darlaşma da tam olarak bir son değil. Kaçış piyasaları genellikle iki yöne evrilir: ya genişleme gelir, ya kırılma. Birinci olasılık, güvenin yavaş yavaş yeniden inşa edildiği “yumuşak evrim” senaryosudur. Sermaye önce en güvenli alanlarda toplanır, orada doygunluk oluşunca yeni fırsat arayışına çıkar. Bunun gerçekleşmesi için hem politika netliği hem de yeni bir anlatı gerekir. Yani merkez bankaları ve siyasetçiler “belirsizlik üretmekten” vazgeçmeli ve dünya yeni bir hikâyeye inanmalıdır — örneğin enerji devrimi, teknolojik verimlilik ya da finansal yeniden yapılanma gibi. Böyle bir senaryoda bugünkü dar piyasa, geçici bir sığınak işlevi görür ve ardından yeniden genişleme başlar. İkinci olasılık ise “kırılma”dır. Yani dar piyasanın kendi ağırlığını taşıyamaması, yoğunlaşmanın çöküşle sonuçlanması. Bu durumda kaçış piyasası, aslında bir devrin son parlaması olur. Herkesin sığındığı o birkaç varlık, bir noktada kendi balonuyla yüzleşir. Tıpkı 2000 yılında dot-com hisselerinde olduğu gibi, tıpkı 2008’de konut piyasasında olduğu gibi. Çünkü sermaye uzun süre aynı yöne kaçtığında, güven artık istikrar değil, riskin ta kendisi haline gelir. Böyle bir kırılma, kısa vadede yıkıcı olur ama uzun vadede yeni bir sistemin tohumunu atar. Bugün bu iki olasılığın arasında, bir eşiğin tam üzerindeyiz uzun zamandır. Sermaye genişleyecek kadar güçlü, ama kırılmayı kabul edecek kadar cesur değil. Bu yüzden piyasa ne büyüyor, ne çöküyor; sadece yer değiştiriyor. Bu yüzden bugün yaşanan şeyin adı boğa ya da ayı değil. Bu sadece bir kaçış. Ve o kaçışın yönü, aslında bir sonraki dönemin kaderini belirleyecek. Belki genişlemeye, belki kırılmaya… ama her halükârda, artık eski düzenin devamı olmayacak.

Türkçe
3
3
93
6.1K
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
1970’ten beri Altının aylık ortalama getirileri, bir de sadece ABD midterm seçim yıllarını ayrı incelediğinizde karşınıza aşağıdaki gibi bir tablo çıkıyor. Üst bölümde 1970'den beri ay bazlı ortalama getirileri. Alt bölümde ise ABD ara seçim yıllarında ay bazlı ortalama getirileri. Grafikte dikkat çeken şey şu: - Özellikle Ocak-Şubat ve Temmuz-Ağustos tarafı güçlü getirilerle dikkat çekiyor. - Mart ve Haziran ise net olarak daha zayıf bir tabloyla karşılaşıyoruz ki bu tabloda ara seçim yıllarında Mart ve Haziran arası daha sert geçiyor diyebiliriz.
Kerem 𝝅 tweet mediaKerem 𝝅 tweet media
Türkçe
2
2
131
5.3K
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
Herşey güncel ama siteyi detaylı öğrenmeden kullanabileceğin bir yer değil. Sol panelde sık kullanılanlar alanıyla başla, piyasa değerlendirmeleri videolarını izle, kriptomevsimi youtube kanalında bulunan kmquant tanıtımları yaptığımız videoları izle başlıklarında kmquant yazanları görürsün zaten aradığında, soru cevap bölümündeki soruları incele, bütün indikatörlerin sayfalarında bulunan açıklamaları oku, piyasa notlarını oku, piyasa raporlarını güncelden geriye giderek oku, eğitim serisindeki eğitimleri boş zamanında izle.... Bu daha başlangıç. KMQuant 1 günde verim almaya başlayabileceğin bir yer değil. Uzun süreler bulunman gerekiyor tabi kendine o kadar yatırım yapmak istiyorsan. Yoksa eminim 1 ay sonra bu site işe yaramaz diyerek aramızdan ayrılmış olursun. Sonra anlaşılmayan şeyler varsa sosyal medyadan bana değil, support@kmquant.com adresinden ilgili kişilerle iletişime geçebilirsin onlar yardımcı olurlar. Bol şanslar.
