DENİZ_TOPRAK2

35.1K posts

DENİZ_TOPRAK2 banner
DENİZ_TOPRAK2

DENİZ_TOPRAK2

@TOPRAK_2_

BİZİ BİLEN BİLİR…YOLU SEVGİDEN GEÇEN HERKESİN BULUŞTUĞU BİR YER OLSUN İSTİYORUM.❤️🙏🇹🇷🍀🌹🥀Artık Sağ Sol Yok Dindar Dinsiz Yok Sünni Alevi Yok Türk Kürt Yok

Beigetreten Haziran 2014
2.4K Folgt11.8K Follower
Angehefteter Tweet
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
┳▄╮░╭▄┳ ╰▀┛▄┗▀╯🇹🇷❤️🇹🇷 "Ben Atatürkçüyüm. Ben Cumhuriyetçiyim. Ben laikim. Ben anti- emperyalistim. Ben bağımsız Türkiye'den yanayım. Ben özgürlükçüyüm. Ben insan hakları savunucusuyum. ,Ben terörün karşısındayım. Ben, yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Öyleyse vurun, parçalayın! Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır." Uğur Mumcu mekanın cennet olsun büyük aydınımız Uğur Mumcu. 🇹🇷❤️🇹🇷❤️🇹🇷
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
77
236
1.5K
100.4K
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
H░A░Y░I ░R░L░I G░E░C░E░L░E░R Gece uyumadan önce Bir avuç yıldız serpsem gönlünüze. Bakarsınız ki sabah uyandığınızda Kucak dolusu güneş doğmuş içinize. Her gün doğacak olan güneşin En güzel günü getirmesi dileğiyle, Işıl Işıl Bir Sabaha Ulaşmanız Dileğiyle, HAYIRLI GECELER GÜZEL BİR PAZAR SABAHINA UYANMAMIZ DİLEĞİYLE..
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
5
2
32
505
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Sana kadınları sorsam , Neleri sevdikleri hakkında bir sürü şey sayarsın. Belki birkaç kez elini tutmuşsundur da.. Ama bir kadının yanında uyanmanın ve bundan duyduğun mutluluğun ne demek olduğu hakkında bir fikrin yoktur. Sana aşkı sorsam , Bir sürü yerden alıntı laflar yaparsın.Ama bir kadının karşısında tamamen savunmasız kalmanın ne demek olduğunu bilemezsin.Sana gözleriyle hükmedecek bir kadın görmedin çünkü.Allahın seni cehennemden kurtarması için gönderdiği bir melek olduğunu düşünmedin , onun senin meleğin olduğunu bilmiyorsun bile.Bir aşkı sonsuza dek paylaşmanın herşeye rağmen onun için ölmenin değil de yaşamaya çalışmanın ne demek olduğunun farkında bile değilsin. Büyüde gel çocuk , Sen aşkın ruhların dansı olduğunu gözlerde buluşup bedene aktığını da bilmiyorsun.. 🦋❤️🦋
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
2
19
209
DENİZ_TOPRAK2 retweetet
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Gelin bakalım, OSMANLININ NESİ YERLİYMİŞ. ■ Osmanlı... Deniz Ticaret Kanunu 1850'de Fransızlardan alınmış, kanunu yazan da Çamiç Ohannes Efendi... ■ Deniz Ticaret Usul Kanunu 1861'de Fransızlardan alınmış. 1863'de Deniz Ticaret Kanunu geliştirilmiş. Kanunu yazan bu kez Gavriel Efendi ve Mösyö Dubre... İtalyan, Hollanda ve Belçika kanunlarından istifade edilmiş. ■Ceza Kanunu 1858'de Fransızlardan alınmış. Ceza Usul Kanunu 1879'da yine Fransızlardan alınmış. ■İlk Osmanlı Anayasası 1876'da Belçika ve Prusya anayasalarından uyarlanmış. Usul Hukukuna dair kanun 1880'de Fransızlardan uyarlanmış. Osmanlı'nın yerli kanunu olan Mecelle'de bile batı hukuk tekniği esas alınmış. Yani İslam kanunlarını kaldırıp Batı kanunlarını