Uluç

2.7K posts

Uluç

Uluç

@_uluc_

Daima araştırmaya meraklı, her zaman değişimin arifesinde, mutluluğun güzelliğini yaşamaya çalışan optimist birisi

Türkiye / Manisa शामिल हुए Haziran 2024
172 फ़ॉलोइंग287 फ़ॉलोवर्स
पिन किया गया ट्वीट
Uluç
Uluç@_uluc_·
Kendimi yeterli hissettiğimde yeni yazılar yayınlayacağım; sanat bilim felsefe ve Kur'an bütünlüğünü ele alan blog sayfama, inanan-inanmayan herkesi beklerim. bilgininatlasi.blogspot.com/?m=1
Türkçe
1
1
7
5.6K
Uluç
Uluç@_uluc_·
@fkadev Kafa gitmiş. Yılmaz: Sendeki bu güç hevesi bizim ağzımıza sıççççtıııı..... ersoy: Ben hayatta tek bişey istedim ya tek bişey isteim ya yılmaz: tek bir şey istedin o da herşey....
Türkçe
0
0
0
67
Uluç
Uluç@_uluc_·
Burada yanıldığın nokta şu ki, bu mesele basit bir rivayet zinciri değil. Yani biri bir şey uydurmuş, sonra öteki ondan almış, sonra bir başkası onu tekrar etmiş gibi düz bir zincirden bahsetmiyoruz. Kaynakların yaptığı şey "vallahi billahi İsa vardı" diye özel olarak İsa’nın varlığını ispatlamaya çalışmak da değil. Tam tersine, başka olaylardan bahsederken İsa’yı ve onun çevresini tarihsel bir referans noktası olarak kullanıyorlar. Tacitus, Josephus ve Pavlus aynı türden kaynaklar değil; aynı çevreden, aynı amaçla, aynı teolojik motivasyonla yazılmış metinler de değil. Bu yüzden bunları "sonradan kurulmuş sahte rivayet zinciri" diye tek kalemde silmek bana ciddi bir tarihsel analiz gibi gelmiyor. Eğer elimizde sadece içeriden birbirini tekrar eden kapalı bir anlatı olsaydı, eleştirin çok daha güçlü olurdu. Ama burada mesele o kadar basit değil. Ayrıca arkeolojik bir verinin olmaması, bir kişinin doğrudan yok sayılması anlamına gelmez. Antik tarihçilik çoğu zaman dolaylı kanıtlarla çalışır. İnsan zihni burada sadece "somut belge var mı yok mu?" diye bakmaz. Kaynakların yakınlığına, bağımsızlığına, tutarlılığına, çelişkilerine, açıklama gücüne ve hangi teorinin daha makul olduğuna bakar. Tarihin ciddi bir bölümü zaten bu şekilde kurulur. O yüzden "İsa’nın ilahî olduğuna inanmıyorum" demek başka bir şey; “İsa diye tarihsel bir kişi bile yoktu, bütün kaynaklar geriye dönük kurgu” demek bambaşka ve çok daha ağır bir iddia. Böyle bir iddiayı savunacaksan sadece “birinci elden arkeolojik belge yok” demek yetmez. Nasıl oluyor da farklı kanallardan gelen erken tanıklıkların tamamı aynı tarihsel çekirdeği üretiyor, bunu da açıklayabilmen lazım. İnanmayabilirsin, ama gerçekten çok zorlama. Bunun bir üst seviyesi neredeyse "Mekke diye bir yer yoktu" demeye varacak. Bir de tarihte bir kişinin gerçekten var olup olmadığı başka seviye bir iddiadır, o kişinin kişiliği, sözleri, olayların detayları veya ona atfedilen anlatıların doğruluğu bambaşka bir seviyedir. Eğer mesele tek bir kişinin aktarımından ibaret değilse, bir figürün tarihsel olarak var olmuş olması çoğu zaman hiç var olmamış olmasından daha makul kabul edilir. Mesela ben Kur’an merkezli düşünen biriyim; hadislerde yer alan rivayetlerin çoğunun yalan, sorunlu veya saptırılmış olabileceğini düşünüyorum. Ama bu, hadislerden bildiğimiz Peygamber’in veda hutbesi için "aslında hiç var olmadı" diyebileceğim anlamına gelmez. Hutbenin tarihsel olarak yapılmış olması bir seviye, hutbede tam olarak ne söylendiği başka bir seviye, o sözlerin en ince detayına kadar doğru aktarılıp aktarılmadığı ise daha da mikro bir iddia seviyesidir. Umarım anlatabilmişimdir.