Türkçe
1
0
3
252
ordinary one
ordinary one@memepium·
@KriptoMevsimi Hocam kmquant'a üye oldum ama nasıl kullanılacağıyla ilgili bir doküman görmedim. Bazı bilgiler de güncel değil gibi görünüyor.
Türkçe
1
0
0
208
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
Bugün dönüp bakınca herkes o Covid dönemini doğru okumuş, çokta kolaymış gibi anlatıyor. Gerçek zamanlı piyasada öyle değildi...İnkâr vardı, oyalama vardı, “geçer gider” rahatlığı vardı. Önce söylem satın alındı, aşamalı olarak korumalar kaldırıldı, koruma satın alan kendi bile niye alıyorum ki fazla paranoyağım diye düşündü ama sonra gerçek gelip her şeyi ezdi...
Kerem 𝝅 tweet media
Türkçe
7
6
139
6.3K
Kerem 𝝅
Kerem 𝝅@KriptoMevsimi·
Savaş Stratejisinde Güç, İrade ve Zorlama İlişkisi En baştan söyleyeyim, bu uzun bir yazı olacak ama savaş stratejisi, caydırıcılık, zorlama, güç, irade gibi konular ilginizi çekiyorsa sonuna kadar okumaya değer olduğunu düşünüyorum. Yazının sonunda bu alanla ilgilenmek isteyenler için yazar ve kitap önerileri de bırakacağım. Arada da ilk bakışta basit görünen ama aslında stratejik düşüncenin merkezinde duran bazı kavramları, kendi okuduklarım ve anladıklarım üzerinden mümkün olduğunca sade biçimde anlatmaya çalışacağım. Sakin bir ortamda yavaş yavaş okumanızı öneriyorum yoksa muhtemelen sıkılıp bırakabilirsiniz. Başlıyoruz... Savaş stratejisini anlamak için önce çok basit ama çoğu zaman gözden kaçan bir ayrımı netleştirmek gerekiyor: her güç kullanımı aynı şey değil. Bazen amaç rakibi doğrudan ezmek, kapasitesini kırmak ve sahada sonuç almaktır. Bazen ise amaç onu tamamen yok etmek değil, davranışını değiştirmektir. Stratejik düşüncenin en önemli ayrımlarından biri tam burada başlıyor. Thomas Schelling bu ayrımı çok net kuran isimlerden biri. Onun çerçevesinde bir tarafta brute force, yani kaba kuvvet var. Bu, gücü doğrudan dayatmak demek. Diğer tarafta ise coercion, yani zorlama var. Zorlama, rakibi fiziksel olarak ezmekten çok, onun tercihlerini ve davranışını değiştirmeye çalışır. Burada silah sadece vurmak için değil, aynı zamanda mesaj vermek için de vardır. Bunu daha basit bir örnekle düşünmek mümkün. Birinin elindeki kalemi istiyorsanız iki yolunuz var. Ya gidip doğrudan alırsınız; bu kaba kuvvettir. Ya da karşı tarafın kararını etkilemeye çalışırsınız: teklif edersiniz, baskı kurarsınız, tehdit edersiniz, kalemi vermemenin maliyetini artırırsınız. İkinci durumda amaç kalemi zorla çekip almak değil, karşı tarafın kendi davranışını değiştirmesini sağlamaktır. Stratejik düşüncede brute force ile coercion arasındaki fark tam olarak budur. Biri doğrudan güç dayatır, diğeri karşı tarafın karar mekanizmasına girer. Bu ayrım çok önemli çünkü stratejide yapılan hataların büyük bölümü bu iki mantığın birbirine karıştırılmasından çıkıyor. Bir devlet ya da ordu çok güçlü olabilir ama bu, otomatik olarak karşı tarafın davranışını değiştirebileceği anlamına gelmez. Güç başka şeydir, etki başka şeydir. Yıkım kapasitesi başka şeydir, siyasi sonuç üretme kapasitesi başka şeydir. Buradan deterrence ve compellence ayrımına geçiyoruz. Deterrence, yani caydırıcılık, rakibi bir şeyi yapmaktan vazgeçirmektir. Compellence ise rakibi bir şeyi yapmaya zorlamaktır ya da başlamış olduğu bir şeyi bırakmaya mecbur etmektir. İkisi birbirine yakın kavramlar