kabul eden Osmanlı'dır. Türkiye sadece Batı kanunlarını yenilemiş ve güncellemiştir. ●Bu arada belirtmiş olalım, Osmanlı'da tüm kanunların üzerinde olan anlaşmalar vardır. Kapitülasyonlar... Bunlar yabancıların her istediğini yapabildiği, ayrıcalıklı ve özel kanunlardı. Yani bir yabancı gelip bir Osmanlı vatandaşına zarar verse bile Osmanlı kanununa göre değil kendi ülkesinde yargılanırdı. Toplama olan kimmiş? Çok net görünüyor. Söylediğin marş senin değil, çalmışsın diyor... Bakalım... Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi marşı İstiklal Marşı'dır. Yazarı da Mehmet Akif'tir. Bestekarı Osman Zeki Üngör'dür. Yerlidir. Osmanlı'daki padişah marşlarına bakalım... 1808'de kabul edilen Mahmudiye Marşı'nı Giuseppe Donizetti ve Gaetano Donizetti besteledi. 1839'da kabul edilen Mecidiye Marşı'nı yine Giuseppe Donizetti besteledi. 1861'de kabul edilen Aziziye Marşı'nı Callisto Guatelli besteledi. 1876'da kabul edilen Hamidiye Marşı'nı Gürcü Necip Paşa besteledi. 1909'da kabul edilen Reşadiye Marşı'nı İtalo Selvelli besteledi. Bu marşların sadece birinin bestekarı yerli ama o da Gürcü ve marşların tamamı batı formundadır. Heykellerini kendin dikememişsin diyor. Muhtemelen heykeltraşların amazon'dan sipariş verildiğini düşünüyor. Bir heykeltraşın yetişmesi için çok uzun yıllar gerekir. Osmanlı heykeltraş yetiştiremediği için Türkiye çekirdekten yetiştirmek zorunda kaldı. Zühtü Müridoğlu, Şadi Çalık, Sabiha Bengütaş, İlhan Koman, Nusret Suman, Ratip Aşir Acudoğlu bunlardan bazıları. Yani kendi heykelimizi de yaptık. Üstelik sadece kendi heykelimizi yapmadık. Kendi uçağımızı ürettik. 40'tan fazla fabrika açtık. Petrolümüzü ve madenimizi çıkardık. Kendi yerli bankamızı kurduk. Kendi demiryolu malzemelerimizi ürettik. İlk kez betorname köprü yaptık. Sanayi üretmeye başladık. Telefon ve posta idaresini millileştirdik. Sağolsun Osmanlı her şeyi yabancılara verdiği için kendi limanlarımızı bile cumhuriyetle millileştirdik. Aşı üretmeye başladık. Aynı zamanda da Osmanlı borcu ödedik. Kılık kıyafet bile senin değil... Osmanlı'ya bakalım... Kılık kıyafet devrimini ilk yapan Osmanlı sultanı 2. Mahmut'tu. Sarık ve kavuğu yasaklayıp fes, pantolon, ceket gibi kıyafetleri giyip sakalını kısalttı. Askerlerin pantolon ve fes giymesini zorunlu tuttu. Karşı gelen askerlere sopa vurulmasına ilişkin ferman yayımladı. Cumhuriyet, Yunan serpuşu fesi kaldırıp şapkayı getirdi. Bu arada fes, Osmanlı döneminde büyük oranda ithaldi. Şapka ise yerli üretildi. Bunun haricinde dokuma fabrikaları kuruldu, bez üretimi yaptıldı. Kılık kıyafet üretimi büyük oranda yerlileşti. Birileri satana kadar millet ucuz ve yerli ürünleri Sümerbank'tan alırdı. Dip not: Osmanlı padişahları da Bizans, İran, Arap ve biraz da Paris tarzı giyiniyordu. Osmanlı padişahlarının giyim tarzı, Göktürk kağanlarının sade, bozkır odaklı kıyafetlerinden tamamen farklıdır. Osmanlı kıyafetleri; Bizans, İran (Safevi/Sasani) ve Arap (Abbasi) etkilerinin sentezi üzerine kurulmuş, son derece katmanlı, işlemeli ve