Türkçe
1
0
0
35
Yasin
Yasin@YasinVeraEdiz·
@_uluc_ @fatihguner ortada İsa'ya dair birinci elden hiçbir somut bulgu yok!
Türkçe
1
0
0
37
Fatih Güner —— komunite.com.tr
Hristiyanlık dininin tamamen insanlar tarafından yazıldığı tarihsel bir gerçek. Hz. İsa isminde birinin dünyaya ayak bastığına dair hiçbir tarihsel bulgu da yok. Dolayısıyla Papalık'ın insanlığın geleceğine dair ortaya koyduğu ilahi vizyonun bir değeri yok. Bir hikaye olarak ele alınabilir, çünkü genel olarak dini anlatıların tamamı hikayedir. İslam dininin Papa-benzeri bir figürü olsa, onun yapacağı açıklama daha değerli olurdu. En azından Hz. Muhammed'in gerçek bir insan olduğunu ve yaşadığını biliyoruz, tarihsel bulgular ortada. Kısacası, AI ile dini anlatıyı bir araya neden getirdiklerini oturup iyice düşünmek lazım.
Pope Leo XIV@Pontifex

Humanity, created by God in all its grandeur, is today facing a pivotal choice: either to construct a new Tower of Babel or to build the city in which God and humanity dwell together. In Jesus Christ, this humanity in its grandeur becomes the Way, the Truth and the Life, opening the path for each of us to grow toward fullness. #MagnificaHumanitas vatican.va/content/leo-xi…

Türkçe
29
1
17
15.9K
Uluç
Uluç@_uluc_·
@ersinkoc @ozgeonlinetr Yani okumadım dediğine göre imza atmayı bilmiyor olabilir parmak da kabul :D
Türkçe
2
0
0
36
ozgeonline
ozgeonline@ozgeonlinetr·
Aynı konular üzerinde yıllarca çalışıp, o alanla alakalı bilgi sahibi olmanız sizi zeki biri yapmaz. Yıllarca çalıştığı alanı bilen bir kişi yapar. Ee bi zahmet :)
Türkçe
1
0
24
1.7K
Uluç
Uluç@_uluc_·
@kadiralkanresmi Geçen hanım bi kaza yaptı millet yapay zeka sandı ahahaha 🤣🤣🤣🤣🤣
Türkçe
0
0
10
1.9K
Kadir Alkan
Kadir Alkan@kadiralkanresmi·
kahkaha attım dsjdjdkdkdkd
Türkçe
33
200
3.9K
267.9K
Uluç
Uluç@_uluc_·
@luds061 @Ataritacom Ben steam'den altım ve ekleme yapmadım direkt türkçe. Ki zaten böyle lanse edildi ama başka platformlarda özel bir durum varsa bilemem.
Türkçe
0
0
0
30
Atarita 🏰
Atarita 🏰@Ataritacom·
Forza Horizon 6'da çok ilginç bir hata varmış 🤡
Türkçe
8
11
1.5K
240.5K
Sırt ağrısı
Sırt ağrısı@luds061·
@Ataritacom şu salak oyuna bi türkçe yama kurmadım biraz ingilizce akıtayım dedim de baya komplike
Türkçe
1
0
3
3.7K
Uluç
Uluç@_uluc_·
@cfrodit777 Misina: tamam da ben ne alaka
Uluç tweet media
Türkçe
0
0
1
23
bisey dicem
bisey dicem@cfrodit777·
eskiden fake misin derlerdi simdi yapay zeka misina döndü
Türkçe
2
0
26
761
Uluç
Uluç@_uluc_·
@oguzergin Özellikle şu cümle beni bitirdi: "Sayın Cumhurbaşkanımız, her zaman olduğu gibi öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın beklentilerini hassasiyetle gözetmiştir." Bu hassasiyet beni çok duygulandırıyor. Ülke bu hassas kalplerle devam ediyor...