gibi görünür ama aralarında önemli fark var. Bir aktörü bir eşikten uzak tutmak başka şeydir; hareket halindeki bir aktörü yön değiştirmeye zorlamak başka şeydir. Bu yüzden compellence çoğu zaman deterrence’tan daha zordur. Burada asıl kritik nokta şu: strateji sadece güç değil, aynı zamanda iletişim meselesidir. Bir tehdit ancak karşı taraf ne söylendiğini doğru anlarsa işe yarar. Ama anlaması da yetmez; tehdidin uygulanabilir olduğuna da inanması gerekir. Yani kredibilite olmadan strateji eksik kalır. Verdiğiniz sinyal net değilse, karşı tarafın zihninde korku değil belirsizlik üretirsiniz. Belirsizlik de çoğu zaman itaat değil, yanlış hesap doğurur. Schelling’in en güçlü katkılarından biri de burada ortaya çıkıyor. Şiddetin sadece fiziksel bir araç değil, aynı zamanda bir iletişim dili olduğunu gösteriyor. Ama bu dil kusursuz değil. Savaş ortamında mesajlar bozulur. Bürokrasi araya girer, iç siyaset araya girer, medya araya girer, askeri kapasitenin sınırları araya girer, yanlış istihbarat devreye girer. Bir de üstüne rakip senin düşündüğün gibi düşünmüyorsa, verdiğin sinyal onun zihninde bambaşka bir anlam kazanabilir. Teoride temiz duran stratejiler pratikte bu yüzden bulanıklaşır. Burada Sun Tzu’nun söylediği şey hâlâ çok güçlü: kendini bilen ama rakibini tanımayan taraf eksik düşünür. Stratejide en tehlikeli hata, düşmanın dünyayı senin gördüğün gibi gördüğünü sanmaktır. Senin için kabul edilemez bir maliyet, karşı taraf için katlanılabilir olabilir. Senin “burada mutlaka geri çekilirler” dediğin eşik, onlar için tam tersine vazgeçilmez bir çizgi olabilir. Rakibin iradesini, korkularını, siyasi hedeflerini ve bedel ödeme kapasitesini anlamadan kurulan strateji eksik kalır. Clausewitz de başka bir yerden gelip aynı temel gerçeğe dokunur: savaş, siyasetin başka araçlarla devamıdır. Bu yüzden askeri araçlarla siyasi amaç arasındaki oranı doğru kurmak gerekir. Siyasi hedef sınırlıysa, kullanılan tehdidin de onunla uyumlu olması gerekir. Değeri düşük bir amaç için aşırı yüksek bedeller ödemeye hazır görünmek çoğu zaman ikna edici olmaz; blöf hissi yaratır. Stratejinin önemli bir kısmı, neyin ne kadar değerli olduğunu doğru tartabilme işidir. Tam da bu yüzden Vietnam örneği çok öğreticidir. Teoride coercion mantığı oldukça güçlü görünür. Elinde büyük bir askeri kapasite vardır, aşamalı baskı uygularsın, sinyal verirsin, karşı tarafın maliyetini artırırsın ve onun geri adım atmasını beklersin. Ama Vietnam’da işlerin bu kadar düz işlemediği görüldü. ABD kendi kapasitesine fazla güvendi, karşı tarafın iradesini ise eksik okudu. Elindeki büyük güç, beklenen siyasi sonucu üretmeye yetmedi. Çünkü mesele sadece ne kadar vurabildiğin değil, karşı tarafın ne kadar dayanabildiği ve ne kadar bedel ödemeye hazır olduğuydu. Sonuçta coercion beklenen sonucu üretmedi; hatta savaş uzadıkça maliyet yapısı tersine döndü. Büyük gücün, daha küçük ama daha kararlı bir aktör karşısında istediğini alamaması, stratejide kapasite ile irade arasındaki farkı çok net gösterdi. Bu örnek bize şu dersi veriyor: stratejide en sık görülen hata, kendi gücünü abartmak ve rakibin iradesini küçümsemek. Tarihte büyük güçlerin küçük ama kararlı aktörler karşısında zorlanmasının sebebi çoğu zaman kapasite eksikliği değil, irade hesabını yanlış yapmalarıdır. Elindeki