gösterişli bir üsluba sahipti. Göktürk etkisi ise neredeyse sıfırdır. -Türkçe bildiğin harflerin latin... En çok güldüğüm de bu oldu. Hiç kimse latin alfabesine Türklerin ürettiği alfabe demedi ki... Osmanlı alfabesi fars/arap kırmasıydı. Türkçe'yi ifade edemiyordu. Sesli harfi yoktu vsvs. Bunun yerine latin alfabesi kabul edildi. Ayrıca mesele alfabe değil, dildi. Dilimiz büyük oranda Arapça ve Farsça kelimelerin işgali altındaydı. Bunun önüne geçilebilmesi için dilde Türkçeleştirme hareketi başlatıldı. Kendi kelimelerimizi ürettik. Tüm bunları Agop Dilaçar isminde bir Ermeni'nin yaptığını sanıyor. Halbuki Agop Dilaçar, Türkçeleşme hareketinde rol oynayan bilim insanlarından sadece biri. Üstelik 1. Dünya Savaşı'nda Türk ordusunda savaşmış bir gazidir. Muhtemelen adını yabancı görünce yurt dışından geldiğini düşündü. Eee böyledir. Agop Dilaçar, Kafkas Cephesi'nde görevliydi. Büyük Ermeni İsyanı sırasında ordudan kaçmadı. Türk milletine sadık kaldı. Türk Dil Kurumu'na gelirsek, bu kurumda kimlerin çalıştığı ve hangi faaliyetlerin gerçekleştiği Eğitim Bakanlığı'nın 1932'de bastığı 1. Türk Dili Kurultayı isimli eserinde yazılıdır. Okumaya niyeti olan herkes bakıp istifade edebilir. Öyle, Agop geldi Türkçe'yi icat etti falan... Adama mabadıyla gülerler. Mohis Kohen Türkçülüğün ve Kemalizm'in babasıymış. Yahu insan bir sıkar da üsturuplu sıkar. Kohen dediğin, Abdülhamit döneminde onun savunduğu Osmanlıcılık akımına mensuptu. Atatürk milli mücadeleyi başlattığında Kohen, üniversitede tercümanlık falan yapıyordu. Daha sonra tütün işine girip ticaret yaptı. Ne ara Türkçülüğü icat etti hatta ne arada Kemalizm'in babası oldu. Cumhuriyet döneminde ticarete devam etti. Skoda'nın temsilcisi falan oldu. 1936'da tütün kongresinin katipliğini yaptı. Eğitim sisteminin sahibi Amerika'ymış. Şimdi bu konuda biraz teknik bilgi verelim. Osmanlı'da eğitim birliği yoktu. Yani kapitülasyonlar sayesinde yabancılar istedikleri gibi okul açabiliyordu. Üstelik bu okullarda Osmanlı denetimi yoktu. Mesela 1900'lerin başında ulu sultan gök hakan Hamit han devrinde sadece ABD'nin Anadolu'da 150 okulu vardı. Bunların öğretmenleri tabii ki istihbaratçı yahut misyonerdi. Anadolu'daki gregoryen Ermenileri Hristiyan yapmak için protestan ABD okulları ile katolik İngiliz okulları yarış yapıyordu. Okullarda ilahiler okunur, aziz büstleri önünde saygı duruşunda bulunulurdu. Kapitülasyonlar kaldırılınca bu okulların çoğu kapatıldı. Kalan üç beş okul da millileştirildi. Yabancıların ilk okul kurmasına müsaade edilmedi. Yani Milli Eğitim Bakanlığı bu okulları denetim altına aldı. Tüm müfredat bakanlığın kontrolüne girdi. Bazı zorunlu dersler eklendi. Aziz büstleri, ilahiler vs yasaklandı. İsteyen Milli Eğitim Bakanlığı'nın 1924, 1925 ve 1926 tarihli genelgelerine bakabilir. 1928'de kolejde misyonerlik faaliyeti tespit edilince okul kapatıldı. Öğretmen tutuklandı. Aynı dönemde göreve başlayan Amerikan Büyükelçisi J. Grew tüm uğraşlara rağmen taviz koparamadı. Dileyen, Grew'in hatıratını okuyabilir. Alıntı..