Türkçe
0
0
0
100
Uluç
Uluç@_uluc_·
Argümanın kendisi tek başına zayıf ama. Benzer bağlamlarda anlam değişimi yaptırıcak şekilde kelime seçimi yapılıyorsa o zaman dediğiniz doğru. İligli ayetlerde zaten bu anlamlar gayet uygun değil mi? Ki bu görselde kelimeler birbirine çok yakın anlamlarda değil mi? Sadece Secde ile Mürselat surelerinin ayetlerinde direkt aynı konsepti anlatıyor türkçede iki farklı kelime seçilmiş fakat yine de bu kelimeler eş anlamlı denebilecek kelimeler. Örnek yanlış bir örnek olmuş sanki, yoksa ne dediğinizi anladım.
Türkçe
1
0
1
26
Recep YILDIZ
Recep YILDIZ@rcpyldzm·
Kuran’da geçen bir kelimeye 3 farklı anlam verilmesi, kelimelerin mevazıından kaydırılmasıdır.
Recep YILDIZ tweet media
Türkçe
1
0
1
63
Uluç
Uluç@_uluc_·
Gerçekten çok tehlikeli bir konu. Açığı buluyorsa yamasını yapacak kapasitede değil mi? Bu sıkıntı. İşin daha kötüsü bu kadar fazla açığı hızla yamamaya çalışırken hatalı iş olasılığı da aryıyor zira artık ekstra baskı var yazılımcıların üzerlerinde. Ya da yamasalar bile bir şeyi düzeltirken başka şeyi bozma ihtimali de hep var. Bakalım bu konu nasıl aşılacak.
Türkçe
0
0
1
102
Mehmet
Mehmet@xenit_v0·
Anthropic dün Project Glasswing'in ilk sonuçlarını yayınladı. Claude Mythos Preview, 50'den fazla partner kuruluşla birlikte çalışarak bir ayda **10.000'den fazla kritik veya yüksek önem dereceli güvenlik açığı** buldu. Bulmak ne kadar sürüyor biliyor musunuz? Bir dakika bile değil. Sistem sadece Firefox 150'de 271 açık buldu bir önceki model Opus 4.6'ya göre 10 kat fazla. Cloudflare kendi kritik sistemlerinde 2.000 açık buldu (400'ü kritik/high). Şimdi asıl sorun bambaşka: Bulunan açıkları doğrulayacak, raporlayacak ve yamayacak **insan** bulamıyoruz. Şöyle düşünün: Mythos bir açığı bulup exploit'ini yazıyor bu işlem 60 saniye. O açığın yamasını yazıp dağıtmak ortalama iki hafta. Aradaki fark o kadar büyük ki açık kaynak bakımcıları Anthropic'e "yavaş olur musunuz, yetişemiyoruz" diye rica ediyor. Doğrulama tarafına bakalım: Mythos'un bulduğu 6.202 kritik/yüksek seviye açıktan 1.752'si bağımsız güvenlik firmaları tarafından titizlikle incelendi. %90.6'sı gerçek pozitif çıktı. Yani neredeyse her bulduğu gerçek bir güvenlik açığı, yalancı sinyal değil. wolfSSL kriptografi kütüphanesinde bulduğu açık (CVE-2026-5194), bir saldırganın banka web sitesini birebir kopyalamasına izin verebilecek seviyede. Ben burada yazılım güvenliğinde bir çağ değişimi görüyorum. On yıllardır "keşke açıkları daha hızlı bulsak" diyorduk. Şimdi "keşke yamaları daha hızlı yayınlayabilsek" diyoruz. Bu, sorunun çözüldüğü değil, sorunun **katman değiştirdiği** anlamına geliyor. Yeni sorun: bulma hızı ile yama hızı arasındaki makas. AI açığı saniyelerde buluyor, insan haftalarda yamıyor. O makas açıldıkça, savunmacıların değil saldırganların işine yarıyor. Anthropic'in yayınladığı açık kaynak güvenlik açığı panosu bu makası gösteriyor: bulunan, doğrulanan, raporlanan ve yamalanan açık sayıları arasındaki uçurum. 