araçlara fazla güvenip karşı tarafın neyi ne kadar savunmaya hazır olduğunu göremediğinde, kağıt üzerinde güçlü ama sahada etkisiz hale gelebiliyorsun. O yüzden savaş stratejisini sadece silah sistemleri, bütçeler, ordu büyüklükleri ya da teknoloji üzerinden okumak eksik kalıyor. Psikoloji, yanlış algılama, onur, korku, çıkar, aşağılanma duygusu, siyasi kararlılık, bütün bunlar en az askeri kapasite kadar önemli. Hatta bazen daha önemli. Çünkü savaşta taraflar çoğu zaman gerçeğe değil, gerçeğin kendi zihinlerinde kurdukları versiyonuna tepki veriyor. Benim için işin özü şu: iyi strateji dört şeyi aynı anda düşünmek zorunda. Elinde ne var? Karşı tarafa ne söylemek istiyorsun? O bunu nasıl algılıyor? Ve bütün bunlar hangi siyasi amaç için yapılıyor? Bu dört sorudan biri eksikse strateji topallamaya başlıyor. Güç varsa ama mesaj yoksa sorun çıkar. Mesaj varsa ama kredibilite yoksa yine sorun çıkar. Psikoloji hesaba katılmıyorsa başka bir sorun çıkar. Siyasi amaç belirsizse zaten iş baştan dağılır. Sonuçta savaş stratejisi sadece “nasıl vururum?” sorusunun cevabı değil. Daha önemli soru şu: “Karşı tarafın davranışını hangi maliyet yapısıyla değiştirebilirim?” Bazen cevap gerçekten kaba kuvvet oluyor. Ama çoğu durumda mesele yalnızca gücün anlamını üretmek oluyor. Strateji tam da bu yüzden sadece askeri değil; aynı zamanda zihinsel, psikolojik ve siyasi bir faaliyet. Bu konular ilginizi çekiyorsa Thomas Schelling’in The Strategy of Conflict ve Arms and Influence kitapları bence doğrudan başlanması gereken kitaplar. Savaşın siyasal mantığını daha derinden anlamak için Carl von Clausewitz’in On War, rakibi, niyeti ve pozisyonu okumak için Sun Tzu’nun The Art of War hâlâ çok güçlü kaynaklar. Yanlış algılama, sinyal bozulması ve karar vericilerin psikolojisi tarafında Robert Jervis özellikle önemli; bu başlıkta Perception and Misperception in International Politics çok değerli bir kitap. Daha geniş stratejik düşünce tarihi açısından Bernard Brodie, Herman Kahn ve Glenn Snyder gibi isimler de ciddi şekilde takip edilmeli. Bu alanlara meraklı olan biri için bu yazarlar, stratejiyi sadece silah ve kuvvet değil; irade, iletişim, psikoloji ve siyasal amaç üzerinden düşünmeyi öğreten sağlam bir düşünsel altyapı yaratabilmenize olanak tanıyacaktır.
Kerem 𝝅 tweet media
Türkçe
4
5
122
4.2K
Kerem 𝝅 retweetet
Burak Kesmeci
Burak Kesmeci@burak_kesmeci·
TradingView Öğreniyorum Bölüm 40 Yayında! "Bu bölümde Adaptive Market Profile (ücretsiz) indikatörünü ele alacağız. Hem trendi hem de o trend içindeki en kritik fiyat bölgelerini aynı anda gösteren bu araç, bence TradingView’in en değerli ücretsiz göstergelerinden biri." Bülteni sonuna kadar okuyanlara ise küçük bir sürprizim var 😊
Burak Kesmeci tweet media
Türkçe
5
24
188
12.5K
Burak Kesmeci
Burak Kesmeci@burak_kesmeci·
KMQuant - Dinamik Getiri Eğrisi Türkçe olarak takip edebileceğiniz tek platform (en ucuzu) @KmQuant
Burak Kesmeci tweet media
Türkçe
3
0
23
1.6K
Mahmut
Mahmut@Mahmut372626·
@KriptoMevsimi Bu pandemi çöküşünü anlatan Grafik demı abi
Türkçe
1
0
0
527
Yunus Paksoy
Yunus Paksoy@yunuspaksoy·
"ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUMU NASIL ALACAKSINIZ?" TRUMP: ÇOK KOLAY. EĞER ONLARLA BİR ANLAŞMA YAPARSAK, ORAYA GİRECEĞİZ VE KENDİMİZ ALACAĞIZ.
Türkçe
220
88
662
74.9K