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
1
7
322
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
OSMANLI'DA HUKUKÎ MODERNLEŞME: AVRUPA'DAN ESİNLENEN 10 TEMEL KANUN (19. YÜZYIL) Osmanlı Devleti, 19. yüzyılda Tanzimat (1839) ve Islahat Fermanı (1856) ile birlikte büyük bir dönüşüm dönemine girdi. Amaç, çağdaş devlet düzenine geçmek ve Avrupa hukuk sistemleriyle uyum sağlamaktı. Bu dönemde Fransa başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinin kanunlarından esinlenilerek yeni yasalar hazırlandı. İşte Osmanlı hukuk sisteminin modernleşmesinde temel rol oynayan 10 önemli kanun ve nizamname ..👇 1. Osmanlı Ticaret Kanunu (1850) Kaynak: Fransız Ticaret Kanunu (Code de Commerce, 1807) Osmanlı Devleti, artan ticari ilişkileri düzenlemek amacıyla Fransız Ticaret Kanunu’nu örnek aldı. Bu kanunla birlikte ticaret mahkemeleri kuruldu, şirketlerin kuruluşu, borç–alacak ilişkileri, iflas, sigorta ve gemi taşımacılığı gibi konular modern bir temele oturdu. Amaç, yerli ve yabancı tüccarlar arasında ortak bir ticaret dili ve hukuk güvenliği sağlamaktı. 2. Osmanlı Ceza Kanunu (1858) Kaynak: Fransız Ceza Kanunu (Code Pénal, 1810) Osmanlı tarihinde ilk defa suç ve cezalar açık bir şekilde tanımlandı. İşkence ve keyfî cezalandırmalar yasaklandı. Ayrıca 1860 tarihli Ceza Usulü Kanunu’yla modern yargılama usulleri getirildi. Bu düzenlemeler, kişisel hak ve özgürlüklerin korunmasında büyük adım olmuştur. 3. Arazi Kanunnamesi (1858) Kaynak: Avrupa’daki mülkiyet hukuku anlayışı Osmanlı toprak düzeni bu kanunla yeniden şekillendi. Toprak mülkiyeti ilk kez yasal güvenceye kavuştu; tapu sistemi getirildi. Devletin denetiminde olmak kaydıyla özel mülkiyet anlayışı gelişti. Bu düzenleme, hem tarım ekonomisini canlandırdı hem de modern mülkiyet hukukunun temellerini attı. 4. Osmanlı Maden Nizamnamesi (1861) Kaynak: Fransız Maden Kanunu (Code Minier)** Osmanlı, doğal kaynakların çıkarılmasını düzenleyen kapsamlı bir yasa hazırladı. Madenlerin işletilmesi, ruhsatlandırma, vergi ve denetim usulleri belirlenerek özel girişimlerin önü açıldı. Bu kanun, sanayileşme sürecine katkı sağlayan ilk yasal düzenlemelerden biri oldu. 5. Vilayet Nizamnamesi (1864) Kaynak: Fransız idarî sisteminden esinlenilmiştir. Osmanlı taşra yönetimi yeniden yapılandırıldı. Vilayet, sancak, kaza ve nahiye düzeni oluşturuldu. Yerel idare meclisleri kuruldu; vali ve kaymakamların görevleri netleştirildi. Merkezî yönetimin denetimi güçlenirken, yerel temsil artmıştır. 6. Maarif-i Umumiye (Eğitim) Nizamnamesi (1869) Kaynak: Fransız Eğitim Sistemi Osmanlı eğitim sistemine laik ve modern bir düzen getirdi. İlköğretim zorunlu hale getirildi; rüştiye (ortaokul), idadi (lise) ve sultani (lise üstü) düzeyinde okullar oluşturuldu. Eğitimde devlet denetimi esas alındı ve öğretmen yetiştirme okulları kuruldu. Bu düzenleme, Cumhuriyet’in eğitim sistemine giden yolu açtı. 7. Mecelle-i Ahkam-ı Adliye (1869–1876) Kaynak: Hanefî fıkhı + Fransız Medeni Kanunu’nun sistematiği Mecelle, Osmanlı’nın ilk medeni kanunu niteliğindedir. Borçlar, mülkiyet, kira, satış gibi özel hukuk alanlarını düzenlemiştir. Dini esaslara dayanmakla birlikte mantıksal kurgusu Batı hukukuna uygundur. Bu eser, hem İslam hukukunun son büyük uygulaması hem de modern kanunlaştırmanın öncüsüdür. 8. Deniz Ticaret Kanunu (1863) Kaynak: Fransız ve İngiliz denizcilik mevzuatı Deniz taşımacılığı, kaptan sorumlulukları, gemi sigortası ve yük taşımacılığı gibi konular düzenlendi. Osmanlı limanları uluslararası deniz hukukuna uyum sağladı. Bu kanun, deniz ticaretinde yabancı tüccarlarla eşit hukuki zemini oluşturdu. 9. Kanun-i Esasi (1876) Kaynak: Fransa (1848) ve Belçika (1831) anayasaları Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasıdır. Vatandaşlık kavramı tanımlanmış, kişi hak ve özgürlükleri anayasal güvenceye alınmıştır. Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan kurularak meşrutiyet dönemi başlamıştır. Bu belge, Türkiye’de anayasal düşüncenin başlangıcı kabul edilir. 