530 kritik açık raporlanmış, sadece 75'i yamalanmış. kaynak: anthropic.com/research/glass…
Mehmet tweet media
Türkçe
3
7
27
4.3K
Uluç
Uluç@_uluc_·
#theboroughs dizisini bitirdim. Alfred Molina'yı görünce bi hevesle başladım. Eh işte deyip biraz merakla başladım. Oyunculukları da ilk başlarda çok beğendim ama sonra dizi o kadar hiçbir şey anlatmamaya devam etti 10 yaşında birinin zekasıyla yazılarak tamamen klişelerle bir iş yaptı ki sırf bitirmek için bitirdim. 3/10 veriyorum. Oturmuşlar 3 günde senaryo yazmışlar. Stranger Things de 3. sezonla birlijkte zaten matah bir şey değilken çöpe dönmüştü, aynı yaratıcılardan yaratıcılık beklemek benim hatamdı. IMDB puanı 7.5-8 arası almış. Hakikaten insanların kalite algısı yerlerde.
Türkçe
0
0
1
206
Uluç
Uluç@_uluc_·
Bence Sâffât 102-105 arasındaki kıssa, çoğu zaman fazla yüzeysel okunuyor. Mesele sadece “Allah İbrahim’e oğlunu öldürmesini emretti mi, etmedi mi?” sorusuna sıkıştırıldığında, metindeki çok önemli bir incelik kaçıyor. Burada senin dikkat çektiği noktanın bir kısmı bana da doğru geliyor: Allah doğrudan “masum birini öldür” diye emir vermiyor. Zaten Allah’ın masum bir kişiyi haksız yere öldürmeyi emretmeyeceğini düşünüyorum. Fakat buradan hemen “O hâlde bu olayda ilahî bir yönlendirme yoktur, sadece sıradan bir rüyadır” sonucuna gitmek de eksik kalıyor. Çünkü metin, İbrahim’in gördüğü rüyayı sıradan bir psikolojik görüntü gibi değil, peygamberî bir imtihan bağlamında sunuyor. Bana göre burada en kritik ayrım şu: Allah İbrahim’e oğlunu öldürmeyi değil, rüyada gördüğü sahneye sadakat göstermeyi murat ediyor. Yani imtihan, fiilin sonucunda değil; İbrahim’in teslimiyetinde, niyetinde ve o noktaya kadar gelmesinde gerçekleşiyor. Nitekim İbrahim oğlunu yere yatırıp eyleme yöneldiği anda müdahale geliyor ve “Ey İbrahim! Sen rüyayı doğruladın” deniyor. Bu ifade çok belirleyici. Çünkü rüya eğer gerçekten oğlunun ölümüyle sonuçlanıyor olsaydı, o anda “rüyayı doğruladın” denmesi mantıken eksik kalırdı. Henüz rüya tamamlanmamış olurdu. Demek ki rüyanın gerçekleştirilmiş sayıldığı nokta, öldürme eyleminin tamamlandığı nokta değil; İbrahim’in onu gerçekleştirmeye yöneldiği teslimiyet noktasıdır. Bu yüzden “Allah öldürmeyi emretti” demek bana göre metnin inceliğini kaçırıyor. Daha doğru ifade şu olur: Allah, İbrahim’i öldürme sonucuna ulaştırmadan, öldürmeye yönelme noktasında sınadı. İbrahim’in sadakati ve teslimiyeti ortaya çıktıktan sonra da Allah fiilin gerçekleşmesine izin vermedi. Bu, hem ilahî imtihanı koruyor hem de Allah’ın masum bir canın haksız yere öldürülmesini murat etmeyeceği ilkesini ihlal etmiyor. Bu noktada Mehmet Okuyan’ın yaptığı yorum bana oldukça isabetli geliyor. “Rüyayı gerçekleştirdin” ifadesi, rüyanın sınırını gösteriyor. Rüya, oğlun gerçekten öldüğü noktada değil; İbrahim’in onu kurban etmeye yöneldiği noktada tamamlanıyor. Dolayısıyla Allah’ın muradı, ölüm sonucu değil, teslimiyetin açığa çıkmasıdır. Burada Kehf Suresi’ndeki Musa-Hızır kıssasıyla yapılan itiraz da dikkatli ele alınmalı. Bazıları “Geminin delinmesi ve çocuğun öldürülmesi örnekleri varken, Allah neden böyle bir şeyi emretmiş olmasın?” diye düşünüyor. Fakat bu iki bağlam aynı kategoriye konmamalı. Kehf kıssasında geminin delinmesi, gemi sahiplerini zalim bir kralın gaspından korumak için açıklanır; çocuk meselesinde de ileride anne babasına azgınlık ve inkârla büyük bir zarar vereceği bildirilen özel bir bilgi bağlamı vardır. Yani orada sıradan insan bilgisinin ötesinde, özel vahyî bilgiye dayanan istisnai bir müdahale anlatılır. Sâffât kıssasında ise mesele, ileride kötülüğü kesinleşmiş birinin cezalandırılması değil; görünürde masum olan bir evlat üzerinden İbrahim’in teslimiyetinin sınanmasıdır. Bu yüzden bu iki kıssayı aynı etik kategoriye koymak hatalı olur. Doğru ayrım bence şudur: Bilinen ve kesinleşmiş büyük bir kötülüğün önlenmesi başka bir meseledir; masum birine haksız yere zarar vermek başka bir meseledir. Kehf kıssası birincisine, İbrahim kıssası ise imtihan bağlamında ikincisinin gerçekleşmeden durdurulmasına örnektir. Bu nedenle İbrahim kıssasında Allah’ın hedefi ölüm değil, teslimiyetin açığa çıkmasıdır. Sonuç olarak bana göre Sâffât 102-105’teki incelik şudur: Allah İbrahim’e masum bir canı öldürmeyi emretmemiştir; fakat onu, böyle bir eyleme yönelme noktasına kadar getirerek teslimiyetini sınamıştır. Tam da bu yüzden müdahale öldürmeden önce gelir ve “Sen rüyayı doğruladın” denir. Bu ifade, rüyanın ölümle değil, teslimiyetin fiilî eşiğine gelinmesiyle tamamlandığını gösterir. Buradaki derinlik de bana göre tam olarak burada yatıyor: Allah öldürmeyi değil, teslimiyeti murat etmiş; sınavı can alınmadan tamamlamıştır.
Türkçe
0
1
0
101
Hubeyb Öndeş
Hubeyb Öndeş@Hubeyb_027·
Allah ibrahim peygambere oğlunu kurban etmeyi emretti mi? Eğer Allah kötülüğü emretmezse, bu olay da -tartışmasız bir şekilde- kötülükse, neden böyle bir anlatı kuranda var?