10. Usul-i Muhakemat-ı Cezaiye (1879) Kaynak: Fransız Ceza Usulü Kanunu Ceza davalarında savunma hakkı, tanık dinleme ve delil sunma esasları getirildi. Modern yargılama yöntemleri benimsendi, mahkemeler arasında hiyerarşi oluşturuldu. Bugünkü ceza muhakemesi ilkelerinin temeli bu dönemde atılmıştır. Osmanlı Devleti, 19. yüzyılda şer’i hukuk ile modern (Batı) hukukunu harmanlayarak karma bir hukuk sistemi kurmuştur. Amaç; adaleti sağlamak, devlet otoritesini güçlendirmek ve Avrupa devletleriyle eşit düzeye gelmekti. Bu reformlar sayesinde Osmanlı, yüzyılın sonunda anayasal ve kurumsal bir hukuk düzenine ulaşmıştır. Derleyen Alper Alpkunt / Tarih ve Düşünce Notları 📷 KAYNAKÇA (Resmî ve Güvenilir Kaynaklar) 1. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı – Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Tanzimat Dönemi Kanunları ve Nizamnameleri Koleksiyonu (devletarsivleri.gov.tr) 2. Prof. Dr. Halil İnalcık, Tanzimat ve Bulgar Meselesi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. 3. Prof. Dr. İlber Ortaylı, Osmanlı’da Hukuk ve Adalet, Kronik Yayınları, 2018. 4. Ahmet Mumcu, Osmanlı Hukukunda Kanun Kavramı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1984. 5. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilatı, Türk Tarih Kurumu Yayınları. 6. T.C. Adalet Bakanlığı Yayınları, Türk Hukuk Tarihi Belgeleri Dizisi: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Hukuk Reformları, 2010. Alıntı..
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
0
3
118
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
KÜRT'LER TÜRKİYE'DE EŞİT YURTTAŞTIRLAR. Ancak kürtler kendi içlerinde eşit değildir. Ağa vardır, Aşiret reisi vardır. Şıh vardır. Birde marabalar vardır.. .Kürtlerin kendilerinin ne istediğini ve özerk bir devlet olarak örgütlenecek olurlarsa nasıl bir denge oluşturacaklarını kestirmek güçtür. Churchill de kişisel olarak Kürtlerin duygularını anlamaya çalışmıştır. İstanbul, Bağdat ve başka yerlerde soruşturmalar yaptırmış, ama temsil yeteneği olan bir Kürt bulma olanağı elde edilememiştir. Hiçbir Kürt'ün, kendi özel kabilesinin dışında hiçbir şey temsil etmediği izlenimi edinilmektedir.” Kaynak: Uğur Mumcu, Kürt İslam Ayaklanması 1919/1925
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
3
11
288
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
@Irmknz Mutlu akşamlar olsun sevgiler..🍁🌼☕️🍃🎋🌹🌺
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
1
0
1
168
Çam Ağacı
Çam Ağacı@Irmknz·
@TOPRAK_2_ Huzurlu mutlu akşamlar diliyorum Deniz 🦋☕🪷🌲✨🌄💫
Türkçe
1
0
0
167
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Eskiden köylerde, her evin 🏠 Üç beş tane büyükbaş hayvanı olurdu... O' hayvanlardan sağılan sütleri de, Bu şekilde 👇 Süt makinesinde, kol gücü ile çevrilip, Sütün yağlı ve yavan kısmı ayrıştırılırdı... Yağlı kısmını yoğurt yapar, hem yerlerdi, Hem de, yayıkta yayıp, tereyağı elde ederlerdi... Sütün yavan kısmı ile de, Çökelek ile ve peynir yapar, tüketirler di... Artık, Ne köylerde hayvan kaldı, Ne de uğraşan...😟
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
5
5
38
2.2K
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
ღ ♡💠 #HUZURLU_AKŞAMLAR 💠 ❥ღ ┏━━╮┊╱▔╲╱▔╲╭━━┓ ╰┳┈╰ 💠 #KEYİFLİ 💠 ┈┳╯ ╰┳▕💠#VAKİTLER💠┳╯ ╰━╲╱╲┈┈ ╱━━╯ ╲╱╲╱ ╲╱ 💠 #Sevgiler ♡ Can Dostlarım. 💠 “Gün biter anılar kalır” Bir deniz kıyısında; Aslında insanı en çok acıtan şey hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünden yaşanmayan mutluluklardır... ~Dostoyevski~
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
4
3
17
177
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Bugün okuduğum bir fikir beni durdurdu: Epiktetos köleydi… ama zihni özgürdü. Çünkü kontrol edemediği şeylerle savaşmadı. Kontrol edebildiği tek şeye odaklandı: kendi tepkilerine. Çoğumuz hayatı,insanları,sonuçları,şartları kontrol etmeye çalışıyoruz. Ama gerçek şu ki: Hayat değil, tepkin seni şekillendirir. Bugün ne yaşıyor olursan ol — kayıp, baskı, belirsizlik… Değişmeyen tek kural vardır: Tepkini kontrol et. Yoksa… yaşadıkların seni kontrol eder. 👉Bugün tek bir şeyi kontrol etseydin… bu ne olurdu?
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
1
5
152
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Eşeği yoldan çıkaran bir yeşil ottur. Toplumsal bazda da bazı insanlar için doğruluktan sapmak, küçücük bir menfaate bakar. İrade, en büyük hazinedir; onu bir tutam "yeşil ota" feda etmemek gerek.
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
1
12
153
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
En korkunç yalnızlık..kalabalıklar içindeyken yaşanır. Çünkü orada insanlar yalnızca kendileri için birşeyler arar ve seni görmezler. Dostoyevski
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
3
22
211
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
"öyle bir tuhafım bu akşamüstü sevgilim sanki canavar götürür gibi İki yanım İki süngü..." Ahmed Arif *** 30 Mart 2026 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Esra Işık'ın Mahkemesi 1 Haziran 2026 tarihine ertelendi!.. Bu kız bir seri katil değil Bu kız bir dolandırıcılık şebekesinin lideri değil Bu kız bir terör örgütü mensubu değil Bu kız bir mafya grubunun elebaşı değil Bu kız doğup büyüdüğü duyduğu toprakları ana ata dede yadigarı ağaçlarını anayasanın kendisine tanıdığı mülkiyet hakkıyla ve silahsız olarak savunan bir yurttaş. Üniversite mezunu sicili temiz bir yurdum insanı. Bir sermayedarın daha da zenginleşmesi uğruna yedi ceddinin ağaç diktiği tohum ektiği toprakların bir imzayla ellerinden alınmasına ve dahi atalarının mezarının sökülmesine ve de evlerinin yıkılmasına karşı durmuştur suçu günahı budur! Kimsenin canına kıymamıştır, kimsenin malına el uzatmamıştır, kimsenin namusuna halel getirmemiştir, kimseye çevir ve şiddet uygulamamıştır. Öyleyse nedir bu yurdunu yuvasını ağacını toprağını börtü böceğin hakkını savunmanın bedeli? Prangalarımız kelepçeleriniz zindanlarınız mı? Zulmünüz artıyor tez zeval olacaksınız ve Esra doğduğu büyüdüğü topraklarda yine gülümseyecek zeytin ağaçlarının arasında!.. Murat Güneş Tohum & Toprak Dostluğu Dünyadan ikiz köylülerin ve Esra'nın mücadelesine her gün yeni yeni destek geliyor... Esra Işık serbest bırakılsın ve bu utanç bitsin ! Selim Sarısoy ***
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
9
24
196
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Söylesene hocam !! Herkesin din kültürü ve ahlâk bilgisi dersi 5 iken . Bu kadar ahlaksız, hırsız nereden çıktı..😞
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
2
17
151
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
2 Mayıs 2026 15:48 Mahfi Eğilmez @mahfiegilmez Yanıtlamamız gereken ilk soru şu: Kapitalizm neden hâlâ ayakta? Üstelik bunca krize, eşitsizliğe ve tartışmaya karşın neden çökmüyor? Bu sorunun peşine düşen herkesin yolu er ya da geç Karl Marx’a çıkıyor. 19’uncu yüzyılda yaşayan Marx, ortaya koyduğu analizlerle sadece kendi dönemini değil, bugünü anlamak için de hâlâ güçlü bir çerçeve sunuyor. Marksizm, özellikle Sanayi Devrimi’yle birlikte ortaya çıkan büyük dönüşümleri açıklamak için geliştirildi. Bu yaklaşımın merkezinde basit ama sarsıcı bir görüş var: Tarihi asıl biçimlendiren şey insanların düşünceleri değil, içinde yaşadıkları maddi koşullardır. Bu bakış açısına göre insanlık tarihi, temelde sınıflar arasındaki mücadelelerin tarihidir. Kapitalist