Türkçe
62
8
58
8.8K
Uluç
Uluç@_uluc_·
Çelişki şu: Kılıçdaroğlu Erdoğan’a çalışıyordu ya da ondan farkı yok diye o zaman yaygara koparanlar, eğer gerçekten durum buysa, geri adım atmasını mı beklediler muhalefete muhalefetlik yaparak? Yaklaşık yüzde 48 oy aldı (eğer oylar çalınmadıysa, o da ayrı mesele). Şimdi bu yüzde 48’lik oy kime yönlendirilecekti bu kadar karşı olanlar tarafından? Benim en sinir olduğum nokta buydu. Yahu gerçekçi değillerdi. Muhalefete muhalefet edeceklerine yüzde 51’e çıkartabilirlerdi. Zamanında koalisyon ile de AKP gidecekti; kim engel oldu? Bahçeli. 6’lı masada kim son dakika “ben yokum” dedi? Meral. Sinan Oğan’ı da gördük. Tüm bunlar ortadayken hâlâ bilmişlik taslamaları beni bitiriyor. Sanki siyasette tüm dünya melek de sadece Türkiye’de CHP kötü. Özel geldi, ona da sövüp durdular. Belki de düşmanı biraz biz yaratıyoruzdur? Yanlış anlaşılmasın, bugün kılıçdaroğlu kesinlikle hainlik yapmıştır bir daha en ufak destek olmayı geçtim adını bile anmam. Burada onu övdüğüm falan asla yok. Kimse babamın oğlu değil. Ben biraz gerçekçi ve pragmatik olamayan ve sonunda "ben demiştim"den başka hiçbir fayda dönüştüremeyen ama sanki dönüştürebilecekmişçesine konuşanlara kızıyorum. Dünya güllük gülistanlık değil ve olmayacakta.
Türkçe
3
0
7
356
Duyk
Duyk@duyguddlgr·
Hafızalar zayıf malum, tazeleyelim: 1. Seçmenin aday belirleme gücü yoktu. Hiçbir zaman olmadı. Son yıllardaki değişim hareketleri ve sosyal medya, böyle bir gücünüz olduğu ilüzyonu yarattı sadece. 2. İnce aday olurken de, KK aday olurken de bu geçerliydi. Kimse seçmene sormadı. 3. "KK'ya oy verdiniz" diyenlerin de pusulada AKP dışı bir alternatifi yoktu, herkesi kendiniz gibi hafızasız sanıyor olabilirsiniz ama göz göre göre Sinan Oğan'a oy verdiğinizi de unutmayın. 4. CHP, kendi içinde bir özeleştiri verdi ve bir değişim sürecine girdi zaten. Bunu yapan diğer parti ise İYİP oldu. 5. Altılı masa, "kısa süre yönetecek bir başkan ve parlamenter sisteme dönüş" sözü vermişti. Bu yönde bir strateji izlemişti. Tüm hareketin çekirdeği buydu. Kurulan strateji buyken ne hikmetse Akşener başbakanlığı alıp bir de 2-3 yıl sonra siyasi kariyeri bitecek bir koltuğa İmamoğlu'nu aday göstermek istedi. Akşener neden bizzat kendi kurduğu stratejiye aykırı hareket etti? Neden 2-3 yıl sonra emekliye ayrılması beklenen bir pozisyona CHP'nin en güçlü adaylarını öneriyordu? Madem Akşener çok muteber bir insan, neden en başta bu stratejiye karşı durmadı? "Boşver parlamenteri, başbakanlığı, kazanacak adayı bulalım önce" demedi? 6. Kimse KK'yı "20 sene bizi yönetir mis gibi adam" diye desteklemedi. "2-3 sene sonra emekli olacak, olmazsa biz indiririz" diyerek oy verildi bu adama. Zaten başaramadığı noktada partiden gönderildi. Oturduğu başka koltuktan da gönderilirdi. Kolay olmazdı elbette ama ne kolay ki zaten? 3-5 fanatik farklı şeyler söyledi diye bunu %48'lik seçmene mâl etmeye çalışmaya gerek yok. 7. Vatansever ve demokrat kanat benim parçası olduğum 15 senedir, olmadığım 250 senedir demokrasiye öyle ya da böyle sahip çıkıyor. Ne hikmetse bu blok kadar eleştirilen kimse de yok. 30 sene öncenin hesabı da bu insanlara soruluyor. Artık "yeter" deyip özeleştiri vermeyi bırakıp sktir etmemiz gereken günlere geliyoruz. Çünkü biz özeleştiri verdikçe bunlar susmak yerine 50 sene öncenin de, 250 sene öncenin de hesabını bize soruyorlar. Artık Sinan Oğan'a oy vermiş ve bununla ilgili parti liderine hesap bile soramamış insanlardan akıl dinlemeye lüzum yok. 8. Kimin neye inandığının hesabını yapacaksak, sizler de "yenemediğin düşmanı kontrol edecen kardom" laflarına inandınız. Oğan MHP'nin yerini alacak sandınız. Aha bak kontrol ediyo şimdi:) 9. Biz, hepimiz 250 yıldır akan nehrin birer damlasıyız. Varacağımız yere de elbet varacağız. İstediğiniz kadar inkar edin, görmezden gelin, hepimiz 250 senedir olduğu gibi, aynı amaca hizmet etmek için çalışıyoruz. 10. Yurt dışından "demokrasi bitti", "CHP öldü" diye size akıl verenler dostunuz değildir. Yapmanız gereken bir şey olduğunu düşünüyorsanız, yapın. Yoksa da yapmayın. Yaptığınızı da önce kendiniz, sonra memleketiniz için yapın.