sistemde bu mücadele, üretim araçlarını elinde tutanlarla emeğini satarak yaşamını sürdürenler arasında yaşanıyor. Yani bir yanda az sayıda sermaye sahibi, diğer yanda geçinmek için çalışmak zorunda olan milyonlar. Marx’a göre sorun burada başlıyor. Çünkü kapitalizm doğası gereği eşitsizlik üretir. İşçiler, ortaya koydukları değerin tamamını alamaz; bir kısmı sistematik olarak sermayeye aktarılır. Marx bunu artı değer kavramıyla açıklar. Bugün etrafımıza baktığımızda bu fikri anlamak zor değil: Uzun saatler çalışmasına rağmen geçinemeyen insanlar ve servetini sürekli büyüten küçük bir azınlık. Marksizmin belki de en güçlü yanı burada ortaya çıkıyor: Suçu bireylerde değil, sistemde aramak. Yani mesele kötü insanlar değil, işleyişin kendisidir. Bu yüzden gelir eşitsizliği, güvencesiz çalışma ya da ekonomik krizler tartışılırken Marx’ın adı hâlâ masaya gelir. İşin bir de diğer tarafı var. 20’nci yüzyılda Marksizm adına kurulan bazı rejimlerin otoriter ve baskıcı yapılara dönüşmesi, bu teori açısından en ciddi tartışma alanlarından birini oluşturdu: Teoride güçlü olan bir düşünce, neden uygulamada aynı başarıyı gösteremedi? Bunun yanıtı biraz da bu sistemin uygulandığı ülkelerin yapısında saklı. Marx devrimlerin en gelişmiş kapitalist ülkelerde gerçekleşmesini bekliyordu. Ama tarih farklı ilerledi: Büyük devrimler, Rusya ve Çin gibi bambaşka koşullara sahip toplumlarda ortaya çıktı. Bazı düşünürlere göre Marksizm, toplumu fazlasıyla ekonomik bir çerçeveye indirgiyor. Kültürün, siyasetin ve bireysel tercihlerin rolünü yeterince ele almıyor. Her şeyi ekonomi üzerinden okumak, gerçeğin bir bölümünü gözden kaçırmak anlamına gelebilir. Asıl soru şudur: Marx’ın kapitalizmin çökeceği öngörüsü neden gerçekleşmedi? Bunun en önemli nedenlerinden biri, kapitalizmin sanıldığından çok daha esnek bir sistem olması. Zaman içinde kendini dönüştürmeyi başardı. Ağır çalışma koşulları kısmen iyileşti, sendikalar ortaya çıktı, sosyal güvenlik sistemleri kuruldu. Asgari ücret, işçi hakları gibi uygulamalar sistemi tamamen değiştirmese de daha katlanılabilir hale getirdi. Öte yandan kapitalizm yalnızca üretimle değil, tüketimle de güçlendi. İnsanlar artık sadece kazandıklarıyla yaşamıyor: Kredi kartları ve borçlanma, sistemi daha da derinleştiriyor. Zaman içinde kapitalizm, ilk ortaya çıktığı döneme göre emeğe karşı yaklaşımında yumuşamış olsa da son elli yılda özellikle neoliberal politikalarla birlikte bütün dünyada eskiye dönüş eğilimine girdi: Sendikalar güçsüzleştirildi, işçi hakları daraltıldı. Kapitalizmin son yıllarda yeniden sertleşmeye başlamış olması Marksizmin niçin hâlâ tartışmanın merkezinde olduğunu açıklıyor. Bu yazı Mahfi Eğilmez'in kişisel blogundan alınmıştır
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
1
2
83
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
4 yıldır naaşına ulaşılamadı… Kefensiz, mezarsız, vatan topraklarından uzak… 4 yıldır nerede olduğu bilinmeyen Piyade Üsteğmen Nuri Melih Bozkurt’un aziz naaşı, hâlâ bulunmayı bekliyor. Bütün dağlar, bütün mağaralar, bütün tüneller tek tek aranmalı; şehidimizin naaşı, uğruna can verdiği vatan topraklarına mutlaka kavuşturulmalıdır. Piyade Üsteğmen Nuri Melih Bozkurt 28 Mayıs 2022 | Pençe-Kilit Operasyonu.