Türkçe
3
33
242
14.7K
Uluç
Uluç@_uluc_·
Chatgpt ye thinking konusunu 3 kademeli ve anlaşılır olarak süre bazlı arayüzde belirtmişler. Güzel fikir aslında.
Uluç tweet media
Türkçe
0
0
0
27
Uluç
Uluç@_uluc_·
Öncelikle aşağıda yazdıklarımı "zeytinyağı gibi üste çıkmak" olarak okuyacaklar için söylemeliyim, bu bir eleştirel değerlendirme amacı taşır. Ad hominem yapmak dünyanın en kolay şeyi. (Fatih bey, bu giriş paragrafını size özel yazmadım) Başlayalım: Öncelik burada iki ayrı şey aynı kefeye konuyor. Bugün Kılıçdaroğlu’nun tavrı bana göre açıkça haince ve ahlaksızca bir tavırdır. Bunu yumuşatmaya gerek yok. Ama bugünkü bu hüküm, üç yıl önce Kılıçdaroğlu’na verilen pragmatik desteğin otomatik olarak hatalı olduğu anlamına gelmez. O dönem Kılıçdaroğlu, muazzam bir lider olduğu için desteklenmedi. Aday belli olduktan sonra, eldeki tek gerçekçi muhalefet seçeneği olduğu için desteklendi. Aday açıklanana kadar Mansur Yavaş mı olmalıydı, Ekrem İmamoğlu mu olmalıydı, başka biri mi olmalıydı; bunların hepsi tartışılabilirdi. Ama aday kesinleştikten sonra mesele artık ideal aday aramak değil, mevcut aday ile iktidarın devamı arasında tercih yapmaktı. Bugünden geçmişe bakıp “biz zaten biliyorduk” demek çoğu zaman geriye dönük kesinlik yanılsamasına dönüşüyor. Bir şeyi sezmiş olmak başka, o gün yeterli argümana sahip olmak başka şeydir. Daha da önemlisi, bugünkü tavır geçmişte de aynı açıklıkta, aynı bilinçle ve aynı seviyede var olduğunu kanıtlamaz. Evet, Kılıçdaroğlu’nun karakter ve liderlik zaafları o gün de görülüyordu. Ama buradan doğrudan “o zaman da bugünküyle aynıydı” sonucuna atlamak yanlış okumadır. Belki de bugün gördüğümüz şey, zamanla yenilgi, hırs ve hazmedememenin ürettiği bir savrulmadır; hatta bir yönüyle kendini gerçekleştiren kehanet gibi de okunabilir. Kısacası bugünkü Kılıçdaroğlu tavrını haince bulmak, geçmişte verilen pragmatik desteği zorunlu olarak çelişkili yapmaz. Asıl hata, o günün şartlarıyla bugünün açık tablosunu aynı şeymiş gibi okumaktır.
Fatih Koparan@ifkoparan

3 sene önce Kılıçdaroğlu diyenler zeytin yağı gibi üste çıktı. Utanmasalar siz Kılıçdaroğlu'nu istiyordunuz diyecekler.

Türkçe
0
0
1
94