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
3
20
56
438
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
16 saatlik iş gününe itiraz edenler vardı. “İnsan gibi yaşamak istiyoruz” dediler. Bunun için hapse atıldılar, coplandılar, kurşunlandılar. Ama geri adım atmadılar. Onların ödediği bedeller sayesinde bugün 8–10 saatlik iş günü, hafta sonu izni, sigorta, kıdem tazminatı gibi haklarımız var. Bu haklar gökten düşmedi. Patronların lütfu hiç olmadı. Hepsi mücadeleyle, direnişle, dayanışmayla kazanıldı. Ama şimdi aynı hikâye yeniden yazılıyor. Dünyanın dört bir yanında devletler ve holdingler, kârlarını büyütmek için emeğin kazanımlarına saldırıyor. Daha uzun çalışma saatleri, daha güvencesiz işler, daha az hak… Ve buna itiraz edenlere yine aynı cevap: baskı, yasak, şiddet. Taksim’de 1 Mayıs’ta alanı doldurmak isteyen işçilere, gençlere, kadınlara saldıran polis; aslında sadece bir kalabalığı dağıtmıyor. O coplar, yılların emeğine, direnişine, alın terine savruluyor. Çünkü biliyorlar: emek bir araya gelirse, haklarını hatırlarsa, bu düzen sarsılır. Devletin şiddetiyle, şirketlerin açgözlülüğü el ele. Biri yolu açıyor, diğeri kârını katlıyor. Ama tarih şunu defalarca gösterdi: Haklar baskıyla değil, mücadeleyle büyür. Ve hiçbir baskı, örgütlü bir halkın iradesinden daha güçlü değildir. Bugün mesele sadece bir meydan değil. Mesele, geçmişten bugüne taşınan bir kavga: İnsan onuruna yakışır bir yaşam mı, yoksa kâr uğruna sömürü mü? Cevap hâlâ sokakta, hâlâ yan yana duranlarda.
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
0
5
70
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Eski zamanların birinde yaşarmış güzel insanlar. Pencerelerden çiçekler, yüzlerden samimiyet, yüreklerden vefa eksik olmazmış.. Her daim birbirini yoklayan, çekinmeden kapısını çaldığın kardeşinden öte komşular. Bende var sende de olsun, bugün bana yarın sana yardımlaşması.. Sokaklarında koşup oynayan çocuklar, domates-biber-patlıcan satan amcalar.. Eski elbiselerini verip yerine mandal,leblebi,keçiboynuzu aldığın eskiciler. Her daim tüten bacalar, minicik evlere dolu dolu misafir sığdıran güleryüzlü teyzeler, sıcacık sarılmalar, içten kucaklamalar. Şimdi bir hayal gibi hepsi. Bir tek o zamanlarda yaşayanların bildiği; öyle uzak,öyle nefessiz. Bir masal gibi.. ~Alıntı~ Özlemle..🦋
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
2
13
155
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
1974 Kıbrıs olayları sırasında Kıbrıslı Türk Ahmet Hergüner, Rum milisler tarafından kaçırıldı. Arkadaşlarıyla kahvede otururken alınıp ıssız bir mağaraya götürüldü ve orada öldürüldü. Cesedi mağaranın içine bırakıldı ve uzun yıllar boyunca kayıp kaldı. Daha sonra mağara dinamitlendi. Patlama sonucu mağaranın tavanında veya duvarında bir delik oluştu ve içeriye güneş ışığı girmeye başladı. Ahmet Hergüner öldürülmeden kısa süre önce evinin bahçesinden topladığı incirleri yemişti. Midesinde kalan incir çekirdekleri, cesedin çürümesiyle toprağa karıştı. Güneş ışığı sayesinde bu tohumlardan biri filizlendi ve zamanla bölgede normalde yetişmeyen bir incir ağacı büyüdü. Yıllar sonra (2011 civarında) bir araştırmacı, o dağlık alanda alışılmadık bir konumda yetişen bu incir ağacını fark etti. Şüphelenerek kazı yapılmasını sağladı. Ağacın altında üç kişinin kemikleri bulundu. Yapılan DNA incelemeleri sonucunda kemiklerden birinin Ahmet Hergüner’e ait olduğu kesinleşti. Böylece yaklaşık 40-44 yıl sonra ailesi onun kemiklerine kavuştu. Bu olay, incir tohumunun adeta Ahmet’e “iz bıraktığı” trajik bir hikâye olarak Kıbrıs kayıpları arasında çok bilinen ve duygusal bir vaka haline geldi. #kıbrıs #türk
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
3
23
63
2.3K
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. | Hz. Ali |
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
3
18
55
1.1K